Körlük: Zamanı Ve Mekanı Alt Etmeye Yarayan Bir Silah Mıdır? ? Canan Koçak

?Kör?ler ve ne gördüklerinin farkında değiller?
Siz hiç kendi gerçeklerinden kaçan insanlar gördünüz mü? Düpedüz delirmiş olduklarını düşündüğümüz, hissizleşmiş ve yaşadıklarını artık görmediğine ya da tercihen görmek istemediğine kanaat getirdiğimiz insanlardandır onlar. Ve eminim bilinmeyen sayıları, bilinenlerden çok daha fazladır.
Gören gözlerle algılanamayan Dünya, belki de hakiki bir körlük ile daha kolay algılanabilecek ve yalanlarla doğrular gün ışığına rahatça çıkabilecektir. Mutlaka anlaşılmadığı düşünülen körlük durumunda, birbirlerini görmeleri halinde beraberlikleri düşünülmeyecek nesnelerin ve yaratıkların yan yana bulunabilmelerine olanak tanınacaktır. Fakat asıl görme halinde, geride bırakılan yada bırakıldığı düşünülen ?körleşme? hali, büyük bir oranda yeni başlıyor olacaktır.
Ve ilk romanı ?Körleşme? ile Elias Canetti, Dünyada yaşanan tüm katliamlara karşı, insanlığın içine düştüğü gerçek bir ?körleşme? yi anlatır. 1935?te Nazi yönetimince yasaklanan roman, 1960?lara değin gün yüzüne çıkamayacaktır.

İnan ki hiçbir ölümlü insan, ağırlığınca kitap kadar etmez!
Kendinden başka her şeyi ve herkesi değersiz, cahil, işe yaramaz gören Peter Kien, kırk yaşlarında bir filolog ve çevre bilimcisiydi. Bu kentte ciddiye alınabilecek bir özel kitaplığı olan tek insan Kien?di ve tam 25 bin adetli büyük bir kitaplığa sahipti.
Tam sekizde çalışmaya, hakikat uğrundaki hizmetlerini yerine getirmeye başlardı. Bilim ve hakikat onun için eş anlamlı kelimelerdi. Kişi öteki insanlardan uzaklaştığı oranda hakikate yaklaşabilirdi. Günlük yaşam yalanlardan kurulu yüzeysel bir düzendi. ?Tek bir tutkusu vardı: Tüm yaşamı boyunca; gerçek ne ise, o olarak kalmak; kendi kişiliğini salt bir ay, yada bir yıl süreyle değil, ama ömrünün sonuna dek yitirmemek.?
Kien kendini bildi bileli, uzun boylu ve zayıftı. Bu özellikle özen gösterdiği bir durum değildi, o yemeğe harcadığı süreyi çalışmaya yeğliyordu. Yüzünü yalnızca kitapçı vitrinindeki yansımalardan görüyordu. Aynası yoktu evinde. İnsanlarla göz göze gelmek konusunda hiç istekli olmadığından, gözlerini ya yere diker, ya da gelip geçenlerin başlarının üzerinden bakardı. Kitapçı dükkanlarının yerini ise iç güdüleriyle buluyordu zaten.
Peter?in dünyası kitaplarından ibaretti. Belleği olağanüstüydü. Kişiliğiyle oyuncu kavramının tam karşıtını simgelemekteydi. Yalnızca o, yalnızca kendisi vardı. Kendi Konfüçyüs?ünü nerede olsa bulurdu.
Dile getirdiği tek bir maddelik bir vasiyetname ile kafatasını, tüm içindekilerle birlikte, bir beyin araştırmaları enstitüsüne bağışlamıştı. Kafasının içindekiler, en az evindeki kitaplığı kadar değerliydi ve mutlaka değerlendirilmeliydi.
Kien?e göre insanları üretken kılan şey özgürlükleri değil, yaşadıkları esirlik halleri idi. Ki zaten insanlar asıl esareti yaşarken, kendilerini hakikate adarlardı.
?Sevdiklerine gelişigüzel dokunmak ancak aşağılık varlıklara özgü olabilirdi.? O yüzden kitaplarına her zaman özenli davranırdı.
Kitaplarını insanlardan bile daha önde tutan Kien, yalnızlaştığı ve yabancılaştığı dünyasında sık sık kitapları ile sohbet ederdi. Ona göre kitaplar insanlardan daha değerliydi, kitaplar dilsizdi, fakat istediği an onları duyabilirdi, çünkü insanlardan daha mantıklı konuşurlardı.
Körlerden nefret eden Kien, onların kör olduklarını bildikleri halde, nasıl yaşamaya devam ettiklerine anlam veremezdi. Kien günün birinde kör olma tehlikesiyle karşılaşırsa, yaşamına kendi eliyle son vermeye ant içti. Çünkü körlük onun yaşamayı istediği en son şeydi. Dilsizleri severdi, diğer sakatları umursamazdı, ama körler onu tedirgin ederdi. İskenderiyeli kitaplık yöneticisi Eratosthenes gibi, kör olacağını anladığı an, yemeden içmeden kesilerek kendini yok etmekten çekinmeyecekti.
Peter Kien hayatını hızlı bir değişime sürükleyen olaylar silsilesini, kendisinden 16 yaş büyük hizmetçisi Therese ile evlenerek yaşamaya başladı. Kien?e göre, gerçekte hepsi için, başta kadın olmak geliyordu. İstekleri ve yaşamları ona her zaman anlamsız gelmekteydi. Bu yüzden kadınlardan uzak kalmıştı Kien. Eşya ve para sevdalısı Therese kadınlardan yıllardır kaçan Kien?i, kitaplarına iyi davrandığını kanıtlayarak kandırdı. Ve kısa bir süre sonra Kien, Therese tarafından kapı dışarı edildi.

Yazgıya egemen olacak, ona yön verecek tek güç, yine insanın kendi kendisiydi…
İnsanlardan uzak duran ve onları koyun sürüsü bir kitleye benzeterek, kendi içine kapanan Kien, evinden dışarıda başkalarıyla iletişim kurmak zorunda olunca, çeşitli oyunlara maruz kalacak ve etrafında gelişen olayları anlamakta güçlük çekecektir.
Başına gelme olasılığına karşı, yıllardır korku dolu gözlerle seyrettiği körler bile, görebildiğini zanneden Kien?den çok daha iyi durumdadır. Çünkü anlaşılan odur ki, asıl ?kör? kendisidir. Şimdiye kadar sorgulamadığı ve görmekten dahi imtina ettiği hayata, körleşen adımlarla attığı her adım, onu biraz daha sona yaklaştıracaktır. Ve kuşkusuz toplumsal bir ?körleşme?nin örneklerini taşıyan Kien, kitaplarının örttüğü perdeyi, er yada geç kaldıracaktır.

Canan Koçak

Yazarın Diğer Yazıları

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
Modernizmin İdeolojisi – Georg Lukacs

Herhangi bir sanat yapıtının biçemini belirleyen nedir? Niyet biçimi nasıl belirler? (Burada değindiğimiz, kuşkusuz, yapıtta gerçekleştirilmiş olan niyettir; dolayısıyla, yazarın...

Kapat