Edebiyatımızın Kaktüslerinden: Ali Yüce – Müslüm Kabadayı

Sevgili edebiyat dostları, değerli Ali Yüce?nin hemşehrileri ve kadim dostları merhaba!

Biliyorum ki burada, sadece edebi kişiliği ve eğitimciliği üzerine değil, Ali Yüce?yle arkadaşlığı üzerine de çokça anısı, söyleyecek sözü olanlar var. Bunların da gün ışığına çıkarılıp Hatay?ın yetiştirdiği büyük şair Ali Yüce?nin bilinmeyen yönleri olarak yayına kavuşturulmasında yarar gördüğümü belirterek konuşmama başlamak istiyorum.

Ali Yüce edebiyatımızın kaktüslerindendir. Onun için, neden ?edebiyatımızın kaktüsü? diyorum? Bilindiği üzere kaktüs çöl ve sıcak iklim bitkisidir. Ali Yüce de Akdeniz sıcağında ve ?Şeytanistan? toprağında yetişmiş bir şairdir. Hangi ortamda yetiştiğini, Düziçi Köy Enstitüsü?ne nasıl gittiğini de ?Şeytanistan? adlı romanında nasıl anlattığını biliriz. Kaktüs, sukkulent gövdesiyle özümleme yapar; Ali Yüce de Hisarcık?tan, Düziçi?nden, Antakya?dan, Ankara?dan ve giderek tarihten, mitolojiden aldığı şiir malzemesini diyalektik biçimde özümler ve dizelere ustaca döker. İşte, bu özelliğini yansıtan bir şiiri:

?Bizim oralarda kadınlar / Tavuktan daha çok doğurur / Civcivden daha az yaşar çocukları / Yaşarken alıç kenger / Ölürken biraz ağıt / Biraz göz yaşı ağıtları

Ben de o çocuklar gibi / Ekin tarlasında doğdum / Kalemim kazma idi / Defterim kitabım toprak / Köy Enstitüsünde okudum

Düşünmeye başlayınca / Tanrı kaşlarını çattı / Beynimi ısırdı sömürgen / Yadeller sardı yaramı / Sıla oldu bana gurbet

Karanfil kırmızı açar / Papatya ak, menekşe mor / Beni gökte değil / Yunus?tan, Ruhi Su?dan / Ekilmiş topraktan / Sararmış başaktan sor?

Bakınız bu dizelerde; çocukluğunun geçtiği Fransız işgal dönemi, yoksulluk, kadınların acıları, bu çileden kurtulmak ve halkını aydınlatmak için Düziçi Köy Enstitüsü?ne gidişini, zorluklarla mücadele ederek sararmış başak gibi olgunlaşmasını, Türkçenin usta şairi Yunus?tan beslendiğini ve türkülerimizin usta yorumcusu Ruhi Su?yla dostluk kurduğunu bize özlü biçimde vermiştir Ali Yüce.

Kaktüsün bir başka özelliği de ince dikenleriyle battığı yeri acıtması ve kolayca çıkmamasıdır. Ali Yüce?nin şiirindeki humor, ironi, mizah da böyledir. İnce ince insanın yüreğine ve beynine dokunur; oradan insanın sevgi ve aşkını, doğaya duyarlığını, yurtseverliğini, toplumsal sorumluluğunu gün ışığına çıkarır. Savaşlara ve sömürüye karşı duruşunu güçlendirir. ?Yürek? şiirinde olduğu gibi?

?İki çeşit yürek var / Biri herkesinki gibi / Bilinen bir yürek / Öteki ozan yüreği / Cam gibi saydam / Keman teli gibi titrek

Dünyanın bir ucunda / Bir damla kan dökülse / Baba diye ağlasa bir çocuk / Herkesten önce duyar ozan / Acılara batar şiiri / Çığlık akar dizelerinden?

