Dante Alighieri ‘nin Hayatı

Dante denince ilk akla gelen isim belki de onun sonsuz bir aşk ile bağlandığı Beatrice’dir. Dante eserini sevdiği kadın olan Beatrice’ye adamıştır. Şövalyelik idealinin ve törelerinin büyüsüne kapılan Dante, güzelliğin ve doğrunun arayıcısıdır. Aşk duygusu onda felsefi ahlâk ve din konularında araştırmaya dönüşmüştür.
Floransalı küçük bir soylu aileden gelen Dante, sadece İtalyanca’nın birinci ve en büyük şairi değil, aynı zamanda bir filozof, bir ilâhiyatçı, etkili bir politikacı ve papalarla krallara karşı çıkmış, coşkun bir kalem tartışmacısı idi.

Modern Avrupa ve İtalya için önemli bir figürdür ve İtalya’daki demir 2?’ların tura tarafında, Dante’nin resmi vardır.

Yazar, gerçek bir «kutsal şiir» olan İlâhi Komedya’da, büyük Latin ozanı Vergilius eşliğinde, öteki dünyaya hayali bir gezi yapar. Cehennem’e indiğinde, orada kendilerine korkunç işkenceler uygulanan bir kalabalık görür. Araf ise daha iç açıcı değildir. Buna karşılık Cennet’te her şey müziğe ve ışığa boğulmuştur. Dante orada mutluluğun temsilcisi olan Beatrice’i bulur ve Beatrice onu Tanrı’ya götürür. Bu güçlü ve yüce eser, hem bir hikâye, hem de insanlığın geçmişi üzerindeki düşünceleri içeren bir felsefe kitabıdır. Ve İtalyan edebiyatında, bir tür kutsal kitap, «kitaplar kitabı» sayılır.
Dante, İlahî Komedya’yı sürgünde olduğu 1304-1321 yılları arasında yazdı. Sözünü ettiği zaman 1300 yılı baharıydı, Paskalya günleri. Dante tam 35 yaşındaydı (O günlerin ölçüsüyle, hayat yolculuğunun da tam ortası.)

Şair, Cehennem bölümünde, Birinci Şarkı’nın dizelerinde,
Hayat yolumuzun orta yerinde / Karanlık bir ormanda buldum kendimi
diyor. Bundan ötesi boşluk ve yokluk. Yani ilahî yolculuğun başlangıcıdır.

Rus edebiyatının değerli yazarlarından Gogol, ?Ölü Canlar?ı, Dante?nin İlahi Komedya?sından yola çıkılarak kaleme almış ve grafiksel görüntü olarak düz yazı biçiminde, içerik olarak da Rus öğelerle donatılmış çok başarılı bir poema denemesi olarak görülür. Ve böylece biçim açısından yaptığı en önemli denemesini Ölü Canlar adlı eserinde gerçekleştirir.

CAHİT SITKI TARANCI’NIN “35 YAŞ” ŞİİRİ
Yaş otuz beş yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı, ne var
Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz
Ya gözler altındaki mor halkalar
Neden öyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayâl meyâl şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir,
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç fark ettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar
Nerden çıktı bu cenaze Ölen kim
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.
Neylersin ölüm herkesin başında,
Uyudun uyanamadın olacak.
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misâli o musalla taşında.

