“Konya’da Kürt mü Var?” / Orta Anadolu Kürtleri ve Kürtlerin Siyasallaşması – Hacı Çevik

Konya’da Kürt mü var?” sorusu, Orta Anadolu taşrasındaki Kürt nüfusuna dair bilgisizliğin günlük dildeki ifadesi. Oysa Ankara, Konya, Kırşehir, Çankırı, Aksaray, Yozgat, Çorum, Amasya, Niğde ve Tokat’ın kimi ilçelerinde, kimisi 15. yüzyıla kadar uzanan zamanlardan beri yerleşikleşmiş Kürt toplulukları yaşıyor. Hacı Çevik “Konya’da Kürt mü Var?”da kademe kademe göçlerle oluşan Orta Anadolu Kürt topluluklarının toplumsal şekillenme sürecini ele aldıktan sonra, başka bir göç dalgasına eğiliyor: Avrupa’ya göç ve bunun siyasal etkilerine bakıyor.


“Arazi kavgaları çıkardı ama mühim olan bir şey yoktu. Yalnız Türkler, Kürtleri bir şeye saymıyorlar. Kürtlerin lafı geçince ‘sözüm yabana Kürtler’ denirdi, bir topluma gidince Kürtler çok olunca ‘Bunları hep niye getirdiniz, Kürdü köpeği toplayıp getirmişsiniz,’ denirdi.”

Kulu’nun yaşlılarından birinin anlatımı Kürtleri “Doğulu” diye tanımlamak, onları Doğu ve Güneydoğu’da konumlandırmak, zihinlerde adeta otomatikleşmiş bir varsayım. Başta İstanbul, büyükşehirlerdeki varlıkları da hep hatırlatılıyor. Hayret dolu “Konya’da Kürt mü var?” sorusu, Orta Anadolu taşrasındaki Kürt nüfusuna dair bilgisizliğin günlük dildeki ifadesi. Oysa Ankara, Konya, Kırşehir, Çankırı, Aksaray, Yozgat, Çorum, Amasya, Niğde ve Tokat’ın kimi ilçelerinde, kimisi 15. yüzyıla kadar uzanan zamanlardan beri yerleşikleşmiş Kürt toplulukları yaşıyor. Hacı Çevik “Konya’da Kürt mü Var?”da kademe kademe göçlerle oluşan Orta Anadolu Kürt topluluklarının toplumsal şekillenme sürecini ele aldıktan sonra, başka bir göç dalgasına eğiliyor: Avrupa’ya göç ve bunun siyasal etkilerine bakıyor. Cihanbeyli ve Kulu havalisinden Almanya ve İsveç’e göç eden Kürt toplulukları, memleketlerinde Kürt kimliği etrafındaki siyasallaşmayı nasıl etkilediler? Bu kimlik mücadelesi etrafında kurulan siyasi partilerin etkisi neydi? Ve Kürt kimliğini sahiplenmeye dönük seferberlik, toplumsal ve siyasal hayatı, farklı topluluklar arası ilişkileri nasıl etkiledi?

Gözden uzak bir “yurt gerçeği” hakkında, incelikli bir analiz…


ÖNSÖZ

“Konya’da Kürt mü var?” sorusu Konyalı Kürtlerin sık karşılaştıkları bir sorudur. “Nerelisin?” sorusu, iktidar mekanizmalarının iddia ve çabalarının aksine, Türkiye’nin heterojen yapısının “gizli” bir şekilde sorgulanması anlamına
gelir ve önemlidir. Bu soruya verilen cevap, çeşitli etiketleri de içinde barındırmaktadır. Örneğin, “Doğulu” olmanın
üstü kapalı bir biçimde Kürt olmaya işaret etmesi, “Karadenizli” olmanın, en azından son yıllarda, Türk milliyetçiliği ile özdeşleşmesi gibi etiketler, neredeyse tüm toplumsal ilişkilenme biçimlerine etki edecek derecede önemlidir. “Memleket neresi?” sorusuna verilen cevap kadar, cevabın dile getirilişi de mesajlarla yüklü olabilir. “Dersimliyim” diye cevap veren ile “Tunceliliyim” diyen kişi arasındaki fark, verilen cevabın sosyolojik ve siyasal olarak taşıdığı sembolik anlamın içerisinde gizlidir. Bir diğer örnek,
“Adanalıyım” ile “Adanalıyık” arasındaki farktan verilebilir. “Nerelisin?” sorusuna verilen cevap, sembolik anlamları bağlamında, daha ilişkinin başlangıcında bir yön tabelası işlevi görür.

