Kürt coğrafyasında ulus-devlet denemeleri

Ercan Çağlayan, Muş Alparslan Üniversitesi?nde öğretim üyesi. Doktora tezinin genişletilmiş hali Cumhuriyet?in Diyarbakır?da Kimlik İnşası (1923-1950) adıyla İletişim Yayınları tarafından kitaplaştı. Çağlayan, bu kitapta tek parti rejimi döneminde Genç Cumhuriyet?in Diyarbakır şehrine yönelik politikaları, icraatları ve yaptırımlarını inceliyor. Kitabın en önemli kısmı, arşiv ve literatür taramasından çıkan verilerin detaylı aktarımına dayanıyor. Yazar açısından Diyarbakır kendine has bir kimliğe sahip; bu kimliğe göre Diyarbakır çokkültürlü bir imparatorluk şehridir,bir İslam şehridir, şehrin merkezi cami, zamanı ezani saattir. Yeni Cumhuriyet ise modernleştirici bakış açısıyla bu yerel kimlikle uzlaşmak yerine bunu yıkmakta ve ulus-devlet anlayışına uygun bir Türk milliyetçisi ve seküler bir kimlik dayatarak ?modern? bir şehir tasarlamaktadır.

Aslında erken Cumhuriyet Döneminde yeni bir ulusal kimliğin inşası meselesi tüm ülkeyi hedef alan bir projeydi. Bu açıdan her ilde benzeri bir inceleme yapılsa ilginç sonuçlar çıkacaktır. Ancak Diyarbakır?ı özgün kılan, Kürt coğrafyasının merkezi olması ve devletin Kürt sorununa dair politikalarını da deşifre eden bir niteliği içermesidir, çünkü yaratılmak istenen seküler Türk kimliğinin Türk ve Sünni bir coğrafyada karşılaşacağı güçlüklerle Kürt ve Sünni bir coğrafyada karşılaşacağı güçlükler arasında niteliksel farklılıklar olacaktır. Bu açıdan diğer bölgelere yönelik devlet politikalarıyla benzerlikler olduğu kadar, politikaların yoğunluğu ve tatbiki ile uygulanan devlet şiddetinin düzeyi göz önüne alındığında ciddi farklılıklar da açığa çıkmaktadır.

Gazi Caddesi?ne inşa edilen tak.

Kitapta ayrıntısıyla anlatılan bu kimlik oluşturma politikaları ve devletin ideolojik baskı araçları beş bölümde inceleniyor. Öncelikle tek parti döneminde seçimler ve Diyarbakır?ı temsil eden milletvekilleri değerlendiriliyor. Hatırlanacağı gibi, Şeyh Sait isyanının ardından tüm şark vilayetlerinde olduğu gibi Diyarbakır?da da CHP?nin parti örgütlenmesi kapatılmıştı. Milletvekili listelerinin Atatürk tarafından belirlendiği bu dönemde seçimler göstermelik bir işleve sahipti. O dönemde Diyarbakır milletvekillerinin yaklaşık yarısı hayatında Diyarbakır?a hiç gitmemiş asker ve bürokratlardan oluşurken, Diyarbakırlı vekiller de şehrin önde gelen eşraf ve zengin ailelerinden seçilmekteydi. Tek partili rejimde siyasete katılım imkânları zaten oldukça düşükken, söz konusu Diyarbakır olduğunda bu imkânların iyice daraltıldığı anlaşılıyor.

Tutmayan Türkleştirme mayası
Yazar ikinci bölümde tek partili dönemin neredeyse tamamını kaplayan olağanüstü hali yöneten umumi müfettişlikleri inceliyor ve her bir müfettiş döneminde yaşananları ayrıntılı şekilde izah ediyor. Devletin esas temsilcileri ve kimlik inşasında başrolü oynayan müfettişlerin raporları da Diyarbakır?ın özgün meselesi olan Kürt sorununa işaret ediyor. Ardından yazar demografik müdahalelerle, yani iskân ve sürgün politikalarıyla şehrin Türkleştirilmesi çalışmalarını ele alıyor. Yeni rejime uyum göstermeyen eşraf ve şehrin önde gelenlerinin sürgünü, şehirdeki gayrimüslim nüfusunun hızlı şekilde azaltılması ve bilhassa Balkanlar?dan gelen Türklerin bölgeye iskân edilip onlar için köylerin kurulması çabaları değerlendiriliyor.

Kitabın dördüncü bölümüne geldiğimizde ise kimlik oluşumu açısından vazgeçilmez öneme sahip olan eğitim ve endoktrinasyon politikaları analiz ediliyor. Zorunlu eğitimin yayılması, okuryazarlık oranının artması ve Türkçe öğretilmesi şehrin yöneticileri açısından oldukça önem verilen konular. Zorunlu eğitime eşlik eden ve yeni rejimin modernleştirici kimlik anlayışını benimsetmeye çalışan diğer kurumlar ise Türk Ocağı ve Halkevi oluyor. Halkevi?nin her bir komisyonunun çalışmalarını ayrıntılı şekilde aktaran Çağlayan, son bölümde ise yol yapımına, şehrin yeni modern mekân inşasına ve mimarisine değiniyor. Cumhuriyet döneminde demiryollarının yaklaşık yüzde 75?inin bölge illerine yapılması, şehrin merkezinde yeni rejimi sembolize eden devlet dairelerinin, Halkevi?nin, park ve meydanların, lojman ve evlerin inşası şehrin geleneksel kültürel yapısının aleyhine işlemiş. Demiryolları ise, askeri operasyonları mümkün kılmakla beraber pazarı da genişletmiş ve ekonomik ve sosyal etkileri de belirleyici olmuş.

Bunlar da olsaydı…
Tüm bunların sonunda, Şeyh Sait ile açığa çıkan bölgenin önde gelen yerel liderlerinin benimsediği Kürt milliyetçisi ve İslamcı politik yaklaşımları ile devlet arasındaki mücadeleye kitapta değinilse de devletle işbirliği yapan, çeşitli kademelerde görev yapan ve bu kademeleri elde etmek için mücadele eden yerel elitle muhalif elit arasındaki çelişkiye değinilmemiş. Ayrıca demiryolu, zorunlu eğitim ve toprak dağıtımı meseleleri genelde seküler Türk kimliği oluşturma çabaları ve askeri baskı mefhumuyla beraber ele alınmış olsa da bunlar çokboyutlu konulardır.

Ercan Çağlayan?ın kitabı, Türkiye Cumhuriyeti?nin tek parti döneminden başlayarak bugüne dek sürdürdüğü Kürt politikalarını köklerine inerek okumak isteyenler için doyurucu olduğu kadar, Diyarbakır?ın tarihiyle ilgilenenler için de iyi bir inceleme.

EMRE EREN KORKMAZ
(04.07.2014,http://kitap.radikal.com.tr/)

CUMHURİYET?İN DİYARBAKIR?DA KİMLİK İNŞASI (1923-1950)
Ercan Çağlayan
İletişim Yayınları
2014, 319 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla İnceleme, Kürt Edebiyatı, Makaleler
?Erkeklik Ofsayta Düşünce? – Önder Çelik

Ne mi yazacağım? Kocaman bir gülümseme koyup, sol üst köşesine bugünün tarihini atsam ?anlatmaya ne hacet alın kitabı okuyun kardeşim?...

Kapat