Hugo Chavez ve Bolivarcı Devrim – Richard Gott. El pueblo unido jamas sera vencido: Birlik olmuş bir halkı hiçbir kuvvet yenemez.

*?Hugo Chavez, ilginç ve önemli bir kişilik, yüreği halkının çıkarları için atan namuslu bir adam, ülkesinin tarihini daha iyi yönde değiştirmeyi uman bir kişi olduğunu açıkça gösterdi? diyor Gott. Fakat geçen yarım yüzyılda ABD bu kıtada ve tüm dünyada öyle yöntemler denedi ki Bolivarcı Devrimin büyük bir risk ve tehdit altında olduğunu düşünmemek elde değil.

Her şey on dokuz yıl önce Karakas?ın bir kenar mahallesinde, o sabah otobüsle işlerine gidecek olanların bilet ücretlerinin iki katına çıkarıldığını öğrenmeleriyle başladı. Protestolar kısa sürede alevlenerek Venezüella?nın öteki kentlerine sıçradı; otobüsler devrilerek yakıldı; dükkânlar ve süpermarketler yoksul ve kızgın gençlik çetelerince yağmalandıktan sonra bu başıboş şiddet ve yağma, askerlerin hareket eden her şeyi vurmalarıyla bastırıldı. Yalnızca Karakas?ta öldürülenlerin resmi sayısı 372 olarak geçti kayıtlara; fakat doğruya yakın sayı iki binin üzerinde tahmin ediliyor.
1989 yılının Şubat ayında meydana gelen ve Caracazo adı verilen bu kendiliğinden patlama, IMF güdümlü hükümeti gafil avladığı kadar düzene muhalif sol partileri, 1960?ların gerilla hareketinden geride kalanları ve ordunun içinde sol bir darbe için fırsat kollayan ancak olayları yönlendirmek için hiçbir hazırlıkları bulunmayan subayları da hazırlıksız yakalamıştı. Bu subaylardan biri, o tarihte otuz beş yaşında olan Binbaşı Hugo Chavez salgın bir hastalık yüzünden yataktaydı o sabah. Chavez ve arkadaşları, 1982 yılında ordu içinde bir hücre oluşturmuşlar ve bu örgütlenmeye Bolivarcı Devrimci Hareket adını vermişlerdi. Caracazo sırasında yaşananlardan, devrimci güçleri harekete geçirmek üzere hazırlıkları hızlandırmaları gerektiği sonucunu çıkardılar.
İngiliz gazeteci Richard Gott, Hugo Chavez ve Bolivarcı Devrim?de Venezüella?yı, ayaklanmayı, devrimci subayların 1992?deki başarısız darbe girişimlerini ve nihayet, Chavez?in Aralık 1998?deki seçim zaferinden sonra uygulanan politikaları aktarıyor. Gott?a göre, ?Chavez sadece buzdağının görünen ve konuşan kısmı. Devrim Venezüella alt sınıflarının ve görülmemiş mücadeleciliğinin ve Chavez hükümeti karşıtlarının siyasal beceriksizliklerinin sonucu.? Bolivarcı Devrimi hedef alan birkaç karşı darbe girişimi olduysa da hükümet henüz ayakta ve reformlarını sürdürüyor.
Hugo Chavez ve Bolivarcı Devrim, somut bilgi, belge ve gözlemlere dayanan bir çalışma. Yazarı, Latin Amerika?yı tarihi ve insanıyla yakından tanıyor. 1960?lı yıllarda Şili?de akademisyen olarak çalışmış; Latin Amerika?da gerilla hareketleri ve Küba hakkında, henüz dilimize çevrilmeyen kitapları da var. Bu çalışmasında, Küba devrimiyle Venezüella deneyimini kıyaslayan ilginç karşılaştırmalar da yapıyor. (Castro?yla Chevez arasındaki aşikâr dostluğun Washington?dakileri kaygılandırdığı malum.) Castro?nun düşünsel arkaplanında bağımsızlık yanlısı Jose Marti?yi görmekteyiz daha çok. Buna karşılık Chavez, Simon Bolivar?dan esinleniyor ki kıtayı İspanyollardan temizlemek üzere harekete geçen ?kurtarıcı önder?in en büyük özelliği Latin Amerika?nın siyasi birliğini sağlamaya çalışmış olması. 1820?li yıllarda başarısızlığa uğrayan bu projenin kıtanın gündemine yeniden getirilmesi, Chavez?i tehlikeli bulanların korkularını çoğaltıyor.