Orta Anadolu Kürtleri için “Nerelisin?” sorusuna verilecek cevap, farklı bir zorluk içermektedir. Cumhuriyet tarihi boyunca Konya’nın –izleyen sayfalarda sıkça vurgulanacak olan– Türk milliyetçiliği ve muhafazakârlık aynasındaki toplumsal ve siyasal özellikleri, Konyalı Kürtlere yapıştırılan işlevsel bir etiket olarak şekillenmektedir. Bu nedenle,
“Konyalı” olduğunu söyledikten sonra bir şekilde “Kürt” olduğunu da belirtme isteği, kendiliğinden yapıştırılan etiketleri yapı bozumuna uğratma isteğine paraleldir. Orta Anadolu Kürtleri ile ilgili çalışmaların arttığı son yıllara kadar,
Konya ve Kürt kelimelerinin yan yana gelmesi özellikle Orta
Anadolu coğrafyası dışındaki coğrafyalarda şaşkınlıkla karşılanmaktaydı. Politik olarak Kürt siyasetine yakın olan bir
Orta Anadolu Kürdü, Kürtlüğün toplumsal kabul sağlayacağını düşündüğü ortamlarda memleketini söyledikten hemen sonra Kürt olduğunu da söyleme ihtiyacı hissetmektedir. Orta Anadolu coğrafyasının büyük çoğunluğu birbirine
yakın özelliklere sahip olduğu için Kırşehir, Çorum, Ankara gibi Orta Anadolu Kürtlerinin bulunduğu kentlerde yaşayan Kürtler de Konyalılara benzer “zorluklar” yaşamaktadır.
Kocaeli Üniversitesi’ndeki lisans eğitimimin başlarında
“politik” bir Kürt olduğumu belirtmek için ve çeşitli ortamlarda daha kolay kabul edileceğimi düşünerek, “Nerelisin?”
sorusuna, vereceğim cevabın içereceği sembolik anlamın bilincinde olarak, Diyarbakır, Şırnak ve Hakkâri gibi şehirleri
söylerdim. Amacım, tanıştığım kişinin siyasal ve toplumsal
duruşum hakkında edineceği ilk izlenimin, siyasal-düşünsel
dünyamı yansıtıyor olmasını sağlamaktı. Fakat “politik” olmanın farklı boyutları olduğunu kavramaya başladığım dönemlerde, Konyalı olduğumu söyledikten sonra, yapıştırılan
etiketleri tanıştığım kişiyle yapılan sohbetin ilerleyen safhalarında çıkarmaya başladım. Çünkü artık, Konya’da uzun
yıllardır Kürtlerin yaşadığını ve kayda değer toplumsal, siyasal ve ekonomik yapılara sahip olduğunu vurgulamanın değerinin/öneminin farkına varmıştım.
İçinde doğup, büyüdüğüm topraklardaki insanların hikâyesini merak ederek başladığım bu çalışma, “Konya’da Kürt
mü var?” sorusuna verilen cevabın önemli bir boyutunu ele
almaktadır.
Türkiye’de üretilen akademik yazım ile genel okura hizmet eden yayıncılık arasındaki ayrım henüz netleşmemiştir
(Demirer, 2012, s. 9-10). Bu belirsizliğin farkında olarak, tez
çalışmamın tıpkıbasım kitap olmasından ziyade, farklı okur
çevrelerine de seslenen bir biçime dönüşmesini istedim. Dar
bir hedef kitleye, akademik yetkinlik göstermek üzere hazırlanan tez çalışmamı, her türden okur ile iletişim kanallarını
açık tutmasını umduğum bir kitaba dönüştürdüm.
Elinize ulaşan kitabın hikâyesi, bir bakıma son yıllarda
Türkiye’de yaşamanın hikâyesidir. Bu kitap, okumaya, araştırmaya ve yazmaya duyduğum heyecanın beni yönlendirdiği yüksek lisans eğitimimim sonucunda yazdığım tez çalışmasının yeniden ele alınıp, yazılmış bir halidir. Kocaeli Üniversitesi’nde başladığım tez çalışmam, Türkiye’de ve
özellikle üniversitelerde yaşanan olağanüstü altüst oluşların yarattığı zorlu koşullar içerisinde tamamlanabildi. “Barış Akademisyenleri”nin yaşadığı haksızlıklardan doğrudan
