Faşizmin Kaynağı: Büyük Sermaye – M. Deniz Schulze

Daniel Guerin?in ?Faşizm ve Büyük Sermaye? kitabı, tarihsel bir gerçeklik olarak faşizmin güncel gelişmelerle ve somut görünümlerle karşılaştırılabileceği değerli bir kılavuz niteliği taşıyor. Guerin faşizmin, üretim yapıları itibariyle farklılıklar gösterse de iktidara gelme biçimleri bakımından benzerlikler taşıdığına dikkat çekiyor. Çünkü faşizm, ?daha iktidarı ele geçirmek için ortaya atıldığı andan itibaren, kapitalist burjuvazinin en güçlü kesiminin rıza ve onayını almıştır? (133). Bu yüzden Faşizm ve Büyük Sermaye kitabı, ?faşizme hangi perspektiften bakılmalı?? sorusuna bugün de geçerliliğini sürdüren(1) nesnel bir yanıt veriyor.

Faşizmin mali destekçilerinin faşizm karşısındaki tutumu iki tarihsel aşamaya ayrılır: ?İlk başta, büyük sermaye henüz faşizmi iktidara sürmeyi? düşünmeyip ?faşist çetelerden işçi düşmanı milisler olarak? yararlanır. Fakat, ?az çok şiddetli bir iktisadi krizin kârlarını tehdit ettiği, ancak ?güçlü devlet? eliyle işyerlerine yeni bir verimlilik sağlayabileceklerini kestirdikleri gün de, bir adım daha atmayı göze?(27) alırlar.

Birinci Dünya Savaşı ertesinde büyük sermaye egemenliğine baş kaldırmaya hazır bir orta sınıf bulunmaktaydı. Yazarın faşizmin kazandığı desteği ?örgütlü proletarya ile orta sınıflar arasındaki?(50) uyuşmazlığa bağlayarak kitabı boyunca orta sınıflara sıkça gönderme yapması bu tespiti ile ilişkilidir. Dolaysız ifade edilmese de Guerin?in bu sorunu çözmek için kanımca 1)daha dinamik bir işçi sınıfı örgütü ve 2) küçük burjuvazinin taleplerini doğru kavramakla birlikte onu denetleyip-dönüştürmeyi içeren bir program ihtiyacına işaret ettiğini söyleyebiliriz. Kitabın ?Kalabalıklar? bölümü, bu sonuca ulaşmamız için yeterince veri sunuyor.

?Faşist Demagoji? üzerine çözümlemeleriyle küçük burjuvazi üzerine tahlillerini derinleştiren Guerin, anti kapitalist rolü oynayan faşistlerin, özünde serbest rekabet koşullarına geri dönmek isteyen küçük burjuva özlemleri ve az bilinçli yeni proleterleşmiş yoksulların hayallerini okşadığını belirtir. Çünkü ?Faşizm, küçük burjuva kafası taşıyan işçilere, kendilerini ?proleterlikten kurtarma? vaadinde? bulunurken; ?bağımsız küçük burjuvalara da (zanaatkarlar, küçük tüccarlar vb), ortaçağdakine, kapitalizm öncesi dönemdekine benzer bir rejimi yeniden kurma?(101) sözünü, iktidara gelene kadar da olsa verebilmektedir.

Bu vaatlerin nesnel olarak (Avam Takımının Yükselişi ve Düşüşü) devrimi, yani iktidarın başka bir sınıfa geçişini içermediği, faşizmin devletle ilişkisinde açığa çıkarılır. Elbette, tarihin sınıf mücadelesinden soyutlanması mümkün olmadığından ilk safhada ?ele geçirilen? devlet iktidarı, gittikçe artan bir sabırsızlığı göğüslemek zorunda kalır. Çünkü avam takımı faşistleştirilmiş ve patron sendikalarına mahkum kılınmış olsa da kendi taleplerini dayatmaktadır. Bu tespitleriyle Marx?ın Bonapartizm çözümlemelerine yaklaşan Guerin, burjuvazinin, işçi sınıfı tehdidinden kurtulmak adına ?istilaya? boyun eğmek zorunda kaldığını, ?çünkü avam takımının yardımı sayesinde, karlarını savunabilmek için ihtiyaç duyduğu ?güçlü ve mutlak hükümet?e?(154) kavuştuğunu yazar.