CAHİT SITKI TARANCI
Dante 1265 yılında doğdu. Gerçek adı olan Durante`yi kısaltarak Dante`yi kullanmıştır. Dante’nin ailesi köklü ve asil bir aile olmakla beraber sonradan fakir düşmüş ve aristokratik önemini kaybetmişti. Dante’nin babası II. Alighiero hakkında çok fazla bilgi yoktur, mesleği bilinmemekle beraber noter, hakim veya faizci olduğuna dair çeşitli görüşler mevcuttur. II. Alighiero hakkındaki belki de tek “kesin” bilgi onun Guelf’ler partisine mensub olduğudur. O sıralarda yönetim Ghibellin’lerdeydi ve Ghibellin’ler Guelf’leri sürgün ederek şehirden uzaklaştırmışlardı. Her ne kadar Dante’nin babası II.Alighiero Guelf’lerden olsa da Dante doğduğunda, Floransa Ghibellin’lerin yönetiminde olmasına rağmen II.Alighiero ve ailesi Floransa’da ikamet etmekteydi. Dante babasını sevmezdi, bunun nedeni babasının kötü ünü veya silik kişiliği olabilir. Eserlerinin hiçbir yerinde babasından söz etmemiştir, aksine her fırsatta şövalyelik payesi bulunan dedesi Cacciaguida’dan bahseder, ailesinin soyunun Roma’ya dayandığı ile övünürdü. Dante annesini daha çok küçük yaşlarda kaybetmiştir. Babası da o on sekiz yaşlarındayken vefat etmiş, bunun üzerine Dante üvey annesi (monna Lapa) ve üvey kardeşleriyle yaşamak zorunda kalmıştır. Yazarın hayatının bu dönemi ile ilgili çok fazla bilgi bulunmasa da, onun büyük acılar çekmemekle beraber bu dönem boyunca mutlu veya rahat olmadığı düşünülmektedir.

Dante`nin eğitimi fazla bilinmemekte olup kendi kendini geliştirdiği varsayılmaktadır. Dante’nin ilk öğrenimini Santa Croce papaz okulunda bitirdiği sanılmaktadır. Her ne kadar Dante yüksek öğrenime devam edemese (veya etmese) de kendi kendine okumaya ve çalışmaya devam etmiştir. Öğrenmeye büyük bir tutkusu vardı, önemli Latin ve Yunan eserlerini okumakla kalmıyor, dönemin İtalyan şairlerlerinin eserlerini de okuyor, bunlara büyük bir önem veriyordu. Yazmak konusundaki yeteneklerini ilerletirken, astronomi, resim ve felsefe gibi konularda da kendisini geliştiriyordu. Dönemin önemli isimlerinin düzenlediği toplantıları kaçırmıyor, birçok önemli isimle arkadaşlıklar kuruyordu. Bu kişilere örnek olarak devrin ünlü Floransa’lı şairi Guido Cavalcanti’yi verebiliriz.
Beatrice
Dante’nin çocukluğu ve gençliği hakkında çok az bilgiye sahip olunsa da, şairin dokuz yaşındayken kendisinden bir yaş küçük Beatrice’e aşık olduğu kesin olarak bilinmektedir. Komşuları Floransa’lı şövalyelerden olan Folco di Ricovero de’ Portinari’nin kızı Beatrice ile komşularının evindeki bir eğlence sırasında tanışmıştı. Tanıştığı ilk andan beri Dante Beatrice’e büyük bir tutkuyla bağlandı. Beatrice ile ikinci kez karşılaştığında on sekiz yaşındaydı, bu ikinci karşılaşmadan sonra Beatrice’e olan sevgisi daha da derinleşti. Beatrice’e olan aşkı yazımını ve şiire olan bakış açısını büyük oranda etkileyecekti; İlahi Komedya’nın tohumlarını atan belki de Beatrice’e olan aşkıydı. Dante aşkından sevgilisine hiçbir zaman söz etmemiştir, nitekim 1288 yılında Beatrice Floransa’lı şövalyelerden Simone dei Burdi ile evlendi. Fakat Beatrice evliliğinden sadece iki sene sonra, 1290’da, yirmi dört yaşında öldü. Beatrice’in ölümünden sonra Dante çalışmalarına daha sıkı sarılmış, Latin edebiyatı ve felsefeye kendisini adamıştır. Kuşkusuz Beatrice’in ölümü Dante için büyük bir şoktu ve yazarın yazım hayatını da fazlasıyla etkiledi. Beatrice’in çok genç bir yaşta ölmesi, Dante’nin onu ölümsüzleştirmesine yol açmış, fikriyatında Beatrice’e maddi, ölümlü ve insani bir görünümden ziyade manevi, ölümsüz ve ilahi bir görünüm vermesine neden olmuştur.
Evliliği
Dante daha 12 yaşındayken ailesi tarafından Gemma di Manetto Donati ile sözlenmiştir. Ailesinin de ısrarlarıyla, 1295 yılında Floransa’lı tanınmış Donati ailesine mensup Gemma ile evlendi. Gemma’dan Pietro ve Jacapo isimlerinde iki oğlu ve Antonia isminde bir kızı olmuştur. Dante ile Gemma’nın mutlu bir evlilik geçirdikleri söylenemez. Bir çok kaynağa göre Dante Gemma ile olan evliliğinde hiçbir zaman mutlu olamadı. Yine de Dante evliliğin kutsallığına inanan birisiydi ve Gemma ile olan ilişikisine dair pek bir kanıt yoktur, kendisi de bundan eserlerinde bahsetmemiştir.
Dante sürgün edildikten sonra karısını bir daha görememiştir.

