Dünyada bir Palto hayaleti hala dolaşıyor – Ümit Yıldırım

Dostoyevski’nin Rus edebiyatının yazarları ve eserlerine dair “Hepimiz onun Palto’sundan çıktık” demesine yol açan, 1825 yılından 1855 yılına kadar Çarlık Rusyası’nda “Rusya’nın gelişmesini donduran Çar” olarak anılan I.Nikola ve Çarlık sözcüleri tarafından Rus insanını aşağılamakla onun kötü yönlerini göstermekle, halkına ihanetle suçlanmasına kadar giden, günümüzün yabancılaşmış sıradan insanına ışık tutan Gogol un Palto adlı uzun öyküsünün sırrı nedir Çarlığı bu kadar öfkelendirmesinin altında yatan gerçek ne olabilir?
Yazımızda gerçeği açığa çıkaran, görmezden gelinmesini imkânsız kılan, dünya edebiyatını geri dönülmez bir noktaya taşıyan Gogol un Palto sunu ele almaya çalışacağız.
Çağının ötesine geçen öykümüzün, üslubu ve dile getirdiği eleştirinin daha iyi anlaşılması için yazıldığı döneme kısaca göz atmakta yarar var. 1825 yılından 1855 yılına kadar 30 yıl süren Çar I.Nikola döneminde, çarlığın tüm engellemelerine karşın, Rus edebiyatı altın çağını yaşamıştır. Dünya ve Rus edebiyatının büyük yazarları Puşkin, Dostoyevski, Turgenyev, Gogol bu dönemde büyük eserler vermiştir.
Avrupa da gericiliğin kalesi olarak bilinen Rusya da, 1825 yılında Çar olan I.Nikola, yine aynı yıl Dekabristlerin ayaklanmasından canını ve tahtını zor kurtarmıştır. Çarın iktidarının bu ilk yılında yaşadığı korku, 30 yıl boyunca onu yalnız bırakmayacaktır. Ve her zaman içte kurulu düzeni yerleştirmek ve korumak için uğraş vermiş; dış politikadaysa devletin meşruiyetini sağlamayı amaçlamıştır. Serfliğin (toprak köleliği) kaldırılması gibi temel sosyal ve ekonomik reformlara, düzeni sarsacağı gerekçesiyle karşı çıkmıştır. Avrupa daki 1848 1849 devrimlerinden sonra I. Nikola, ülkede daha katı bir sansür uygulamaya ve aşırı baskıcı yöntemler kullanmaya başlamıştır. Dış politika alanında ise, 1833 te Avusturya ve Prusya ile bir pakt imzalayarak Avrupa daki kurulu düzeni korumayı amaçladı. 1849 da, Macar Devrimi nin bastırılması için Avusturya ya yardım etti. Bütün bunlardan ötürü Avrupa nın Jandarması olarak tanındı.1853 1856 Kırım Savaşı nda; Osmanlı İmparatorluğu, İngiltere ve Fransa ya karşı savaştı. Bozgunla biten bu savaş sürerken öldü. Ölümüyle birlikte, korumaya çalıştığı sistem de çöktü ve II. Aleksandr ın büyük reformlarının yolu da açılmış oldu. I. Nikola, hayatı boyunca tahtını kaybetme korkusuyla didişti durdu ve ölümü de bu korkunun gölgesi altında gerçekleşti.