Türkiye?nin gündemindeki yoğun ?darbe? tartışmalarından aklı karışan ve bu işlerin yaban ellerde nasıl yapıldığını merak edenlere, kitapta darbenin her türlüsünü bulabilecekleri müjdesini verelim: Askeri ve sivil darbeler, siyasi ve ekonomik darbeler, devrimci ve karşı devrimci darbeler. Darbelerden hoşlanmayan okurlar için de iyi haberler var: Venezüella?nın yakın tarihine ait bu darbelerin hemen hepsi girişim düzeyinde kalıp başarısızlığa uğruyor. Chavez seçimle işbaşına geliyor ve seçilmiş bir lider olarak sürdürüyor iktidarını.
Venezüella?da muhalefet, Bolivarcı devrimi devirmeye yönelik üç önemli girişimde bulunuyor ki bunlardan ilki, Nisan 2002 darbesi, sadece iki günlüğüne başarılı oluyor. Chavez dünyanın dikkatini ciddi olarak ilk kez, bu darbeyle devrilmesinin ardından sokağa dökülen halkın desteğiyle yeniden iktidara geldiğinde çekiyor. (İki günlük darbenin öyküsü, İrlandalı bir televizyon ekibinin hazırladığı ?Devrim Televizyondan Yayımlanmayacak? adlı belgeselde de çarpıcı bir açıklıkla sergilenmişti.)

Toplum Chavez?i yalnız bırakmadı
Richard Gott, kitapta şu gerçeğin altını özenle çiziyor: Chavez hükümeti ne köklü bir siyasi parti tarafından, ne de ağırlığı olan bir sendika tarafından desteklendi bugüne dek. ?Chavez?e destek, kesin olarak bugüne kadar örgütsüz olan ve geleneksel siyasetin erişim alanının dışında kalan toplumun geniş (çoğunluk) kesiminden geldi.? Ne acıdır ki işçi sınıfının on yıllardır geleneksel örgütü olan Venezüella İşçi Konfederasyonu?nun yönetimi Chavez hükümetine kesin olarak karşı. Daha da fenası, Nisan 2002?deki darbeyle Aralık 2002?deki iş durdurma eylemine açık destek vermişler.
Venezüella bir çelişkiler diyarı: 2008 yılı kâinat güzeli yine bu ülkeden seçildi. Venezüella?dan bugüne dek çıkan beşinci kâinat güzeli yine beyaz ırktan, sarışın ve elbette uzun boylu. Yani televizyonlarda Chavez?i desteklerken gördüğümüz o tıknaz, koyu derili göstericilere hiç benzemiyor. Venezüella beyaz, siyah ve yerlilerden oluşan bir ırklar ve kültürler topluluğu. Deyim yerindeyse bir mozaik. Fakat kimileri için rengi bir yarar kazanımı iken kimileri için kayıp demek. Dünyanın beşinci büyük petrol ihracatçısı olan OPEC üyesi Venezüella?nın yerli halkı, yoksul ve eğitimsiz; Chavez?e dek bu nimetten çoğunluğa pek bir şey düşmemiş açıkçası. Fakat şimdi, yürütülen toplumsal projeler öylesine başarılı ki muhalefet partileri bile, ?misyon? adı verilen bu programlara sahip çıkıyor ve iktidara geldiklerinde misyonlara kaynak ayırmayı sürdüreceklerini söyleyerek oy toplamaya çalışıyorlar.
Karakas ile öteki kentlerin yoksullarına götürülen sağlık hizmetleri Kübalı doktorların desteğiyle yürütülüyor Venezüella?da. Karakas ile öteki kentlerin kenar mahallelerinden başlayarak taşranın unutulmuş bölgelerine kadar binlerce Kübalı doktor, ev ev sağlık taraması yapıyor. İleri düzeyde tedavisi gerekenler uçakla Küba?daki hastanelere götürülüyor.
Başka bir program da bir milyon kişiyi okur yazar yapmayı ve temel aritmetiği öğretmeyi hedefleyen eğitim kampanyası. (Ülkede nüfusun 28 milyon civarında olduğu bilinirse, kampanyanın büyüklüğü daha iyi anlaşılabilir.) Burada da yine Küba?nın öbür Üçüncü Dünya ülkelerindeki deneyimlerinden yararlanılmış. Kübalılar Venezülla?ya, bu kampanyada kullanılmak üzere televizyon alıcıları, video kayıt aletleri, okuma gözlükleri ve kimisi yerli dillerine çevrilmiş kılavuz kitaplar sağlamışlar.
