Kirlenmiş Kâğıtlar – Sennur Sezer ?Sesim bana düşman. Uykum yabandır?

Sennur Sezer, 2000 yılında Yunus Nadi Şiir Ödülü?nü aldığı Kirlenmiş Kâğıtlar adlı kitabında on üç şiirine yer veriyor.
?Ödüller her zaman önemlidir. Ama yurdumuzun bu garip dönemeci yaşadığı günlerde, kültür emperyalizminin kültürsüzleştirme aşamasına ayak bastığı, kitapların raf ömürlerinin saptandığı günlerde, bütün olanaklarını zor günlerini aşarak sanata ve kültüre ayıran, ona ödül vermeye çalışan, onu gündemde tutan bir kurumun ödülü ayrı bir önem taşıyor. Ben bu ödülü, kültür emperyalizmine karşı savaşan arkadaşlarımın ve en çok da kültür emperyalizminin hedef aldığı kadınlar adına alıyorum?, sözleri ise Sezer?in ödülünü alırken yaptığı konuşmaya ait. Bu anlamlı konuşma yazarın tarzına ve üslubuna dair ipucu da veriyor.

Kirlenmiş Kâğıtlar
Bilir misin bekleme salonlarını küçük istasyonların?
Akşam saatleri, uzak İstanbul´a, Ankara´ya,
Dünya´ya birden iner karanlık. Ve üstüne sinmiş is
kokusuyla, hep geç kalırsın artık.

Uykusunu alamamış beden, acımış yağ ve
Tanımadığın bir koku ortalıkta. Belli ki çoktan gelip
Gitmiş posta. Ve ışık ışık geçen hızlı tren durmaz
Bu aralıkta. Geç geldin.

Bir söylentiyle büyütülür herkes: “Gündönümü
Şenliklerin ateşleri sönmeden geri döner
Zemheri. Tipiye karışır erkenci çağla, çiğdem…
Savrulur erik çiçekleri. “Boy atamayan ahlat
Yineler: “Geri döner zemheri…”
Ve tadını kalın kabuklar ardına saklar…

Kadınlar, ki yoklukları farkedilir olsa olsa. Kadınlar,
Bir yazma, bir renk, bir devinim… Karıncalar kadar
Olağan… Payları karıncalar kadar hayatta.
Göçerler, trenleri tanımadan. Selvisiz ve söğütsüz
Bir ıssızda, katar katar gece taşları.

Bekleme salonları. Ucuz tütün, mektup torbası ve
Bir öykü: cılız ışığıyla. Susuz ve ışıksız köylerin
Kapısı. Dünyayı bir durak sayanlara, örnek:
“Budur payına düşen. Bekle…”
Ve gökte gecikmiş bir turna katarı.

Bilir misin bekleme salonlarını?

II

Gül desem gocunur musun, her gördüğüm çiçeğe.
Her dikeni gül saysam… Böyle kıraçlar varmış,
Dinledim: Gül diye adlandırırmış her rengi,
Ve gül kokarmış ortalık. Sonra sevdanın
Ulaşmadığı kuytularda, karasevda olmuş her
Tanışıklık.

Ah, dilini anlamadığım kalabalık…

Suçludur erken açan ve erken geçen çiçek
Rüzgâra sinen koku. Yaban diye adlanır
utangaçlık. Hırsızlık yasak ama yağma helâl.
Kirletilmiş düşler, parçalanmış yürek…
Gülün morardığında menekşe sayıldığı…
Gülün tanınmadığı gerçek…

Ah, sesime sağır yalnızlık…

Güzle ballanacak dikenleri tanı. Dil buran
Meyvelerden sakın… Ağuludur terle, kanla
Sulanmayan ürün. Eldeğmemiş bahçe,
Görülmemiş düş hayretmez.

Ey adım uydurduğum koşu… Yorulmaz aşk…
Yetinmez aşkınlık.

Sennur Sezer

Köyünü Bırakanın Ağıdı
Gördüm
Bilirim
Gülümser cefayla ölenler
Yüktür cesetleri cellatlarına
ve sevdiklerinden uzak
Mezarsız gömülenler
Gözleri yarı örtük
Güneşle dönerler
Kır lalelerine

Vay bana!
Sevdiklerim mezarsız
Mezarlarım ıssızdır!

Bilirim
Süsüdür saçı kadının
Uzatılır
Sevdaya, duvağa ve kefene
Örtmez aklı
Kestim örgülerimi gömdüm
Bahçeme
Duvağımın ve sevdamın
Kalsın izi
Kefenim kimbilir nerde
Değer toprağa

Ah!
Sesim bana düşman
Uykum yabandır.

Kitabın Künyesi
Kirlenmiş Kâğıtlar
Sennur Sezer,
Evrensel Basım Yayın,
2009, 48 sayfa.

Kirlenmiş Kâğıtlar – Sennur Sezer ?Sesim bana düşman. Uykum yabandır?” üzerine bir yorum

Yorum yapın

Daha fazla Şiir Kitapları
Dada Korkut – Serkan Işın

Serkan Işın?ın 2003 yılında Zinhar dergisi çevresinde başlayan ve son 6 yıla yayılan Görsel Şiir çalışmalarından oluşan Dada Korkut, çıktı....

Kapat