İkinci aşamada ise faşist devlet, faşist partiyi ehlileştirir. Bu ehlileştirmede büyük sermaye, başta ordu olmak üzere bürokratik araçlarını devreye sokar, avam takımı tasfiye edilir, silahsızlandırılır ve ?avam takımının ?devrimi?eski tipte bir askeri-polisiye diktatörlüğe dönüşür? (161). ?Fakat yine de diktacı devlet, belli ölçüde, bir ?sosyal taban?a dayanmak, avam takımına birtakım tatmin imkanları sağlamak, bir ?sağ tehlike?ye karşı kendini korumak zorundadır?(173). Bunun sebebi faşist tabanın, devletin bütün kademelerine yerleştirildikçe, eski bürokratik unsurların rejime dönük düşmanlığını arttırma ihtimalidir. Ama bu unsurlardan daha tehlikeli olan bizzat tabanın kendisidir! Bu yüzden de kitleleri diktacı devlet lehine ideolojik olarak homojenleştirmek ancak, faşist iktidarın ?kendini sağdan olduğu kadar, soldan da?(178) koruduğu sürece mümkündür.
Faşizmin, ?sırf savunmada kalan ve bizzat kapitalizmin yıkılmasını amaçlamayan? bir mücadeleyle alt edilmesi ?aldatıcı ve temelsiz bir şeydir?(334). Yani faşizmden mutlak anlamda kurtulmak için Luxemburg?un tarihsel ?ya sosyalizm ya da barbarlık? şiarından başka bir çıkış yolu yoktur. Guerin faşizme karşı mücadelenin temelini, kendi meşruluğunu yaratan bir güç mücadelesinden yola çıkarak kurar. Bu yüzden ?birleşik cephe? tezine de mesafeli yaklaşır.

Burjuvazinin en güçlü kesiminin emperyalizm ile ilişkisi ve Sovyetler Birliği?nin 1922?den beri süren faşizmi önleme çabalarına değinilmemiş olsa da, Faşizm ve Büyük Sermaye kitabı faşizm tartışmalarını derinleştirmek için önemli bir kaynak.

(1) Yunanistan?ın neo-nazi örgütü Altın Şafak Partisi yöneticilerinin 2013?de tutuklanması, burada bir örnek olarak hatırlanabilir.

M. Deniz Schulze

Not: Bu yazı 9 Nisan 2014 günü soL Kitap ekinde yayımlanmıştır.

Kitabın Künyesi
Faşizm ve Büyük Sermaye
(Faşizm Üzerine 2)
Orjinal isim: Fascisme et Grand Capital
Daniel Guerin
Habitus Kitap / Araştırma-İnceleme Dizisi
Çeviri : Bülent Tanör
İstanbul, 2014
336 s.

Faşizmin Kaynağı: Büyük Sermaye – M. Deniz Schulze” üzerine bir yorum

  1. Sevgili Deniz, öncelikle yazından dolayı kutlarım, kavramsal ve güncel niteleme açıdan ilginç bir yazı olmuş. Bu konuyla ilgili “Aklın Yıkımı” (G.Lucaks)da benzer hatlara değiniyor sanırım,sizce 21. yüzyıl bir “faşizm” dalgasına evrilebilir mi?

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler, Politika, Yazarlarımızın son çalışmaları
Mark Twain: Amerikan Edebiyatının Sivri Dilli Babası

?Açlıktan ölmek üzere olan bir köpeği alıp refaha kavuşturursanız sizi ısırmayacaktır. Bir köpekle bir insan arasındaki temel fark budur.? On...

Kapat