Hayat Yeşil Umut Mavi – Evgin Atalay

Evgin Atalay “Hayat Yeşil Umut Mavi”de bizi bir yolculuğa çıkarıyor. Dikkat edin. Yolcu yaralı, kırgın, örselenmiş. Ama bir o kadar da hayata bağlı.
Çünkü bir şiiri var. İnandığı bir şiiri. İçimize en çok okunan da bu zaten. Sözlerinden deniz geçiyor, martılar geçiyor, oyunlar ve sonbahar geçiyor. En önemlisi hüzün geçiyor. Çünkü bu satırlar biraz İstanbul, biraz bu dil, en çok da hayat. Uyarmadı demeyin. Yolun bir yerinde adını koymak istemediğiniz bir şey boğazınıza düğümlenebilir. Sizi bilmem. Ama ben bu duyguyu çok sevdim.
Mario Levi

Evgin inadına yaşayanlardan biri. Onun notlarını okuduğumda küçük ayrıntıları görme ustası bir genç insanı tanıdım; onun hayatla inatlaşmasını, gökyüzündeki renklerle mutlu oluşunun yanında ağrılarını yaşama belirtisi sayışına tanık oldum.
Sennur Sezer

Ayrıntıları Görebilmek – Sennur Sezer
(06/11/2010 tarihli Radikal Kitap Eki)

Onun adı Evgin Atalay. 1982 doğumlu. Geçenlerde anıları yayımlandı: ?Hayat Yeşil, Umut Mavi?. Önsözünü Mario Levi yazmış: Yaşamak ve Yol Almak İçin. Neler yazıyor Evgin? Dikkat etmediğimiz küçük ayrıntılar: ?Sokaklarımdan eskiden atlıkarınca arabaları geçerdi. Şimdi de geçiyor ama eski sıklığını kaybetti, giden bir daha gelmiyor insan misali. Atlıkarınca aslında ilk çıktığında biri atmış, diğeri de karacaymış fakat zamanla değişerek ismi atlıkarınca olmuş?.
Evgin?in dönmedolap da dediğimiz atlıkarıncaların atlıkaracalardan bugüne değişimi yazması ne güzel. Ama kaçınız biliyor atlıkarınca arabalarını. Tekerlekli iki üç çocuğun binebileceği elle döndürülen dönme dolaplar. Gösterişsiz. Ama çocukların o ışıksız, parksız sokaklarına geldi mi bir lunapark kadar önemlidir. Kızımı hatırladım bu satırları okurken.. O da çok sever bu seyyar dönme dolapları. İngilizce?de ?mutlu dönen? gibi bir adı vardır atlıkarıncaların.

Ölümüme bir gün kalsa…
Evgin atlıkarıncalardan önce karıncalardan söz ediyor. Onların kendilerinden daha büyük bir ekmek kırığını yuvalarına götürmelerinden: ?ekmeğin etrafında çember oluşturdular…? Bu incelikle, usta bir çağrışımla bir çemberin görüntüsünden bir başka çemberin görüntüsüne geçiş bence… Sözcüklerin görüntülerle kol kola girişi. Ama Evgin her zaman böyle mutlu çağrışımlarla yaşamıyor. Kimi zaman bir düğün seslerine kavgalar eşlik ediyor. Evgin hiç hoşlanmıyor bundan ?Ben evin içinde o kadar korktum ki kapıyı kırmaya çalışıyorlar sandım. Kardeşim ?Hayal gücün de çok kuvvetliymiş abla? dedi. ?Ben duyduklarımı hayalle destekliyorum ? dedim.? Evgin duyduğu sesleri hayalleriyle destekliyor, çünkü uzun bir süredir sokağa çıkamıyor. O bir kas hastası. Çok uzun süredir hareket zorlukları var. Tekerlekli sandalyeyle yaşıyor. Tekerlekli sandalye ile iki nedenden sokağa çıkamıyor. Nedenlerinin biri belli ve genel İstanbul yürümeye bile uygun değil, sandalyelerle dolaşmaksa olanaksız. Öteki neden özel, sağlıklıyken tanıdıklarının soruları, tanımadıklarının acıyan bakışları. Elbet bu tür sorular ve bakışlardan hoşlanmıyor.
Kendini zorlayarak sandalyesinden koltuğa geçiyor. Evdekileri şaşırtıyor. Şaşırtabildiğinde seviniyor. Ama kendini hiç bırakmıyor, umudunu koruyor:
?Hastalığımın yaşamı yaşamama bir şekilde engel olduğunu ve ölüme ne kadar acı biçimde yaklaştığımı biliyorum. Ama ölüme bir gün bile kalsa, o gün, görmeyi en çok istediğim su kenti Venedik?e gidebilirim belki. Yani umudum, yaşamı yaşayabilme ihtimali.? Yazmak onun için önce Neruda?nın ünlü kitabının adına yakışır bir iş: ?Yaşadığımı itiraf ediyorum.? Ama bu itiraf başkalarına değil, kendine:

Daha yapacaklarım var
?Kendimi kötü hissettiğimde kendi kendimi rahatlatmak amacıyla yazdığım mektuplar var. Bunları, mücadeleden kaçmak için yazmıyorum; sadece bedenimin, ruhumun söylediklerini yazıp bedenime, ruhuma ve kendime söylemek beni rahatlatıyor.?
Evgin cesur bir insan, ?Ey hayat! Nasıl biriyim ki böyle güzellikleri vermişsin? de diyor. ?Değişen bir şey yok. Ama kendimle barış yaptım içimdeki düğün ondan? diyor? Mario Levi?nin uyarısına kulak vermek gerek bu yüzden onunu okurken ya da onunla yolculuğa çıktığımızda: ?Dikkat edin. Yolcu yaralı, kırgın, örselenmiş. Ama bir o kadar da hayata bağlı. Çünkü bir şiiri var. İnandığı bir şiiri. İçimize en çok dokunan da bu zaten. Sözlerinden deniz geçiyor, martılar geçiyor, oyunlar ve sonbahar geçiyor. En önemlisi hüzün geçiyor. Çünkü bu satırlar biraz İstanbul, biraz bu dil, en çok da hayat. Uyarmadı demeyin. Yolun bir yerinde adını koymak istemediğiniz bir şey boğazınıza düğümlenebilir. Sizi bilmem ama ben bu duyguyu çok sevdim.?
Evgin Atalay okumayı, yazmayı sevmeseydi daha kolay mı olurdu yaşaması diye düşündüm. Sonra kitabının başında teşekkür ettiği kişileri anımsadım. Bu soru onlara haksızlıktı. Ne var ki sorum her yazarın yanıtını benzer biçimde yanıtladığı bir soru. Yazmak yaşamamızı kolaylaştırıyor belki ama yaşamımızı zehir ettiği bir gerçek. Okumak ise yazmaya gönüllüleri kışkırtıyor durmadan. Benim yazdıklarımı okuyanlar ne düşünüyor bilmiyorum. Ama ben Evgin Atalay?ı her okuyuşumda yaşama direnciyle doluyorum. Bugünlerde bir dizesini yazdım defterime, sabahları yineliyorum. Size de öğütlerim:
?Çocukken tırmandığım ağaçlar şahidimdir, daha yapacaklarım var?.

Kitabın Künyesi
Hayat Yeşil Umut Mavi
Evgin Atalay
Telos Yayıncılık / Roman Dizisi
Kapak Tasarımı : Yavuz Korkut
İstanbul, 2010, 1. Basım
151 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Romanlar
Dünyayı Sarsan On Gün ? John Reed

Dünyayı Sarsan On Gün (Ten Days That Shook the World), 1917 Sovyet Devrimi'ni olanca canlılığıyla yansıtan bir anlatıdır. Devrimi günbegün...

Kapat