Egemenlere şifrelerle direnmek mümkün mü?

Assange ve arkadaşlarının düşünce dünyası hakkında ipuçları içeren ?Şifrepunk: Özgürlük ve İnternetin Geleceği Üzerine bir Tartışma?, WikiLeaks?in arkasındaki felsefeyi anlamak için önemli bir eser.

Çoğumuz Julian Assange adını ilk defa kurucularından olduğu WikiLeaks adlı internet projesinin ABD?nin elçilik yazışmalarından oluşan büyük miktarda belgeyi yayımlamasıyla duyduk. Aslında Assange, 1990?larda etkin olan ?Cipherpunks? adlı hareketin içinde yer alan ve o zamanlardan beri sistematik gözetim stratejilerine karşı savunma amacıyla fikir ve araç geliştiren bir hacker.

Kapak tasarımı nedeniyle Julian Assange?ın kaleme aldığını düşündürmesine rağmen Şifrepunk, Assange ve üç arkadaşının Mart 2012?de İngiltere?de ev hapsindeyken gerçekleştirdiği bir söyleşinin dipnotlar ve eklerle geliştirilmiş bir metne dönüştürülmesiyle meydana gelmiş.

İnternet: İyi mi Kötü mü?
Assange söyleşiye geçmeden önce, elimizdeki en önemli özgürleşme aracının internet olduğunu belirterek başlayan bir çağrı kaleme almış. Bu iyimser iddiadan hemen bir cümle sonra ise yine aynı internetin egemenlerin sistematik gözetleme stratejileri nedeniyle insanlığın önündeki en büyük tehdit olduğu tespitini yapıyor. Bu düşünce silsilesindeki garipliği tartışmaya, internetin barındırdığı potansiyelin her zaman abartılmaya meyilli olduğunu not ederek başlamak istiyorum. Bu gibi tespitler yapılırken nedense her zaman için internetin dünyanın birçok yerindeki kullanımının ne nicelik ne de nitelik olarak Batı ülkelerindeki kullanımına eş tutulamayacağı göz ardı edilir. İnternetin görece daha gelişmiş olduğu bu ülkelerin aksine diğer ülkelerde gündelik yaşamın gerekleri hala çoğunlukla çevrim dışı olarak yerine getirilir.

Bunların içine yemek, içmek, bilgi edinmek için kitap ve gazete okumak gibi şeyleri katabileceğimiz gibi örgütlenme faaliyetlerini de katmak mümkündür. Örneğin, internete hep orada olmuş olan ve hep var olacakmış gibi bakan çoğu internet kullanıcısının aksine, Türkiye?nin birçok yerinde siyaset hâlâ kahvehanelerde veya başka kamusal alanlarda hayat buluyor. Tabii ki bütün bunları, internetin hiçbir etkisinin olmadığını iddia etmek için söylemiyorum. Sadece, kitabın ön kabulünün biraz fazla internet merkezli olduğunu göstermek ve haliyle bu tespitten varılan yargının da internetin insanlık için taşıdığı tehdide haddinden fazla önem atfettiğine işaret etmek gerekiyor.

Assange, internetin dünya gündemine girmeye başladığı 90?lı yıllarda internete sıkça atfedilen bu özgürleştirici özelliğin, devletlerin internetin izleme ve yönlendirme faaliyetleri için kullanılabileceğini fark etmesiyle birlikte zarar görmeye başladığını söylüyor. ?Manifesto olmayan? ama bir uyarı olarak okunması salık verilen kitabın önerdiği çözüm ise mümkün olan her yerde şifreleme yöntemlerini devreye sokmak. Bu çözümün sadece ilgili teknolojileri yakından tanıyan insanlar tarafından hakkıyla uygulanabileceğini itiraf eden kitap, ne yazık ki okuyucuya açık ve sade bir eylemlilik önermek yerine sadece bu sorunun yanıtının şifreyazımda ve şifrepunkların ideallerinde gizli olduğunu söylemekle yetiniyor.

Bunu önemsiz bulanlar veya zaten okuyanların kendi kendilerine özgün mücadele biçimleri oluşturması gerektiğini söyleyenler olabilir. Ancak, kitabın kendisinin de kabul ettiği gibi internetteki gözetleme sistemlerinin görünmezliği ve karmaşıklığı bu konularda bilgi sahibi olmayan insanların halihazırda sorunu tam olarak anlamasının bile önüne geçerken, bu insanların kendi başlarına gündelik veya uzun vadeli çözümler üretebileceğini varsaymak da sorumluluktan kaçmak olarak okunabilir.