Richard Gott, Bolivarcı Devrimin, eski kurumları yeniden yapılandırmayı hiç arzulamadığını, onun yerine ?özgün? yöntemler ve yapılar icat etmeyi yeğlediğini vurguluyor. İlginç olan, Chavez?in programının hâlâ ayrıntılarıyla açıklanmamış olması. Fakat, neoliberalizme ve küreselleşmeye karşı durduğu, yerli halkların istemlerini gözettiği, Venezüella?yı kendi imkânlarıyla doyuracak bir tarım stratejisi izlediği ve petrol gelirlerini çoğunluk yararına kullanmaya kararlı olduğu biliniyor. Bir de, Güney Amerika?nın kalkınmasına ilişkin bir proje hazırlamış olmasından belli ki Bolivarcı Devrim, Chavez?in kafasında Venezüella ölçeğinde değil, kıta ölçeğinde şekilleniyor.
?Hugo Chavez, ilginç ve önemli bir kişilik, yüreği halkının çıkarları için atan namuslu bir adam, ülkesinin tarihini daha iyi yönde değiştirmeyi uman bir kişi olduğunu açıkça gösterdi? diyor Gott. Fakat geçen yarım yüzyılda ABD bu kıtada ve tüm dünyada öyle yöntemler denedi ki Bolivarcı Devrimin büyük bir risk ve tehdit altında olduğunu düşünmemek elde değil. Ekonomik istikrarsızlaştırma, muhalefeti parayla destekleme, düşmanca basın kampanyaları, suikast, askeri darbe, bunların da yetmediği noktada açık işgal… Chavez hükümeti bunlardan bazılarıyla çoktan karşılaştı bile. Karşıtlarının elindeki sayısız silaha karşın Bolivarcı Devrimin elinde sadece bir tane var. Ne diyordu Şili direnişinin o ünlü şarkısında? ?El pueblo unido jamas sera vencido?: Birlik olmuş bir halkı hiçbir kuvvet yenemez.
*Yeşim Dinçer’in 12/09/2008 tarihinde Radikal Gazetesi Kitap Ekinde yayınlanan yazısı

“Hugo Chavez önderliğinde Venezüella’da süren devrim tüm dünyanın meraklı bakışlarını üzerine çekiyor. ABD’nin “arka bahçesi”nde başlayan, ordu kökenli karizmatik bir devrimcinin önderlik ettiği bu harekete dair pek çok soru zihinleri meşgul ediyor: Hugo Chavez nasıl iktidara geldi, ABD’nin yakın yönlendirmesiyle girişilen sayısız devirme girişimine rağmen nasıl ayakta kaldı? ABD’ye karşı tutumunu her geçen gün sertleştiren ve köklü toplumsal dönüşüm kararları alan iktidarın toplumsal dayanağı nedir ve bu devrimi nasıl bir gelecek bekliyor?

Latin Amerika uzmanı İngiliz gazeteci Richard Gott, Venezüella’da yaptığı somut gözlemlerle, Chavez’le gerçekleştirdiği görüşmelerle ve titiz bir araştırmayla bu soruların cevaplarını arıyor. Belgesel anlatı türündeki kitap, devrime aktif olarak katılan emekçi sınıfların tükenmez enerjisini, heyecanını ve coşkusunu da akıcı bir dille yansıtıyor.” Tanıtım Yazısı

İÇİNDEKİLER
GİRİŞ -11
BÖLÜM 1: BAŞKANIN PORTRESİ
1 Havana?da Bir Beyzbol Maçı -21
2 Ancien Regime?in Çözülüşü -29
3 Barinas?daki Taşralı Kökler -35
4 Barinas?dan Karakas?a: Kırdan Önlenemez Kaçış -38
BÖLÜM 2: BOLİVARCI AYAKLANMAYA HAZIRLIK
5 Gizli Askeri Teşkilatın Gelişmesi -45
6 Elorza?ya Sürgün: Asker-Sivil İşbirliği Deneyleri -51
7 Şubat 1989 (1): Karakas?ta Ayaklanma, Caracazo -53
8 Şubat 1989 (2):
Perez Hükümetini Yıkan Neoliberal ?Paket? -59
9 Asker ve Sivil Devrimciler Arasındaki Tartışmalar -68
