Edebi Eserler Yarıştırılmalı mıdır? – Ümit Yıldırım

Son yıllarda edebiyat alanında eleştiri azalırken edebiyat yarışmaları artıyor. Bu sürece nasıl bakmalıyız? Bu sürecin değerlendirilmesinin öneminin arttığı bir gerçek. Ama doğru bildiğimiz bir fikir var ise o da şudur: Eleştiriler, ele alınan eserin yada yazarın iyi anlaşılmasını sağlamakla kalmıyor eserdeki hakikatin açığa çıkarılmasını da sağlıyor. Özetle eserin değerini ortaya koyarak okuru aydınlatıyor. Okurun bağımsız düşünmesine katkı sunuyor.

Kısaca yarışmaların ne olduğuna bakalım: Yarışmalar bir veya birden fazla edebiyat türünde olmaktadır. Yarışmanın düzenleyicisi veya kurumun amacı bir konuyu işlemek olduğu gibi bir yazarın anısını yaşatmak da olabilir. Yarışmalarda eserleri değerlendiren bir seçici kurul veya jüri bulunur. Her yarışmada genelde maddi olmasıyla ödüller bölümü bulunmaktadır. Yarışmanın bir şartnamesi, kuralları belirlemektedir. Yarışmayla ödül alan eserler, yarışmayla birlikte tanıtımını yapmış olmaktadır. Dolayısıyla eser okurların ilgisini çekmektedir. Bazen seçici kurullar ödül verdiği eserlerin ödüllendirme gerekçelerini kamuoyuna açıklamaktadır. Yarışmanın sonunda mutlaka ödül töreni yapılmaktadır.

Aşağıda oluşturulan roman, öykü, şiir vb. yarışmalarına dair sorularla ?edebiyat yarışmaları?nı sorgulamak ve anlamak istiyorum:

1. Yarışmalar yoluyla eserler değerlendirilebilir mi?
2. Bir eserin değerlendirmesinde eleştirmenlerin ve eleştiri yazılarının azalmasının fakat edebiyat yarışmalarının artışını nasıl değerlendiriyorsunuz?
3. Her edebiyat yarışmasını ciddiye almalı mıyız?
4. Yarışmanın parasal destekçisi veya düzenleyen kurumun ödül alan eserlerin belirlenmesinde bir etkisi olabilir mi?
5. Bir eserin değeri nasıl belirlenebilir?
6. X yarışma jürisinin değerlendirmesiyle ödül alan eser, ödüle değer görülmeyen eserden daha mı değerlidir?
7. Aynı edebiyat türünde X jürisinden ödül alan eserler ile Y jürisinden ödül alan eserler farklı olduklarında değerlendirmemiz nasıl olacaktır?
8. Edebi eseri değerlendiren jüri, eseri değerlendirme yetkinliğine sahip midir? Yetkin olup olmadığını nasıl bilebiliriz?
9. Yarışmalar yoluyla belirli eserlere ödüller verilerek okur yönlendirilerek bağımsız düşünme ve değerlendirme hakkı elinden mi alınıyor?
10. Edebiyat eserlerini değerlendirme mekanizması olarak ilgili esere dair eleştiri makaleleri yazılarak değerlendirilemez mi?
11. Eserlere dair eleştiri yazıları yazılarak okurların bağımsız değerlendirmesi sağlanabilir mi?
12. Edebiyat yarışmaları düzenlenmesi ile edebi değeri yüksek eserler ortaya çıkarılabilir mi?
13. Sıralamaya giren eserlere maddi ödül verilmesi ile o esere değer biçilebilir mi?
14. Yarışmalarda ödüllerin öne çıkarılmasıyla edebi değer geri plana mı itiliyor?
15. Edebiyat yarışmalarının düzenlenmesi yazar açısından teşvik edici midir?
16. Yarışmalarda ödüle değer bulunmayan eserin yazarında olumsuz duygu ve düşünceler yaratabilir mi?
17. Yarışmalarda ödül alan eserlerin ve yazarların tanınmasını kolaylaştırır mı?
18. Yarışmalarda ödül alan eserlerin tanınmasıyla okura seçim kolaylığı ve zaman tasarrufu mu sağlar yoksa okuru araştırma ve sorgulama tembelliğine mi iter?
19. Edebiyat tarihinde edebi değeri yüksek fakat ödül almayan eserler bulunmakta mıdır?

Bu soruların çoğalmasını desteklerken yanıtları üretmemiz ve çoğaltmamız dileğiyle?

Yazan: Ümit Yıldırım

Edebi Eserler Yarıştırılmalı mıdır? – Ümit Yıldırım” üzerine 3 yorum

  1. Edebiyat yarışmaları insanları yazılar yazmaya teşvik etmekte belli bir başarı elde etmiş olabilir. En azından zaten yazan kişilerin tanınmasına yol açmakta, belirttiğiniz gibi. fakat ödüle odaklı, “jürini beğeneceği” yazılar yazmak özgünlüğü, özgürlüğü ve belki edebiliği ortadan kaldırıyor. Eleştiri yazılarının artmasını, edebiyat yarışmalarının artmasından daha gerekli ve doğru buluyorum. Yazarları anmak için çok daha farklı ve yararlı organizasyonlar yapılabilr.

