?Sosyalizm ve Savaş?tan 100 yıl sonra?

?Sosyalizm ve Savaş? iki motivasyona dayanarak yazılmış: savaş koşulları karşısında örgütsel pratiğin genişleme ve koordinasyonu ihtiyacı, atılan her adımda -1905?deki gibi- yalnız Rusya?dan Avrupa?ya değil, Avrupa?dan da Rusya?ya etkisi olacak devrimci taktiklerin-yöntemlerin belirlenmesinin uluslararası marksist hareketin geleceği açısından önemi.

Lenin?in yalnızca kendi dönemine özgü taktiksel duruşlarına değil de düşüncelerine, onun özgün taktiksel girişimlerine yol açan arka planla ilişkisine ve bunların sosyalist mücadeleye katkısına yoğunlaştığımızda 1914 yılı bir dönüm noktası gibidir. Bu ilgi elbette onun 1916 yılına kadar sürecek yoğun felsefe çalışmalarına girişmesinden, bir marksistin Marx?tan sonra ilk defa Hegel ile ?içli-dışlı? olmasından kaynaklanmıyor. Aksine, kavram olarak ?diyalektik? Hegel okumalarından sonra Lenin?in çalışmalarında 1914 öncesine göre daha az yer almaya başlıyor.

Lenin?in ilk emperyalist savaş karşısında Bolşeviklerin ilkesel hattını özetlediği ve 1913-1914 yılları arasında Marksizm üzerine yayımladığı iki makalesiyle süreklilikler içeren ?Sosyalizm ve Savaş? broşürü Ağustos ayında Agora Kitaplığı?ndan Ferit Burak Aydar?ın yeni çevirisiyle raflarda yerini aldı. Bu önemli broşür Bolşevik Devrimi ile sonuçlanacak bir dönemin açılışının sorumluluğunu taşıyor. Başka bir deyişle Marx?ın 1843 tarihli Hegel eleştirilerinde söz ettiği ?felsefenin gerçekleşmesi? sorununun bizzat cevabı haline geliyor.

?Sosyalizm ve Savaş? iki motivasyona dayanarak yazılmış: savaş koşulları karşısında örgütsel pratiğin genişleme ve koordinasyonu ihtiyacı, atılan her adımda -1905?deki gibi- yalnız Rusya?dan Avrupa?ya değil, Avrupa?dan da Rusya?ya etkisi olacak devrimci taktiklerin-yöntemlerin belirlenmesinin uluslararası marksist hareketin geleceği açısından önemi.

**

Lenin, üslubundan da anlaşılacağı üzere savaş, sınıfın bağımsız örgütlenme pratiğine olan ihtiyacı ve Rus devrimcilerin -Luxemburg?un deyimiyle- ?soyut? karakterini Rusya?nın özgün koşullarına ait olmaktan çıkarıp somutlaştıran bir olgu olarak karşımıza çıkıyor[1]. 1914 öncesinde de Avrupa marksistleriyle polemik amacıyla yayımladığı bir dizi broşüre karşın, Lenin, ?Sosyalizm ve Savaş?ı savaşın içinde yer alan tüm halklara ithafen yazıyor. Gerek ulusların kendi kaderini tayin hakkı gerekse sosyal demokrasiden tam kopuş adına Komünist Parti adının alınması kararının kökeninde bu broşürde çizilen taktiksel-ilkesel hattın bulunması şaşırtıcı olmasa gerek. Bu bağımsız hattın oluşturulmasında Rus işçi sınıfının devrimci hareketini unutmamalı. Ancak böyle bir devrimci hareketin öğreticiliği sayesindedir ki Lenin savaştan çok önce bile sınıfın örgütlenmesinin onun siyaseten bağımsız hale gelebilmesini sağlayacak bir taktiksel programla mümkün olduğunu görebilmişti. Bu yüzden ilk olarak 1905 deneyimine bakalım.

Kendi bağımsız örgütlenmelerini gerçekleştiremediklerinden Rus sosyal demokrat hareketine sızan küçük burjuva unsurlar ?gerçek siyaset?, ?büyük siyaset? ile karşılaştıkları anda saflarını değiştirip Kadetler?i desteklemeye başlamış, Rus marksistleri ise legal siyasetin yaratacağı olanakları düşünerek Manifesto?da geçen ?burjuvazinin tarihte oynadığı ilerici rol?e işaret etmişlerdi. Ortada işçi sınıfına dayanan bir devrimci hareket olmasına rağmen alınan bu tutum ?sınıfa ihanet? demekti. Bu karşılaşmada RSDİP?nin 1903-4 yıllarından çıkardığı derslerin, buna bağlı olarak da teori-siyaset-örgüt sacayağında oluşmaya başlayan yeni bir marksist damarın etkisinin büyük olduğunu söyleyebiliriz. Hem siyasetten kaçmamak hem de bunu yaparken teorinin yanlış kullanımını engelleme amacıyla: ?Bizim görevimiz Kadet Duması’nın desteklenmesi değil, bu Duma içinde ve onunla bağıntılı ortaya çıkan çatışmalardan, düşmana saldırı için, otokrasiye karşı ayaklanma için uygun anın seçiminde yararlanmaktır?[2] demişti Lenin.

