Bir parça huzur… – Melisa Ceren Hasmaden

Jay Parini?nin kaleme aldığı Son İstasyon, Lev Nikolayeviç Tolstoy?un yaşamının son yılını anlatıyor.
Sanatçı, yapıtların ardındaki o gizemli yaratıcı, alımlayıcı tarafından iştahla merak edilir. Sanatçıların ölümünün ardından günlüklerinin, mektuplarının, kişisel notlarının yayımlanması, biyografi ya da otobiyografilerin okur tarafından büyük ilgi görmesi, yapıtlarda ısrarla sanatçının izinin sürülmesi hep bu merakın sonucu. Sanatçıların yapıtlarında, özellikle yazarların metinlerinde, illaki kendi yaşantılarının izdüşümünün yakalanabileceği, her metnin önünde sonunda deneyimle doğrudan ya da dolaylı ilişki içinde olduğu sıklıkla iddia edilir. Bu iddiada haklılık payı olduğunu kabul etmek gerek. Elbette düşünce ve duygulanımları da birer deneyim kabul etmek şartıyla. Bu ön kabulden yola çıktıktan sonra, yazarın kişisel hayatı, ilişkileri, yaşam serüveni meraklı okur için daha bir önemli hale geliyor. Yapıtı, yaratıcısından bağımsız bir varlık olarak görmeyi kabullenmeyen bu bakış açısına göre her bir bilgi kırıntısı derinlemesine yapılacak okumaların anahtarı gibi görülmeye başlanıyor. Ne yazık ki, bu irdelemelerin bir ?entelektüel dedikoduculuğa? vardığı, mahremiyetin hiçe sayıldığı durumlar da ortaya çıkıyor. Ancak burada çizginin nereye çekileceği oldukça çetrefilli bir etik tartışması. Biz oraya hiç girmeyelim.

Unutuşun dipsiz kuyusuna düşmekten kurtulan ve tarihe adını yazdırmayı başaran yazarlar söz konusu olduğunda bu çizgi de önemini yitiriyor sanki. Özellikle de hem sanat hem fikir değeriyle önem arz eden, yaşadığı çağda ve sonrasında geniş kitleleri etkileyen, politik bir rol de üstlenmiş bir yazardan söz ediyorsak yaşamının tüm ayrıntıları, ürünlerinin ve fikirlerinin geliştiği evrenin ortaya çıkarılmasına yarayacak birer yapboz parçasına dönüşüyor.

Tam da bu tanıma uyan bir yazar olan Lev Nikolayeviç Tolstoy?un yaşamının son yılını konu edinen bir roman, Jay Parini?nin kaleme aldığı Son İstasyon: Tolstoy?un Son Yılı.

Büyük yazarın hüzünlü sonu
Lev Nikolayeviç Tolstoy zengin ve soylu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Gençlik yıllarını hayli çalkantılı ve arayış içine geçirdikten sonra, artık durulduğuna karar veren otuz dört yaşındaki Tolstoy on sekiz yaşındaki Sofya ile evlenir. Evlilikleri Tolstoy?un yaşamının son yılı olan 1910 yılına dek sürer ve on üç çocukları olur. Jay Parini?nin romanı işte bu son yılı konu edinmektedir.

Eşi Sofya, yaşamı boyunca Tolstoy?un edebiyatının en büyük destekçilerinden biri olmuştur. Yapıtlarını el yazısıyla temize çeken, düzeltmelerini yapan ve her fırsatta onu yazması için teşvik eden odur. Ancak zaman içinde Tolstoy değişir. Artık o, Sofya?nın evlendiği, zengin aile çocuğu genç adam değildir. Marksizmin de etkisiyle mülkiyet kavramına karşı bir fikir geliştirmiş, servetini yoksul halka bağışlamak isteyen, kendi yaptığı giysileri ve botları giyen, tarlalarda köylülerle birlikte çalışan yaşlı bir adamdır. Bu değişim yapıtlarına da yansır. Anna Karenina, Savaş ve Barış gibi erken dönem kitaplarının yerini Diriliş, Kilise ve Devlet gibi Tolstoy?un dünya görüşü üzerine inşa edilen yapıtlar alır. Bunlar, artık Sofya?nın o çok sevdiği ve üretimine katıldığı edebiyattan uzakta, Sofya?nın dışlandığı bir çalışma döneminin ürünüdür. Çevresi başta Çertkov olmak üzere, fikirlerinin takipçileri, gazeteciler ve meraklı okurlarca kuşatılmıştır. Sofya tüm bu insanların eşiyle arasına girdiğini, Tolstoy?u günden güne değiştirdiklerini hissetmektedir. Gün geçtikçe hırçınlaşıp kıskançlaşan Sofya ile Tolstoy?un arası hızla açılmaktadır. Tolstoy?la Sofya?nın yaşadıkları felsefi ayrılık artık had safhaya varmıştır.

