Felsefi Bir Devlet Modeli… Güneş Ülkesi’ne dair – Hikmet Temel Akarsu

Sessiz sedasız sürüp giden muhteşem bir aydınlanma şöleninden bugüne kadar haberiniz olmadıysa; bundan sonra olsun. Tek kişilik üniversite, eşsiz akademisyen, gerçek edebiyat ve felsefe misyoneri Prof. Çiğdem Dürüşken?in özgün dilleriyle birlikte paralel metin olarak yayınladığı Humanitas serisi felsefe kitaplarından (Yunan ve Latin Klasikleri) bu kez Thoma Campanella?nın Güneş Ülkesi (Civitas Solis) adı ?ütopya?sı çıktı. Duyduk duymadık demeyin! Ha; aklın fikrin bu nedret çağında ?aydınlanma da ne ola?? diye düşünüyorsanız; tv?deki yerli dizilerin başındaki serüveninize geri dönebilir, stand-up?çı ekonomistlerinin anlattığı ?dolce vita? masallarını dinleyebilir, borsa bantlarını, döviz kurlarını hatmetmeye ve magazin basınını takip etmeye devam edebilirsiniz.
Son zamanlarda yayınlanan kitap serileri arasında en anlamlı ve nitelikli olanlarından biri olan Humanitas serisinden çıkan eserleri kaçırmamalarını okurlara hararetle tavsiye ederim. Birkaç ay önce aynı seriden çıkan Andrea Alciatus?un Simgeler Kitabı (Emblemeta) hakkında bir yazı yazmıştım. Yazı Radikal Kitap?ta çıkmıştı. Daha sonra çıkan Francis Bacon?a ait Yeni Atlantis?i de (Nova Atlantis) çok beğenmiş fakat üst üste olmasın diye söz almamayı tercih etmiştim. Fakat Thoma Campanella?nın Güneş Ülkesi de çıkınca daha fazla direnemedim ve her riski göze alıp yazıya oturdum.

Thomas Morus, Francis Bacon, Thoma Campanella gibi ütopik bir dünya özlemi ile yanıp tutuşan büyük düşünürler insanlığın önemli bir dönüm noktasında tasavvurlarıyla büyük etkiler yaratmışlar; büyük dönüşümleri ateşlemişler, büyük ilhamlara kaynaklık etmişlerdir. Söz konusu kitaplar için ?Şimdi okudum; pek güzelmiş!?demek pek de bağışlanır bir gecikme olamaz. İnsanlık kültürünün bu temel yapıtlarının ortalama üniversite eğitimi almış herkes tarafından çok daha önceden okunmuş; en aşağıdan hakkında bilgi edinilmiş olması zaten gerekir. Çünkü bu ütopyaları okumak; düşünce, kültür, edebiyat ve uygarlık sözkonusu olduğunda ?zorunlu hareketler serisindendir.? Bu gibi temel kitapları okumamış kişilerle ciddiye alınır bir konu konuşmanın da anlamı yoktur çok zaman. Fakat değerli akademisyen Çiğdem Dürüşken?in edisyonundan bu kitapları okumak apayrı bir zevk; bir ayrıcalık. Çünkü değerli Hocamız sadece bir felsefe serüveninde derin düşünsel konularla ?irşad? olmamızı sağlamıyor; eşzamanlı olarak değme edebiyatçılara taş çıkaracak marifetli Türkçesi ile benzersiz bir okuma zevkini de bize sunuyor. Üstelik sözcüğün tam anlamıyla; bir meydan okumayla beraber. Çünkü çeviri, orijinal Latince metinle yanyana yayınlanmakta.

Thoma Campanella?nın büyük yapıtı Güneş Ülkesi (Civitas Solis) altbaşlık olarak adını aldığı ?Felsefi Devlet Modeli? tabirinin de yansıttığı gibi düşlenen bir dünya düzenini öngörmek, idealize etmek, önermek için yazılmış bir kitap. Dönemsel olarak Thomas Morus?un 1516?da yazdığı ?Utopia?dan daha sonraki bir zamana denk geliyor. 1624-1625 yıllarında yazılmış olan Francis Bacon?un Nova Atlantis?inden ise yaklaşık 22 yıl önce kaleme alınmış (1602). Kitap Baş Hospitalarius ile denizci konuğu Cenevizli Kaptan arasındaki diyalogdan mürekkeptir. Baş Hospitalarius bir nevi hastane rahibi anlamına gelmektedir. Hayır işleri ile uğraşan kişilerdir bu rahipler. İlk defa 1080 yılında Kudüs?te kurulan Hospitalarius tarikatı kutsal topraklarda hastalanan hacılara, mağdurlara, müşkül duruma düşmüşlere yardım etmekle görevlidir. Thoma Campanella?nın diyalogların bir ayağı için neden dini çağrışımları olan bir kahramanı seçtiğini kitabın sonlarına doğru anlamak mümkün.

Kitap, esas itibariyle; Cenevizli Kaptan?ın Hint Okyanusu?nda, ekvatorun altında yer alan Taprobana adlı bir adaya düştüğünde karşılaştığı yerlilerle; Güneş Ülkesi olarak andığı bu medeniyette başına gelenleri Baş Hospitalarius?a anlatmasından ibarettir. Bilemediğimiz bir nedenden dolayı ülkesine geri dönmüş Cenevizli Kaptan, Güneş Ülkesi?nde öylesine hayranlık duyulacak bir medeniyetle karşılaşmıştır ki bir an önce oraya yeniden gitmek için acele etmektedir ve hep anlatısını noktalamak ister. Fakat Baş Hospitalarius ısrarlı sorular ve yalvarmalarıyla onu anlatısına devam ettirir. Anlatının her an bitecek gibi olmasının verdiği gerilim, dikkati ve diyalogu diri ve cezbedici tutar.