10 Şubat 1992: Chávez?in ?Askeri Müdahalesi? -74
11 Amiral Grüber?in Kasım 1992?deki Başarısız Darbesi -81
12 Sivil Devrimcilerin Yurtsever Cephesi -86
13 Latin Amerika?nın Köktenci Askeri Ayaklanma Deneyleri -91
BÖLÜM 3: 19. YÜZYILIN DEVRİMCİ GELENEĞİNİ
YENİDEN CANLANDIRMA
14 Kurtarıcı Simon Bolivar?ın Mirası -101
15 Robinson Crusoe ve Simon Rodriguez?in Felsefesi -112
16 Ezequiel Zamora?nın Dileği: ?Horror A La Oligarquia? -120
BÖLÜM 4: ANCIEN REGIME?İ BARIŞÇI ARAÇLARLA YIKMA
ÖRGÜTLENMESİ, 1992-1998
17 Yare Hapishanesi ve Siyasi Müttefik Arayışları -128
18 Guayana?da Siyaset ve La Causa R?nin Yükselişi -134
19 Chávez?in Seçim Zaferi, Aralık 1998 -143
10 Hugo Chávez ve Bolivarcı Devrim
BÖLÜM 5: CHÁVEZ İKTİDARDA: İLK YILLAR
20 Kurucu Meclis ve Yeni Anayasa -151
21 Göğün Yarıldığı Zaman -158
22 ?Endojen? Bir Tarımsal Gelecek İçin Planlama -165
23 Yeni Petrol Siyaseti -175
24 Ekonomik Program Üzerinde Bölünmeler -182
25 Adli Reform – 188
26 ?Bolivarcı? Bir Dış Siyaset Geliştirmek -191
27 Kolombiya: Şiddete Batmış Komşu -200
28 Yerlilere Yeni Haklar -207
29 Muhalefetin Değişen Niteliği – 214
30 Ekim 2001: Eski Sendikalar Devrime Karşı – 218
BÖLÜM 6 MUHALEFETİN BOLİVARCI DEVRİMİ
DEVİRMEYE YÖNELİK ÜÇ GİRİŞİMİ
31 Kasım 2001 Devrimci Kararnameleri,
Luis Miquilena?nın İstifası ve Muhalefette Hareketlenme -225
32 Muhalefetin İlk Gözdağı:
Nisan 2002 Darbesi ve Karşı Darbe -232
33 Nisan Darbesinden Sonraki Hava – 247
34 ?Mahşerin Dört Atlısı?: Medya Savaşı -254
35 Muhalefetin İkinci Tehdidi:
Aralık 2002 ?Ekonomik Darbe?si – 258
36 Halka Yiyecek ve Eğitim Sağlama:
?Misyonların? Gelişimi, 2003-2004 -264
37 Muhalefetin Üçüncü Tehdidi:
Ağustos 2004 Halk Oylaması Çağrısı – 268
SON SÖZ: ORDU VE SİVİL TOPLUM
EK A Chávez ve Castro Havana?da -283
EK B Yerli Halkların Hakları -292
EK C Mucize Sos -295
KAYNAKÇA -298

Kitaptan bir bölüm
Giriş
Venezüella Devlet Başkanı Albay Hugo Chávez, dünyanın dikkatini ciddi olarak ilk kez 2002 Nisan?ında bir darbeyle devrilince çekti. Hemen iki gün sonra mucizevi bir şekilde halk desteğiyle yeniden iktidara geldi. Çoğu yabancı tarafından karmaşık bir Latin Amerika ülkesinde garip bir halk deneyi olarak görülen şey, hemencecik uluslararası ilginin ve endişenin konusu oldu. ABD pazarının önemli bir petrol sağlayıcısı olan Venezüella?daki şiddetli iç çatışma, ülke dışında hem sağ hem de sol tarafından ilgiyle incelenmeye ve ayrıntılı olarak tahlil edilmeye başlandı. Nisan darbesinin açık faşist doğası, Şili?de Eylül 1973?te Salvador Allende?nin devrilişini ve Pinochet rejiminin kuruluşunu hatırlattı. Ülkenin işverenler federasyonu Fedecameras?ın mensubu olan kukla darbe lideri, sendikal hareketteki tertipçi ortaklarını terk ederek hızla parlamentoyu, yüksek mahkemeyi, yerel idari organlarılağvetti ve Chávez?in yeni anayasasını yürürlükten kaldırdı. Sağcıniteliği böylesine açık olan bir darbe, çoğu kişiyi Chávez hükümetininbelki de daha önce sandıklarından daha yenilikçi ve köktenci olabileceği fikrine sevk etti.