Şifrelerle Kurtarılmış Bölgeler Yaratmak Mümkün mü?
Kitabın ve aslında şifrepunk felsefesinin dayandığı temel, şifreyazım (kriptografi) adı verilen teknikler. Ulaştırmak istediğiniz mesajların çözülmesi çok zor matematiksel problemlere dönüştürülerek iletilmesine dayanan şifreyazım sayesinde gerçekleştirilen iletişimin dünyanın en büyük güçleri tarafından bile ne kadar kaynak ayrılırsa ayrılsın çözülemeyecek derecede güçlü olduğu gerçeğine dayanarak, internet üzerinde kurtarılmış bir bölge yaratılabileceğine inanılıyor. Bu kitapta da tekrarlandığı gibi, şifrepunklar böyle bir bölgenin yaratılmasının iktidarların mağlup edilmesi için en önemli unsur olduğunu düşünür. Bu teknolojileri kullanan muhaliflerin, iktidarın zor kullanma ayrıcalığının dışında kalabildiğini, bu şekilde de, fiziksel gücün hiçbir şekilde işlemediği sanal dünyalar yaratarak iktidarların zayıflatılabileceğini hatta mağlup edilebileceğini iddia ediyorlar.

Ancak ne yazık ki, böyle bir sistem kurulabilse bile iktidar mücadelesinin hâlâ sokakta tezahür ettiğini veya en nihâyetinde sokakta sonuç aldığını unutmuş gibi görünüyorlar. Muhaliflerin iletişim kurarken izlenmemeleri pratik olarak önemli olsa da, dünyayı değiştirmeyi hedefleyen örgütlenmeler için tek veya en gerekli koşul değil. Zira birçok insanın mevcut sistemden birbirinden çok farklı gerekçelerle olsa da rahatsız olduğunu ve bu rahatsızlıklarını türlü türlü kamusal alanlarda paylaşacak cesarete sahip olduklarını görüyoruz. Bu cesareti sahip oldukları meşruiyetten alan bu hareketlerin, iletişimlerini ve kimliklerini gizlemeye çalışmaktan çok, aynı şeylerden rahatsız olan diğer insanları da cesaretlendirmeye ve böylece daha da meşru olmaya çalışmaları daha gerçekçi bir seçenek gibi görünüyor. Eğer şifrepunkların ilgilendiği örgütlenmeler dünyayı değiştirmekten ziyade pür bir iletişim özgürlüğü hedeflemekteyse, bunun mümkün olduğunu bilim zaten söylüyor. Asıl mesele, iletişim özgürlüğünün gündemimize almamız gereken tek önemli politik mesele olup olmadığı.

Tartışan Dörtlü
Kitap, yukarıda tartıştığım noktalara değinen ?Şifreyazım Silahlarını Kuşanmaya Çağrı? başlıklı bölümün ardından Julian Assange, Jacob Appelbaum, Andy Müller-Maguhn ve Jeremie Zimmermann tarafından yapılan şöyleşiyle devam ediyor. Kısaca tanıtmam gerekirse, Appelbaum, TOR adlı internet üzerindeki sunucuları anonim bir şekilde gezmeyi mümkün kılan projenin çalışanlarından ve Almanya merkezli bir hacker grubu olan Chaos Computer Club?un bir üyesi. Müller-Maguhn ise internet gözetleme teknolojileri satan şirketleri ve bunları kullanan ülkeleri gözetleyen bir sitenin kurucusu. Yani bir anlamda karşı-gözetleme yapıyor. Bunun yanında şifreli sesli iletişimi mümkün kılan cihazlar pazarlayan bir şirketin de kurucusu. Son olarak Zimmermann ise La Quadrature du Net isimli dijital haklar için mücadele eden bir topluluğun kurucularından.

Dörtlü kitabın geri kalanında internet ve internetin toplumsal yaşama dokunduğu birçok konu hakkında diyaloglar gerçekleştiriyorlar. Devletlerin ve şirketlerin uyguladığı stratejik gözetlemeden, devletlerin ?şer ekseni? olarak tabir ettikleri ülkelere stratejik öneme sahip silah ve ilaç gibi malların satımını denetim altında tutmalarına rağmen, gözetleme teknolojilerinin satılmasına göz yumduklarına, gelecekte gerçekleşeceği düşünülen internet savaşlarının çoktan başlamış olduğuna, gözetlemeye yasalarla ve şifrelemeyle direnmek üzerine, internetteki gelişmelerin siyaset ve iktisat alanındaki etkilerine, sansüre kadar geniş bir yelpazeden tartışmalardan oluşan ?Şifrepunk: Özgürlük ve İnternetin Geleceği Üzerine bir Tartışma?, kendisi de eski bir Şifrepunk olan Assange ve arkadaşlarının pratiklerini anlamak için önemli bir eser.

BilimsoL ekibinden Onur Güngör hazırladı.
facebook.com/BilimsoL
twitter.com/BilimsoL

* Bu yazı, ilk olarak 10 Mart 2013 tarihli soL gazetesinde yayınlanmıştır.

Kitabın Künyesi
Şifrepunk
(Özgürlük ve İnternetin Geleceği Üzerine Bir Tartışma)
Orjinal isim: Cypherpunks: Freedom and the Future of the Internet
Julian Assange
Çevirmen: Ayşe Deniz Temiz
Metis Yayınları / Siyahbeyaz Dizisi
Şubat 2013
176 Sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
Shakespeare İncelemeleri – Bertolt Brecht

Shakespeare oyunlarının sergilenmesinin tosladığı güçlüklerden biri de yanlış bir büyüklük anlayışıdır; ilgili büyüklük, küçük çağlar tarafından ozanın eriştiği ünün, kullandığı...

Kapat