Çok Komik Bir Salgın – Vassilis Papatheodorou

çok komikHikâye bu ya, günün birinde Surlandia adlı ülkede, esrarengiz bir salgın baş gösterir. Ne salgını mı?.. Bir gülme salgını! Surlandia’nın insanları günün birinde ortada hiçbir neden yokken kahkahalar patlatmaya başlar ve kendilerini tutamazlar bir türlü. Bu durum Prens Horatios’u pek öfkelendirir; otoritesine yönelik bir ihanet saydığı bu gülme salgınını durdurmak için elinden geleni yapar. Peki, işe yarar mı?..

Öğretmen Yorumu:

“Gülmenin yasaklandığını düşünseniz… Eminim bu yasağa şimdi siz de gülüyorsunuzdur! Evet, gülmenin yasak olduğu bir ülke, buna rağmen ısrarla gülmeye devam eden bir halk ve bunun sebebini bir türlü görmek istemeyen bir prensin inanılmaz savaşını anlatıyor bu kitap. Son gülen kim olacak sizce?”
-Deniz Şahin – Türkçe Öğretmeni-
(Tanıtım Bülteninden)

Herkes gülüyor, prens kızıyor – ÖMÜR KURT
Yirmi birinci yüzyılın George Orwell’ı ile tanıştınız mı? Tanışmadıysanız mutlaka tanışmalısınız. Onun adı Vassilis Papatheodorou. En az Hayvan Çiftliği kadar akıcı, 1984 kadar derin bir roman yazmış, Kelime Yayınları’da dilimize kazandırmış. Yetişkinlerin de ilgi ve merakla okuyabilecekleri bir ilkgençlik romanı bu…

Papatheodorou’nun anlattığı hikâyeye göre bir gün bir ülkede “çok komik bir salgın” yayılır ve herkes aniden gülmeye başlar. Herkes bir gülme hastalığına yakalanmış gibidir. En azından ülkeyi yönetenler tarafından öyle adlandırılır.

Ülkenin Prens’i ve ona her konuda akıl veren Sekreter’i, bakanlar, devlet görevlileri, hızla yayılan bu salgın için önlemler almaya başlarlar. Önce ağır vergiler koyarlar. Ağır vergiler konulurken bahane hazırdır: “Herkesin paralarını vatan için, ülkenin iyiliği için verdiğini hissetmesini sağlamalıyız.” Fakat bu vergilerin altında ezilen halk daha çok gülmeye başlar.

Oysaki Prens ve adamları halkın eski zamanlardaki gibi mutsuz olmaları ve ağlaşıp durmaları gerektiği konusunda ısrarcıdır. Çünkü “Ancak o zaman onlara ne iyilik yaptığımızı anlayabilirler. Aksi takdirde onları mutlu etmek için bunca çabalayarak yorulmamızın ne manası olur?” düşüncesindedirler. Daha sonra yüzlerce sivil polis görevlendirilir. Amaçları, gülenleri tespit etmektir. Gülmeye devam edenler tutuklanır ve hapse atılır; fakat ellerine kelepçe takılan insanlar daha çok gülmeye başlar.

Yollar, evler, okullar, hastaneler, her yer kahkaha atarak gülen insanlarla doludur. İnsanlar ne kadar çok gülüyorsa, hükümet de o kadar çok surat asıyordur. Ağır önlemler devam eder ve Prens artık dayanamaz: “Ellerinde neleri var neleri yok aldık, bu insanlar hâlâ nasıl sersem sersem gülmeye devam edebiliyorlar?”, “Mizah bir ülkenin ve benim en başta gelen düşmanımdır.”

Basın her zamanki gibi devreye girer. Gülme salgınının günlük hayata yönelik sakıncalarını göstermeye başlar. Yeni dramlar ve yeni kahramanlar yaratır. Gülme olayı Prens ve adamları tarafından bir “hastalık” olarak tanımlanmıştır ve basın da bu olaya “gülme illeti” adını vermiştir. Prens, “gülme illeti”ne son vermek için danışmanlarının sözlerini harfiyen uygular. Vergiler koymuş, herkesin ağlaması için sokaklara soğanlar atmış, törenler ve ayinler düzenlemiş, annesini bile televizyona çıkartıp konuşmalar yaptırmış ama hiçbir şey bu olanları durdurmamıştır.

Gülme salgını bir türlü sona ermez. Sonra ülkede olağanüstü hal ilan edilir ve gülmek tamamen yasaklanır. Bu nedenle fıkralar, şakalar ve espriler de yasadışı ilan edilir. Tüm ispiyoncular ise devlet tarafından ödüllendirilir. İçinde Surlandia ağıtlarının olduğu CD’ler halka dağıtılır. Her yerde anonslar yapılır: “Gelin hep birlikte mutsuz olalım! Mutsuz olun!”

Tüm bu baskı ve yasaklar ülkede birçok el altı ilanının basılmasına, gizli gülme partilerinin düzenlenmesine, yasadışı gazeteler dağıtılmasına ve kaçak radyo yayınlarının yapılmasına sebep olur. Bu ise Prens ve adamlarını daha da öfkelendirir ve Prens’in Sekreter’i bir öneride daha bulunur. “Efendim, Surlandia’da yaşanan bütün sıkıntıların suçunu Tanzaya’ya atacağız ve onlara savaş ilan edeceğiz. Böylece bu sıkıntılardan kurtulacağız.” Sonuç olarak yoktan yere suçsuz bir ülkeye savaş ilan edilir. Fakat olaylar yine sona ermez ve ülkede bir yangının başladığı haberi saraya ulaşır. Bu yangın tıpkı gülme salgını gibi tüm ülkeyi sarar. Prens’in sarayının yakınındaki binalara kadar ulaşır. Prens ise sarayını kurtarma derdindedir, ülkeye ne olduğu pek umurunda değildir. Ancak yapayalnız kalmıştır. Sekreter’ini işten kovar, tüm görevliler kaçar. Sonra da balkona çıkıp halka açıklama yapma gereği duyar. İşte bu anda, o da gülmeye başlar. Bir sessizlik anında bir çocuğun balonu patlar. Bu ülkedeki büyük karmaşanın fitilini ateşler ve korkan bir polis havaya ateş açar. Sonra diğer polisler de ateş etmeye başlar. İnsanlar ölür. Herkes derin bir sessizliğe bürünür. Papatheodorou hikâyenin sonunda altın vuruşu yapar ve okuru hiç beklemediği yeni bir dizi olayla ve büyük bir şaşkınlıkla karşı karşıya bırakır.

Bu kitap, günümüz çocukları için bir düş gücü iksiri, yetişkinler için ise anı defteri olacak. Okuyun, okutun…

(25.09.2015 http://kitap.radikal.com.tr/)

Kitabın Künyesi
Çok Komik Bir Salgın
Vassilis Papatheodorou
Kelime Yayınları / Çocuk Kitapları Dizisi
Türkçe
112 s. — 2. Hamur– Ciltsiz — 14 x 20 cm
İstanbul, 2015
ISBN : 9786054969180
Resimleyen : Petros Bouloubasis
Editör : Ahu Ayan, Muzaffer Samur
Çeviri : Fulya Koçak

Yorum yapın

Daha fazla Çocuk Kitapları
Amcam ve Ben / Restoran Macerası – Genç Osman Yavaş

"Yine o güzel günlerden biriydi. Amcam beni bizimkilerden almaya gelmiş, gezmeye götürmüştü. Bu gezilerin en güzel yanı, başka kimselere anlatmadığı...

Kapat