etkilenen tez çalışmamı, Kocaeli Üniversitesi’nde Yücel Demirer danışmanlığında başlayarak, Ankara Üniversitesi’nde
Kerem Altıparmak danışmanlığında bitirebildim. Arada kaybedilen zaman, Türkiye’de aynı dönemde yaşanan hak ihlallerinin yanında sözü bile edilemeyecek niteliktedir. Otoriterliğin her geçen gün arttığı son dört yıl içerisinde bilgisayarımda her seferinde yeniden dosya oluşturarak başladığım çalışmam, tüm altüst oluşlarda bireysel olarak yaşadıklarımın çok daha fazlasına maruz kalan ve temel hakları dahi ellerinden alınmış onlarca Barış Akademisyeni ile üniversite dışında devam eden ilişkilerim sayesinde mümkün olabildi. Son zamanlarda Türkiye’de yaşanan tüm toplumsal
ve bireysel altüst oluşlardan payına düşeni alarak sonuçlanan bu kitap, birçok insanın önemli dokunuşları sayesinde
mümkün olabilmiştir.
Hem tez hem de kitabın yazılma sürecinde, çalışmama bir
şekilde destek olan pek çok kişi oldu. En önemli katkı, destek, yoldaşlık, hocam Yücel Demirer’den geldi. Tez çalışmasının konusunu belirlediğimiz ilk günden, kitap olarak basılacağı güne kadar çalışmamın her aşamasına şahitlik etti ve
neredeyse her parçasına destek oldu. Tezden kitaba değin,
yaşadığı tüm altüst oluşlara rağmen, akademik danışmanlığı
kadar, hayatıma yaptığı insani dokunuşlarla da teşekkürü en
çok hak eden kişidir. Bu kitap Yücel Hoca olmadan olmazdı.
Çalışmama sundukları akademik katkıları kadar cesaretlendirici ve motive edici destekleri için Barış Akademisyeni
sevgili hocalarım Derya Keskin, Hülya Kendir ve Güven Bakırezer’e çok teşekkür ederim. Zor günlerde atılan imzanın
insanların hayatlarını tamamen değiştirdiğini bilerek, çalışmama sahip çıkan Kerem Altıparmak’a; sundukları önemli katkılar ile çalışmamın derinleşmesini sağlayan Fethi Açıkel ve Örgen Uğurlu’ya; tüm metni titizlikle okuyup, eleştirileriyle çalışmamın dil yetkinliğinin gelişmesine önemli bir
katkı sunan Levent Erçin’e en içten teşekkürlerimi sunarım.
Ayrıca, tüm iş yoğunluğunun içerisinde zaman ayırıp dosyamı inceleyen Tanıl Bora’ya ve İletişim Yayınları emekçilerine
ne kadar teşekkür etsem azdır.
Kulu ve Cihanbeyli’de, Almanya’da ve İsveç’te yaptığım
araştırma sırasında görüşme talebimi kabul ederek çalışmamı olanaklı kılan kişilerin hepsine minnettarım. Alan çalışmasında teknik, lojistik destekleri ile daha fazla kişi ile görüşmemi sağlayan İhsan Baysal, Orhan Gezer, Ahmet Gezer,
Adem Özgür, Muzaffer Özgür, Orhan Güllü ve Ramazan Başaran’a teşekkür ederim. Bu süreçte beni evlerinde misafir
eden tüm akrabalarıma teşekkür borçluyum.
Tüm akademik ve gündelik yaşam koşturmalarımın içinde kendilerine ayırdığım zamanın kısıtlılığından şikâyet etmeden, her zaman yanımda olan annem Gülseren, babam
Mustafa ve kardeşim Dilan’a minnettarım. Sohbetleri ile bakış açımı genişleten, her zaman yanımda olan ve bana güç
katan dostlarım Buşra Çelik ve Eda Gökmenoğlu’na içten teşekkürlerimi sunarım.
İnişli çıkışlı yolları usanmadan benimle beraber yürüyen
Ezgi Demirtaş Çevik’in desteği tarifsizdir.
Kitabımın tüm eksiklikleri bana aittir.
Nisan 2020, Ankara