Çarlığın tüm engellemelerine rağmen Rus edebiyatı, baskıcı ve gerici düzeni eleştirmekten bir an olsun geri durmadı. Rus edebiyatının güneşi Puşkin in açtığı yoldan devam eden, küçük insanların şairi veya Belinski nin tanımıyla Gündelik yaşamın şairi Nikolay Vasilyeviç Gogol un, 1842 yılında yazdığı Palto adlı uzun öykü yukarıda bahsettiğimiz 30 yıllık karanlık bir dönemin eleştirisiyle hala güncelliğini koruyan özelliğiyle günümüze kadar ulaşabilmekte. Gerçekçi ve öncü özellikleriyle öykü, küçük adam teması üzerinden sıradan insan ların çektiği sıkıntılar, yaşatılan eşitsizlikler ve çektikleri acılar öykünün kahramanı Akakiy Akakieviç’in yaşantısı üzerinden tüm yönleriyle gözler önüne serilir.
Gogol’un bir çağdaşı olan P. V. Annenkov, bu öyküdeki ana düşüncenin nasıl doğduğunu şöyle anlatır: “Bir gün Gogol’un yanında ava çok meraklı zavallı bir memurun öyküsü anlatıldı. Bu memur, bin bir sıkıntıyla biriktirdiği 200 rubleyle güzel bir av tüfeği almış. Yeni tüfeğiyle ilk ava çıktığı gün bir sandala binmiş. Ama tüfek nasılsa suya düşüvermiş. Memur evine döndüğünde yatağa düşmüş. Büyük bir üzüntü içinde günlerce yatmış. Ancak arkadaşları, aralarında para toplayarak ona yeni bir tüfek aldıkları zaman iyileşip yataktan kalkmış. Bu öyküyü dinleyenlerin hepsi kahkahalarla güldüler. Yalnızca Gogol gülmedi; uzun süre düşünceli kaldı. Palto’nun ilk düşüncesi, işte o gün doğmuştu. Bu öykü 1834’te anlatılmıştı. Gogol bunun üzerinde çok çalıştı, aradan sekiz yıl geçmesinden sonra Palto yayımlandı.

1842’de ilk yayımlandığında yönetici sınıf öyküyü iyi karşılamadı. O zaman, büyük bir memur olan Kont Strogov şöyle demiştir: “Şu Gogol’un ‘Palto’su ne korkunç bir öykü. Bu köprüdeki hayalet, hepimizin paltolarımızı sırtımızdan çıkarır. Bu öyküyü okurken artık durumumu siz düşünün.”Sosyal sınıfları ve aralarındaki ilişkileri, gerçekçi üslubuyla dile getiren, Rus edebiyatı için bir dönüm noktası olan öyküde Gogol un, Rus insanını küçük düşürdüğüne, zavallılaştırdığına dair, hatta halkına ihanetle suçlanmasına kadar giden suçlamanın altında yatan asıl gerçeğin, Çarlık düzeninin insanı küçülten yozlaşmış düzeni tüm gerçekliği ile gözler önüne sermek veya Kont Strogov un açıkça söylediği gibi hepimizin paltolarını çıkarmak olduğunu görmemek mümkün değil.

Çarlık Rusya nın yönetici sınıfının korkunç bir öykü olarak değerlendirdiği, okumayı bile hayal edemediği öyküye kısaca anlatmaya çalışalım:
*Gogol adını vermemek konusunda büyük bir sakınganlık gösterdiği bir dairede Akaki Akakiyeviç Baçmaşkin adında bir memur çalışmaktadır. Kötülük bilmez anlamına gelen akaki adını Gogol ün belli bir amacı gözeterek kullandığını söyleyebiliriz. Akaki sanki bir memur olarak doğmuştur. Birbiri ardınca göreve gelen ve görevden ayrılan bütün müdürler ve servis şefleri, Akaki yi aynı masada, ayni işle uğraşırken ve hiçbir zaman terfi etmemiş durumda görmüşlerdir. O şevk ve sevgiyle, bir sanatçı gibi çalışmakta, güzel el yazısıyla sayfalar doldurmaktan çocuksu bir tat almaktadır. Yazdığı yazı konusundaki endişelerinden sokakta bile kurtulamamaktadır ve dalgınlıkla, süprüntülerin döküldüğü pencerelerin altından geçmekte, bir atla ansızın burun buruna gelmektedir.
Evine dönen Akaki, çarçabuk bir iki lokma atıştırmakta ve bürodan getirdiği belgeleri kopya edecek belge yoksa sırf kendi zevki için el yazısı denemeleri yapmaktadır.

