İsa?ya Göre İncil – Josè Saramago

“İsa?ya Göre İncil”, José Saramago?nun Portekiz Hükümeti tarafından yasaklanması sonucunda yazarın tepki olarak Portekiz?den ayrılıp Kanarya Adaları’nda eşiyle birlikte yaşamasına sebep olan romandır. ?İsa?ya Göre İncil? kitabında hristiyanlıkta yüzyıllar sonunda biçimlenmiş dogmaları eleştirmesi nedeniyle yaşamı boyunca Vatikan?ın hedefinde olmuş, Katolik kilisesince aforoz edilmişti.
Hristiyanlık’ın kan ve gözyaşı dolu iki bin yılının sonunda, öykü İsa’nın gözünden tekrar anlatılıyor! “İsa’ya Göre İncil”, Roma boyunduruğu altındaki Filistin’de, İsrailoğullarının bağımsızlığı için savaşan Celileli Yahuda’nın isyancı birliklerinin terör estirdiği bir dönemde, sefalet içindeki bir halkın tek umudu olan Nasıralı İsa’nın mucizelerini, ama bunun yanı sıra aşklarını, sevinçlerini ve hayal kırıklıklarını, Tanrı’yla ve Şeytan’la mücadelesini de anlatan bir roman. Matta, Markos, Luka ve Yuhanna’nın yanında, İncil yazarları arasına kendi adını da yazdıran Nobel ödüllü Jose Saramago, Hıristiyanlığın kan ve gözyaşı dolu iki bin yılının sonunda, öyküyü İsa’nın gözünden tekrar anlatırken, Tanrı’nın bu dünyadaki işlerini açıklamak için diyor ki: “Ey İnsanoğlu, O’nu affet, çünkü ne yaptığını bilmiyor.”

Saramago’nun İncil’i – Yazan: Fatih Balkış
(21/07/2006 tarihli Radikal Kitap Eki)

İsa’ya Göre İncil daha en başında bir öneriyle gelir karşımıza. Luka, Markos, Matta ve Yuhanna’ya göre ve daha da başkalarınca İsa’nın yaşamı ve müjdesi betimlendi durdu. Ama kimse İsa’nın bir insan olarak yaşadıklarıyla ilgilenmedi. İşte Saramago da roman boyunca İsa’nın zaaflarıyla ve varoluşuyla ilgili hemen her ayrıntıyı romana alarak, bu trajik kahramanı yeniden yaratır. Yalnızca İsa’nın mucizeleri ilgilendirmez onu; onun rahme düşüş anından başlatır romanı ve babası Yusuf ve annesi Meryem’in de iç dünyalarına girerek, neredeyse epik bir anlatı kurar. Saramago İsa ve yaşamı üzerine kutsal kitapta pek de açık olmayan ve yalnızca sezinlememiz gereken bölümleri büyük bir cesaretle yeniden ele alır. Mecdelli Meryem ile yaşadığı ilk gecesi, Şeytan’ın Tanrı’dan af dilemesi ve Tanrı’nın yanıtı ya da Yahuda’nın ihaneti sandığımız gibi değildir.

İsa’ya Göre İncil, hiç de yabana atılamayacak bir roman. Saramago kalemiyle tehlikeli tarlaları sürüyor ve bence zaman içinde pek çoklarının denediği eylemi tehlikeli bir biçimde yapıyor. Gore Vidal’in Golgotha’sından ya da Goytisolo’nun Ara Perde’sinden daha çarpıcı bir metin bu. Yerleşik inançlar ve sarsılmaz kilise gerçekleri bu romanla birlikte yerle bir ediliyor. Çünkü Tanrı’nın her şeye kadir olmadığını ve Şeytan’ın neredeyse iyilik meleğine dönüştüğünü görüyoruz.
Yalnızca roman kişileri değil, Saramago’nun anlatıcıları da bu anlamda farklılar. Gözümüzün önünde kılık değiştirir, ne dediklerini unutur, işi yavaştan alır ve okurla atışır. Zamanın bölünmez sesi olarak anlatıcı, tüm zamanlara aittir ve bunu sonuna kadar kullanır. İsa’nın doğumunu anlatışının canlılığı bir yana, onun hâlâ sergilenen sünnet derisine yaklaşımı ya da Voltaire ve Freud’dan örnekler vermesi kayda değerdir. Kimi zaman bir parodinin içinden, kimi zaman bir trajedi korosu gibi tetikte bekler. Bu da dilin öyküyü kırbaçlamasına neden olur. Kıvrak bir dil de, en önemsiz ayrıntılara hayat verir.