Dante Alighieri portresi
Floransa ve Dönemin siyasi durumu

Devrin Floransa’sında bellibaşlı iki parti vardı: Ghibellin’ler ve Guelf’ler. Ghibellin’ler imparator tarafından destekleniyor, aristokrasiyi savunuyorlardu; Guelf’ler ise papa tarafından destekleniyordu. Sonraları Pistoia Guelf’leri “Beyazlar” ve “Siyahlar” olarak iki ayrıldılar. Bu genel anlamda Guelf’lerin ikiye bölünmesine yol açtı. Beyazların başında Cerchi ailesi vardı. “Popolo grasso” diye adlandırılan zengin burjuva sınıfı tarafından destekleniyorlardı, reformist düşünceleri vardı, papa ve papalık konusunda da daha temkinli bir görüşe sahiptiler. Siyahların başında ise Donati ailesi bulunuyordu. Feodal devirden kalan çeşitli asilzadelerden oluşan bu grup, “Popolo minuto” diye adlandırılan küçük zanaatkarlar, işçiler gibi daha düşük bir halk tabakası tarafından destekleniyorlardı. Siyahların düşüncesi daha bağnazdı ve dogmatik anlamda papacıydılar.

Dante’nin Siyasi Hayatı
Dante daha 24 yaşında, 1289’da, Floransa’lı Guelf şövalyeleri ile birlikte Campaldino savaşında Arezzo Ghibellin’lerine karşı savaşmıştır. Eşi Gemma Donati tarafından Siyahların başkanı konumundaki Donati ailesi ile akraba olsa da Beyazların taraftarı olmuştur. Devlet işlerine katılmak isteyen Dante “aporikerler” korporasyonuna yazılmıştır. Bunun nedeni dönemin yasalarına göre asilzadelerin kamu işlerine girebilmeleri için öncelikle zanaat korporasyonlarından (Corporazioni di Arti e Mestieri) birine kaydolmalarının şart koşulmasıydı. Dante politik hayatına başladı.
Bu sıralarda Papa VIII. Bonifazio Floransa’nın iç işlerine karışmaya, Beyazlara karşı sık sık Siyahlara arka çıkmaya başlamıştır. Papanın bu girişimleri Floransa’nın önde gelenlerini, özellikle de Beyazlar’ı fazlasıyla rahatsız ediyordu. 1300 yılında Dante iki aylığına Floransa hükümetinin başındaki altı kişilik kurula seçildi. Beyazların Floransa’daki iktidarına son vermek amacıyla Papa Bonifazio harekete geçmeye karar verdi. Papa Fransa kralı Philippe le Bel’in kardeşi Charles de Valois’i Floransa’ya gitmeye ikna etti. Floransa bundan rahatsız olup Papayı kararından döndürmek amacıyla içinde Dante’nin de bulunduğu bir heyeti Roma’ya gönderdi. Roma’da heyeti oyalarken, 1301 yılında Charles de Valois süvarileriyle birlikte Floransa’ya girdi. O sıralarda şehrin iktidarı Beyazların elindeydi ve Siyahların çoğunluğu sürgün edilmişti. Charles de Valois Siyahları da kendi saflarına alarak Beyazları şehirden çıkarmıştır. Beyazların mallarına el konurken bir kısmına idam cezası verildi, çoğunluğu sürgüne gönderildi.
Dante hiçbir zaman Papa VIII. Bonifazio’yu sevmemişti. Beyazlara karşı girişilen hareketten nasibini alarak, 27 Ocak 1302’de sahtekarlık, gayri meşru kazanç elde etmek gibi asılsız suçlardan ötürü para cezasına çarptırıldı ve iki yıllığına Florasa’dan sürgün edildi. Ayrıca bir daha devlet işlerinde çalıştırılmayacaktı. Daha sonra hakkında yeni bir karar daha verildi: Floransa’lı askerler tarafından ele geçirildiği takdir de idam edilecekti.