GİRİŞ

Türkiye’de Kürtlerin çoğunlukla Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar “Kürdistan” coğrafyası olarak tanımlanan Doğu ve
Güneydoğu Anadolu bölgesinde yerleştiği kabul edilir. Oysa göz ardı edilemeyecek büyüklükte bir Kürt nüfus, uzun
bir süredir Orta Anadolu’da meskûn durumdadır. Kürdistan’dan farklı zamanlarda, farklı gerekçelerle göç etmiş/ettirilmiş olan bu topluluk, Orta Anadolu nüfusunun artık yerleşik bir parçasıdır. Konya, Ankara, Aksaray, Kırşehir, Sivas
gibi şehirlere dağılmış bu Kürtler, “Konya Ovasındaki Kürtler”, “Orta/İç Anadolu Kürtleri” gibi isimlerle anılır.
“Orta Anadolu” kavramını coğrafi bir tanımlama olarak
kullanıyorum. Siyasi otoriteler coğrafi bölgeleri çoğunlukla
içinden geçilen dönemin siyasal ihtiyaçlarına göre, farklı biçimlerde tanımlar. Osmanlı Devleti döneminde “Anadoli” veya “Anadolu” ismi, merkezi Amasya olan, Sivas ve Kastamonu’nun da dahil olduğu bir eyaleti tarif ederdi. Günümüzde
özellikle Türkiye Cumhuriyeti’nin üzerinde kurulduğu daha
geniş bir toprak parçasına Anadolu diyoruz. Günümüzün idari sınırları bakımından, kuzeyde Kastamonu-Sinop, güneyde Burdur-Isparta ile Adana-Kahramanmaraş illerinin köşe noktalarını oluşturduğu ve Anadolu coğrafyasının merkezini içine alan bir üçgeni andıran bölge “Orta Anadolu” olarak tanınıyor (Alakom, 2007, s. 14). Kürt topluluklarının uzun yıllardır yerleşik olduğu Orta Anadolu Bölgesi ise, coğrafi anlamdaki “İç Anadolu” bölgesinin biraz dışına da taşıyor.
Orta Anadolu Kürtleri homojen özelliklere sahip bir topluluk olarak anlaşılmamalıdır. Her aşiretin kendine özgü
özellikleri vardır. Örneğin, Ankara’nın Haymana’sında yaşayan Kürtler ile Kırşehir’in Kaman ilçesindeki Kürt toplulukları, başta toplumsal örgütlenme, Kürtçe kullanımı olmak
üzere, birçok alanda birbirine benzemez. Dolayısıyla farklı aşiret bağları nedeniyle birbirinden farklı olan Orta Anadolu Kürtlerini, bütüncül bir bakış açısı ile ele almak mümkün değildir.
Ankara’nın Polatlı, Haymana, Şereflikoçhisar ve Balâ;
Konya’nın Kulu, Cihanbeyli, Yunak, Çeltik, Sarayönü, Kadınhanı ilçelerinde hatırı sayılır bir Kürt nüfus yerleşmiş/
yerleştirilmiş durumdadır. Kırşehir’in Kaman ve Çiçekdağı
ilçeleri ile Çankırı, Aksaray, Yozgat, Çorum, Amasya, Niğde ve Tokat’ı kapsayan büyük bir coğrafyada Kürtlerin uzun
yıllardır yaşadığını biliyoruz. Bu Kürt topluluklarının her
birinin ayrı bir araştırma konusu olabilecek düzeyde farklı özellikleri var.
Son yıllarda Orta Anadolu Kürtlerini merkeze alan çalışmaların arttığı söylenebilir. Fakat aslında birbirinden farklı
özelliklere sahip olan Orta Anadolu Kürtlerini homojen bir
topluluk olarak gören bütüncül yaklaşımlar, derinlikli analizlere engel oluyor. Bu bağlamda, bir Orta Anadolu Kürdü olarak, içinde büyüdüğüm toplumun tarihsel ve sosyolojik durumunu merak ederek başladığım bu çalışmada, Orta
Anadolu’da yaşayan grubun tamamından ziyade, Konya’nın
Kulu ve Cihanbeyli ilçelerinde yaşayan Kürtlere odaklandım. Bu seçimim, çalışmamın temel tezi ile doğrudan bağlantılıdır. Çalışmamda, bütünsel olarak Konya’nın Kulu ve
Cihanbeyli ilçelerinde yaşayan Kürt topluluğunun toplumsal-siyasal “oluş”unu ele almaya gayret ettim.
Çıkış noktamı, “Bu denli milliyetçi ve muhafazakâr bir siyasal atmosfere sahip olduğu bilinen Orta Anadolu bölgesinde, Kürtler kimliğini nasıl muhafaza etti?” sorusu oluşturdu. Bu sorunun açtığı patika beni, Konya’nın Kulu ve Cihanbeyli ilçelerinde yaşayan Kürtlerin en belirgin özelliği
olan, “Avrupa’ya göç” olgusuna götürdü. Kulu ve Cihanbeyli, Orta Anadolu’da, Avrupa ülkelerine belki de en çok göç
veren iki ilçedir. Bu iki ilçeye bağlı Kürt köylerindeki her
haneden en az bir üyenin Avrupa’da yaşadığını iddia etmek
yanlış olmaz. Bu nedenle çalışmamda Avrupa ülkelerine yapılan göç ve etnik kimliksel siyasallaşma arasındaki ilişkinin
etki ve sonuçlarını anlamak üzere, Kulu ve Cihanbeyli ilçelerinde yaşayan Kürtlere odaklandım.
Kulu ve Cihanbeyli idari sınırlar olarak iki ayrı ilçe olsa da
bu kitapta bir bütün olarak ele aldım. İlçe merkezlerinin etrafında kurulmuş olan Kürt köyleri, kültürel, ekonomik ve
sosyal anlamda birbiri ile benzer özellikler taşır. Bölgedeki
insanlar kendilerini tanımlarken, ilçe isimlerinden daha çok
köylerinin isimlerini kullanır. İki ilçe, sadece idari sınırlar
bakımından birbirinden ayrılmıştır. Günlük yaşamda hangi
köyün idari olarak hangi ilçeye dahil olduğu sık sık karıştırılır. Bu nedenle sonraki bölümlerde, Kulu ve Cihanbeyli’den
iki ayrı ilçe olarak söz etsem de araştırma, inceleme, değerlendirme sürecinde bölgeyi bir bütün olarak ele aldım.
Çalışmanın açımlayıcı iki kavramından biri olan “siyasallaşma” kavramını, Kürdi1
siyasal davranış örüntülerinin