Hemen bütün yapıtlarında bu başkalaşmanın, iç içe geçmenin ve sıra dışının izini sürer, Saramago. Melekler, şeytanlar, gözleribağlılar, inanlılar ve ölüm yaşam arasına sıkışmış bireyler aracılığıyla tüm dünyayı mucizelere gebe bırakır. Kendi ruh ailesinin içine Montaigne, Kafka ve Gogol gibi yazarları almasından da anlaşılıyor bu. Kafka’dan ve Gogol’den aldığı grotesk ve alegorik öğeler, Montaigne’den alınan düşünsel bir anlayış.

Kuşkusuz Saramago iyi bir romancının çağına, ülkesine ve bireye yabancılaşmamış olması gerektiğinin farkında. Temaları, özellikle politik tavırları bu insancıl bakışın doğmasına önemli bir etken. İnsanların, her şeye karşın tüm kötücül koşullarda (Körlük) bile bir araya gelip güzeli ve iyiyi doğurabileceklerini iyi biliyor, dahası insana inanıyor. Bir başka romanda (Bütün İsimler), ölüm ve yaşam arasına sıkışmış onlarca hayatın bir sonsuzluk yolunda birleştiğini ve buradan çıkan küçük hikâyelerin insanı mutlu etmeye yeteceğini savunuyor. Saramago’nun varoluşu ele alışı küçük, öznel bir dünyanın ışıması ve sönmesi olarak belirmiyor. O ışıyan küçük dünyanın karanlıklar dünyasıyla arasında bir kapı vardır. İnsanın elindedir o kapıdan girip çıkmak. Sık sık da yapar bunu. Kendi özgürlüğüne de ulaşılan bu yolda zikzarlar çizerek ilerler kahraman. Oyunlar oynamalar, yalan söylemeler, çarkların içinde de olsa özgür olabilmeyi sağlar. En önemlisi ayağa bağlanan iplerle inilen dehlizlere ya da öyle ortada bir kapıdan ‘karanlık tarafa’ geçişin anahtarına sahip olmaktır. Bütün bunlar aşkını arayan, onunla yüzleşen ve aydınlanan bir kafayı simgeler.

Hoş bir biçimde bu aydınlanma yine bir mezarlıkta gerçekleşir.
Saramago çok yönlü yazmayı seviyor. Mantık yürütmeleri ve kahramanlarına verdiği kıvrak zekâ bizi her yönden kuşatırken, romanlara da derinlik katıyor. İsa’ya göre İncil, ciddi tarafından okunduğunda gerçeği besleyen bir kurmacaya dönüşürken, anlatıcının peşinden gidildiğinde kurmacayı besleyen bir gerçeğe dönüşüyor. Bu yıkıcı ve sarsıcı metin, çağın önemli romanları arasında sayılabilir.

Kitabın Künyesi
İsa?ya Göre İncil,
Josè Saramago,
Çeviren: E. Efe Çakmak,
Merkez Kitaplar,
2006,
376 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Romanlar
Kopyalanmış Adam – Jose Saramago

38 yaşındaki Tertuliano Máximo Afonso bir kolejde tarih öğretmenidir, boşanmıştır ve hayatına uzun süredir derin bir can sıkıntısı eşlik etmektedir....

Kapat