Hukuk ya da Kukla Tiyatrosu (“Edebiyat ve Hukuk” Yazıları) – Cemal Bali Akal

Hukuk ya da Kukla Tiyatrosu. “Edebiyat ve Hukuk” Yazıları, hukuk antropolojisi ve Spinoza düşüncesi üzerine eserler vermiş olan Cemal Bâli Akal’ın, “Burası Tanzanya mı, Karanfil”den (2011) sonra yayımlanan ikinci deneme kitabıdır. Yazar bu derlemede Sofokles, Euripides, Shakespeare, Cervantes, Swift, Sade, Büchner, Stendhal, Dostoyevski, Melville, Kafka, Conrad, Barrie, Musil, Camus, Faulkner, Koestler gibi devlerin eserlerinde dolanarak, edebiyatsız bir hukuk kavrayışının sadece fakir değil, bazı hukukçular bunu bilmese de, gerçekte olanaksız olduğunu gösterir. Fakat bunu edebi metinlerde hukuki terim avına çıkarak değil, “edebiyat ve hukuk” denince şartlı refleks haline gelmiş kabulleri sorgulayarak, asıl olanın hayatın kendisi olduğunu unutturan her türlü indirgemeciliğe şüpheyle yaklaşarak, yasa bekçilerinin bönlüğünün karşısında, kendi akıl sağlığımızı korumak için, en etkili yöntemin belki de ironi olacağını hatırlatarak yapar. Dahası, Akal’ın denemeleri, edebi metinler ile siyasi hukuk kuramı arasındaki ilişkiyi irdelerken şu çetin meseleye, “özgür irade mi, yoksa zorunluluk mu?” ikilemine gelir dayanır hep. Ve de kitaptan bize şöyle bir soru yöneltilir: Hukuk sisteminin soyutluğundan azade bir haklar mücadelesi verirken, “gerçek bir karşı çıkış için, insanın önce kendisini kuşatan zorunlulukları mı kavraması gerekir acaba?”
(Tanıtım Bülteninden)

Edebiyatı hukukla irdelemek – Yücel Kayıran
(http://kitap.radikal.com.tr/, 15.04.2014)
Hukuk ya da Kukla Tiyatrosu?ndaki denemeler belli bir problem etrafında, edebiyat yapıtlarındaki hukuk problemleri çerçevesinde kaleme alınmış denemelerden oluşan bir kitap.

1942 yılında İnkılâpçı Gençlik dergisinde yayımlanan ?Bulut Geçti? şiirinden dolayı Salah Birsel hakkında dava açılır. Şiirin ?ahlak bozucu? olduğu konusunda görüş birliğine varılmıştı. Önce şiiri okuyalım: ?Sen şimdi kocanın evinde oturuyorsun/ Ve saçların artık eskisi gibi değil/ Geceleri yemekten sonra/ Çorap söküğü dikiyorsun/ Belki de ellerin soğan kokar// Senin kocan bir suratı çirkin adam/ Ağzı açık uyur/ Ve senin vücudun bozulur çocuk doğurdukça? (Attilâ İlhan?ın ?üçüncü şahsın şiiri?ne, esin veya fikir verici olmuş olabilir mi bu şiir?)

Refik Halit Karay, bu şiir hakkında dönemin Tan gazetesinde şunları yazacaktır: ?Bence bu şiir, yalnız evlenmeyi kötülememektedir, genç kızları ere varmaktan, evli olmaktan şiddetle tiksindirdikten başka, onları sadece bir eğlence ve nefis körletme vasıtası olarak tanıdığını da anlatıyor, oynaşlığa, sürtüklüğe heveslendiriyor.?

Dönemin İstanbul Cumhuriyet savcı yardımcılarından Hilmi Davaslıgil ise bu şiirin, ?aile mevcudiyetini ve aile kurmak esasını sarsacak ve kadınlığın ana olmak hususundaki fikri temayülünü zayıflatacak? nitelikte olduğu ve şairin ?açıkça çocuk doğurmamayı telkin ettiği?ni savlayacak; bilirkişi üyeleri Mithat Cemal ile Orhan Seyfi?nin mahkemedeki açıklamalarıyla, şiirin, ?ahlak bozucu? olduğu fikri üzerinde birleşilir.