Gereksinimleri çok kısıtlı ve az olan Akaki, dörtyüz ruble maaşla mutlu bir biçimde yaşamaktadır. Ama günün birinde kış mevsimi gelir, çatar. Paltosunun kumaşı yıprana yıprana adeta öteki yanı görünecek hale gelmiş ve astarı bile yırtılmıştır. Bu berbat haldeki paltoyu mutlaka terziye götürmek gerekmektedir. Terzi paltoyu eline alır, iyice gözden geçirir ve bunun artık miyadını doldurmuş olduğunu; bir yenisini yaptırmaktan başka çare kalmadığını söyler. Akaki, eski paltosunu tamir etmesi için terziye boşuna yalvarır. Terzi dediğinden dönmüyordur.Çaresizlik içinde bulunan Akaki, ertesi Pazar günü yine terziye gider. Palto konusunda terziyi yumuşatıp kararından döndürme umuduyla doludur. Ama çabaları hiçbir sonuç vermez. Terzi, yeni bir palto dikmek konusunda ısrar eder. Yalnızca, fiyatı yüzelliden seksene düşürür.En sonunda Akaki, fedakârlıklar yaparak yeni bir palto sahibi olmaya karar verir. Kırk ruble kadar birikmiş parası vardır. Bunu iki katına çıkarmanın çarelerini aramaya başlar. Günlük gereksinimlerinden kısıtlamalar yapmayı, akşamları çay içmekten vazgeçmeyi düşünür. Kendi odasında kandil yakıp masrafa girmemek için ev sahibi kadının odasında çalışmak, ayakkabılarının çabuk eskimesinin önüne geçmek için doğru dürüst kaldırımlardan yürümek, çamaşırlarını yıkanması için harcadığı parayı azaltmak, düşündüğü çareler arasındadır.Bu değerli paltoya sahip olabilmek için bütün düşüncesini, bütün yaşamın seferber eder.Çalıştığı büronun müdürü de ona, her zamankinden daha fazla bir ücret vermeyi kabul eder. Akaki, en sonunda, seksen rubleyi biriktirir.

Terzi, palto üzerinde 15 gün çalışır. Akaki, paltosunu giyer ve büroya gider. Arkadaşları, büyük bir coşkuyla karşılarlar onu; palto konusunda hayranlıklarının belirtirler ve övgüler yağdırırlar. Hatta aralarından biri, paltonun giyilme töreni yerine geçmek üzere o akşam bir çay toplantısı vereceğini söyler. Akaki bu toplantıya gitme çağrısını reddetmez ve ilk olarak bir kalabalığın arasına karışmayı kabul eder. Toplantıda şampanya bile içer ve gece yarısına doğru evine gitmek üzere yola çıkar. Biraz sarhoştur ve yürürken hafifçe sallanmaktadır. Sokaklarda kimseler yoktur. Hava iyice ayaza kesmiştir; ansızın soyguncular çıkar karşısına. Bunlar, gece onun bunun eşyasını gasp eden kimselerdir. Akaki nin paltosunu sırtından çıkarıp alırlar.

Korku ve şaşkınlık içinde ve soğuktan titreyerek evine gelir Akaki. Ev sahibesi, mahalle karakoluna gidip şikâyette bulunması için zorlar onu. Akaki, karakola gider ama hakkını arayan bir kimseyken, suçlu durumuna düşmeye başlar. Gecenin bu kadar geç saatinde sokakta ne işi olduğu sorulur kendisine.

Yaşamında ilk olarak o gün, örnek bir memur olan ve hiç geç kalmayan Akaki, işine zamanında gidemez.

Ertesi gün, mahvolmuş ve çaresizlik içinde bir insan olarak işinin başına döner. Sırtında, bir şans eseri olarak kaldırıp atmadığı eski paltosu vardır. Kendisine çok kötü karşılayan ve gerekeni yapmayan komisere değil de daha yüksek görevde bulunan birine, bir generale başvurması söylenir kendisine.
Akaki, Generale gider. Ama generalin bildiği tek şey sertliktir. Yanındakilerin hepsi ondan korkmakta ve tirtir titremektedirler. General, Akaki yi akıl almaz bir kabalıkla karşılar.
Akaki korku içinde oradan ayrılır. Dışarıda bir kar fırtınası ortalığı kasıp kavurmaktadır. Yolda soğuk alır ve eve gider gitmez yatağa girer. Çok geçmeden de ateşi yükselir. Sayıklamalar arasında, yeni yaptırdığı ve çaldırdığı palto Akaki nin gözünün önünden bir an olsun gitmez.