Şairimizin espri gücünü yaşamın çelişkilerinden ve insanla doğaya dair güçlü gözlemlerinden aldığı ortada. Zaten bir sohbetimizde, ?Bunca çelişkinin yaşandığı ülkemizde bir Aziz Nesin az.? demesinden bu anlaşılmaktadır. ?Salak Burcu? şiirinde, halk olarak çuvaldızı kendimize nasıl batırmamız gerektiğini samimice dile getirmiştir Ali Yüce.

?Terziler yorulmasın diye / Kırk yıl giydim bir takımı / Balıklar darılmasın diye / Mezesiz içtim rakımı / Kızmasın diye büyüklerim / Kullanmadım kendi aklımı?

Evet, filozof boşuna dememiş, ?Önce kendi aklını kullan!? diye?

Sanıyorum bu örneklerle, Ali Yüce?nin neden ?edebiyatımızın kaktüsü? olduğunu izah edebilmişimdir. Birilerinin edebiyatımızın cumhurbaşkanı, muhtarı ya da komiseri ilan edildiği ülkemizde, şairin iktidara karşı güzeli, aşkı ve gerçeği ateşleyen tavrı nedeniyle bu yakıştırmaları doğru bulmadığımı da belirtmek isterim.

Ali Yüce?nin şiirindeki mizahın iki önemli oku vardır. Aşağıdan çıkıp soldan kırılarak yukarıya çıkar okun biri, diğeri de yukarıdan aşağıya sağdan iner. Oklardan biri güldürür, diğeri de fena halde düşündürür. Güldüren sözcükler yukarıdan aşağıya kaktüsün inciri gibi sıralanırken; düşündüren sözcükler salkım saçak kaktüs dikeni gibi yukarıya doğru fışkırır.

?Antakya sokakları dar / Antakya sokakları bir kişilik / Sen giderken ben gelemem / Bir gönlümü bahar almış / Bir gönlümü yaz / Antakya sokakları bir kişilik / Öte git biraz? ( Bir Kişilik Sokak şiirinden) dizeleri güldürünün unsurlarıyla bezenir.

?Sen ne biçim uygarlıksın / Parmağın tetiğe yapışık / Özgürlük beslersin kafeste / Kadınların çiçek açmış / Sıcaklığı vitrinlere yapışık? ( Tutkal şiirinden) dizeleriyse silaha ve kadın sömürüsüne dayanan sahte uygarlığın, yani emperyalizmin iç yüzünü ortaya koyan dikenli sözcüklerle örülmüştür.

Ali Yüce?nin humorunda, karşılaştırmalar da oldukça önemli yer tutar. ?Şiir Sıcağı?nda bu karşılaştırmayı şöyle yapar usta şairimiz. ?Sizin ateşiniz / Moğol ateşi canım / Yakar ekmeğinizi pişirmez / Döşeğiniz kuş tüyü olsa/ Gözlerinize uyku girmez (?)

Bizim sıcağımız / Şiir sıcağı canım / Yunus Emre sıcağı / Pişirir Kerem?i yakmaz / Toprağımız halk toprağı / Kimseyi sevdasız bırakmaz? Burada, 13. yüzyılda Anadolu?yu kasıp kavuran Moğol ateşini söndüren Yunus Emre?nin sevgi seline telmih yapılarak, sonunda işgalcilerin her zaman kaybedeceği ana düşüncesi çok etkili biçimde dile getirilmiştir.

Evet, emperyalizmin Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde bölgemizi, ülkemizi kan gölüne çevirmek istediği zorlu bir süreçten geçiyoruz. Ali Yüce, Boyundan Utan Darağacı, Ortadoğu Şiirleri, Halk Çağı, Taş Tanrılar kitaplarında savaş, işgal, sömürü, aydınlanma, özgürlük ve bağımsızlık temalarını, birçok boyutuyla işlemiştir. Bu çerçevede, ?Emperyalist güçler tarafından Suriye?nin işgaline ve bölgemizde yaşanan savaşa karşı olduğumuzu burada da vurgularken; Ali Yüce?nin çocuklara yönelik yazdığı şu şiirde mizahın, sanatın diliyle ne kadar ustaca dile geldiğine tanık olacağız şimdi de?