1 “Kürdi” kavramı, metnin tamamında Kürt etnik kimliği temelli siyasal davranışları tanımlamak için kullanılmıştır. Bu kavram, etnik kimliksel bağlamda
gerçekleştirilen siyasal, toplumsal ve kültürel tüm politikaları kapsayacak şekilde ele alınmıştır.

yaygın olması, “Kürdi siyasal davranış kavramı”nı ise, Kürt
etnik kimliğini önceleyen politik taleplerin Orta Anadolu
Kürtleri arasında yaygınlaşması bağlamında ele alıyorum.
Bu anlamda, özellikle oy verme tercihleri üzerinden Kulu ve
Cihanbeyli’de yaşamakta olan Kürtlerin ve bu coğrafyadan
Avrupa’nın değişik ülkelerine göç etmiş olan kişi ve grupların siyasal davranışlarını değerlendireceğim.
Kitabım, söz konusu coğrafyadan Avrupa ülkelerine göç
edenlerin, Kürt etnik kimliği üzerinden siyasallaşma süreçleri ve bu süreci Kulu’ya, Cihanbeyli’ye taşıma yöntem ve araçlarını konu alıyor. Bu bağlamda iki düzeyli bir düşünme biçimi oluşturmaya çabaladım: Birinci düzeyde Avrupa’ya göç
etmiş kişilerin, orada yaşadıkları siyasallaşma sürecine eğildim. İkinci düzey ise bu siyasallaşmanın Kulu ve Cihanbeyli’ye aile ve yakın çevreleri aracılığıyla taşınmasına ilişkindir.
Değerlendirme sürecinde Avrupa ülkelerine yapılan göçün temel dinamiklerini, Orta Anadolu Kürtlerinin Anadolu coğrafyasına gerçekleştirdikleri tarihsel göçü, Kulu ve Cihanbeyli’deki diğer topluluklarla olan ilişkilerini ve bölgede
yaşayan Kürt topluluklarının sosyal, ekonomik ve kültürel
özelliklerini de çalışmamın kapsamına aldım.
Araştırmamın amacı, özellikle Kulu ve Cihanbeyli’de yaşayan Kürt topluluklarının, muhafazakâr ve milliyetçi düşünce yapısının yoğun olduğu bilinen Anadolu’nun iç kesimlerinde, nasıl bir Kürdi siyasallaşma sürecinde olduklarının açığa çıkarılması ve bu sürecin belirleyici dinamiklerinin açıklanmasıdır.
Bu çerçevede, Kürt etnik kimliği bağlamında gerçekleşen
siyasallaşmada genel olarak “Türkiye’de Kürt siyasi hareketi”nin2
gelişmesi ve yasal alanda yürütülen siyasal mücade

2 Kürt Siyasi Hareketi tanımlaması ile Kürt etnik kimliğinin kolektif kimlik taleplerini önceleyen –illegal olarak tanımlanan oluşumlar da dahil olmak üzere–, çoğunlukla ortak bir tabana sahip Kürt siyasi oluşumları kastedilmektedir. Kürt siyasetinin politik liderliğini üstlenen çok çeşitli oluşumlar mevcut