Paltoyu çalan aşağılık insanları, kendisini haşlayan generali, sanki karşısındaymış gibi görür. Akaki, sonunda ölür. Ne odasının kapısını, ne de mallarını mühürlerler. Çünkü Akaki nin mirasçısı yoktur ve bütün malı mülkü, bir deste tüy kalem, bir tomar beyaz kâğıt, üç çift çorap, birkaç pantolon düğmesi ve çok iyi bildiğimiz eski paltodur.
Akaki yi götürüp gömerler. Ve Petersburg, sanki Akaki Akakiyeviç hiçbir zaman var olmamış gibi yaşamaya devam eder. ** Kendini koruyan birisi ve dostu olmayan; kimsenin, hatta bir sineği iğneleyip mikroskopla inceleyen doğa bilimcisinin bile ilgisini çekmeyen bir insan ortadan yok olur bir anda. (s.96)

Gogol, öyküsünü Akaki nin ölümüyle bitirmemiş, öykünün sonunda özellikle General karakteri üzerinden Çarlığı, insanı yabancılaştıran ve yaşanan yoksulluğun sorumlusu olarak gördüğünü göstermek istemektedir.

Bir süre sonra Petersburg da bir hayalet dolaştığı söylentisi çıkar. Akaki nin hayaleti, çalınan paltosunu aramaktadır. Akaki nin paltosunun bulunması için yardım istediği General, bu söylentiler üzerine bir korku ve pişmanlık duymaya başlamıştır. Çarlık düzenini temsil eden General, korkusunu yenmek amacıyla kendini eğlenceye vererek unutmaya çalışmaktadır. Bir gece Akaki nin hayaletiyle karşılaşır. General büyük bir korku içerisinde paltosunu Akaki nin hayaletine verir ve soğuktan titreyerek evine döner.

Burada generalin hemen yatağa girip başına gelen bu olaylar sonunda öleceğini düşünebiliriz. Ama Gogol bu kadar sert bir tutum benimsememiştir. Generalin aldığı ders korkunçtur ve Gogol, onun bu yaptığı küstahlığın karşılığını alması noktasında yönetici sınıfı uyarmaktadır.

Peki, Akaki nin hayaletine ne olmuştur Gogol, aşağılamalar, eşitsizlikler ve sömürü koşulları altında insanların küçüldüğünü, giderek kendine ve dış dünyaya yabancılaştığını ortaya koyarken, öykünün sonunda yer alan hayaletin yönetici sınıfının içini ürperterek, Petersburg sokaklarında hala dolaşıp durduğunu söylemektedir.

Yararlanılan Kaynaklar
*Gogol un Yaşam Öyküsü, Louis Leger, Çeviren: Selahattin Hilav, Düşün yayıncılık, 1996
**Burun, Palto, Neva Bulvarı, Delinin Defteri, Nikolay Vasilyeviç Gogol, Sosyal yayınlar, Çeviren: Mazlum Beyhan, 1. Basım, Eylül 2001

Fotoğraf Hakkında Bilgi:
Palto; Igor Grabar tarafından 1890’larda dizayn edilen kapağı

Ümit Yıldırım
 umitistanbul@gmail.com

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler, Yazarlarımızın son çalışmaları
Türkiye Emek Tarihinin Bir İzdüşüm Alanı Olarak “Edebiyat” – Ahmet Makal

Giriş Bu çalışmamızda, Türkiye emek tarihi ile Türk edebiyatını irtibatlandırmaya çalışıyoruz. Emek tarihiyle edebiyat arasındaki bu ilişki iki farklı yönde...

Kapat