Her şey alışkanlığa dönüşüyorsa, önemli düşünce ve eylemler sonunda anlamsıza dönüşür. – Albert Camus

Anlamsızlık antolojisi(1). İlkin, anlamsızlık nedir? Burada, kökensel bağ yanıltıcıdır. Anlamsız, anlamı olmayan demek değildir. Öyle olsa, gerçekten de dünya anlamsızdır demek gerekirdi. Us dışı ve anlamsız eş anlamlı değildir. Anlamsız bir kişi, pekala usçu olabilir. Anlamsız, önemsiz olan da değildir. Anlamsız olan önemli eylemler, ciddi ve görkemli tasarılar vardır.

Bu bizi, bir gelişim yoluna sokar. Çünkü, ciddi bir resmiyetle bu eylemlere girişen kişiye bu eylemler anlamsız gelmez. Öyleyse, bu eylemlerin… için, bir kişinin… ya göre, bir düşüncenin… çerçevesinde anlamsız olduğunu eklemek gerekir. Bir başka deyişle, ve her şeyde olduğu gibi, anlamsızlığın bir göreceliği vardır. Bu, anlamsızlığın görece bir şey olduğu anlamına gelmez. Anlamsızlığın göreceliği, anlamsızlık içermeyen — anlamı olan — belli bir önem taşıyan, “önemli olan”, ilgiyi hak eden, üstünde durulmaya, uğraşmaya, yaşamını adamaya değer, önemli bir yer işgal eden ve işgal ettiği bu yeri hak eden, düşünceye etki eden, dikkat çeken, göze batan, vs…, bir şeylerle ilişkilidir. Bu olgu henüz tam olarak tanımlanmadı. Anlamsızlık, ancak anlamın birim ölçüsünün birçok tanımı yapılabilirse görece olacak. Yoksa anlamsızlık, her şey gibi, içerdiği pek küçük anlamı da daha genel bir anlamdan çıkartan daha büyük bir şeylerle karşılaştırılabilir. Bu sözcüklerin üstünde duralım. Çok dikkatli davranıp, birçok ince ayrımı göz önünde bulundurarak, belli bir ölçüde, anlamsız bir şeyin tam olarak anlamı olmayan bir şey değil, ama kendi içinde bir anlama sahip olmayan şey olduğu söylenebilir. Bir başka deyişle ve alışılmış değer ölçülerine göre, evlenirsem, insan türü düzleminde, toplum düzleminde, din düzleminde ve belki de bir sonuncusu metafizik düzlemde genel bir anlamla donanmış bir eylem gerçekleştiririm. Sonuç: Evlilik, en azından ortaklaşa kabul edilmiş değerler düzleminde, anlamsız bir eylem değildir. Çünkü, evlilikten türsel, toplumsal ya da dinsel anlam çıkarılırsa, bu kavramlara aldırmayan bireyler için evlilik, ger. çekten anlamsız bir eylemdir. Hiç değilse bu örnekte, anlamsızlığın içermediği anlamın içinde yer aldığı görülür.

Karşıt bir örnek olarak, eğer, kapıyı açmak için kapı kolunu sol yerine sağ tarafa çevirirsem, bu harekete ortaklaşa kabul edilmiş hiçbir genel anlam veremem. Kapı kolunu sağa ya da sola çevirmem, toplumun, dinin, insan türünün hatta Tanrı’nın umurunda bile değildir. Sonuç: Eylemim anlamsızdır, bu davranış örneğin yalnızca benim için, gücümü ölçülü kullanma kaygısına, belli bir iradeyi yansıtan başarı keyfine, bir yaşam anlayışına, vs, bağlanabilir. Bu durumda, kapı kolunu belli bir tarzda çevirmek, benim için evlenmekten daha önemli olacaktır. Bu durumda, anlamsızlığın ne olduğunu belirleyen kendi bağıntısı vardır. Genel sonuç, anlamsızlık olgusunun içinde kararsızlık olduğudur.

Madem ki bir anlamsız eylemler antolojisi yapmayı amaçlıyorum, öyleyse anlamsız bir eylemin ne olduğunu biliyorum demektir. Olası. Ama bir eylemin anlamsız olduğunu bilmek, anlamsızlığın ne olduğunu biliyorum demek değildir. Ve her şeyin ötesinde, örnek vermek gerekirse, bu antolojiyi açık bir kanıya varmak için yapabilirim. Bununla birlikte…

Taslak.
1. Anlamsız eylemler: ihtiyar ve kedi (Camets I ve La Peşte) Defterler / ve Veba, sy. 1235 ve 1236 (Pleiade). — asker ve genç kız (bunun için not. Bu öyküyü antolojiye koymaya tereddüt ettim. Belki de bu öykünün büyük bir anlamı var. Ama yine de bu öyküyü işimin aşırı zorluğunu göstermek için koyuyorum. Her durumda, bu öyküyü — hazırlanmakta olan — anlamı olan şeyler antolojisine de koymak mümkün olacak, vs., vs.

2. Anlamsız sözler. “Benim ülkemde dendiği gibi” — “Napoleon’un dediği gibi” — ve, genel olarak, tarihsel sözlerin çoğu. Jarry’nin kürdanı (Bkz Ubu roi- Kral Übü’nün J. Saltas’ın önsözüyle yayımlanan basımı.)

3. Anlamsız düşünceler. Yazılacak birçok kaim cilt.

*
Neden böyle bir antoloji? Anlamsızlığın neredeyse her zaman olguların ve varlıkların makineleşen yüzüyle — sıklıkla da alışkanlıkla — özdeşleştiği saptanır. Her şey alışkanlığa dönüşüyorsa, önemli düşüncelerin ve önemli eylemlerin sonunda anlamsıza dönüşeceği kesin demektir. Yaşam, anlamsızlığa tahsis edilmiş bir hedef için…(okunmayan sözcük). Antolojinin yaran burada. Antoloji somut olarak, yalnızca varoluşun önemsiz davranışlar, önemsiz düşünceler ve önemsiz ruh hallerinden oluşmuş pek büyük bir parçasını değil, ortak geleceğimizi de betimliyor. Günümüzde son derece ender görülen, gerçekten geleceğe ışık tutma gibi bir üstünlüğü var.

(1) (Cahiers des saisons (1959) De l’insignifıarıce), Anlamsızlık Üstüne, bu metin alaycı bir anlatımla yeniden ele alınmıştı. (Plfiiade, sy 1894.)

Albert Camus
Çeviren: Ümit Moran Alkan
Defterler (Ocak 1942 / Mart 1951) 

Yorum yapın

Daha fazla Felsefe
Dünyayı aydınlatan ve onu katlanılır kılan… – Albert Camus

Dünyayı aydınlatan ve onu katlanılır kılan, dünya ile ilişki kurmamızı sağlayan — ve özellikle de bizi insanlarla bütünleştiren, o bildik...

Kapat