Cenevizli Kaptan?ın anlattığı Güneş Ülkesi aslında Campanella?nın idealize ettiği; önerilen dünya yaşam ve yönetim düzenidir. Mutlu, hakkaniyetli, dostane, yapıcı, güzeller güzeli, öykünülecek bir komünel hayat kurmayı başarmıştır Güneş Ülkeliler. Peki bunu nasıl başarmışlardır? İşte o noktada Campanella?nın filozofisi ve diskuru devreye giriyor. İnsanların nasıl yaşaması, üretmesi, bölüşmesi ve birbirlerine nasıl davranması gerektiğine dair öyküntü uyandıran bir devlet ve toplum düzeni anlatılırken giderek ekonomik, cinsel, sosyal, siyasal, felsefi; teolojik ve hatta astrolojik konulara doğru yelken açılır. Burada anlarız ki Güneş Ülkesi?nin yönetsel başarısı üç temel ilkeden kaynak alır. Bunlar Güç, Bilgelik ve Sevgi?dir. Kitabın ilerleyen bölümlerinde bu üç ilkenin teslis meselesine alegori yapan diyaloglarına rast geliriz. Anlarız ki; Hristiyanlıktaki ?Baba-Oğul-Ruh-ül Kudüs? triolojisi ile Güneş Ülkesi?ndeki Güç-Bilgelik-Sevgi triolojisi bir alegori halinde sunulmaktadır. Fakat kitapta bundan daha çok ilgimi çeken; bütün Rönesans ve sonrası düşünür, sanatçı, filozof ve bilim adamları gibi Campanella?nın da astrolojiye olan merakı idi. Ne yazık ki yıldız bilim hakkında mütalaa yapacak kadar bilgili değilim. Ama sanki kitabın ikinci yarısından sonraki alegorilerde astrolojinin özgün bir yeri var. Bunları, anlayan birinin yorumlaması ilginç düşünsel çıkarımlara varılmasını sağlayabilir.

Kitap, insanlığın, ideal, yaşanabilir, erdemli bir dünya kurma seyrüserüvenine dair bir harikulade ütopya. Hazindir, bu ütopyalara bugün, o günkünden daha çok ihtiyacımız var. Kitabın yazarı Thoma Campanella?nın zindanlarda, prangalarda, engizisyonda, sürgünlerde sürünmekle geçen yaşamını ise değerli Hocamız Çiğdem Dürüşken?in sunuş yazısından dikkatle okumakta büyük yarar var. O kadar güzel yazmış ki değerli Hocamız aslında bize hiçbir iş bırakmamış.

Düşünce, kültür ve uygarlıkta önemli bir kilometre taşı olan bu kitabın herkesin kitaplığında yer alması; özenle okunması gerekir. Kitabın hazırlanışı sırasında yayınevi editörlerinin majüskül kullanımı konusunda yarattığı kargaşa ve apostrof kullanımındaki anlaşılmazlık ile noktalama ve düzeltmelerdeki birkaç küçük hata ise kitabın eleştirilebilecek tek yanı. Sözkonusu olan sıradan bir yayınevi ya da ortalama bir eser olsaydı bunları, anmaya değmeyecek kadar küçük bulabilirdik. Fakat taktir edilmelidir ki bu denli önemli referans kitaplarda tek bir tashihin bile lafı edilir; serzeniş olur. Büyük işlere kalkışanlar bu serzenişleri de dinlemeye tahammüllü olmalıdırlar.

Bir de; bir yayın projesinde bu denli major görevler üstlenmiş, böylesine önemli bir akademisyenin biyografisinin kitapta yer alması gerektiği kanaatindeyim. Doğrusu Çiğdem Hocamız?ı gitgide daha fazla merak ediyoruz. Her türlü eserine erişmek istiyoruz. Elimize herhangi bir kitabını ya da çevirisini aldığımızda bu konuda derli toplu bilgi edinsek hiç fena olmaz.

Çok değerli Hocamız?ın kitapçılar, editörler, düzeltmenler ve akademik danışmanlara edeceği teşekkürler ile filozoflar hakkında sarfedeceği sözleri aynı sunuş yazısında halita etmekteki ısrarı ise; anlaşılan o ki; bu serinin alameti farikası olacak. Ne diyelim? Kıymetli Hocamız?ın bu güzelim kitaplarına böyle de düşkünüz.

Yazan: Hikmet Temel Akarsu
htakarsu@gmail.com
www.myspace.com/hikmettemelakarsu

(Bu yazı, Radikal Kitap?ın 13 Haziran 2008 tarihli nüshasında yayınlandı.)

Kitabın Künyesi
Güneş Ülkesi (Civitas Solis)
Thoma Campanella
Çeviren: Çiğdem Dürüşken
195 Sayfa ? Latince-Türkçe Paralel Metin
Humanitas Serisi (Yunan ve Latin Klasikleri)
Kabalcı Yayınları

Yorum yapın

Daha fazla Felsefe
Aydınlanma – Dorinda Outram “Aklını kendin kullanma cesaretini göster!”

* ?Aydınlanma bir icat mı, bir akım mı, bir dönem mi, bir süreç mi? Sürecin sonu bir komplo mu, bir...

Kapat