Yeni Atlantis’e dair – Pervin Ayça Akarsu

Francis Bacon, I. Elizabeth?in adalet bakanı Nicholas Bacon?ın oğlu olarak dünyaya geldi. 1561 yılıydı; ünlü şair ve oyun yazarı William Shakespeare?in, modern fiziğin ve astronominin kurucularından Galileo Galilei?nin, fizikçi ve matematikçi Johannes Kepler?in ünlü müzik adamı Claudio Monteverdi?nin dünyaya geldiği o on yıllık muhteşem sürecin başlarıydı. Bacon, on iki yaşında Cambridge?e girdi, hukuk eğitimini sürdürdüğü üniversitenin daha ilk yıllarında Aristo felsefesiyle (Skolastik felsefeyle) tanıştı ve ardından bu felsefeye karşıt fikirler geliştirdi. Aristo felsefesini yararsız buluyordu. Henüz Orta Çağ?ın yetiştirdiği en önemli filozoflardan biri olacağı bilinmiyordu, fakat Bacon, felsefesinin temeline bilimi oturtmuştu bile. Hukuk kariyeri boyunca aynı zamanda siyasi kariyerini de ilerletmek çabasındaydı. Onun kafasında, geliştirdiği düşünce disiplini doğrultusunda yeni bir devlet modeli oluşmaya başlamıştı; ideal olan devlet, doğayı deneyle kavrayıp insanların yararına kullanacak olandı.

Francis Bacon, bilimlerin düzenlemesini yapmak, insanlığın şiddetle gerek duyduğuna inandığı yeni bir tutum ve yöntembilimi geliştirmek amacıyla dev bir çalışmaya başlamak istedi. Ne var ki bu çalışmanın yalnızca birkaç taslağını ve birkaç parçasını yayımlayabildi; Bilimin İlerlemesi (The Advancement of Learning), Yeni Organon (Novum Organum) ve kafasındaki ideal devlet düzenini anlattığı yapıtı: Yeni Atlantis (Nova Atlantis).

?Yeni Atlantis? ismini duyunca, aklımıza hemen bir soru geliyor: Batık uygarlık Atlantis efsanesi ile nasıl bir bağlantısı var?

Hikaye, yanlarına on iki ay yetecek kadar erzak alarak Peru?dan, Çin?e ve Japonya?ya gitmek üzere yola çıkan keşif heyetinin, erzaksız ve mahvolmuş bir şekilde denizin ortasında mahsur kalmasıyla başlıyor. Yollarını kaybeden tayfa bir yandan hastalıklarla boğuşurken, bir yandan tanrıya onları kurtarması için umutsuzca dua ediyor. Sonra, mucizevi bir şekilde bir kara parçası görüyorlar ve kendilerini Bensalem adasında buluyorlar ve orayı tanrının aynası olarak betimliyorlar.

Ardından, Hristiyan bir halk olan Bensalem?in nasıl bu dini seçtiği anlatılıyor. Hikayede Avrupa halklarının Hristiyanlıkla tanışmasından farklı olarak Bensalem halkı, tanrıyla doğrudan bir münasebet kurarak kutsanıyor ve saf, yorumsuz bir Hristiyanlığı benimsiyor. Bensalem isminin Jerusalem (Kudüs) ile arasındaki benzerlik ise halkın, tanrının özel olarak seçtiği kutsal halk olduğunu vurguluyor.

Bensalem, hikayede daha önce keşfedilmemiş, gizli bir ada olarak anlatılıyor. Adanın gizli kalmasının tercih ediliş nedenini ise Bacon, batısında Kuzey ve Orta Amerika?nın, doğusunda ise Avrupa ve Kuzeybatı Afrika’nın yer aldığı, zamanla gücünü yanlış amaçlar için kullanmaya başlayan, kendini tanrıyla eş koşan, acımasızlaşan, yerkürenin dengesini bozan ve sonra bir gün, deniz tarafından yutulan batık uygarlık Atlantis’in son buluşu üzerine yaptığı şu yorumla açıklıyor:?…Ama tanrısal intikam onların bu cüretkar girişimlerinin bedelini ödetmekte fazla gecikmedi, çünkü yüz yıl ya da daha kısa bir zaman içinde Büyük Atlantis tümüyle yıkıldı ve gözden kayboldu…? Bu yorum, Yeni Atlantis ismini duyduğumuzda aklımıza takılan o soruya da cevap vermiş oluyor.

