Freud’un Kürsüsünden: Sakatlar, İsyancılar ve Suçlular – Ruhun Gerçeklik Prensibine Kurban Edilmesi

Marion Woodman’ın “Yaralı Damat” adlı eserinin 5. Bölümü, bilinçdışına itilmiş, harap edilmiş erilliğin (ravaged masculinity) çeşitli tezahürlerini—Sakatlar, İsyancılar ve Suçlular—inceleyerek, bireyin psikolojik özgürleşme yolculuğunu anlatır.

Peki, bu derin Jungiyen analizin karşısında, psikanalizin kurucusu Sigmund Freud yer alsaydı, bu kurban ve tiran döngüsü hakkında neler söylerdi?

Freud’un gözünden, bu bölümün ana temaları, Jungiyenlerin mistik kaçışları ve “ruh” dediği kavramın bilimsel gerçekliğe feda edilmesi gereken çocuksu yanılsamalardan ibarettir.

Sigmund Freud
Austria vintage postage stamp showing an engraved portrait of the Austrian psychiatrist Sigmund Freud

1. Kadınlar İçin Bu Dramın Nedeni: Anatomik Yazgı

Woodman’ın, kadınların kendi içlerindeki yaralı erilliği arayan partnerleri bulduğu şeklindeki arketipsel açıklamalarının aksine, Freud, bu psikolojik düğümün çok daha temel ve biyolojik bir nedene dayandığını iddia ederdi.

Kaynaklarda açıkça belirtildiği üzere, feminizm kendi madde kaynağı (mater) ile bağını koparttığında, kadın Freud’un ilan ettiği şeye dönüşür: hadım edilmiş bir erkek.

  • Freud’un Yorumu: 5. bölümde kadınların sürekli olarak “sakat” (yaralı, güçsüz) veya “isyancı/suçlu” (olgunlaşmamış, nevrotik) erkeklere çekilmesinin nedeni, kadının penis eksikliğinden kaynaklanan birincil hasarıdır. Freud, vajinayı bir erkeğe dehşet veren “açık yara” olarak gören patriarkal bir bakış açısıyla, bu durumların kökenini, hadım edilme kompleksi ve bu eksikliğin bilinçdışı kabulüne bağlardı.
  • İlişkilerdeki Tekrar: Bir kadının, kendisini terk eden veya kötü davranan babası/eşi gibi bir partneri tekrar tekrar bulması, Jungiyenler için travmatik tekrar zorlantısı olsa da, Freud için bu, çözülmemiş çocuksu cinsel ve agresif içgüdülerin dışa vurumudur ve Oedipal ya da Elektra çatışmalarının uzantısıdır.
Sigmund Freud
Sigmund Freud

2. Kompleksler Yerine Ebeveyn Otoritesi

Woodman, bireyi hapseden enerjinin “içsel despotlar” olarak kalan eski ebeveyn kompleksleri olduğunu savunur. Bu kompleksler, “sert, otoriter baba” ve “katılaştıran anne” figürleriyle patriarkal düzeni sürdürür.

Freud, bu yapıları inkar etmezdi; ancak bu figürlerin mistik bir arketipsel kökeni olduğunu değil, doğrudan Süperego’nun (Üst-Ben) oluşumunu destekleyen içselleştirilmiş ebeveyn yasakları olduğunu söylerdi.

  • Suçluluk ve Ceza: Bölümdeki suçlu ve isyancıların davranışları, bilinçdışı suçluluk duygusundan kaynaklanır. Bu suçluluk, Freud için Id’den (ilkel içgüdüler) gelen dürtülerin Süperego tarafından sürekli cezalandırılmasıyla ilgilidir. Kişi, bu içsel çatışmayı dışarıya yansıtarak (dışarıdaki zalimi suçlayarak) rahatlar.
  • İyileşme: Woodman, iyileşmenin “kurban ve tiranın birlikte iyileşmesi” ve “içsel bütünlük” ile mümkün olduğunu öne sürerken, Freud ise bireyin Id’in gücünü zayıflatması ve Ego’nun denetimini güçlendirmesi gerektiğini söylerdi.
Sigmund Freud
Sigmund Freud

3. Ruhun Feda Edilmesi: Gerçeklik Prensibi

Belki de Freud’un Beşinci Bölüm’e vereceği en keskin yanıt, tüm bu Jungiyen çabaların bilimden ve gerçeklikten uzak olduğu yönündeki eleştirisi olurdu.

Kaynaklar, Freud’un nihayetinde “ruh (soul) kavramını gerçeklik prensibine (reality principle) kurban etmeyi kendi patriarkal sorumluluğu” olarak gördüğünü belirtir.

  • Jungiyenler İdealisttir: Jungiyenlerin “idealist,” “gerçeklikle alakasız” olmakla suçlanması ve rüyalardaki “Nazi katilini görmezden gelmenin asıl kaçış” olduğu yönündeki tez, Freud için kabul edilemez bir idealizm içerirdi. Freud, rüyaları kolektif arketiplerden ziyade, bireysel bastırılmış arzuların (wish fulfillment) tezahürü olarak görürdü.
  • Özgürlük ve Bütünlük: Woodman’ın sunduğu bireyleşme (individuation) ve içsel evlilik (bilinçli eril ve dişil güçlerin birliği) hedefleri, Freud için Nevrotik İdealizmin ötesine geçmezdi. Gerçek psikolojik özgürlük, Freud’un dünyasında, içgüdüsel talepler ile toplumsal kısıtlamalar arasında tatmin edici bir uzlaşma bulmaktan ibaretti—ruhsal dönüşüm değil, uyum (adaptation).

Özetle:

Eğer Freud, Woodman’ın Sakatlar, İsyancılar ve Suçlular’a dair analizini okusaydı, büyük ihtimalle, kadınların cinsel anatomiye dair hayal kırıklıklarının ve erkeklerin babalarından bağımsızlaşma mücadelelerinin, bilinçdışı dinamiklerle karıştırılarak mistik ve gereksiz yere karmaşık hale getirildiğini söylerdi. O, Jungiyenlerin aradığı “ruhu” feda etmiştir; çünkü onun için bilimsel gerçeklik, bu tür hayali bütünlük arayışlarından daha elzemdi.