Havası Barut Kokan Yurdun Şairi – Aydan Koçak Tümkaya

“dostum dostum güzel dostum
bu ne beter çizgidir bu
bu ne çıldırtan denge
yaprak döker biryanımız
bir yanımız bahar bahçe”

Hasan Hüseyin Korkmazgil

Nazım okyanusuna dalıp hayranlıkla dolaşan, Nazım varken başka şair okumam diyen ben, üniversite yıllarımda Hasan Hüseyin?in şiirleriyle tanıştım. Bir fırtınaya tutulmuşçasına heyecanlıydım. Elimden kitaplarını bırakmıyor, şiir dinletilerinde Hasan Hüseyin okuyor, şiir sever arkadaşlarıma hediye ediyor; kitaplarını, şiirlerini ezberliyordum. Hasan Hüseyin’in hatırası büyük bende; sabah kahvaltılarında anneme okurdum. Canım annem, mezarı yüreğinde olan kadın, kurar kahvaltı sofrasını evimizin en manzaralı köşesine, dalar Ankara manzarasına, Hasan Hüseyin?den şiirler okuturdu bana. “Sen aşk şiiri yazamazsın Hasan Hüseyin”, “Nasıl etsem nasıl boğsam öz çocuğumu” deyişi kulaklarımda hala. Bir şiir yazdırmak istemiş Sami Koçak, hayat arkadaşının mezar taşına. Taşı yapan adamın kafasına yatmamış, kısaca yazmış ‘Ruhuna Fatiha’. Sami Koçak görünce köpürmüş kırdırmış taşı, boydan boya hayretler içinde kalmış mermerci kardeş, ?abi herkese böyle yazılır? demiş. Sonunda yazmış şiiri yarım yamalak olsa da. İnsan ruhuna ne Fatiha ne matiha şiir gerek mermerci kardeş!

?? sen bir suydun oysa,
Sen bir ilaçtın?
Hoşça kal canımın içi,
Hoşça kal..??
Yusuf Hayaloğlu

Bendeki şiir sevgisi genetik galiba.

?? Onlar için yazdım bütün yazdıklarımı
Ne çektimse bunca yıl, onlar uğruna istedim ki duyar gibi yağmuru duysunlar yüreklerinde
İstedim ki tokat gibi insin suratlarına
İstedim ki desinler
İşte bizim de şairimiz
İşte bizim de sesimiz
İşte bizim de kurtuluşumuz?
Demediler bir tek gün
Demediler bir tek gün
Ağaçlar anladı beni
Kayalar sular yollar
Ama onlar anlamadı
Ama onlar eğilmedi şiirlerime???

Hasan Hüseyin :??Ne Güzel?? adlı şiirinde, anlaşılamamaktan yakınmış. Aynı şiirde, Umut etmiş:

?Bir gün belki çıkar onlar için söylediklerim
Onlar için yazdıklarım çıplak güneşe
Okullardan geçmiş olurlar belki
Kölelikten çıkmış olurlar belki mutluluğa ermiş olurlar belki???

Kim bilir bir gün belki? Hasan Hüseyin.

KARA GÜN DOSTU
Torbada ekmek
Ve kemerde kurşun değil şiir
Ama yine de
Matarasında su
Torbasında ekmek
Ve kemerinde kursun kalmamışları
Ayakta tutabilir

Biliyorum
Şiirle şarkıyla olacak iş değil bu
Dalda narı
Tarlada ekini kızartmaz güvercinin gurultusu
Ama yine de
Dişler arasında bıçak gibi parlar kavgada
Şiirin doğrultusu

Göz gözü görmez olmuş
Tek bir ışık bile yok
Yürek bir yaralı şahindir
Döner boşlukta
Belki bir şiir
Belki bir şiir kırıntısı
Çalar kapımızı umutsuz karanlıkta
Yoklar yüreğimizi
Eğilir yaramıza
Dağıtır korkumuzu
Ve karşı tepelerden
Gürül gürül bir kalk borusu

AŞK ŞİİRİ
Sen aşk şiiri yazamazsın Hasan Hüseyin
Çünkü aşk şiirden önce gelir sende
Oysa şiir önünde gitmelidir her şeyin

Sen aşk şiiri yazamazsın Hasan Hüseyin
Çünkü aşk
Kavganın içindedir
Çünkü sen
İçindesin kavganın

Elmayı kokusundan
Güvercini biçiminden soyutlamaktır
Yaşamak denilen kavgayı aşksız düşünmek

Sen aşk şiiri yazamazsın Hasan Hüseyin
Çünkü sen
Gagasından tutup kuşu
Öt kuşum öt kuşum demiyorsun
Çünkü sen
Yedirip çiçekleri ineğe
Koklayıp gerisini ineğin kok çiçeğim demiyorsun