lenin genişlemesinin etkilerini inceledim. Doksan yılı aşkın
bir süredir yakıcılığını koruyan “Kürt Meselesi”nin çözüm
sürecinde, Orta Anadolu’da bulunan farklı etnik kimlikli
toplulukların bir arada yaşamaları ve bu deneyimden süzülen derslerin analitik bir biçimde değerlendirilmesi önemlidir. İç Anadolu’da uzun zamandır bir arada yaşayan topluluklar, farklı etnik kökene sahip olmalarına rağmen bugüne dek ciddi bir çatışma yaşamadan günümüze gelebilmişlerdir. Bu durum yıllardır aynı coğrafyada birlikte yaşamanın sonucunda ortaya çıkmış olmalıdır. Kürt topluluklarının özellikle 1990’lardan itibaren Türkiye’nin batı illerine
zorunlu göç olgusu, toplumsal problemler üretmeye devam
ediyor. Marmara, Ege Bölgesi gibi milliyetçi duyguların yoğun olduğu bölgelerde sonradan göç eden Kürtlere yönelik
ırkçı saldırılar hafızalarda tazedir (Bora, 2014, s. 83-112).
Fakat araştırma sahası olarak belirlediğim Kulu ve Cihanbeyli’de uzun zamandır birlikte yaşayan farklı etnik topluluklar arasında bugüne kadar şiddet içeren ciddi bir çatışma
söz konusu olmamıştır. Bu yüzeysel karşılaştırma dahi Orta Anadolu Kürtlerinin Kürt meselesinin çözümünde olumlu bir örnek olarak ele alınabileceğini gösterir. Bir yandan da
gelişen Kürt etnik temelli siyasallaşmanın farklılıkları, barış
sürecine ışık tutabilecek niteliktedir. Bu bağlamda, bu çalışmada kulak kabartılacak bir diğer konu, Kürt sorununun
çözümünde Orta Anadolu Kürtlerinin siyasallaşmasının özgün yeri ve rolüdür.
Orta Anadolu Kürtleri hakkında bugüne kadar ciddi bir
akademik araştırma yapılmamıştır. Son yıllarda Orta Anadolu Kürtleri üzerine çalışmalar giderek artsa da bunların
ancak az bir kısmı akademik anlamda değerli sayılabilir.
tur. Bu oluşumların birbirleri ile olan organik ilişkilerinden bağımsız olarak
ortak bir destekçi kitlesine sahip olmaları bu birlikteliği sağlamaktadır. “Kürt
Siyasi Hareketi” tanımlaması, PKK, HDP, HDK, DTK, DBP gibi örgütsel yapıları içeren geniş bir çerçevede kullanılmıştır.

Dolayısıyla okumaya başladığınız metnin hazırlanmasında
en büyük problem, yazılı kaynak eksikliği oldu. Bu nedenle
başlangıçta planladığımdan daha fazla alan araştırması verilerine dayanıyor: Kulu ve Cihanbeyli ile İsveç ve Almanya’da yapılan alan çalışmalarındaki yüz yüze görüşmelerden elde edilen veriler çalışmamın ağırlık merkezini oluşturuyor.
Kolayca tahmin edilebileceği gibi Kürt, Kürtlük, Kürt sorunu gibi konularda çalışan araştırmacıların karşılaştığı sorun olan “konu üzerinde görüş belirtme konusundaki çekince”, en büyük güçlük oldu. Yurtdışında yapılan görüşmelerdeki “rahat” konuşma pratikleri, Kulu ve Cihanbeyli’de yerini suskun ve çekingen davranışlara bırakmıştı. Bu
çekingenlik veya ürkeklik, yakıcılığını koruyan Kürt meselesinin tartışıldığı düzlemin kolaylıkla “terörizm” bağlamına kaydırılabilmesinden kaynaklanıyor. Yurtiçinde yapılan görüşmelerde bu sıkıntı örneğin, “Avrupa’daki insanlar bu konularda (Kürtlük, PKK vb.) çok rahat konuşuyorlar, onların korkacakları bir şey yok” (Erkek, yaş 36, Kulu,
18 Ocak 2015) sözleriyle Türkiye’de Kürtlük ve Kürt siyaseti hakkında konuşmanın “tehlikeli” olduğuna işaret edilmiştir.
Avrupa’ya yapılan göç, Kulu ve Cihanbeyli’deki Kürt topluluklarının “Kürt etnik temelli siyasallaşması” sürecinde
etkili olan tek değişken değildir kuşkusuz. Hem kuramsal
arka plan hem de eldeki veri, toplulukların ve/veya bireylerin siyasallaşmasının tek yönlü olmayan daha karmaşık bir
sürecin izlerini barındırıyor. Bu olgunun farkında olarak,
“Avrupa’ya göç” hem Kulu ve Cihanbeyli’de kalan Kürtlerin hem de göç edenlerin “Kürt etnik temelli siyasallaşma
süreci”nde önemli ancak tekil olmayan bir etkendir. Araştırma sürecinde elde edilen veriler, siyasallaşmanın tek bir değişken üzerinden gerçekleştiği anlamı taşımamakla beraber