İrlandalı bir televizyon ekibi tarafından hazırlanan ve sonradan yayınlanan ?Devrim Televizyondan Yayınlanmayacak? adlı harika belgesel, Karakas?taki Mirafl ores başkanlık sarayının duvarları arasında darbeden önce, darbe sırasında, darbeden sonra ve yeniden Chávez yönetimine dönüş sırasında olup biten olayları nesnel bir şekilde ve tüm açıklığıyla sergiledi. Belgesel çoğu yabancı izleyiciye, Venezüella siyasetini, toplumunu ve kültürünü etkileyen bunalımın doğasını yerinde ve unutulmaz bir şekilde kavrama olanağı sağladı. Ayrıca, yerel özel medyanın önce darbenin desteklenip yönetilmesinde, ardından da başkana bağlı birliklerce desteklenen ve başkanı yeniden göreve getirmeye yönelen halk hareketinin görüntülenip haber yapılmasının reddedilmesinde oynadığı olağanüstü rolü açığa çıkardı.
Bu kitabın ilk hali (Kurtarıcının Gölgesinde), 1999 yılında Chávez?in iktidarının birinci yılında yazıldı ve 2000 yılında basıldı. Kitabın asıl amacı, dış dünyanın Latin Amerika?daki gelişmelere ilgisinin düşük olduğu bir dönemde, Chávez?i ve ?Bolivarcı Devrim?ini çoğu Anglo-Sakson yabancı izleyiciye tanıtmaktı.
Ayrıca o zaman kitabın yazarı, Chávez?in yüzde 56 oy alarak 6 Aralık 1998?de seçilmesinin, yalnız Venezüella?da değil Amerika kıtası ülkeleri arasındaki ilişkilerde de önemli bir yeni çağın başlangıcının işareti olabileceğini düşünmüştü. Karşımızda, kıta siyasetini değiştirmeyi hedefl eyen köktenci programıyla halk desteğine sahip, etkileyici bir genç lider vardı.
Yazarın amaçları arasında, 1960?lardan 1980?lere kadar yönetimde olan diktatörlüklerden sonra saygınlığı en düşük düzeye inen kıtanın silahlı kuvvetlerinin görüntüsünü düzeltme arzusu yoktu. Arjantin, Bolivya, Brezilya, Şili ve Uruguay?da iktidarı ele geçiren sağcı subaylar Latin Amerika askeri kurumlarını öylesine gözden düşürmüştü ki, insanlar silahlı kuvvetlerin kendi halklarının saygısını yeniden kazanıp kazanamayacaklarını sorgulamaya başlamışlardı.
Chávez?in kendisi bir grup köktenci genç subayın katılımıyla 1992 yılında bir darbe düzenledi ve başarısızlığının faturasını ödedi. Ama, Chávez?in darbe girişiminin faşist ya da aşırı kibirli bir albayın hareketi olmayıp, köktenci bir kurtuluş hareketi olduğu daha o zamandan belliydi. Planı, ülkenin karşı karşıya bulunduğu sorunlara uzun zamandan beri cevap veremeyen Venezüella siyasal sistemindeki tıkanıklığın önünü açmaktı. Özünde demokratik olan çağrısı, ülkenin onu sıcak karşılayacağının hiç garantisi yokken 1998 yılında başkanlığa adaylığını koymaya karar vermesiyle birlikte açıklık kazandı. Arkasından, kendisini ve hükümetini, hem demokrasiye bağlılığına hem de sahip olduğu olağanüstü halk desteğine tanıklık eden bir dizi seçim ve halk oylamasına soktu.
Bu kitabın ilk halini yazdığım sırada Chávez?in hem ülkesinde hem de dışarıda böylesine tartışma yaratacak bir şahsiyet olacağını tahayyül etmemiştim. Ülkenin harp okulunun sevilen bir öğretmeni olarak isim yapan, eşsiz iletişim becerilerine sahip bu çekici, zeki, iyi eğitimli subay, Karakas?ın geleneksel siyaset seçkinleri tarafından nasıl 20. yüzyılın büyük diktatörleriyle karşılaştırılabilecek zalim bir deve dönüştürülebildi? Kitabın genişletilmiş ve güncellenmiş bu baskısında, Chávez yönetiminin dostları ve düşmanları tarafından nasıl karşılandığı ve yorumlandığı sorununa da değineceğim.
Halen Venezüella?da Başkan Chávez?in hem taraft arlarını hem karşıtlarını şaşırtan içten içe yanan bir devrim sürüyor. Devrim, sevilen albayın kendi eseri değil, Chávez sadece buz dağının görünen ve konuşan kısmı. Devrim, Venezüella alt sınıfl arının görülmemiş mücadeleciliğinin ve Chávez hükümeti karşıtlarının siyasal beceriksizliklerinin sonucu. Bu dram trajediyle sonuçlanabilir.