Olayı, Salah Birsel, Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu kitabında ayrıntılarıyla anlatmaktadır; fakat gündeme getiren Cemal Bâli Akal?dır. Akal, Burası Tanzanya mı, Karanfil adlı kitabında yer alan ?Edebiyat ve Hukuk Dersi Ahlaktan Değil Buluttan Yana Olmalıdır? başlıklı denemesinde, olası bir ?Edebiyat ve Hukuk? dersinin amaç ve yönteminin ne olması gerektiğini tartışırken, bu türden bir dersin neden gerekli olduğunu irdelerken, hukukçuların ?Edebiyat ve Hukuk? derken yaygın olarak anladıkları şeyin telif hakları? meselesi olduğunu söyledikten sonra değinir Salah Birsel olayına.

Akal?a göre, bu türden bir dersin amacı, hukukçuya edebiyatı sevdirmek değil, edebiyatın hukuk içinde düşünülmesini kazandırmak olmalıdır. Böyle bir derste, kuşkusuz hukuki sorunlara eğilen edebi metinler üzerinde durulmalıdır. Böyle bir ders, hukukçular için gereklidir çünkü Salah Birsel olayının da gösterdiği gibi, ?hukukçuların ifade özgürlüğüne ve ona sonsuzca muhtaç olan yaratıcılığa?, ne kadar saygılı oldukları problemlidir. Dahası, Akal?a göre, ?hukuk muhafazakâr bir disiplindir ve hukukçu [da] tehlikeli olabilecek biridir.? Çünkü ?bilirkişi raporu hazırlar, iddianame sunar, karar verir, savunur. (?) Bu nedenle, insanları bazı hukukçuların ufuksuzluğuna karşı koruyacak önlemlerin alındığı dersler olmalıdır. Özerkliklere ve farklılıklara saygı duymayı öğrenme dersleri??

Sofokles?ten Musil?e
Bu uzun girizgâhı, Cemal Bâli Akal?ın, ?Edebiyat ve Hukuk Yazıları? alt başlıklı, Hukuk ya da Kukla Tiyatrosu adlı yeni kitabı için yaptım. Hukuk ya da Kukla Tiyatrosu da, Akal?ın, hukuk antropolojisi ve Spinoza düşüncesi üzerine eserlerinden farklı olarak, inceleme değil denemeler toplamından oluşan bir kitap. Ancak bu denemeler belli bir problem çerçevesinde, edebiyat yapıtlarındaki hukuk problemleri çerçevesinde kaleme alınmış denemelerden oluşmakta. Ama bu ?çerçeve?, denilebilir ki, girizgâhta sözünü ettiğim olası bir ?Edebiyat ve Hukuk? dersi için, pedagojik kesinlikte bir ders kitabı değil, bir tür almaşık sunmaktadır. Akal, özellikle Sofokles, Euripides, Shakespeare, Cervantes, Swift, Sade, Büchner, Stendhal, Dostoyevski, Melville, Kafka, Conrad, Barrie, Musil, Camus, Faulkner, Koestler gibi yazarların, hukuk konusu ve sorunlarıyla ilgili yapıtlarına odaklanmaktadır.

Burada konu nesnesi edinilen yapıtlar, edebiyattaki hukuk sorunlarına ilişkin teorik bir iddianın dile gelişinin gösterildiği yapıtlardan çok, Akal?ın bir edebiyat okuru olarak, okuma deneyimine ilişkin keşiflere dayalı olarak problemlerin gösterildiği yapıtlar konumunda. Başka bir deyişle, Akal, sadece söz konusu yapıtlardaki hukuk sorunlarını irdelemekle sınırlamıyor kendisini; bu hukuk sorunlarının gerisinde, bu sorunları betimleyen yazar-anlatıcının hukuk sorunları bilgisi ile bu hukuk sorunları bilgisinin felsefi sınırlarını da, biraz ironik bir tarzda irdeliyor gibidir. Örneğin ?Raskolnikov Suç ve Ceza?yı Okumaya Mahkûm Edilmiş? başlıklı denemesinde, Akal, Koestler ile Nabakov?un Dostoyevski?ye yönelik, yazınsal eleştirilerine karşı ?hukuk? zemininde durduğunun altını çizerken, aynı zamanda Dostoyevski?nin Suç ve Ceza?nın kurgusunun zemininde hukuk bilgisinden çok dinsel kaygının yer aldığına dikkat çekiyor gibidir. Bu okuma tarzıyla Cemal Bâli Akal, içerik ve netice bakımından, ?i?ek?in, Acı Çeken Tanrı?daki Karamazof Kardeşler?i okuma tarzıyla aynı zeminde buluşmaktadır.

