Havana’da Türk Tutkusu 1898 – Ernesto Gomez Abascal

Küba’nın Ankara Büyükelçisi Ernesto Gomez Abascal’ın kaleme aldığı “Havana’da Türk Tutkusu 1898” adlı kitapta, Nazım Hikmet’in anne tarafından dedesi, Ali Fuat Cebesoy, Oktay Rıfat ve Mehmet Ali Aybar’ın aile büyüklerinden olan Enver Paşa’nın 1898’de Küba’nın özgürlük mücadelesini incelemek üzere yaptığı seyahat anlatılıyor. Everest Yayınları’ndan yapılan açıklamaya göre; roman, tarihin tozlu sayfaları arasında kalan önemli ve ilginç bir olayı bugünlere taşıyor. Kitapta, Sultan 2’nci Abdülhamit’in 1898’de yaveri Ahmet Paşa’yı Küba’nın İspanya’ya karşı verdiği mücadele ile o günlerde karmaşa halindeki bir başka ada olan Girit’teki mücadelenin benzerliklerini saptamak üzere Küba’ya göndermesini konu alıyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’dan Havana’ya uzanan bu yolculuğunda Yaver Ahmet Paşa, hem birbirinden çok uzaktaki iki farklı ülkeyi izliyor, hem de aşkın ve inancın dünyanın bütün coğrafyalarında nasıl aynı şekilde yaşandığına tanıklık ediyor.

Enver Paşa”nın Küba seyahatini konu aldığı kurgu romanı anlatan Abascal, ?1898 yılı Küba?nın İspanya sömürgesinden kurtulduğu ve ilk Amerika işgalinin başladığı yıl olduğu için çok önemlidir. Bu kitabı yazmamda ilham kaynağı olan kişi Nazım Hikmet?in anne tarafından büyükbabası Enver Paşa?dır. Türkiye ve Küba ilişkilerinin sıkılaşmasına katkı sağlama amacı taşıyan roman, entrika, casusluk ve aşk ilişkileri ile süslenmiş olsa da birçok tarihi gerçeği de içeriyor? dedi.

Bu belgenin roman konusunda kendisine ilham kaynağı olduğunu ifade eden Büyükelçi Abaskal, gelecek yıllarda söz konusu romanın devamının da yazılacağını kaydetti.

Abaskal, “Spekülasyon yapmak istemiyorum ama Enver Paşa’nın ABD’nin Küba’yı işgali sırasında onlara karşı mücadele ettiği için yaralanmış olabileceğiyle ilgili bazı belgelere ulaştım. Böyle bir şüphem var, araştırıyoruz. Bundan sonraki kitap Enver Paşa’nın Küba’daki gerçek hayat hikayesi olabilir.” diye konuştu.

Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemal Taluğ ise kitap hakkında şu değerlendirmeyi yaptı: ?Romanı yayınlanmadan önce satır satır okudum. Coğrafyamıza ve görev yaptığı topraklara hakim olan Abascal?ın tarih ve kültür hakkındaki engin bilgisi beni çok etkiledi. Kitap Ankara Üniversitesi?nden bir bilim insanının ortaya çıkardığı belgelere dayanıyor. Bu kitapla anladım ki, Küba devrimi çok daha öncelere dayandığı gibi toplumun dokusuyla da bütünleşmiş.?

Kitabın İspanyolca?dan Türkçe?ye çevirisini ise Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümü İspanyol Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Mehmet Necati Kutlu ve Araştırma Görevlisi Ceren Karaca yaptı. Kutlu, kitabın oluşum sürecini şu sözlerle anlattı:
?Yüksek lisans araştırmalarım sırasında bir kısmı Enver Paşa?ya ait olan Küba hakkında çok önemli belgelere rastladım. Belgelerden yola çıkarak bir makale yazdım. Bir örneğini de Abascal?a verdim. Kendisi bir yıl sonra beni arayarak yazdığı kitabın haberini verdi.?