Başkanın korumalarının (son teknolojiyle donanmış ve kamuya açık bütün yerlerde Başkanın hemen arkasında tetikte duran, boyları iki metreyi aşkın yarım düzine siyah güvenlik subayının) görünüşü, Latin Amerika?da siyasetin çoğunlukla hâlâ silahların gölgesinde yapıldığının ürpertici bir hatırlatıcısı. Siyasi suikast her zaman olası. Yine de talihsizlikler bir yana, Venezüella devriminin gidişatı artık iyice sağlamlaşmış durumda. Latin Amerika, yaklaşık yarım yüzyıl önce gerçekleşen Küba devriminden bu yana en olağanüstü ve benzersiz siyasal sürece tanık oluyor.
Şili ve Nikaragua?yı unutun. 1970?lerdeki Salvador Allende, doğrusu bir devrimci değil yetenekli bir burjuva politikacısıydı. Başkan olmadan önce, eğer Şili Andları?nda bir gerilla hareketi başlatırsa, donmaktan kurtulması için yetkililerin kendisine bir ambülans göndermelerinin gerekeceğini söylerdi. Sandinistler 1980?lerde devrimi örgütleme yönünde iyi bir atılım yaptılar, ama siyasi kültürü zayıf küçük bir ülkede oldukları için ABD?nin kaçınılmaz karşı saldırısına direnme şansları pek yoktu. Soğuk Savaş kötücül gölgesini kıtanın üzerine salabiliyordu hâlâ.
Venezüella, hem farklı hem de beklenmedik bir deneyimdir. Petrol bakımından zengin olan ülke, yoksullaşmış 24 milyon kişilik nüfusunun başka yollarla yaratabileceği kapasitenin çok ötesinde bir ekonomik ağırlığa sahiptir. Venezüella, 1960?larda aktif bir Castrocu gerilla hareketi çıkmasına rağmen, her zaman devrimin muhtemel olmadığı ülkeler arasında görülmüştür. Latin Amerika?nın en Amerikanlaştırılmış orta sınıfıyla, açlık ve yoksullukla ezilmeye mahkûm gibi gözüken (nüfusun üçte ikisini oluşturan) alt sınıfıyla, 20. yüzyılın son 30 yılı boyunca sanki haritadan kaybolmuştu. Dışarda hiç ilgi uyandırmayan Venezüella, asla rağbet edilen diplomatik bir görev yeri olmamıştı. Latin Amerika uzmanı yabancı akademisyenler, uzun süre ülkenin tarihini ve siyasetini önemsemediler. Ülke hakkındaki birkaç ciddi araştırma son yıllarda yayınlandı.
Soğuk Savaş?ın bitiminden sonraki on yıl içinde, az sayıda yabancı Latin Amerika olaylarına daha çok dikkat harcayınca, Venezüella birden diğer ülkeler arasında öne çıktı. Latin Amerika?da, ciddi ve iktidarı sarsan hükümet yolsuzluklarının sıkıntısını çeken, dışarıdan dayatılan neoliberal siyasetlere ve Washington Uzlaşması?na karşı şiddetle tepki veren, tamamen yeni ve özgün bir küreselleşme karşıtı program uygulamaya koyan ilk ülke Venezüella idi. Venezüella?da çağdaş siyaset, 1989 Şubat?ındaki Caracazo ile, bir zamanların sevilen Devlet Başkanı Carlos Andres Perez?in, bambaşka vaatlerle seçilmesine karşın, neoliberal bir program uygulamaya koymasına karşı Karakas?ta ve öteki büyük kentlerde yaşayan alt sınıfl arın öfk e patlamasıyla başladı. Otobüs taşıma ücretlerine zam yapılmasıyla alevlenen ama çok daha geniş bir siyasi hoşnutsuzluğu yansıtan, 19. yüzyıldan beri Venezüella?da görülmemiş türde bir şiddet, iki gün süreyle Karakas?ı mahvetti. Arkasından gelen askeri birliklerin bastırma harekâtında bin kadar kişi, belki daha fazlası öldürüldü.
Latin Amerika açısından Caracazo, Avrupa?da o yıl içinde, daha sonra gerçekleşen Berlin Duvarı?nın yıkılması kadar önemli bir olaydı. Kıtaya dayatılan neoliberal programın bir halk ayaklanmasıyla reddedildiği ilk olaydı. Daha sonra kıtanın başka ülkelerinde de benzer başkaldırılar yaşandı, ama Venezüella bir başlangıçtı.
