Mrs. Dalloway tıpkı aynı adlı karakteri gibi yarını olmayan bir roman. Virginia Woolf’un bu ünlü eseri gelecekten yana nasibini almadığından bir günde başlayıp bir günde biter, her şeyden önce bitebilir. Ana karakter Mrs. Dalloway yaşamı salt varlık derekesine indirgenmiş –yalnızca hayatta olmak kendisine yeten, âdeta başka bir muradı olmayan– bir burjuva kadındır. “Yine de günlerin birbirini izlemesi, Çarşamba, Perşembe, Cuma, Cumartesi; sabah uyanıp göğe bakmak, parkta yürümek, Hugh Whitbread’e rastlamak, sonra ansızın Peter’ın gelişi, sonra şu güller; bunlar yetiyordu.”[1] O her şeydir ama kendisi değildir. O, bir erkek dolayımıyla tanımlanan, Marx’ın sözleriyle, “yaşamını başka birinin inayetine borçlu olan”[2] bir kadındır. O bir Mrs. Dalloway’dir.
Ferit Burak Aydar
‘Sosyalizm ve Savaş’tan 100 yıl sonra
“Sosyalizm ve Savaş” iki motivasyona dayanarak yazılmış: savaş koşulları karşısında örgütsel pratiğin genişleme ve koordinasyonu ihtiyacı, atılan her adımda -1905?deki gibi- yalnız Rusya’dan Avrupa’ya değil, Avrupa’dan da Rusya’ya etkisi olacak devrimci taktiklerin-yöntemlerin belirlenmesinin uluslararası marksist hareketin geleceği açısından önemi. Lenin’in yalnızca kendi dönemine özgü taktiksel duruşlarına değil de düşüncelerine, onun özgün taktiksel girişimlerine yol açan … Devamını oku
Walter Benjamin ya da Bir Devrimci Eleştiriye Doğru – Terry Eagleton
Terry Eagleton’ın Benjamin’in eseri, fikirleri ve üslubuyla ilgili bu temel metni, bir yandan Benjamin’in çalışmalarının muammayı andıran yapısı içinde yol alırken, öbür yandan bir devrimci eleştirinin sorunlarına ve imkanlarına eğiliyor…
Joseph Andrews – Henry Fielding
Henry Fielding (1707-1754): Romanları, oyunları, yergileri, siyasi makaleleriyle İngiliz kültür hayatının en önemli ve ilginç karakterlerinden biridir. Gayet verimli bir oyun ve hiciv yazarıyken sansür yüzünden yazmaya ara vermiş, hukuk öğrenimi görerek yargıç olmuştur.
Yargıçlığı sırasında da yazmayı hiç bırakmayan Fielding’in ilk romanı 1741 yılında yayımlanmıştır. Yazar 1742 yılında yayımlanan Joseph Andrews ile büyük bir ün kazanmıştır.
Etik Nedir? – Fred Feldman
Çoğumuz ahlaki görüşler hakkında epeyce eksik bir sınıflandırma yaparız. Belli türdeki davranışların ahlaken doğru olduğuna, belli türdeki davranışların ise ahlaken yanlış olduğuna inanırız. Bazı davranış türleri hakkında ise ne düşüneceğimizi bilemeyiz. Fakat nedenler sıralamamız gerektiğinde, bazen daha baştan kafa karışıklığı sergileriz. Bir mesele hakkında düşünürken, görüşümüzü genellikle bir ilkeye başvurarak desteklemeye çalışırız. Başka bir mesele hakkında düşünürken ise görüşümüzü farklı bir ilkeye göndermede bulunarak
Friedrich Engels – Vladimir İlyiç Lenin
Agora Kitaplığı, Ferit Burak Aydar’ın seçmeleri ve çevirisiyle yayınlamakta olduğu “Lenin Külliyatı”nın on altıncı kitabı olan “Friedrich Engels”i yayınlıyor. Lenin’in bu kitabı, bir devrimci olarak hayatı, görüşleri, Marx’la ortak çalışmaları ve siyasal kavgasını anlatıyor…
(Tanıtım Bülteninden)
Komintern (Dünya Devriminin Partisi) – Vladimir İlyiç Lenin
“Kırsal bölgelerdeki yoksul köylü kitlelerini ve proleter kitleleri bize bilinçli destek verecek şekilde uyandırmayı başardık. Daha önce hiçbir devrim bunu başaramamıştı. Bizi devirebilecek hiçbir sınıf yok: Proleterlerin ve kırsaldaki yoksulların çoğunluğu bizi destekliyor. Bizi tek bir şey devirebilir, o da kendi yanlışlarımız.”
“Ben Kronstadt’ın tam da talep edilen değişiklik görünüşte çok küçük olduğu için tehlikeli olduğunu vurguladım. Kronstadt isyancılarının talebi nedir: ‘Bolşevikler gitmeliler. Biz yönetimde çok bir düzeltme yapacağız.’ Gerçekteyse durum farklıdır. Paris gazeteleri olaylar henüz patlak vermeden on beş gün Kronstand’ta bir isyan çıktığını yazdılar ve sahneye
Goethe ve Çağı – Georg Lukacs
Goethe modern yaşamın İlyada’sı Faust’da bir adamın kaderini anlatır, ama şiirin gerçek içeriği tüm insanlığın kaderidir. Günümüze uzanan büyük bir geçiş çağının en önemli felsefi sorunları, modern insanın ve hayatın en temel çelişkileri önümüze serilir. Estetik ve eleştirinin ustalarından Georg Lukacs, çağını ve sonrasını entelektüel alanda oldukça etkilemiş olan Alman Aydınlanması’nı incelerken bu kazıyı derinleştiriyor. Başta Goethe olmak üzere, Schiller, Hölderlin, Schelling ve Lessing’nin yazdığı eserler, kitaplar, oyunlar ve yarattıkları karakterler dönemin toplumsal devinimi içerisinde hem üst hem de alt metinleriyle birlikte incelenirken, sebepleri ve sonuçları bakımından bir “çağ” okurun önüne seriliyor.