  2. Edebi eserler yaratıcısının öznelliğini taşıyan, duygu yoğunluklu ve yaşayan ve gelecekteki kişilerin beğenisi, eleştirisi ve değerlendirilmesine yönelik özünde bireysel görünse de toplumsal çalışmanın ürünüdürler. Bir eserin değeri toplumdaki ve gelecek kuşaklardaki yansımaları ile ve yine okuyucu kitlesince belirlenir ve ortaya çıkartılır. Sınırlı sayıdaki seçici kurulların/kişilerin beğenisine sunulmak üzere hazırlanan eser salt beğeni kaygısını taşıdığı için özgünlüğünü peşinen kaybetmiş sayılır. Sanatçı toplumuna ve geleceğe karşı sorumluluk taşıyan bir yorumcu olarak beğeni kaygısını doğal olarak yaşasa bile eserlerini salt bu düzlemde ortaya koymaz. Sanatçı duygu ve düşüncelerini paylaşırken beğeni ve eleştiriyi aynı ölçüde göğüsleyebildiği ölçüde eserine kimlik kazandırabilir. Her edebi eser aynı zamanda bir duygu yoğunlaşması olduğuna göre, bu tür yarışmalar ile duygu yoğunlaşması yaratılamayacağından eserlerin çoğalmasına katkı sunsalar bile kalıcı/edebi eserlerin ortaya çıkmalarına katkı sağlamayacaklardır. Bu nedenle bu açıdan da gerekli ve yararlı değildir. Edebi eselerin yarıştırılmaları sanatçının kaygılarının salt beğeniye yöneltilmesi ile kırılmasına neden olacaktır.

    “Sanat ve sanatçının tarihsel diyalektiği” yarışma kültürüne yabancıdır.

    Önemli bir konuya değindiği için Ümit Yıldırım’a yürekten teşekkür ediyorum.

  3. Bu tür yarışmaların ihtiyaca ne derece cevap verdiğini vakti ile sorgulamıştım. şunu söylemek isterim ki farklı çevrelerden, ortamlardan, kültürlerden, farklı inançlardan, ideolojilerden, kimliklerden, gelenekten beslenen bir dolu farklılıkların içinden çıkan- yetişen sanatçının kalemini, üslubunu beğenenler, beğenmeyenler olacaktır. İyi-kötü-özel-farklı-çarpıcı-gizemli-yeterli-yetersiz-derin gibi etiketleri ürünlere biçenler, kendi kimliklerinin, kültürlerinin, sanatsal bakışaçılarının ve hatta ideolojilerinin etkisiyle bunu yapmaktadırlar.

    Böyle ortamlarda yarışmacıların değerlendirmelerinde nasıl bir etik, nasıl bir kural bina edilir bence muamma. Çünkü birinin beğenisini fazlasıyla kazanan bir çalışma, ötekinin tepkisini çekebiliyor. veya daha farklı tutumlar sergilenebiliyor. Belki de jüriler arasında dahi polemikler çıkıyor. Dolayısı ile bariz bir ipi göğüsleme durumuna eserlerin ve yazarlarının nasıl götürülebildiğini “havsalam” pek almıyor (umarım kelimeme takılmaszsınız).

    şu ana kadar böyle yarışmaların ardından ilk üçe girmiş eserleri okuduğum zaman da genellikle hem edebiyat, hem üslup, hem zenginlik ve derinlik bakımından irdelediğimde fazlasıyla hak eden çalışmalar olduğunu da söylemem gerekir.

    Bu ürünlerin büyük bir emekle hazırlandığı, uykuları elinden alınmış gecelerden beslendiği, bir çok okuma, tefekkür ve hayal dünyasına varılan yolculukların ardından ortaya çıktığını bilenler olarak; yazarından bize ulaşan dünyaların parçalarının yarışma ortamlarında heder edilmesini pek doğru bulmuyorum. fakat edebiyatın da üreticilerinin olduğunu, bu alanda da müthiş bir popülerlik kargaşasının yaşandığını, ego-nefs-benlik her ne ise tatminine, isimleri için üretme hastalığına yakalanmış bir kesim için yarışmaların cazip geldiğini düşünüyorum. Saygılarımla…

    Ümit Yıldırım teşekkürler.
    Süheyla Yıldırım

Yorum yapın

Daha fazla Edebiyat Haberleri, Makaleler
Bir Yanılgı Mekanizması – Suat Kamil Aksoy

Gelelim insan bu iken, onun kendini aldatışının somut örneklerine! Spinoza kutsal kitapları incelerken ve tanrının gerçekte ne olduğunu bize anlatırken...

Kapat