On yıl sonra neoliberalizmin krizi, hemen her ülkede bu ekonomik politikalara karşı düşmanlığın yükseldiği manzaralarla, bütün Latin Amerika?da patlak verdi. 2003?te Brezilya?da yeni bir solcubaşkan, geçmişe uzanan bir küreselleşme karşıtlığı siciline sahip
İşçi Partisi?nin adayı olan Luiz Inacio da Silva (Lula) iktidara geldi. Aynı yıl Bolivya?da, başkent La Paz özelleştirmeleri ve yeni vergiler konulmasını protesto eden göstericilerin denetimine girerken, işadamı kökenli devlet başkanı sarayından bir ambülansla kaçmak
zorunda kaldı. Tepelerden aşağıya inen halk Amerikan hazır yiyecek dükkânlarını ve süpermarketleri yağmalarken, kendileri de grevde olan polis birlikleri askeri birliklere karşı koydu. 2000?de Ekvador?da benzer bir hikâye yaşandı. Yerli halk ile köktenci genç
subayların ittifakı, ülke parasının yerine doları geçiren yeni liberal hükümeti alaşağı etti.
Arjantin?de 21. yüzyılın ilk yıllarında, daha önce eşi benzeri hemen hemen hiç görülmemiş, hatta orta sınıfın da harekete geçtiği isyan olayları yaşandı. Normalde ağır başlı olan Buenos Aires sakinlerinin ödeme zorluğuna düşen bankaların kapılarını zorladığı görüldü, alt sınıfl ar bütün ülke çapında hareketlendi. Halkın desteğinden yoksun, siyasi kariyerlerini tüketmiş başkan adaylarının sahne aldıkları seçimler, farklı ve değişiklikler yapmaya hevesli birisi olduğu düşünülen Başkan Nestor Kirchner?in ortaya çıkışına yol açtı.
Komşu Uruguay?da 1970?lerin kentli gerilla hareketi Tupamarolar?ın mirasçıları 2004?te iktidara seçildiler. Kolombiya?da, 1950?lerden beri süren iç savaş hâlâ çok canlı ve etkisi ABD?nin devam eden askeri müdahaleleriyle şiddetlendi.
Ülkenin önemli bir kısmı, son 500 yılın çoğunda olduğu gibi merkezi hükümetin denetimi dışında.
Venezüella, bu son yıllar boyunca kıta çapındaki fırtınanın merkezi oldu. Aralık 1998?de Hugo Chávez ilk kez başkan seçildiği zaman, ülke halen yıllardır süren uzun bir bunalımın acılarını yaşıyordu. Petrolden elde edilen gelir azalırken, birbirini izleyen yolsuzluğa batmış hükümetler başarısız neoliberal programlar uyguladılar.
1989?daki şiddetli eylemler, 1992?deki darbe girişimleri, devlet başkanının 1993?te yargılanmasının sağlanması, bankaların 1994?te çöküşü ve bir zamanların güçlü siyasi partilerinin içten içe güç kaybetmeleri, bunların hepsi yaklaşmakta olan parçalanmanın işaretleriydi.
Chávez 1998?de halkın tercihi olarak ortaya çıktı ve eski siyasetten umudunu kesmiş pek çok ünlü şahsiyet Chávez?in safl arına katıldı. Milyoner işadamları ve medya patronları Chávez?in aşırı köktenci olmayacağını umuyorlardı ve beki de kendilerinin etkisi altına girebileceğine inanıyorlardı. Çoğu onun doğuştan gelen köktenciliğini fark etmede başarısız kaldı ve kaderleri hayal kırıklığı oldu.
Chávez Latin Amerika?nın hakiki özgün bir kişiliğidir. Allende gibi bir Marksist ya da Peron gibi bir popülist değil. Chávez, uluslararası görüşleri başka herhangi bir Latin Amerika şahsiyetinden çok Fidel Castro?ya yakın, köktenci bir sol-milliyetçidir. Venezüella?nın taşra kesiminden gelen, öğretmen çocuğu olan Chávez, anne ve babasının yeteneklerini miras almış. Bir zamanlar Karakas?taki harp okulunun parlak ve sevilen hocasıydı. Etkileyici bir hatiptir ve doğuştan öğretmenlere has öğretici bir üslubu var. Afrikalı ve Kızılderili özelliklerini taşıyan Venezüella melezlerinin tipik fiziki niteliklerine sahiptir. Hiç eksik olmayan davetkâr gülümsemesiyle sıcakkanlı ve yakınlık kurulabilen bir kişidir, karşısındaki insanı rahatlatma yeteneğiyle donanmıştır.