Sürgün ve Ölüm
Dante mahkemenin kararlarını öğrendiğinde Floransa’da değildi. Hakkındaki sürgün kararı nedeniyle Floransa’ya da dönemedi. Beyazlar Floransa’da iktidarı geri ele geçirebilmek için çeşitli girişimlerde bulundular, fakat başarısızlığa uğradılar.
Zamanla arkadaşlarına olan güveni ve inancını kaybetmeye başladı. Büyük bir acı içinde olduğu bu günlerde İlahi Komedya’yı yazmaya başladı. İlk olarak Verona’ya gitti, bir ara Padova’ya geçti. Bazı kaynaklara göre Paris’e de gitmiş ve burada felsefe ile teoloji okumuştur. Bazı zayıf rivayetlere göre Paris’ten sonra Oxford’a da kısa süreliğine geçmiştir. Fakat bu çok zayıf bir rivayettir ve bugünkü tarih otoriteleri tarafından sıklıkla yalanlanmıştır.
Dante 1311 yılında o sıralarda Casentino’da bulunan ve İtalya’yı işgale başlamış olan Lüksemburg kralı VII. Henry’ye mektuplar yazarak, onu Floransa’ya da savaş açmaya davet etti. Kralın İtalya’yı işgali birçok İtalyan şehrinde büyük bir nefretle karşılandı, Floransa’nın da dahil olduğu bu şehirler birlikte karşı koymak için kendi içlerindeki sorunları bir süreliğine askıya alıyorlardı. Bu dönemde Floransa sürgün edilmiş Beyazların bir çoğunu geri çağırdı, fakat Dante bunların arasında değildi. Bunun nedeni büyük ihtimalle kral VII. Henry’ye yazmış olduğu mektuplardı. 24 Ağustos 1313’de kral öldü, artık Floransa’ya tekrar dönebilme umutları yok olmuştu. Dante, kısa bir süreliğine Lucca’da kaldıktan sonra Verona’ya döndü. Daha sonra Ravenna prensi Guido Novelloda Potenta’nın davetiyle Verona’dan Ravenna’ya geçti, kısa geziler ve ayrılıklar dışında ömrünü burada geçirdi. 1321 yılında, 56 yaşındayken burada öldü. Ölüm nedeni kesin olmamakla beraber bazı kaynaklara göre ölüm nedeni sıtmadır.
Eserleri
Dante’nin eserlerini sınıflandırmanın pek çok yolu vardır. Her ne kadar eserlerin sıralanmasında genelde kronolojiye dikkat edilse de Dante’de öne çıkan sıralama özelliklerinden birisi de eserlerin yazıldığı dildir. Dante eserlerinin bir kısmını Latince, bir kısmını ise halk dili olan İtalyanca ile kaleme almıştır. Bir çok eser kaleme almıştır ama şaheseri hiç kuşkusuz İlahi Komedya’dır (La divina commedia).
Latince yazdığı eserleri
? De Vulgari eloquentia
? Monarchia
? Epistulae
? Eclogae
? Quaestio de aqua et terra
İtalyanca yazdığı eserleri
? Vita nuova
? Canzoniere
? Convivio
? II Fiore
? İlahi Komedya (La Divinie Commedia)

Yorum yapın

Daha fazla Biyografiler
Rıfat Ilgaz’ın Hayatı

Rıfat Ilgaz , yaşam tarzıyla ve eserleriyle yaşadığı haksızlıklara baş kaldırırken; ürettiği mizah öyküleriyle, kendi döneminin yanı sıra gelecek kuşakların...

Kapat