Tüm bunlardan sonra Francis Bacon, ?Salomon evi? ya da ?Altı Günlük İşler Okulu? adını verdiği enstitü modeli üzerinden anlatmaya başlıyor ideal devlet anlayışını. Her cümlesinden anlıyoruz ki Bacon, felsefesinin merkezine bilimi koymuş. Bilimin her yönde gelişmesi gerektiğini savunuyor. İnsana güveniyor, insanı adeta doğadan üstün tutuyor. Orta Çağ?da yaşamasına rağmen, insanın doğadan üstün çıkacağına emin. Onun ideal devleti, siyasi teorisi, ütopyası tamamen devletin doğayı iyi kullanıp, doğayla akıl arasında bağ kurup, bilgiye ulaşıp insanlar için daha iyiye erişmesi gerekliliği üzerine kurulu. İnsanların her şeye muktedir olduğunun anlaşılmasını, iyi yönetilen bir devletin her şeyin çözümü olacağını ve herkesin bunun için çabalaması gerektiğini savunuyor. Bacon?ın ideal yönetim sisteminin otokrasi olduğunu, yani iktidarın insanlar için en iyiyi, en güzeli isteyen ve hanedan yoluyla değil de belirli muvaffakiyetlerle başa geçmiş tek bir kişinin elinde olması gerektiğini düşündüğünü ?Yeni Atlantis?te de görebiliyoruz.

Yeni Atlantis, Kabalcı Yayınları?nın Humanitas (Yunan ve Latin Klasikleri) serisinden, Çiğdem Dürüşken?in çevirisi ile yayımlandı. Kitabı anlamayı kolaylaştıran çeviri notları ise ne kadar özenli bir çalışma olduğunu gösteriyor. Yeni Atlantis, Thomas Morus?un ?Ütopya? Campanella?nın ?Güneş Ülkesi? veya Platon?un ?Devlet? isimli ütopyaları gibi zekice ve felsefi temellere dayandırılarak tasarlanmış önemli bir ideal devlet teorisi.

Kitabın arka kapağındaki yayıncının notunda yer alan şu tümce dikkat çekicidir: ?Yeni Atlantis?i yazarken Bacon?un amacı yalnızca doğa felsefesiyle ilgili çalışmalar yapan bir enstitüyü tanıtmak değil, aynı zamanda bütün yaşamını felsefe ve bilime adamış bir filozofun düşüncesindeki ideal devlet yasalarını ve kurumlarını da belirtmek ve adeta felsefi bir devlet modeli yaratmaktır.?

Bu özellikleri dolayısıyla ?utopia? geleneği içinde önemli bir yer edinen Yeni Atlantis insanların daha güzel bir yaşam ve daha güzel yönetsel örgüler özlemi için büyük ilhamlar veren ögelerle dolu olması nedeniyle klasik metinler arasına girmiştir. Çevreyi, doğayı, dünyayı, devleti ve kısaca içinde yaşadığımız mekanı daha insancıl kılmak düşleriyle kaleme alınmış bu eşsiz yapıt mekansal tasarımlar için çaba gösteren mimarlar, şehir plancıları, iç mimarlar için satır satır incelenmesi gereken kitaplar arasındadır.

Sadece mimarlar, şehip plancıları, felsefeciler ve edebiyatçılar için değil; ortalama uygar bir birey için de Francis Bacon?un Yeni Atlantis?i, okunması zorunlu olan temel yapıtlar arasında sayılmalıdır.
Yazan: Pervin Ayça Akarsu
İstanbul, 21 Mart 2008
aycaakarsu@yahoo.com

Kitabın Künyesi
Yeni Atlantis (Nova Atlantis)
Francis Bacon
Çeviren: Çiğdem Dürüşken
158 Sayfa- Latince-Türkçe Paralel Metin
Humanitas Serisi (Yunan ve Latin Klasikleri)
Kabalcı Yayınları

Yorum yapın

Daha fazla Felsefe
Felsefi Bir Devlet Modeli… Güneş Ülkesi’ne dair – Hikmet Temel Akarsu

Sessiz sedasız sürüp giden muhteşem bir aydınlanma şöleninden bugüne kadar haberiniz olmadıysa; bundan sonra olsun. Tek kişilik üniversite, eşsiz akademisyen,...

Kapat