Sofya ile Çertkov?un geçimsizliği ise artık çetin bir mücadeleye dönüşür: Tolstoy?u fethetme savaşına. Tolstoy?un yeni ve genç sekreteri Bulgakov ise bu meydan savaşında iki taraf arasındaki tek köprüdür.

Ateş hattında kalan Tolstoy, ömrünün son günlerinde biraz huzur bulabilmek amacıyla evinden, kırk sekiz yıllık karısından, on üç çocuğundan ve gazetecilerden kaçmaya kadar verir. 1910 yılının soğuk bir sonbahar günü, meçhul bir yöne doğru trenle yola çıkarken yanına sadece birkaç parça çok gerekli eşyasını almıştır. Bu zorlu ve sıkıntılı yolculuk Astapovo İstasyonu?ndan son bulur.

Her ne kadar altbaşlığı Tolstoy?un Son Yılı olsa da, roman, zaman zaman geriye dönük anlatımlarla daha geniş bir çerçeveye açılır. Ayrıca L.N. (Lev Nikolayeviç) imzalı mektuplarla ve günlüklerden bölümlerle Tanrı, din, yoksulluk, ölüm, Hıristiyanlık gibi Tolstoy?un fikir dünyasında önemli yer tutan konularda tartışmalara yer verir.

Roman, Tolstoy?un eşi Sofya?nın, doktoru Makovitski?nin, can yoldaşı Çertkov?un, sekreteri Bulgakov?un ve çocuklarının günlük ve yazışmalarından yararlanılarak, tarihi gerçeklere dayandırılarak kaleme alınmış. Bu kişilerin anlatıcısı olduğu bölümlerin başarılı bir kurguyla bir araya getirilmesiyle kotarılmış. Böylece yazar, Tolstoy?un yaşamının son yılında yaşananlara bakabileceği perspektif sayısını artırarak çok boyutlu bir anlatım yakalamış. Tolstoy?un idealleri, dünya görüşü, aşkları ve hayal kırıklıkları, yaşamı boyunca geçirdiği değişim, ilişkilerinden örülü gerçekçi bir Tolstoy portresi ortaya koymuş.

Son İstasyon?un -birden çok anlatıcılı bir roman olmasına rağmen- takip etmesi hiç zor olmayan, akıcı bir anlatımı var.

Tolstoy, Jay Parini?nin ele aldığı ilk yazar biyografisi değil. John Steinbeck, Robert Frost, William Faulkner ve Walter Benjamin gibi pek çok önemli ismin biyografik çalışmasına imza atmış. Yazarın Türkçeye çevrilen ilk romanı Benjamin: Dar Geçitteki Aydın?ın baskısını bulabilmek ne yazık ki mümkün değil.

Tolstoy beyazperdede
Jay Parini?nin romanı Son İstasyon, iddialı bir yapımla, 2009 yılında beyazperdeye de aktarıldı ve Tolstoy?un ölümünün 100. yılı olan 2010 tarihinde tüm dünyada gösterime girdi. Ülkemizde Aşkın Son Mevsimi adıyla gösterilen filmin yönetmenliğini Michael Hoffman üstlendi. Tolstoy Christopher Plummer, eşi Sofya Helen Mirren, Çertkov Paul Giamatti, Bulgakov ise James McAvoy tarafından canlandırıldı. Film özellikle oyuncuların başarılı performanslarıyla olumlu eleştiriler aldı. Edebiyat uyarlamalarını sinemada takip etmeyi sevenleri hayal kırıklığına uğratmayacak bir yapım.

Kaynak: http://kitap.radikal.com.tr/, 10.12.2013

SON İSTASYON
Tolstoy?un Son Yılı
Jay Parini
Çev. İlknur Özdemir
Kırmızı Kedi Yayınevi
2013, 304 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Biyografi Kitapları, Makaleler
Gezi’ye objektifin ardından bakmak – Beste Sezen Ateşpare

Direniş günlerini ölümsüzleştiren 21 foto muhabirin vizöründen özel kareler, fotoğrafın ustalarından Coşkun Aral?ın seçkisiyle yarın Kırmızı Kedi Yayınevi etiketiyle raflarda...

Kapat