Denemeler 1 – Fethi Naci

(*) İlkin ?ölçüt? kelimesinin romanın yanına nasıl da gelip kolaylıkla yerleştiğini, yadırganmadan yaygınlaşıp kabul gördüğünü söylemeliyim. Hikâyeden bahsederken, şiirden söz açarken rahatlıkla kullanamadığımız bu kelime roman söz konusu olunca birden işlekleşiveriyor. Sanırım bu biraz da ilk kez yerinde kullanılmasıyla da yakından ilgili. Zaman hükmünü bekleyişiyle çalıştırmış gibi o kelimenin ekseninde. İlk kez kullanan da Fethi Naci midir bilmiyorum ama o kelime onu çağrıştırıyor, ?kılgı?nın Ahmet Oktay?ı hatırlatması gibi. Böyledir, bazı kelimeler gibi kavramlar da yazarlarını çağırırlar. 15 Mayıs 1981 tarihini taşıyor Fethi Naci?nin hüküm dolu yazısı. Hükmü, kitaba olduğu kadar meseleye de kılavuzluk etmiş sanki. ?Türk Romanın en büyük sorunu, ölçüt sorunu. Türk romanını neye göre değerlendireceğiz?? diye sormuş. Ve sonrasında da çok tartışılmış bu mesele.
Dünya Bir Gölgeliktir en iyi eseridir bana göre Fethi Naci?nin. İnsan, yazar olarak üslubu, yaklaşımları ve kişiliğiyle en çok orada belirginleşir. Tanımıştım da kendisini. Televizyonda çalıştığım vakitlerde evine çekim için defalarca gitmiştim. Unutmuyorum, bir defasında, ?Tanpınar da polisiyeye çok düşkünmüş? deyişimi şaşkınlık kadar bir ilk bilgi bakışıyla karşılamıştı. Sonraki gidişlerimde de daha ilgili göründü. Fethi Naci?nin en iyi kitabı olarak hayatını verdiği eleştiri çalışmalarından birisini değil de bir anı kitabını sayarken, onca emeğini görmezden geliyor değilim. Katkısı ve emeği çoktur. Kim bunu inkar eder? Yalnız, söz konusu olan eleştirel tutarlık, kavramsal bilgi ve özgünlük olduğunda sorularım çoğalır. Onun yazarlığı adınadır bu. Kendi adıma. Edebiyatımız adına. Yoksa, Fethi Naci taraftarı ya da karşıtı olmam, olamam. Öyleleri hep vardı. Bugün de var. Ben insan olarak ve yazar olarak sevdim onu.
Destek Yayınevi, Fethi Naci?yi yeniden basıyor. Naci?nin konuşkan eleştirmenliği üzerinden hafızayı tazelemek, eski sayfaları çevirmek, dünü olduğu kadar bugünü de gözden geçirme fırsatını yakalayabiliriz. Yazımın başlığını bir hakkı teslim kadar bir soruyu büyütme adına seçtim. ?Türk romanında ölçüt sorunu? kavramını geliştiren Naci, bu geliştirimini eleştiri ölçütüne ne derece çıkarabilmiş, elimizdeki ilk ciltteki yazılardan bunu ölçmek mümkün mü? Duygu olarak ortada kalsam da akıl olarak bir adım öndeyim. Hayır. İşte ilk örnek, Fethi Naci, 15 Eylül 1981 tarihli, Toplumsal Değişme ve Türk Romanı başlıklı yazısında, ilk Türk romanı sayılan Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat?ı ele alırken, romanın yazıldığı dönemdeki sosyal ve siyasal koşullara atıfta bulunuyor. 1872, sadece ilk romanımızın yayımlanması bakımından değil asıl bilinen ilk grev olan Kasımpaşa Tersane işçilerinin eylemi bakımından önemlidir. Ve romancımız, yani Ş. Sami, bu tarihi olaya kayıtsızdır. Mahmut Yesari?nin Çulluk?u işçilerden söz açan ilk romanımızdır. Orhan Kemal, Yaşar Kemal kendi hayat gerçekliklerine paralel olarak eserler vermişlerdir ancak ?romancılarımız hem toplumsal gelişmelerin gerisindedirler? hem de Balzac derecesinde ?gerçekler karşısında kendilerini bir kenarda tutarak betimleme dürüstlüğüne sahip değildirler?. Her şey birbirine karışıyor. F. Naci, gölgeleyemiyor ideolojik bakışını.
Bu bölümden bilerek söz açtım çünkü, Fethi Naci hem birbiriyle yakından ilgili hem de çok kopuk kavramlar kadar edebi gerçeklikleri bağdaştırmaya kendi ideolojik çerçevesine oturtmaya çalışıyor. Böylelikle de çok yerinde yaptığı tespitler boşalıyor, konu dağılıyor, sorular kendi sorunlarını beraberinde getiriyor. Bir edebiyat türü olan eleştiri diğer edebiyat türlerine eğilirken kendi eksikliğinin mahkumu olabiliyor. ?Yaşların da kokuları var? cümlesini kuran bir eleştirmene haksızlık mı ediyorum yoksa. O günlerin havasında başka türlü nasıl olunabilirdi diye mi sormalıyım. Peki, yazarın, eleştirmenin günün koşulları karşısındaki sınavı ne olacak? O da bana kalsın.
Eldeki denemeleri okudukça iki şeyi birden düşündüm. Edebiyata geniş ilgiler içinden bakan eleştirmenlerin olması önemli bir gösterge. Ancak yazı adanmışlık gerektiriyor. Her cümle için. Her hüküm için. Fethi Naci bu bağlamda savruk. Şu cümledeki gelişime bir bakalım; ?Bir şairin, bir romancının kendini övmeye kalkışması hoş görülmez; bunun için kendini övmek isteyen bir şair ya da romancı, bunu dolaylı olarak yapmak zorundadır?..Beklemez mi okur, seçkin okur, kendisini övmemenin yolunun nereden geçtiğinin irdelenmesini. Şu dolaylı yol da ne oluyor hem. İşte belki de asıl soru bu sorun da. Dolay. (Ve kitabın yayıncısına minik bir not: Denemeler 1, yazım yanlışlarıyla dopdolu. Biraz özen lütfen diğer kitaplarda.)
(*) Ömer Erdem ‘in 19/02/2010 tarihli Radikal Gazetesi Kitap Eki’nde Yayınlanan Yazısı

Kitabın Künyesi
Denemeler 1
Fethi Naci,
Destek Yayınevi,
2010,
598 sayfa.

Yorum yapın

Daha fazla Denemeler, Edebiyat Haberleri, İnceleme
Şifrelerden Sembollere Dan Brown – Alâeddin Şenel, Enis Doko, Hakan Çörekçioğlu, Haluk Hepkon

"Bilim tarihi yanlış olduğu kanıtlanmış bilimsel iddialarla doludur; bu iddialar bilimsel testlere tabi tutulmuş ve bu testleri geçemedikleri için bilim...

Kapat