Ben çocuk olsaydım eğer Kav çakmak satardım Bulut amcalara Pamuk şekeri alırdım yerine Patlamış mısır alırdım bulut amcalardan

Ben çiçek olsaydım eğer Hiç saksı giymezdim ayağıma Ödünç kanat alırdım Güvercin teyzemden Barış uçardım üstünüze

Ben ırmak olsaydım eğer Altıma saklamazdım ayaklarımı Öyle yaklaşmazdım denize Düşmana yaklaşır gibi Sürüne sürüne

Ben tüfek olsaydım eğer Patlamazdım kimsenin üzerine Bir tetiğimden utanırdım Bir de eğri parmağından İnsan amcaların ?

Akdeniz sıcağının yetiştirdiği ozanımıza sağlıklı bir yaşam dilerken, ona saygı amacıyla düzenlenen etkinliklere emek veren tüm değerbilir dostlarımızın eline, beynine; buraya gelerek onur veren herkesin de ayağına sağlık diliyorum.

Müslüm Kabadayı

Not: Bu metin, 28.09.2012’de Antakya’da yapılan “Ali Yüce’ye Saygı” etkinliğinde sunulan metindir

Edebiyatımızın Kaktüslerinden: Ali Yüce – Müslüm Kabadayı” üzerine 6 yorum

  1. Selam ve saygılar Müslüm Hocam

    Elinize ve emeğinize sağlık.Ali Yüce bu kadar doğru ve güzel ifade edlir.Çok memnun oldum bu çalışmayı görünce.Doğrusu sizide özlemişim Kşlağı yaşadım az da olsa

    İyi çalışmalar sayın hocam,emeğinize sağlık

  2. Sevgili Mehmet Kardeşim Merhaba,
    Kışlak’ta öğretmenlik yapan senin gibi değerli eğitimcilerin Ali Yüce’yi çocuklarımıza tanıtması çok önemli. Başarılar diliyorum. O arada telefonunu bildirirsen sevinirim.Benimki 0.505.2560643
    Müslüm Kabadayı

  3. ali yücenin kitabında adı geçen müştesar Mehmet in torunuyum .kitabını özet olarak okudum.mükemmel bir şey.o topraklarda bende kenger yiyerek büyümüş biri olarak çok beğendim.az bile anlatmış . babayı oğula düşman eder şey ta nis tan. yüreğine sağlık .ali yüce ile ğörüşmek önu ziyaret etmek isterim.05383229573

  4. Mehmet İnci Kardeş Merhaba,
    Ali Yüce Hocamız, ne yazık ki rahatsızlığı nedeniyle kimseyle görüşemiyor. Yine de ev telefonu şöyle: 0.312.2353902
    İlginiz için teşekkür ediyorum. Hoşça kalın.
    Müslüm Kabadayı

  5. Müslüm,

    Ali Yüce üzerine yazınızı ilgiyle ve de severek,beğenerek okudum.İyi noktalara değiniyorsun.Kutlarım…

    Sabahattin Yalkın

  6. Sabahattin Ağabey,
    Değerlendirmen için teşekkür ederim. “Halkın Şairi Ali Yüce Yaşıyor” Anma Toplantımız oldukça etkileyiciydi. Orada sizin mesajınızı da okuduk. Hem vefalı davranmayı yaşam biçimi haline getirmek hem de toplumsal dayanaklarımızla sürekli bağ kurmak açısından sizlerin desteği önemli.
    Sevgilerimle…
    Müslüm Kabadayı

Yorum yapın

Daha fazla Biyografiler, Makaleler
Bir Ferid Edgü Yazısı veya Yazmanın Eylem Hali Üzerine – Erinç Büyükaşık

Türk edebiyatında modern anlatının oluşumunda payı yadsınamaz üç isimden söz edebiliriz. Yetmişlerin siyasal coşkusunun bireydeki gelgitlerini farklı noktalardan ele alarak...

Kapat