Dr. Jekyll ve Bay Hyde’in Tuhaf Hikayesi – Robert Louis Stevenson

“İki adam birden olan bir adam hakkında yazmak istiyorum.”
DR JEKYLL
Robert Louis Stevenson’ın aynı anda hem halim selim bir doktor, hem de acımasız bir katil olan kahramanının hikâyesi yüz yılı aşkın bir süredir okunuyor, taklit ediliyor ve rüyalara giriyor. Stevenson’ın da gördüğü bir rüyadan hareketle birkaç hafta içinde kaleme aldığı, iki farklı ruhu aynı bedende yaşatmanın acı ve çelişkileri hakkındaki bu büyük klasiği, yepyeni bir çeviriyle sunuyoruz. Dr. Jekyll ve Bay Hyde, Vladimir Nabokov’un sonsözü ve Stevenson’ın kitabın ilhamını veren rüyasını anlattığı yazısıyla beraber, büyük bir edebiyat dersine dönüşüyor.

“4 Ocak
Stevenson’ın Dr. Jekyll ve Bay Hyde’ını ilk defa, İngilizcesinden okuyorum –ama ne yazık ki, gittikçe azalan bir beğeniyle. Çok usta işi, çok düzenli; ama ihtişam eksik.

5 Ocak
Stevenson’ın kitabını bitirdim. Jekyll’ın itirafı harika ve dün yazdıklarım saçma. Bu günlük sayfasını yırtıp çöpe atmıyorsam, bu kitabı bir gün dönüp tekrar okuyacağımdandır.”
André Gide, Günlük, 1923

“Ahlâki sorular hakkında hakiki bir hissiyat, iyi olmanın zorluğu ve kötü olmanın kabalığı üzerine yeni bir anlayış var bu kitapta, ama her şeyden çok, eşsiz bir meraklandırma gücü.”
Henry James

Dr. Jekyll ve Bay Hyde’ın Tuhaf Hikâyesi, insanın kötülükle olan yakın ilişkisini alegorik bir dille anlatıyor.

Stevenson’ın çığlıklar içinde uyandığı bir kâbustan yola çıkarak yazmaya başladığı ve kısa sürede tamamladığı Dr. Jekyll ve Bay Hyde’ın Tuhaf Hikâyesi, saygın bir doktorun, Londra’nın tekinsiz sokaklarında kol gezen bir caniyle olan gizemli ilişkisini anlatır. Psikanalitik devrimin arifesinde, sınıf çatışması, suçluların yaşamı, insanın içindeki kötülüklerden kurtulabilmek için göze alabilecekleri ve toplumdan gizlenen hayatlar gibi güncel konular etrafında kaleme alınmış bu hikâye, yayımlandığı devrin ötesine uzanmayı başarmış, korku edebiyatının en akılda kalıcı kişiliklerinden birini ölümsüzleştirmiştir. “Stevenson, iyilikten bütünüyle ayrılmış olan bir kötülüğün mevcudiyetini Hyde kişiliğinde ifade etmek istiyordu. Stevenson’ın tüm kötülükler arasında en sevmediği, zalimlikti; yarattığı gaddar varlığın da canavarlıklarını değil, eziyet ettiği ve öldürdüğü insanlara gösterdiği acımasız kayıtsızlığı dile getirmiştir.”
-Vladimir Nabokov-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabın Künyesi
Dr. Jekyll ve Bay Hyde’in Tuhaf Hikayesi
Robert Louis Stevenson
İletişim Yayıncılık / Dünya Klasikleri Dizisi
Çeviri : Kaya Genç
Türkçe (Orijinal Dili:İngilizce)
202 s. — 2. Hamur– Ciltsiz — 14 x 21 cm
İstanbul, 2014