Avrupa’ya yapılan göçler olmasaydı bu bölgedeki Kürtlerin,
siyasallaşmayacaklarını da düşündürmüyor. Çalışma kapsamında, Avrupa’ya yapılan göçü, Kulu ve Cihanbeyli’deki Kürt topluluklarının önemli bir karakteristik özelliği ve
önemli etmenlerden biri olarak ele aldım.
Kavramsal tercihler
Başlangıçta, iki temel kavram yol açıcı bir işleve sahip oldu: göç ve siyasallaşma.
Orta Anadolu Kürtlerinin Avrupa ülkelerine gerçekleştirdikleri göçün siyasal tercihlerine yaptığı etkiyi anlamaya çalıştım. Özellikle göç ve siyasallaşma arasındaki ilişki üzerinden bir bağlam oluşturmayı hedefledim. Araştırma sonuçlarının daha iyi anlaşılabilmesi için, göç ve siyasallaşma kavramlarını çalışma boyunca hangi teorik temeller üzerinden
ele aldığımı belirtmek yararlı olacaktır.
Göç, sosyal bilimlerin tüm alanları için önemli bir kavramdır. Sosyolojik, ekonomik ve kültürel araştırmalarda
sıkça kullanıldığı malumdur. Orta Anadolu Kürtlerinin siyasallaşma süreçleri incelenirken de göç kavramı bir anahtar işlevi görür. Kulu ve Cihanbeyli’de yaşayan Kürt topluluğu, Türkiye’nin Kürt nüfusunun yoğunlukta olduğu bölgelerinden Anadolu’nun içlerine doğru yapılmış –metin içinde
“tarihsel göç” olarak tanımlanan– göç hareketi ile şu an bulundukları coğrafyaya yerleşir/yerleştirilir. 1960’lardan itibaren bu defa Avrupa ülkelerine doğru yoğun bir göç gerçekleşmiştir. Bu nedenle, ele alınan siyasallaşma olgusu ile
ilişkisi bağlamında, kapsamlı ve çok yönlü göç kavramı kritik bir öneme sahiptir.
Göç, Türk Dil Kurumu sözlüğünde “[E]konomik, toplumsal, siyasi sebeplerle bireylerin veya toplulukların bir ülkeden başka bir ülkeye, bir yerleşim yerinden başka bir yer-