A. ÖMER TÜRKEŞ, 20/02/2009 tarihli Radikal Gazetesi Kitap Eki
Havana?da Türk Tutkusu-1898, önce ismiyle merak uyandırmıştı. 1959 devriminden bu yana Küba?ya muhabbet duyan pek çok Türk olduğunu hepimiz biliyoruz. Ama bu iki uzak ülke arasında II. Abdülhamit döneminde bir ilişki kurulduğundan benim haberim olmamıştı. Hikayesi tarihsel gerçekliği bütünüyle yansıtmamakla birlikte, yazar Ernesto Gomez Abascal, Osmanlı arşivlerine dayanarak kurgulamış Havana?da Türk Tutkusu-1898?u. Abascal, Küba?nın Ankara büyükelçisi. Havana üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi?nden mezun. Türkiye?den önce Suriye, Ürdün ve Irak?ta büyükelçilik görevlerinde bulunan Abascal?ın Ortadoğu gözlemlerinden yola çıkarak kaleme aldığı incelemeleri var. Kılıçların Şimşeği Altında?da Lübnan?daki siyasi krize, Filistin, Adalet Çarmıha mı Gerildi??de Filistin sorununun tarihine, Bağdat Görevi?nde Irak?taki savaşa değinen Küba Büyükelçisi?nin bu kitapları Türkçeleştirilmişti. Havana?da Türk Tutkusu-1898 ise, Küba Yazarlar ve Sanatçılar Birliği üyesi de olan Abascal?ın ilk roman denemesi.

Romanın çevirmenlerinden Mehmet Necati Kutlu?nun 2006 yılında İspanyolca yayımlanmış -?Küba?da 1898 Yılında Yaşanan Olaylara Babıâli?nin Bakış Açısı ve Özel Temsilci Enver Paşa? adlı- makalesinden esinlenerek kurgulanmış hikâye. Kurgusal yanı, ilk roman yazmanın heyecanına verelim, biraz zayıf kalmış. Anlatı, 1897 yılı sonlarından 1898 yılı başlarına kadar olan dönemi kapsıyor ve öncelikle her iki coğrafyadaki çalkantılı siyasi tarihin dökümünü yapıyor.
Küba tarafında gelişmeler umut verici; Kübalı yurtseverler, İspanyollara karşı 1868 yılında başlattıkları bağımsızlık mücadelesini kazanmak üzereler. ABD durumdan vazife çıkarmak üzere. Avrupanın diğer ülkeleri, o zamanki güçler dengesini gözeterek İspanya?nın kaybetmesini istiyorlar. Osmanlı ise savaşlardan, imparatorluğun dört bir yanındaki isyanlardan, özellikle Girit?te bir türlü sonlanmayan sorunlardan yorgun. Sorunu halletmek isteyen II. Abdülhamit, 1897 yılı sonbaharında yaverlerinden Ordu-yu Hümayun?un istihbarat birimine mensup Ahmet Paşa?yı Küba?ya yollamaya karar veriyor. Ahmet Paşa?nın görevi Küba?daki isyan hakkında bilgi toplamak ve oradaki politikaların Girit isyanına karşı uygulanmasının yararlı olup olmayacağını öğrenmek.
Tam bu noktada bir hatırlatma yapalım; Küba?da bir ?Osmanlı özel temsilcisinin? gerçekten de bulunduğu, bu kişiye ait şifreli bazı raporlarun İstanbul?da Osmanlı Arşivi?nde yer almasıyla kanıtlanıyor. Ancak roman kahramanı Ahmet Paşa, Abdülhamit?in onu gönderme niyeti, Paşa?nın yolculuğu, Havana?daki yaşantısı ve gözlemleri tamamiyle kurgusal.
?Ahmet Paşa, imparatorluk sııbayı olarak uzun ve parlak bir kariyere sahipti. Güçlü bir aileden geliyordu; babası 18.48 yılında ülkesinde meydana gelen ayaklanmaya katılmış Polonyalı bir konttu ve bu olay sonrasında önce Fransa?ya, ardından da Osmanlı İmparatorluğu?na sığınmıştı. Burada din değiştirerek Müslüman olmuş, adını değiştirmiş, birçok savaşa katıldıktan sonra orduda yüksek bir rütbeye erişmiş ve Rus Savaşı?nda kahramanca çarpışırken şehit olmuştu. Babasının izinden giderek askerlik mesleğini seçen Ahmet, özellikle haritacılık konıısıında kendini yetiştirmiş, Manastır Askeri İdadisi?nde bu konuda dersler vermiş, engin bir bilgi birikimine sahip olmuştu. Ancak tüm konular içinde onu en çok çekenler, haber alma, bilgi değerlendirme ve işlenmesi ile ilgili olanlardı.?
İlgi alanını meslek haline getiren Ahmet Paşa, Balkanlar?da önemli istihbarat hizmetlerinde bulunmuş, birkaç dili mükemmel konuşan yakışıklı, genç ve bekar bir Osmanlı erkeği. OsmanlıYahudi Cemiyeti?nin Suriye ve Filistin bölgesinde yerleşimi özendiren faaliyetleri konusunda hazırladığı raporlarla Filistin?de bir Yahudi devletinin kurulması niyetini açığa çıkarması, Yahudi düşmanı olarak suçlanmasına neden olmuş. Konya?da görev yaptığı dönemde Mevlana?ya büyük bir hayranlık duyarak Mevlevi tarikatına girmiş. Şaraba, şiire ve müziğe alışmış.
Selanik?ten çağrılan Ahmet Paşa, Padişahın görevlendirmesiyle, yanına iki de koruma verilerek İstanbul?dan bir gemi ile yola koyulacak, Londra ve Washington üzerinden Havana?ya uzanacaktır. Yolculuğu sırasında temas ettiği kişiler sayesinde Küba tarihi ve isyan hakkında yeterince bilgi de edinmiştir.
Havana?da bir otele yerleşen kahramanımız kente ve topluma kısa sürede ısınır, tutkulu bir aşk yaşar, isyancılarla tanışır. Keskin gözlem gücüyle burasının başka bir dünya olduğunu ve tarihlerin hatta insanların da farklı olduğunu, başka bir biçimde düşünüp farklı tepkiler verdiklerini kavramıştır. Küba?nın devrimci ruhunu Sultan?a gönderdiği raporda şöyle özetleyecektir:

?Yarını Bugünden Kuracaksın, O Senin Tarihin Olacak?
?Durum, Girit?tekinden çok farklıdır, söz konusu olan başka bir sahne, başka etkenler ve başka bir tarihtir. İki adayı karşılaştırmanın mümkün olduğunu sanmıyorum. Milli nüfus yani Kübalılar ne başka bir ülkeye bağlı olmak ne de başkalarının hâkimiyetini desteklemek için savaşıyorlar, onlar tam bağımsızlık için savaşıyorlar ve zaten. neredeyse kazanmış oldukları savaşı bitirmeyi hızlandırmak için belki Birleşik Devletler?in yardımını kabul edebilirler. Kübalıların ruhunda ne pahasına olursa olsun bağımsızlığı elde etme kararlılığını görüyorum. Kültürel, dinsel nedenlerden ve vatansever değerlerden dolayı eğer Birleşik Devletler adayı topraklarına dahil etmeye niyetlenirse onlara karşı da savaşmaya hazır olacaklardır.?
Başrolde bir Osmanlı paşası yer almakla birlikte, hikâyede asıl öne çıkan Küba tarihi. Abascal, Küba sosyalist devriminden çok önceki bir tarihi canlandırırken, hem devrimin nasıl bir miras üzerine inşa edildiğini gösteriyor hem de ABD?nin emperyal niyetlerinin köklerini sergiliyor. Vurgu yapılan baskı ve şiddet yoluyla sömürgeleştirilmek istenen, açlığa mahkûm edilen Küba ve Güney Amerika halklarının bağımsızlık mücadeleleri tarihi, bu tarihin Bolivar, Jose Marti, General Gomez, General Maceo gibi
önemli isimleri. Onlardan sıklıkla yapılan ABD ve emperyalizm karşıtı alıntılar, 19.yüzyıl isyanlarıyla 21.yüzyıl arasından paralellik sağlamış.
?Bütün yaptıklarım, Küba?nın bağımsızlığını kazanarak Birleşik Devletler?in tüm gücüyle Amerika?nın diğer bölgelerine çullanmasını engellemek içindir.? Bu sözler 1968 isyanına damgasını vuran, hayatını bu isyan sırasında yitiren şair ve yazar Jose Marti?ye ait. Ya da General Maceo?nun sözleri; ?Kim Küba?yı ele geçirmeye çalışırsa, toprağının kana bulanmış tozunu yutacaktır, tabii eğer savaşta hayatını kaybetmediyse…?
Alıntıların 19. yüzyılın son çeyreğini bugünle ilişkilendirdiği, ABD tehditine yanıt verdiği çok açık. Romanın siyasi ve toplumsal geri planında bir eksiklik yok. Edebiyat açısından sorunlu yan, bu geri planın kurgusallıkla yeterince buluşturulamamasında. Tarih romana katılan kişilerin uzun diyalogları ya da anlatıcının araya girip yaptığı açıklamalarla veriliyor. Oysa Abdülhamit?in yetenekli ve entelektüel casusunun Küba gözlemlerine daha çok yer verilebilir, Küba?daki toplumsal hayata karışmasından daha çarpıcı sahneler ortaya konulabilirdi. Ne yazık ki 218 sayfalık romanın ancak 139. sayfasında Havana?ya ayak basıyor Ahmet Paşa. Ve ?Ahmet, araştıran gözleriyle caddenin genel havasını gözledi ve ilk izlenimlerini edindi. Dimağında bazı imgeler yakalıyor, onları inceliyor ve tanıdık senaryolarla karşılaştırıyordu? cümleleriyle başlayan Havana?ya ilişkin değerlendirmeleri birkaç sayfayla sınırlanıyor.
Büyükelçi gibi yazmış Abascal; hem Türklere Küba tarihini hem de Kübalılara Türkiye tarihini anlatmak istemiş. Belki de kitabı daha çekici kılmak için araya biraz da entrika, aşk ve heyecan katarak roman formuna dökmek istemiş. Olsun; Küba devriminin ilk ateşini yakanlara, emperyalizme boyun eğmeyen bir halka, halkların kardeşliğine selam olsun.