Öpüşmek başka şeydir yiğidim
Öpüşmeyi düşünmek başka
Sevişmek başka şeydir güzelim
Sevişmeyi düşünmek başka

Sende yaprak ?iki gözüm-
Sende yıldız -yürek sızım-
Sende su
Sende bu dört boyutlu kaçma tutkusu
Atlıkarıncadan geceleyin
Bakmaktır lunaparka

Sen aşk şiiri yazamazsın Hasan Hüseyin
Çünkü sen ilkyaz yağmurlarında çırılçıplak
Dolaşır gibi sıcak morlarda
İçer gibi morları
Düşer gibi morlara
Yaşarsın aşkı iliklerinde

Çünkü sen iki düşman ucun bileşkesisin
Acısısın kavuşmanın
Ayrılmanın sevincisin
Sen aşk şiiri yazamazsın Hasan Hüseyin

Çünkü aşkın kendisidir şiirin
Oysa sen
Oysa aşk
Oysa sen
Sen
Sen aşk şiiri yazamazsın Hasan Hüseyin.
Hasan Hüseyin Korkmazgil

DAR AÇI
Anlatmak istedikçe her şeyi birden yitiriyorum
Bir kutupyıldızı bir ben bir dinmeyen ağrılarım
Yapayalnız kalıyorum birden güzelim
Ve müthiş ağlamak istiyorum
Gecenin kanatları kırık bir saati var bilmem bilir misin
Ölüm korkusu alkol gibi yayılır damarlara
Sakın o saate sokaklara çıkma
Denize bakma
Karanlığa
Yıldızlara bakma sakın
O saat
İşte güzelim o saat
Ölüm, o ateşkuşu
Ölüm; o mavidüğüm
Denizkızlarının türküsünü söyler
Ben yalnızım
Orkestrada kırık bir saz
Kanayarak koşan bir kurt
Yüreğim dagbaşında unutulmuş vakur bir bayrak
Yırtılırcasına
Bir kutup yıldızı bir ben bir dinmeyen ağrılarım
Çiftleşen kuşların böceklerin insanların yalnızlığı
Ve müthiş ağlamak istiyorum

Hasan Hüseyin Korkmazgil

SONBAHAR OLUYORUM
Gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
Ağaçlar bükmesinler n?olursun boyunlarını
Neden akşam oluyorum tren kalkınca
Kırlangıçlar birdenbire çekip gidince
Mendiller sallanınca neden tıkanıyorum
Öyle çok acımazsız ki öyle birdenbire ki
Az önceki çiçekler nasıl da diken diken
Gitme sonbahar oluyorum, sonrası hiç
O sularda çimdik, bitti;köprüleri geçtik, bitti
O elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü,bitti
Artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz
Günler devlet alacağı, yıllar bir kadehçik buzlu rakı
Oyunlar oyuncaksı, oyuncaklar eski şarkı
Kavaklara oklu yürek çizip duran o çakı
Nerde şimdi nerde şimdi, nerde o kan sarhoşluğu
Gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç

Hasan Hüseyin Korkmazgil

AKŞAM DELİSİ
Bütün oyunlar bitti-bir sen kaldın yalnızlığımda
Bir başka dünyadayım artık-beni çocuklar bile anlıyor
Yıktım boğaları bir bir- bana gül atma yıkıldım
Ne yapsam nasıl etsem nasıl boğsam öz çocuğumu
Git-ona git-çek gözlerini ben yorgunum yokluğuna
Bilsen ne güzel yokluğuna
Parmaklarımda o hiç kurtulamadığım acı uğultu
Yokladım kapıları tek tek-dönüp ülkene düştüm
Bilsen ne güzel düştüm
Tatlı bir kıpırtının ötesindesin
Çocuksu korkuları giyiniyorsun
Yaralı bir temmuz ikindisisin
Hırçınlığın sularıma eğilmiş

Ben akşam delisiyim-çok yönlü duraklarda hızlıca sular
Bütün müzikler susar-renkler ölür-bir sen kalırsın
Yalnızlığımda
Mahpusların ilk gün şaşkınlığı bu benim senden
Yıkılmışlığım
Bilsen ne güzel yıkılmışlığım
Git-ona git-çek gözlerini-ben yorgunum yokluğuna
Bu benim en güzel yenilmişliğim
Bilsen ne güzel yenilmişliğim
Sana sesler getirsem tanımadığın
Ürpertiler getirsem yaşanılmamış
Sana seni getirsem yitiklerinden
İkimiz elele bir yola düşsek
Herhalde büyük işler yapabilirdik