İÇİNDEKİLER
ÖNSÖZ…………………………………………………………………………………………………………………………..11
GİRİŞ……………………………………………………………………………………………………………………………….17
Kavramsal tercihler……………………………………………………………………………………………23
Bölümler üzerine………………………………………………………………………………………………..30
Sorular, yanıtlar, olgular…………………………………………………………………………………33
BİRİNCİ BÖLÜM
“ŞİDDET COĞRAFYASI” TARİHİ İÇİNDE
ORTA ANADOLU KÜRTLERİNİN İZLERİNİ ARAMAK……………………………35
Tarihsel göç: Kürdistan coğrafyasından
Orta Anadolu’ya ………………………………………………………………………………………………………36
Osmanlı İmparatorluğu belgelerinde
Orta Anadolu Kürtleri ……………………………………………………………………………………..39
Zorunlu iskân politikaları:
Orta Anadolu Kürtlerinin yerleşik yaşamı …………………………………………….43
Orta Anadolu’nun Kürt aşiretleri………………………………………………………………46
İkinci Yurt: Kulu ve Cihanbeyli …………………………………………………………………………50
“Konya çölündeki Kürt aşiretleri”:
Cumhuriyet ve Orta Anadolu Kürtleri………………………………………………………….53
İKİNCİ BÖLÜM
AYRI AMA İÇ İÇE…………………………………………………………………………………………………….59
“Kürt anasını görmesin”: Tarihsel bağlamda Kürt meselesi…………..59
Kulu ve Cihanbeyli’ye farklı bir gözle bakmak……………………………………….67
“Kürdü köpeği toplayıp getirmişsiniz”:
Kürtlüğün Orta Anadolu’daki tezahürleri ……………………………………………68
Orta Anadolu’da Kürt olmak……………………………………………………………………….75
“Oy çok çıktığı için hem kızarlardı hem korkarlardı”:
Orta Anadolu’da toplumsal ilişkiler…………………………………………………………79
“İki kere öteki olmak”……………………………………………………………………………………..83
“Kürdün marketi ayrıdır”: Toplumsal ilişkiler bağlamında
ekonomik faaliyetler ve emek süreci……………………………………………………….87
“Kopı kopatmışke”: Bir özgül değer olarak kültürel yapı……………93
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
ORTA ANADOLU’DA KÜRT SİYASALLIĞI………………………………………………….99
Konya’da siyasal geçmiş……………………………………………………………………………………100
Kulu ve Cihanbeyli’de siyaset………………………………………………………………………..104
Menderes’e yakılan ağıt: Demokrat Parti döneminde
Orta Anadolu Kürtleri …………………………………………………………………………………..105
Askerî darbelerin şekillendirdiği siyaset………………………………………………107
“Halkçı liderler”: Demirel ve Ecevit döneminde
Orta Anadolu Kürtleri …………………………………………………………………………………..110
Siyasal şiddet yılları ve Orta Anadolu’da etkisi………………………………..115
“Türk köylerine böyle bir şey yaptıklarını
hiç görmedim”: 12 Eylül Darbesi
ve Orta Anadolu’da “Kürtlük”…………………………………………………………………119
Kulu ve Cihanbeyli’de Kürdi siyaset…………………………………………………………..124
Legal siyaset öncesi örgütlenme çalışmaları……………………………………..125
“Vedat Aydın Kürt olduğu için öldürüldü”:
Halkın Emek Partisi…………………………………………………………………………………………132
Farklı çevrelerden Kürtler ile
kurulan ortaklık: Demokrasi Partisi ……………………………………………………….139
Bir Orta Anadolulu Kürt siyasetçi Murat Bozlak:
Halkın Demokrasi Partisi………………………………………………………………………………143
Kulu ve Cihanbeyli’de giderek yerleşen
Kürdi siyasallaşma: Demokratik Halk Partisi……………………………………..149
Bağımsız adayların etkisizliği:
Demokratik Toplum Partisi…………………………………………………………………………152
Orta Anadolu’da “demokratik özerklik” tartışmaları:
Barış ve Demokrasi Partisi……………………………………………………………………………155
Yeni siyasi anlayış: Halkların Demokratik Partisi…………………………….158
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
ORTA ANADOLU KÜRTLERİNİN
KÜRDİ SİYASALLAŞMA SÜREÇLERİ……………………………………………………………165
Kürt sorunu bağlamında Orta Anadolu Kürtleri………………………………….166
Orta Anadolu’da siyasallaşma……………………………………………………………………….169
Orta Anadolu Kürtlerinin “Avrupa macerası”……………………………………….170
“Avrupa’ya gelince Doğu’dan gelen
Kürtleri daha iyi tanıdık”:
Avrupa’ya göç ve siyasallaşma……………………………………………………………………..172
İsveç’te Kürt etnik temelli siyasallaşma……………………………………………………176
“Bu dernekler insanlara birçok şeyi öğretiyor”:
Kürt kültür dernekleri ve Orta Anadolu Kürtleri……………………………177
“Arkadaşlar gidiyor ben gitmezsem dışarıda kalırım”:
Mekânsal bağlamda Orta Anadolu
Kürtlerinin siyasallaşması…………………………………………………………………………….182
“Pizzacı Kürtler”: Emek alanları
ve Orta Anadolu Kürtlerinin siyasallaşması……………………………………….185
“Eğlence geceleri”: Siyasallaşmayı
arttıran organizasyonlar………………………………………………………………………………186
“Eskiden bizlere hep Türk denirdi
ama artık Kürt olarak tanınıyoruz”:
Almanya’da Kürt etnik temelli siyasallaşma………………………………………….188
“Bizim Kürtler derneklere gidip yardım aldılar
pas alabilmek için”: Kürt kültür dernekleri
ve Orta Anadolu Kürtleri …………………………………………………………………………….192
Gündelik yaşam pratiklerinde
Kürdi siyasallaşma örüntüleri ……………………………………………………………………198
Kulu ve Cihanbeyli’ye ulaşan Kürdi siyasallaşma……………………………….199
“Eskiden Almancılar gelirdi, bütün köy
onların ağzının içine bakardı. Onlar ne derse
doğru görünürdü”: Siyasallaşmanın yayılması ………………………………..200
“Ben burada ne zorluklar çekiyorum; senden
sadece tek bir şey istiyorum”: Seçim dönemlerinde
Avrupalı göçmenlerin siyasal etkileri…………………………………………………….202
“Eskiden olduğu gibi kimse Almancının ağzına bakmıyor.
Her söylediği doğrudur diye düşünmüyor”: Gündelik
yaşam ilişkileri ekseninde siyasal etkileme/etkilenme …………………205
“Gençler Almancılara özeniyorlardı”:
Siyasal etkileme/etkilenme süreçlerinde dolaylı faktörler…………207
“CHP’liler, MHP’liler sırf Kürtler kazanmasın
diye oylarını AKP’ye verdiler”:
Kulu ve Cihanbeyli’de güncel siyasal durum…………………………………………209
SONUÇ………………………………………………………………………………………………………………………..217
KAYNAKÇA………………………………………………………………………………………………………………….225
DİZİN…………………………………………………………………………………………………………………………….229


Künye
“Konya’da Kürt mü Var?”
Orta Anadolu Kürtleri ve Kürtlerin Siyasallaşması
Hacı Çevik
İletişim Yayınları
1. baskı – Nisan 2021
232 sayfa


Hacı Çevik
Konya Kulu’da doğdu. Lisans eğitimini Kocaeli Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nde, yüksek lisans eğitimini Ankara Üniversitesi Siyaset Bilimi anabilim dalında tamamladı. Potsdam Üniversitesi Genel Sosyoloji ve Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmet-Göç Çalışmaları anabilim dallarında doktora çalışmalarına devam etmektedir. Aynı zamanda Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak çalışmaktadır. Akademik ilgi alanları arasında Kürt siyasal kimliği, Orta Anadolu Kürtleri, etnik ayrımcılık ve siyasallaşma, göç ve entegrasyon, siyasal psikoloji bulunmaktadır. Bu alanlarda yazdığı makaleler çeşitli kitap ve dergilerde yayımlanmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here