Eflatun, Aristo ve İslam Dünyası – Cemil Meriç

EFLÂTUN, ARİSTO VE İSLÂM DÜNYASI
Eflâtun’un ışık kitabı, gerçekle yoğrulmuş bir ütopyadır.
Bugünün ütopyası, yarının gerçeği. Eflâtun’un birçokları tarafından ütopya olarak itham edilen eseri zaman zaman gerçekleşmiştir.
Devleti ilk tenkit eden Eflâtun’un bir başka eseri, Aristo olmuştur.
Sosyalist düşünceye yapılan her hücumda Aristo’nun payı vardır.
Hakikat çağdan çağa dolaşan bir ilahedir, her çağda başka bir elbise giyen bir Tanrıça.
Yarının sosyal ahlâkını yaratacak olan terbiyedir. Gerçek demokrasi aynı hakka sahip bütün insanların melekelerini genişletmek hakkını veren rejimdir.
Eflâtun’da piramidin alt tabakalarını teşkil eden kalabalık, istihsali yoğuran kalabalık 20 yaşında sıkı bir imtihanla elenir.
30 yaşında tekrar bütün kabiliyetleriyle insanı meydana çıkaran bir başka imtihan.
Sonra 5 sene diyalektik: hayâlin sislerini aşıp, ebedî aydınlık bölgelere giriş. Sonra kalabalığa yol göstermek.
Müstakbel majistralar 35 yaşında topluluğun içine gönderilir. Bütün bayağılıkları ve sefaleti ile hayatı tanır majistra.
Hayat kitabını 15 sene okur.
50 yaşlarında çobanlık, yol göstericilik misyonuna başlar.
Kalabalık kılavuza muhtaçtır.
Bu kılavuz bütün beşerî zaaflardan sıyrılan, bir ülkenin kaderini değiştiren insandır. Bir vazifenin insanı, bir nevî peygamber.
Pıhtılaşmış kan oları altın ve gümüş yoktur onlar için, servetin üstündedirler. Evlenmek de yasaktı onlara, çadırlarda yaşayacak, aynı masada yiyeceklerdi.
Cemiyeti felâkete sürükleyen ferdin bencilliği.
“Viran olası hanede evlâd-ü ayal var”.
Eflâtun, sitesini denizden uzakta kurar, çünkü caziptir deniz.
Dalgaların sesi, sirenlerin dâvetine karışır.
Sanat insanın severek yaptığı şeydir Rodin’e göre. Yapmaktan zevk duyacağı şey sanattır.
Her sitede 2 düşman site vardı: zenginler, fakirler. Me-gar’daki Fisagorcular züht ü takva (elini eteğini çekiş, ibadet) ile yaşıyorlardı.
Düşüncenin nepantesinden (iksirinden) içen insan için şarap gibi, fanî zevkler veren âdi vasıtalara ihtiyaç yoktur.
Bu devlette iş bölümü şart dedik: iş bölümünün olduğu yerde medeniyet olur.
Erkekle kadın arasında hiçbir fark yok. Kabiliyetli bir kadın majistra olabilir.
Max Nordau’ın ve Georges Sand’ın dediği gibi izdivaç, çok defa kanunî bir fuhuştur. İzdivaca yol gösteren ya pis bir ihtiyaçtır, ya aşağılık bir ekonomik duygu.
Kadınlar, erkekler belli yaşlar arasında çocuk yapar.
Çocuklar cemiyetindir. Her mevsim doğan çocuklar bütün anne ve babalarındır.
Aristo, Eflâtun’a komünist der, dürüst bir demokrasidir bu.
En iyi devlet şekli, en iyilerin devleti idare ettiği bir devlet şeklidir.
Aristokratik bir demokrasi bu. Kabiliyetlerin, ehliyetlerin yarattığı bir demokrasi.
Tarih gösteriyor ki der Aristo, iktisadî iktidar kimde ise, politik iktidar da onundur. 12. asırdan beri ekonomikman gelişen komünler, 1789’da iktidara geçerler.
Katolik kilisesinin 1000 yıllık tarihi önümüzde. Rahipler zekalarıyla idare ederler, kılıç yoktur ellerinde. Rahip evlenmez.
Çiftçiler kadere inanırlar. Çünkü ziraat insanın dışındaki kuvvetlere bağlıdır.
16. yüzyıldan sonra kilise kudret ve kabiliyetini kaybeder.
Menşeinde bir demokrasi olan kilise, tamporel (dünyevî) kuvvet haline geldiği an, çöker.
“Şu Isa masalı da amma işimize yaradı” diyen papa X. Leon, frengiden ölür.
Şu halde Eflâtun’un Cumhuriyeti kısmen Ortaçağ’da gerçekleşmiştir. İnsanlığın kaderi üstünde rol oynamak isteyenlerin öbür insanlardan farkı, üstün yönü bulunmalıdır.
Adalet der Eflâtun, hakkın olanı almak, hakkın olanı yapmaktır. Hayâl sükûtuna uğratan bir tarif. Bütün tarifler 65
gibi. Her tarif, biteni söyler.
Adalet düzendir, parçanın bütün içindeki âhengidir.
Eflâtun’un cemiyetinde kast yok. Çünkü bu cemiyette insanların içtimaî durumunu tâyin eden kabiliyet. Kast insan kaderine duvar çeken, aşılmaz sınırlar tâyin eden bir düzen.
Komünist sayılamaz, aile ve mülkiyet var. Yalnız bir avuç insan için bunlar yok. Aristokrasi ile demokrasinin gerçek kaynaşması.
Doğu’da, Eflâtun’unkini andıran bir hayâl mahsûlü devlet yok.
Müslümanlık’tan sonra, 11. yüzyılda felsefe doğar. Antik filozofların tercümesi: İshak oğlu Hümeyr.
Doğu medresesi: Farabî, El Kündî, İbn Sinâ.
Batı medresesi: İbn Bace, İbn Tufeyl, İbn Rüşd.
Felsefe Farabî ile başlar, İbn Rüşd ile biter.
Farabî İslâm dünyasının ilk büyük filozofu. 8 7 0 – 9 5 0 .
Türk.
Halep emiri Seyf üd Devle’nin sarayında yaşamış. Duvarcılık yaparmış, öldükten çok sonra meşhur olmuş.
Üstad-ı Sanî lâkabı verilmiştir ona, ilk usta Aristo.
“Faziletli bir ülkenin ahâlisinin vazifeleri” en dikkate değer eseri.
Aristo ve Eflâtun’un söylediklerini Müslümanlıkla mec-zetmeye çalışır. Dini, felsefî bir temele oturtmak.
İncili besleyen neo-platonismdir (Yeni-Eflâtunculuk).
Hıristiyanlığın ilk peygamberleri Sokrat, Eflâtun ve bütün Stua mektebi. Hıristiyanlığı bir dünya dini haline getiren antik Yunan’dır.
Müslümanlık mitolojisi olmayan bir dindir. Müslümanlıkta türbe yoktur. Tanrı’dan başkasından medet umulmaz. İslâm Peygamberi, yalnız bir emri naklederken büyük olduğunu söyler.

Hıristiyanlık doğduğu zaman, teslis yoktu. Azizler, mitolojinin Tanrıları’dır.
Rasyonalist olan Müslümanlık da çok geçmeden eski dinlerin mitlerine bağlandı.
Ortaçağ’da Batı’ya, Aristo ve Eflâtun’u Endülüs ve Şam medreseleri tanıtır.

Cemil Meriç
Sosyoloji Notları
İletişim Yayınları

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here