Ay serilir-bir eski tablo değer gözlerime-ölürüm
Kötü noktada düştüm-ben senin yasak ülkene düştüm
Bilsen ne güzel düştüm
Sen belki o sen değilsin sen çok saraylardasın şimdi
O güzel çizgilerinde hoyrat parmakları aptallıkların
Hep yumruk oluyorum-kahroluyorum- o sömürge
Gözlerin
Bir kavgadan bir kavgaya o sömürge gözlerin
Git-ona git-çek gözlerini-ben yorgunum yokluğuna
Bilsen ne güzel yokluğuna

Beni böyle darmadağın düşünüyorsan
Gözlerine dolaşıp dolaşıp düşüyorsan
Yeniksem yıkılmışsam çıldırıyorsam
Çok yalnızım seni alıp götürüyorlar
Seni benden parça parça götürüyorlar
Suyumu arıyorum mayın tarlalarında

Hasan Hüseyin Korkmazgil

1927?de Sivas?ın Gürün İlçesinde doğan Hasan Hüseyin, Adana Erkek Lise?sini 1948?de, Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü?nü 1950?de bitirdi. Öğretmenliğe Göksun?da başladı. Siyasi eylemleri gerekçesiyle öğretmenlikten atıldı, tutuklandı, hüküm giydi.1955-1960 yılları arasında Gürün?de ve Sivas?ta arzuhalcilik, tabela ve portre ressamlığı, inşaat işçiliği yaptı.

1960?da İstanbul?a, sonra Ankara?ya yerleşti. Akis dergisinde çalıştı, bir süre de Forum Dergisi?nin sanat sayfalarını yönetti. (1968-1970) Kızılırmak kitabı nedeniyle hakkında 142.maddeden dava açıldı, yargılandı, aklandı.

Lise yıllarında şiir yazmaya başlayan Hasan Hüseyin ilk şiiri 1959?da Dost Dergisi?nde çıktı. Bu yıllarda mizahi hikayeleri de yayımlandı. Kavel (1963) adlı kitabı ile 1964 Yeditepe şiir Armağanı?nı, Kızılkuğu (1971) ile TRT?nin 1970 sanat başarı ödülü?nü, Filizkıran Fırtınası(1981) ile 1981 Ömer Faruk Toprak şiir ödülü?nü ve Nevzat Üstün şiir ödülünü aldı.Şair 1983?de beyin kanaması geçirdikten sonra 1 yıl bitkisel hayatta yaşamıştır. 26 Şubat 1984?te evinde yaşama gözlerini yummuştur. Hasan Hüseyin Korkmazgil?in eşi Azime Korkmazgil?den Temmuz Korkmazgil (1965) isimli oğlu var.

“Hasan Hüseyin gerektikçe değişik kültür verilerinden -masallardan, türkülerden, ağıtlardan, deyişlerden..- ve edebiyat ürünlerinden- Halk Şiiri’nden, Divan Şiiri’nden, Nazım Hikmet şiirinden, hatta İkinci Yeni şiirden…- yararlanır. Bunlar da yetmezse, kendi mizahçı zekasını kullanır. Özellikle toplumsal karşıtlıklar deşilirken mizah ve yergi yararlı olur. Şairin derin duyarlığı, gür sesi, geniş soluğu, renkli hayali, işlek Türkçesi ile diyalektik bir görüş ve insancıl bir bakışa yaslanan hayat ve edebiyat sevgisi, barış ve özgürlük tutkusu, devrim ve bağımsızlık özlemi birbiriyle kaynaşarak etkili bir bileşim meydana getirirler.” (Asım Bezirci, 1970)

Şiir Kitapları:
Kavel (1964)
Temmuz Bildirisi (1965)
Kızılırmak (1966)
Kızıl Kuğu (1971)
Ağlasun Ay Şafağı (1972)
Oğlak (1972)
Acıyı Bal Eyledik (1973)
Kelepçemin Karasında Bir Ak Güvercin (1974)
Koçero Vatan Şiiri (1976)
Haziran?da Ölmek Zor (1977)
Acılara Tutunmak (1981)
Filizkıran Fırtınası (1981)
Acılara Tutunmak (1981)
Işıklarla Oynamayın (1982)
Kardan Kına Yakılmaz (1985)
Tohumlar Tuz İçinde (1988)

Mizahi Hikaye:
Öhhöö (1964)
Made in Türkey
Bıyıklar konuşuyor (1971)

Gezi:
Bağdat Basra yollarında (1974)

Çocuk Kitapları:
Eşeğin gözyaşları
Aşıcı baba
Ormanın Öcü
Ressamın bıldırcınları
Becerikli çocuğun düşleri

Yazının Yazarı: Aydan Koçak Tümkaya

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
Modernlik ve Yabancılaşma – Sıtkı Akın

?Onlar, anlam yerine gösteri istemektedirler. Hiçbir çaba onları içeriklerin ya da kodun ciddiyetine inandırmada yeterince kandırıcı olamamıştır. Gösterge isteyen insanlara...

Kapat