Chávez bir iletişim ustasıdır ve her Pazar sabahı kendi radyo programı (şimdi televizyona geçti) ?Alo Presidente?de (Alo Başkan)
konuşur. Bütün ülke onun eğitsel formüllerini bilir. Öğretmen gibi konuşur, öğretmen gibi dinler; dolaylı bir soruyu evirir çevirir soran kişiye geri yöneltir. Her türlü mantık oyununa başvurarak örnekler verdiği, açıklamalar yaptığı ve tartışmalara girdiği radyoda öğretici tutumunun en iyi performansını sergiler. Bu her zaman aşina olduğu bir dünyadır ve rastlantısal değildir; Chávez?in 19. yüzyılda yaşamış en büyük kahramanlarından biri, Venezüella, Bolivya, Şili ve Ekvador?da yoksullar, Kızılderililer ve siyahlar için köktenci eğitim programları düzenlemek için çalışan, kimi zaman Samuel Robinson olarak da anılan Simon Rodriguez?dir.
Chávez?in radyo-televizyon programlarının Venezüella?nın en geniş ve en yoksul kesimi üzerindeki etkisi hiç de azımsanamaz.
Televizyonda sık sık hemen önünde duran çağrılı izleyicilere konuşurken görünür. Arkasından, bir başka kameraya doğru dönermişçesine aniden dönerek dışarıda, kırsal kesimde ve gecekondu semtlerinde yaşayan gerçek izleyicilere seslenir. Daima heyecanlandırıcı bir olaydır bu; Chávez, onun ne söylemeye ve yapmaya çalıştığını anlayan cemaatine vaaz veren bir vaiz gibi konuşur.
Karakas?ın ayrıcalıklı orta sınıfı ve düşman gazete yazarları tayfası, Chávez?in kaba saba ve basit dilinden şikayetçidir; Chávez renksiz ve taşralı gibi konuşmakla suçlanır. Onun, yakın ilişki içinde olduğu, yaptıklarının değerini bilen, bir şeylerin olacağına, bir şeyler yapılacağına ve gidişatın değişeceğine ilişkin umutlu duygular besleyen bir halkla konuştuğunu kavrayamazlar. Chávez, bu heyecan duygusunu, farklı bir dalga boyuna ayarlı olmaları nedeniyle orta sınıfl arın yakalayamadıkları bir biçimde ifade eder.
İktidarının ilk yılları boyunca, petrol rantı ve petro-dolarlarla semirmiş ve yolsuzluklarla kokuşmuş Venezüella?nın eski siyasi ve kültürel seçkinlerinin çoğu, kaygıları ve ilgisi kendilerininkiyle uyuşmayan bu kurtarıcı subayın eylemleri karşısında donup kaldı, dehşete düştü, hipnotize oldu. Kendi ülkelerinde ne olup bittiğine tam olarak inanamadılar.
Chávez?in desteği, Karakas?ın gecekondu semtlerinde ve ülkenin unutulmuş geniş iç bölgelerinde yaşayan, toplumun yoksullaştırılmış ve siyasi olarak kendini ifade edemeyen kesiminden geliyor. Chávez her gün onlara sesleniyor; anladıkları sözcüklerle, canlı, sık sık İncil diliyle, bir vaiz konuşur gibi? Tanrı ve Şeytan, iyi ve kötü, ıstırap ve sevgi sık sık kullandığı bileşimler. Sonuçta pueblo (halk) yığınları Chávez?le birlikte; tıpkı başka zamanlarda bir başka Latin Amerika ülkesinde Peron?la, Velasco Alvarado, Torrijos, Allende ve Fidel ile birlikte oldukları gibi?

Orijinal Ad : Hugu Chávez and the Bolivarian Revolution
Hugo Chavez ve Bolivarcı Devrim – Richard Gott
Sayfa Sayısı: 304
Baskı : 1. Baskı, Haziran 2008, İstanbul
Editör : Tuncel ÖNCEL
Düzeltme: Kultigin AKBULUT
Yayın Yönetmeni: Hayri ERDOĞAN
Kapak Tasarım: Savaş ÇEKİÇ
İç Tasarım : Savaş ÇEKİÇ
Sayfa Düzeni: Gönül GÖNER
Baskı : Ayhan Matbaası

Yorum yapın

Daha fazla Politika
Bilimin Gençlik Çağı / Marx Öncesi Siyasal İktisat – Andrey V. Anikin

Karl Marx?ın Kapital?le doruğa çıkan büyük bilimsel buluşunun kendisi kadar, onun ve yol arkadaşı Engels?in diğer düşünürlerle olan ilişki ve...

Kapat