Ahlaki bir cezası yoktur
Raskolnikov, daha romanın başında katildir. O zaman araştırılması gereken katilin kim olduğu değil, cinayetin nedenleri olacaktır. Hukuka göre hayati soru, suçlunun suçunu, özgür iradesiyle mi yoksa zorunlulukların tutsağı olarak mı işlediğine karar vermektir. Ama Dostoyevski, suçun nedenini, yoksullukla göstermekten kaçınır. Raskolnikov, tefeci kadından çaldığı parayı, saklayıp terk ettiği yerde neredeyse unutur. Çünkü suçu ortama bağlamak, özgür iradeyi törpülemek ve kişisel sorumluluğu azaltmak anlamına gelir. Akal?a göre, Rakolnikov?da özgür irade vardır ama ahlaki değildir. Ona göre, ?romanı ilginç kılan özelliklerden biri, Raskolnikov?un asla vicdan azabı çekmeyecek olmasıdır. Akal?a göre, Dostoyevski, Raskolnikov üzerinden sanki şöyle akıl yürütmektedir: Tanrıya inanmıyor isek, (Raskolnikov, romanın sonunda bile Tanrıya inanmadığını düşünür) yoksulların kanını emen bir tefeci kadının öldürülmesi cinayet sayılamaz. Raskolnikov, ?geçici bir delilik nöbetinde? cinayet işlemiştir ve deliliğin de ahlaki bir cezası yoktur.

Hukuk ya da Kukla Tiyatrosu?nu oluşturan denemeler, yazınsal yapıtlara ilişkin felsefi keşifler de içermekte. Söz gelimi ?Stendhal?in Kitapları da Fırına? başlıklı denemesinde, Akal, Stendhal?in, Kırmızı ve Siyah?ta yer alan, Julien?in öldürülme nedenine ilişkin betimlemesine dikkat çeker. Bu betimlemeye göre, der Akal, Julien?in, ?cezalandırılmasının asıl nedeni, işlediği suç değildi? asıl neden, ?kendi sınıflarından olmadığı için onu çok ağır biçimde cezalandıracak olan öfkeli burjuvalar?dır. Akal?a göre, Kırmızı ve Siyah, 1830 yılında yayımlandığında, Marx henüz 12 yaşındadır. Yani, Marx?ın ?hukukunuz sınıfınızın yasa halini almış iradesinden başka bir şey değildir; bu iradenin içeriği sınıfınızın varoluşuna ilişkin maddi koşullarca belirlenmiştir? demesine daha çok vardır ve ?hukuku bir sınıfın hukuku olarak tanımlamak ve ?bujuvazi?ye yüklemek için pek erken?dir.

Ama neden hâlâ erken gibi gelmektedir?

Kitabın Künyesi
Hukuk ya da Kukla Tiyatrosu
(“Edebiyat ve Hukuk” Yazıları)
Cemal Bali Akal
Dost Kitabevi / Edebiyat Dizisi
2014, 186 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Edebiyat Haberleri, Hukuk
Adalet Ağaoğlu’ndan ‘yetmez ama evet’ itirafı: ‘Son enayiliğimdi’

12 Eylül referandumunda "evet" oyu verdiği için büyük bir pişmanlık yaşadığını söyleyen yazar Adalet Ağaoğlu, "çaresizlikten patlayacak hale geldiği" için...

Kapat