İç savaşlar savaşların en kötüsüdür, çünkü…

montaigneAngajman
Montaigne’in kendisini dürüst bir insan, evine çekilmiş, kütüphanesine sığınmış bir aylak olarak resmettiğini bahane ederek, onun çağına angaje olmuş kamusal bir insan olduğunu ve tarihimizin çalkantılı bir döneminde önemli siyasi sorumluluklar almış olduğunu unutuyoruz. Katolikler ve Protestanlar arasında, III. Henri ve gelecekte IV. Henri olacak Henri de Navarre arasında arabuluculuk görevini üstlenmiş ve şu dersi çıkarmıştır:

“Prenslerimiz arasındaki bugün bizi ayıran çatışma ve bölünmelerde arabuluculuk yaptığım zamanlarda ne dediğimi yanlış anlamamaları, görünüşümle onları etkilememek için elimden geleni yaptım. Bu işin erbabı olabildiğince kapalı kalır, olabildiğince ılımlı ve anlayışlı görünür. Bense tam tersine, kabul edilmesi en zor fikirlerimle ve olabileceğim kadar kendim olarak çıkarım karşılarına. Hâlâ acemi ve mülayim bir arabulucu olarak, kendimden vazgeçeceğime vazifemden vazgeçmeyi yeğlerim. Yine de bu konuda –her ne kadar şansım elvermiş olsa da– çok başarılı oldum ve birçok kişi daha az şüphe duyarak ve karşı tarafa daha yatkın ve aşina olarak geçti öbür tarafa. İnsanların arasına kolayca girmemi ve girer girmez güvenlerini kazanmamı sağlayan açık bir tavrım var. İçtenlik ve dürüstlük, hangi yüzyılda olursa olsun hoş karşılanıyor ve yerini buluyor.” (III, 1, 1234-1235)

Montaigne’in yetişkin hayatının tümü iç savaşlarla geçmiştir. İç savaşlar savaşların en kötüsüdür, çünkü arkadaşları, kardeşleri birbirine düşürür. 1562 yılından –otuz yaşında bile değildir– öldüğü 1592 yılına kadar savaşlar, kavgalar, işgaller, suikastlar hayatından hiç eksik olmamıştır.

Bütün bunları nasıl atlatmıştır Montaigne? Bu soruyu “Denemeler”de sık sık sorar kendine. Bordeaux’da savaş ve veba zamanı yaptığı belediye başkanlığından, bu zorlu tecrübeden sonra, 1558’de üçüncü kitabın hemen başında “Gerekli ve Dürüst Olan Üstüne” adlı bölümde buna değinir.

Gerekli ve dürüst olan: Montaigne kamu ahlakı, amaç ile araç ilişkisini ve devlet aklı sorusunu ele alır. Zamanın geçer akçesi, Machiavelli ve “Hükümdar”ı adadığı II. Laurent’ın kızı Catherine de Médicis’te vücut bulan siyasi gerçekçiliktir. Ana-Kraliçe, II. Henri’nin dul karısı, Valois hanedanın son üç çocuğunun annesi, zamanın en korkunç kararını almıştır: Saint-Barthélemy katliamı.

Makyavelizm devletin çıkarı adına, en yüce iyilik olarak görülen devletin bekası için yalan söylemeye, sözünden dönmeye, hatta öldürmeye izin verir. Montaigne bunu hiçbir zaman kabullenmemiştir. Nerede olursa olsun ihaneti ve ikiyüzlülüğü reddeder. Kendini her zaman olduğu gibi gösterir, menfaatlerinin tersine olsa da ne düşünüyorsa söyler. Kendisinin de dediği gibi, gizli yerine açık yolları, açıksözlülüğü, sadakati tercih eder. Ona göre, amaç araçları haklı çıkarmaz, kişisel ahlakını devlet aklı için feda etmeye dünden razı değildir.

Ve kendisinin de belirttiği gibi, bu anlaşılmaz davranış başına dert olmamış, hatta işine bile yaramıştır. Sadece daha dürüstçe değil, yararlı da olmuştur. Bir devlet adamı bir kere yalan söylediğinde, ona bir daha kimse inanmaz; zaman içinde yanlış bir tedbir almış, kötü bir hesap yapmış olur.

Montaigne’e göre, içtenlik ve sözüne sadakat uzun vadede daha faydalıdır. Ahlaki olarak dürüstlüğe ikna olmayanları pratik akıl teşvik edecektir.

Antoine Compagnon
Montaigne’le Bir Yaz
Çevirmen: Öncel Naldemirci
YKY’de İlk Baskı Tarihi:Mart 2015

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
“Nasıl oluyor da yoksullar haksızlığa katlanıyor” – Montaigne

YAMYAMLAR ÜSTÜNE Aklın kurallarına uyarak barbar diyebiliriz Yamyamlara, ama bize benzemiyorlar diye barbar diyemeyiz onlara; çünkü barbarlıktan yana onları her bakımdan aşmaktayız....

Kapat