Benzer ikinci bir örnekse emperyalist savaşın içinden… Uluslararası marksist birikim, İkinci Enternasyonal?de yer alan marksistlerin çok büyük bir bölümünün sosyal şovenizme kaymasıyla yara alıyor. Rus ve Alman sosyal şovenleri tıpkı 1905?te yapıldığı gibi 1870-1871 Almanya-Fransa savaşlarına atıf yaparak Marx?ın Almanya?yı desteklemiş olmasını örnek gösteriyorlar. Lenin ise ?Sosyalizm ve Savaş?ta şunu yazıyor: ?1870-1871 savaşı, Napoleon III yenilene kadar Almanya için tarihsel bakımdan ilerici bir savaştı, çünkü Napoleon III, çar ile birlikte Almanya’ya yıllarca zulmetmiş ve onu feodal bir parçalanma halinde bırakmıştır. Ama savaş, Fransa’nın yağma edilmesi halini alınca (AIsace ve Lorraine’in ilhakı ile) Marx ve Engels, Almanları şiddetle kınadılar. Hatta bu savaşın başlangıcında Marx ve Engels, Bebel ile Liebknecht’in askeri ödenek için oy vermeyi reddetmelerini onamış ve bunlara Alman sosyal-demokratları ile içli-dışlı olmamalarını, daima proletaryanın bağımsız sınıf çıkarlarını savunmalarını öğütlemişlerdir?.

?Devrimci, uzlaşmaz ve isyancı? sosyalizmin bugünkü sürdürücüleri

Yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığımız bağımsız örgütlenme ihtiyacının parolası Lenin?in Paul Golay?dan aktardığı tırnak içerisindeki ifadede gizli. Bu sözler birkaç tehlike karşısında sarf edilmişti: Kitle hareketinin yükselmesi ve yükselen harekete aldırmayıp başka alternatifler öne sürenlerin güç kazanması, savaş karşısında halkın gittikçe daha çok ihtiyacını hissettiği barış sloganının kapitalizmi zayıflatmak adına değil de pasifizm için kullanılması… Her bir tehlikenin bugün çeşitli biçimlerde devam etmesinin farklı sınıfsal çıkarlardan kaynaklı olduğunu tahmin edersiniz!

İnsanların yanılsamadan kurtulması için hakikate ?davet edildiği? çağlarda işler biraz daha kolaydı. Oysa 1914?te olduğu gibi bugün de ?uzlaşmazlık? kavramı ?a veya b?nin programı işçi sınıfını daha iyi temsil ediyor? gibi hakikatin biçimleri içinden değil, hakikatin somutlandığı mücadelelerden, bu mücadelede tek bir taraftan yana olmanın uzlaşmazlığından çıkarılmalı. Gerisi barış, devrimcilik, Leninizm de dahil her kavramın-tanımın kendi engeli haline dönüştüğü bir ?camera obscura? demektir.

O halde Lenin?in broşürde Marksizm?in özü olarak tanımladığı ?devrimci savaşım yöntemleri?ni teorik bir yöntem tartışmasından uzaklaştırmak, ?bu yöntemlerin savunulması ve hazırlanması?nı ise bugüne kadar nasılsa öyle devam edeceği varsayılan gerekirci (determinist) bir pratik anlayışından çıkarıp deneysel-gerçek pratikle beslemeliyiz. Zor olanı başarabilmeli, yani bugüne kadar yaratılmamış olan devrimci bir yeniden inşayı mümkün kılabilmeliyiz. Çünkü devrimcinin de çapulcunun da AKP?nin gün be gün var olmasını sürdürmesine yardımcı olanlarla uzlaşmayan, ?dayanışmacı? olmakla yetinmeyip dayanışan bir pratiğe ihtiyacı var.

M. Deniz Schulze
(http://ilerihaber.org/,08-09-2014)

Sosyalizm ve Savaş, V.I. Lenin, Çeviri: Ferit Burak Aydar, Agora Kitaplığı, Ağustos 2014, 96 sayfa

[1]RSDİP?in yaşadığı içsel dönüşümlerin başka ülkelerde de yaşanmaya başlamasının ancak 1917?den sonraya ?denk gelmesi? taktiksel-ilkesel hattın ne kadar somut olursa olsun ancak gerçek bir eylemden sonra başkaları tarafından da kabul edildiğini göstermekte.

[2] Orijinal kaynak: http://www.marx2mao.com/Lenin/VCTWP06.html Türkçe kaynak: http://www.solkitap.net/lenin/3608-vilenin-secme-eserler-cilt-1-a.html

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler, Politika, Yazarlarımızın son çalışmaları
Yıkıcı, boyun eğmez ve asi?

Edebiyatın dünü ve bugünü üzerine yazan iki Latin Amerikalı yazar, Mario Vargas Llosa ve Carlos Fuentes, Edebiyata Övgü başlığı altında...

Kapat