Gönüllülük ve Kölelik Üzerine* – Murat Balköse

Richard Sennett, dört duygusal temayı sorunsallaştırır: otorite, yalnızlık, kardeşlik ve ritüel. Ona göre modern toplumda bu dört duygu ve bu duygulara ilişkin deneyimler oldukça sorunludur. Bu sorunların nasıl ortaya çıktığının görülmesi durumunda, bunların nasıl alt edilebilecekleri de belirlenebilecektir. Sadakat, otorite ve kardeşlik bağları olmaksızın, bir bütün olarak hiçbir toplum ve bu toplumun hiçbir kurumunun uzun süre işlevselliğini koruyamayacağı saptamasını yaparak toplumsallığın gelişiminde duyguların oynadığı rolün önemini vurgular. Güç farklarını tanımlama ve yorumlama sorunu olarak tanımladığı otorite, üzerinde çalışmak üzere seçtiği ilk temadır.

Otorite başlıklı denemesinin kaleme alınma metodunu açıklayan Sennett, niceliksel veri kullanmayacağını belirtir. Bu yıl İngiltere?de kaç kişinin otoriteden korktuğunu tespit ettiğine benzer şekilde, örneklem temaları saptayan, istatistiksel verileri esas alan sosyolojik çözümleme metotları ile arasına mesafe koyar. İnce bir alaycılıkla, nitelikli bir sanat eserinin, onlarca bilimsel çalışmadan daha derin çözümlemeler yapabildiği yorumu yapar. Duygusal bağları kavramak amacıyla, edebiyat yapıtlarından, günce ve mektuplardan, vaka analizlerinden yararlanmayı tercih edeceğini söyler. Otoriteyi kişisel ve toplumsal ilişkiler boyutlarıyla ele alır. Otoriteye tanımlar getirir. Otoritenin aldığı değişik formları irdeler. Bir yetişkinle ebeveynleri arasında, karı ile koca arasında, işçi ile işveren arasındaki ilişkileri inceler. Sennett modern dünyada sık karşılaşılan, somut ve bilinen otorite biçimlerini örneklemekle yetinmez. Emir komuta zincirini tamamen yok etmeyi arzulayan İspanyol anarşistleri, Turgenyev?in Babalar ve Oğullar romanının asi ve nihilist yıkıcı karakteri Yevgeni Bazarov, babasına kırk dokuz sayfa mektup yazarak ona karşı duygularını anlatan fakat bunu ona iletemeyen Franz Kafka, Fransız Jakoben devrimci Saint-Just ve pek çok tarihsel kişi ve olay, Sennett?in duygusal olguları yorumlamak için seçtiği örnekler arasında yer alır.

Bu tarihsel kişi ve olaylardaki insanların itaat duygularının kaynağını anlamaya çalışır. Otoriteye karşı oluşan korku duygusunun aynı zamanda insanların kendi hayat tasavvurlarındaki zaaflardan kaynaklandığını serimler. Bu korku tipine göre aslında insanlar hayatlarına anlam vermede otoriteyi dayanak noktası yaparlar. Otoritesiz bir hayatı kendilerine açıklayamaz ve anlam veremezler. İnsanların neye, neden hizmet ettikleri ya da neden bağımlı oldukları zihinlerinde bir açıklamaya sahip olmalıdır.

Günümüz endüstriyel toplumunda otoritenin en çok sorgulandığı işçi – işveren ve ast- üst ilişkileri, doğal olarak kitapta oylumlu bir yer kaplamaktadır. Sennett bu konu üzerinde ekonomi-politik çözümlemelere girişmeden, salt duyguları tartışmaya açar. Kapitalist sürecin içinde gelişen endüstriyel ilişkilerin yanı sıra, Küba, Yugoslavya, Çin gibi yirminci yüzyılda ortaya çıkan sosyalist devletler içinde gelişen örneklerden de yararlanır. Bu ilişkilerin içinde yer alan insanların bağımlılıklarını, birey, toplum, özgürlük ve âhlaki boyutlarıyla ele alır. İnsanların otoriteye uymayı ya da zaman zaman ona karşı durmayı neden gereksindiklerini belirler.

Sennett günümüz endüstri toplumunun refah seviyesi artmış, ancak buna ters orantılı şekilde iş yerinde sıkılan ve günün büyük bölümünü gergin geçirmek zorunda olan bireylerini ele alır. Tarihteki ilk fabrikalarda zor kullanılarak çalıştırılan işçilerin, yeni çağdaki motivasyon kaynaklarının neler olabileceğini irdeler. Tarihsel gelişim içinde evrim geçiren otoritenin aldığı yeni biçimleri çözümler ve işçiler üzerinde etkisini nasıl kurduğunu anlamaya çalışır. Bu alanda çalışmalar yapan Amerikalı davranış bilimcileri inceler. Otoritenin modern formunda fiziksel şiddet ortadan kalkar, nazik bir çehreye bürünür, çalışanları korkutmaz ama çalışanları bazı tedbirlerle özenli olmaya davet eder. Otoriteyi üreten somut kişiler de artık ortadan kalkmıştır. İsa?nın kiliseye dönüşmesine benzer şekilde, yeni otorite kendi bürokratik mekanizmasını geliştirmiş ve kurumsal bir yapıya dönüşmüştür.