Robert Louis Stevenson
Robert Louis Stevenson 13 Kasım 1850’de İskoçya’da, Edinburgh’ta doğdu. Zengin bir inşaat mühendisinin oğlu olan Stevenson hayalci bir çocuktu. Ailesi Stevenson’ı önce Edinburgh Üniversitesi mühendislik bölümüne yazdırdı. Ancak o mühendisliğe hiç ilgi duymuyor, yazar olmayı istiyordu; bu yüzden üniversite yılları boyunca kendini yoğun bir şekilde okumaya verdi. 1871’de babasına edebiyattan başka hayatta ilgisini hiçbir şeyin çekmediğini söyledi ve bir süre tartıştıktan sonra hukuk bölümüne devam etmeye razı oldu. 1873’te yazarlığı meslek edinmesi için kendisine destek olan Cambridge Üniversitesi profesörü Sidney Colvin’le tanıştı. Ancak 23 yaşındaki Stevenson kırılgan yapısı yüzünden, zayıf sinirlerinin verdiği yorgunlukla halsiz düşüyor, ayrıca akciğer sorunları da yaşıyordu. Ertesi yıl yarıda bıraktığı hukuk eğitimine devam etti ve Colvin’in yardımıyla makalelerini önde gelen edebiyat dergilerinde yayımlatmaya başladı. Stevenson 1876 Eylül’ünde, ileride evleneceği Fanny Osbourne’la tanıştı. Fanny Osbourne ilk evliliğinden olan iki çocuğuyla, o sırada Paris’te yaşayan Stevenson’ın yanına gitti. 1878’de Stevenson ailesiyle birlikte Fransa’yı gezdi; bu sırada başından geçenler ilk kitabı Cévennes’de Bir Eşekle Çıkılan Seyahat’in konusunu oluşturur. Ertesi yıl bir göçmen gemisiyle New York’a gitti ve Kaliforniya’da kendisini bekleyen Fanny’yle buluştu. Bu arada hem çok para harcamış, hem de çok yorulmuştu. Kısa süre sonra büyük bir fiziksel çöküş ve hayatı boyunca peşini bırakmayacak olan akciğer kanamalarından ilkini yaşadı. 1879’da evlendiler. Stevenson’ın akciğer rahatsızlığına iyi geleceğini düşündükleri için, çift yazları İskoçya dağlarında, kışın ise İsviçre’de, Davos’ta yaşadı.
İlk olarak üvey oğlunu eğlendirmek için yazdığı Define Adası 1881 Ekim’inden itibaren Young Folks dergisinde tefrika edilmeye başlandı. Victor Hugo, Robert Burns, Walt Whitman gibi büyük yazarlar hakkında yazdığı makalelerini biraraya getirdiği Familiar Studies of Men and Books bir yıl sonra çıktı. Yine daha önce dergilerde basılmış hikâyelerinden oluşan New Arabian Nights’ı da yayımladıktan sonra Stevenson karısıyla birlikte güney Fransa’ya gitti. Sonraları hayatının en mutlu günleri olarak hatırlayacağı bu günlerde aslında hastalığına şifa arıyor, akciğer kanamasından ölme tehlikesi yüzünden endişeli günler geçiriyordu. Stevenson yine de yazmaya devam etti ve Prince Otto isimli bir romanla The Silverado Squatters adını verdiği günlüklerini yayımladı. 1884’te hastalığı nüksetmiş, akciğerlerinde yoğun bir kanama baş göstermişti. Yıl sonunda Fanny’yle birlikte İngiltere’nin güney sahilindeki Bournemouth’a yerleştiler; Stevenson hastalıklarıyla boğuşarak, ama bir yandan da yazmayı hiç ara vermeden sürdürerek burada üç yıl boyunca yaşadı. 1885 Mart’ında A Child’s Garden of Verses, bir ay sonra da More New Arabian Nights: The Dynamiter yayımlandı. Beş ay sonra Stevenson Doktor Jekyll ve Bay Hyde’ı yazmasına sebep olan ve “Rüyalar Üzerine Bir Bölüm” yazısında tarif ettiği rüyayı gördü. Elyazmalarını basılmak üzere yayıncısına teslim ettiğinde, bu rüyayı gördüğü günün üzerinden bir ay bile geçmemişti.
Doktor Jekyll ve Bay Hyde Amerika ve Britanya’da bir ayda 56,000 kopya sattı. 1888’de Stevenson karısıyla birlikte uzun bir gemi yolculuğuna çıkmaya karar verdi. Tahiti’ye vardıklarında hastalığı yine nüksetti, ancak Stevenson kısa sürede toparlandı ve Honolulu’ya gitti. Burada geçirdiği beş ay boyunca The Master of Ballantrae isimli romanını yazdı. Arkadaş grubuyla Equator isimli gemiye binip 1889 Aralık’ında ayında Samoa’ya ulaştı. Sağlığı düzeldiği ve kendini iyi hissettiği için buraya yerleşmeye karar verdi. Yerliler ona “Tusitala” (Hikâyeci) ismini taktılar; Stevenson yerel politikaya ilgi gösteriyor, tanıştığı insanların özelliklerini anlattığı mektuplarını Londra’da kitap halinde yayımlatıyordu. The Wrecker 1892’de, David Balfour 1893’te yayımlandı. 3 Aralık 1894 günü, öğleden sonra, Stevenson beyin kanaması geçirdi, aynı akşam vefat etti ve 4 Aralık’ta Vaea dağının zirvesine gömüldü.

Yorum yapın

Daha fazla Romanlar
Sizi Hep Şaşırtacak Bir Roman – Sadık Güvenç

Bugünü yaşayan yazarın sizi iki yüz yıl öncesine yolculuğa çıkardığını düşünün. 19. yüzyıl İngiltere’sine şöyle bir uzanmak ilginç olmaz mıydı?...

Kapat