Tanıtım Yazısı’ndan
“1898’de Sultan Abdülhamit bir memurunu Küba’ya gönderdi.
Görevin amacı, Küba’nın İspanya’ya karşı verdiği mücadelenin, o günlerde karmaşa halindeki bir başka ada olan Girit’teki mücadeleyle benzerliklerini saptamaktı.
Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’dan Havana’ya uzanan bu yolculuğunda Yaver Ahmet Paşa, hem birbirinden çok uzaktaki iki farklı ülkeyi izliyor, hem de aşkın ve inancın dünyanın bütün coğrafyalarında nasıl aynı şekilde yaşandığına tanıklık ediyor.
Havana’da Türk Tutkusu, 1898, tarihin tozlu sayfaları arasında kalmış önemli ve ilginç bir olayın konu alındığı, su gibi akan bir roman…
“Küba ile Girit mi? Karayipler’de yer alan bu uzak adadaki durumla, hemen yanı başımızda, Girit’te yaşanan Yunan isyanının ne ilgisi olabilir ki? ” Sultan II. Abdülhamit, 1897 sonbaharının bu serin gecesinde, birinin beklenmedik şekilde ifade ettiği, batıl inançlarının etkisiyle aklına takılan bu karşılaştırmayı düşünmüş ve gece boyunca gözüne uyku girmemişti…”

Havana’da Türk Tutkusu 1898
Ernesto Gomez Abascal
Çevirmen : Ceren Karaca
Çevirmen : M. Necati Kutlu
Everest Yayınları
Basım Tarihi : 02 – 2009
Sayfa Sayısı : 220

Yorum yapın

Daha fazla İnceleme, Seyahat Kitapları
Gülmeye ve Deliliğe Dair – Hippokrates. ‘Statükocu çizgiyi aşma cesaretini ve bilgeliğini gösterme üzerine’

Hippokrates'ın (Hipokrat) 'Gülmeye ve Deliliğe Dair'i, ancak delilik ile akılı ayıran çizginin, toplumun genel geçer yargılarının sınırında yer aldığını bilen...

Kapat