Otorite figürleri kendine güvenir, yargılama gücüne sahiptir ve disiplin uygulama yeteneğini gösterir. Ancak sanılanın aksine otoritenin yapısı kırılgandır ve çok hassas dengelerin üzerinde durmaktadır. Sennett için otoriteden özgürlüğe giden yol, Hegel?in köle?efendi diyalektiği ile benzerdir. Hegel?e göre köle, efendisi için yaptığı işin bilincine vararak köleliğin dışına doğru ilk adımı atar. Yaptığı işi kendiyle ilişkilendirir, kendisine ait bir zihnin olduğunu keşfeder. Bu keşfi yaptığı anda artık özgürleşmeye başlamış demektir. Köle bazı özgürlük aşamalarından geçer. Her birinin gerçekleşmesi, ezilen kişinin daha önce inandığı şeyi yadsımasına bağlıdır. Bu dört aşama şunlardır: Stoacılık, şüphecilik, mutsuz bilinç ve rasyonel bilinç. İlk aşamada, Stoacı dış dünyadan düşünce dünyasına çekilir; bu ilkel ve içe dönük bir özgürlüktür. İkinci aşamada, şüpheci yüzünü dünyaya çevirir; köle itaatkârdır fakat oynadığı role ve efendisinin ahlaki üstünlüğüne inanmamaktadır. Mutsuz bilinç bu şüpheci bilgiyi içerideki toplumsal ilişkiye taşır; her insanın içinde bir efendi ve köle vardır. Hegel mutsuz bilinci ?ikili doğaya sahip, salt çelişkili bir varlık olarak kendinin bilinci? diye niteler. Rasyonel bilinçte bu bilgi gene toplumsallaşır; her insan, kendi içinde hissettiği mutsuz bölünmeyi diğer insanlarda da görür. Kişi ortak amaçlara bağlı olarak diğer insanlarla birlikte algılayabilir ve hareket edebilir. Sennett bu yolculukta uğranan her istasyonun esasında bir otorite bunalımı olduğunu belirtir. Her bunalım, kişinin daha önce inandığı şeye inanmamasıyla ortaya çıkar. Son iki evrede, eski efendi, köle üzerindeki iktidarını yitirir; bunun nedeni kölenin farklı bir insan olduğunun farkına vararak efendisiyle rekabetçi olmayan bir tarzda uğraşmasıdır; bu durum efendiyi de davranışını değiştirmeye zorlar.

Genç Hegel?e göre toplumda özgürlük koşullarını oluşturma sorumluluğu ezilenlere aittir; hiçbir platonik, iyiliksever onları kurtarmaya gelmeyecektir. Sennett?e göre günümüz insanlarının büyük çoğunluğu öngörülen Hegelci özgürlük yolculuğunun henüz birinci ya da ikinci aşamasına gelebilmiştir. Hegel?in dizgesinden yola çıkar ve somut olarak günümüz otorite imgelerinin nasıl kırılabileceğinin yordamlarını okurlarına gösterir. Emir komuta sürecinde yer alan tüm insanlara hayatlarını değiştirmeleri yönünde düşünsel değerler öğretmeye girişir.

Sennett, toplumu duygusal boyutları ile ele alarak zihinlerimizdeki farklı bir kapıyı aralar. Otorite?ye yeni olgularla yaklaşan bu deneme sosyoloji, psikoloji, felsefe ve siyaset bilimleri arasında nitelikli bağlamlar kurmasıyla da öne çıkmaktadır. Öykülerin içinde yer alan öyküleri keşfetmekte ve onları çözümlemekte usta olan Richard Sennett?in çeşitli dillere de çevrilmiş üç romanı da bulunmaktadır.

* Richard Sennett, Otorite, çev. Kamil Durand, (İstanbul, Ayrıntı Yayınları, 2005, 2. Basım).

Murat Balköse

Kitabın Künyesi
Otorite
Orjinal isim: Outhority
Richard Sennett
Yayına Hazırlayan : Tuncay Birkan
Yayıma Hazırlayan : Barış Yıldırım
Kapak Düzeni : Arslan Kahraman
İllustrasyon : Sevinç Altan
Düzeltmen : A. Tansel Mumcu
Çeviri : Kamil Durand
Ayrıntı Yayınları / İnceleme Dizisi
İstanbul, 2005, 2. Basım
203 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Felsefe, İnceleme, Politika
Sivil İtaatsizlik Kamu Vicdanına Çağrı – Hannah Arendt, Henry David Thoreau, J. Rawls, Johan Galtung, Jürgen Habermas, M. L. King, R. Dworkin

Tam bir çürüme dönemi yaşıyoruz. Devlet bireylere, "omlet yapmak için kırılması gereken yumurtalar" olarak bakıyor. Yeni bir toplumsal mutabakat ihtiyacı...

Kapat