Mudanya Antlaşması – Ernest Hemingway

(23 ekim 1922, The Toronto Daily Star) Mudanya – ( Türkiye )
Marmara kıyısındaki sıcak, toz toprak içinde, eciş bücüş yollu ikinci sınıf kıyı kasabası Mudanya’da, Batı ile Doğu karşı karşıya geldiler.

İsmet Paşayla görüşecek Müttefik generallerini taşıyan İngiliz sancak gemisi «Iron Duke»ın kül rengi, öldürücü kulelerine rağmen, Batılılar buraya barış dilenmeye geliyordu; yoksa barış istemeye, ya da şartlarını dikte ettirmeye değil.

Dünyanın kaderi üzerine kararlar veren ordunun işine karışmanın hâlâ dünyanın işi olmadığını düşünen basınla ilgili bir yarbayın tutumu dolayısıyle toplantıları hiçbir gazeteci izliyemiyordu. Toplantıdan kimsenin söz etmesine izin verilmese, hiç kimse Batı nın Doğu’dan barış dilenmeye geldiğini kabul etmese bile, yine de konferansın anlamı degişmiyecekti. Bu görüşmeler, Avrupa’nın Asya üzerindeki egemenliğinin sonunu gösteriyordu. Mustafa Kemalcilerle aynı şey demek olan Türk milliyetçileri şu anda Fransız etkisi altında. Bu iş çok basit bir şekilde gerçekleşti. İki yıl kadar önce Mustafa Kemal Paşa, Balfour tarafından alelâde bir eşkiya diye nitelenmişti. En çok arttıran, kendisini satın alabilirdi. Sonunda Fransızların üzerine kaldı. Ona silâh, cephane, para verdiler. Söylentilere göre, karşılığında da Yakın Doğu petrollerinden bazı çıkarlar kopardılar. İngilizler, Yakın Doğu’da kontrolü kendi ellerinde tutmak istiyorlardı. Fakat Mustafa Kemal kendilerine iyi bir mal gibi görünmemişti. Bu yüzden Yunanlıları desteklediler. Yunanlılar iyi bir yatırıma benziyordu. Fakat Avam Kamarasında birçoklarının da belirttiği gibi, Lloyd George yanlış ata oynamıştı. Herkesin bildiği gibi Mustafa Kemal, Yunanlıları silip süpürdü. Mustafa Kemal’in yendiği derme çatma ordunun erlerinin dokuz yıldan beri silâh altında tutulduğunu, kişi olarak Küçük Asya’nın fethi için istekli olmadıklarını ve başkalarının çıkarlarına hizmet amacıyle savaşa girip ölmeye zorlandıkları fikriyle beslendiklerini göz önüne getirecek olursanız, bunun hiç de parlak bir askerî zafer olmadığını anlarsınız. Özellikle Mustafa Kemal birliklerinin, istilâcıları ülkelerinden sürüp dışarı atmaya kararlı vatanseverler oldukları anlaşılınca, durum daha da belirginleşir. İyi eğitim görmüş, iyi silâhlandırılmış ve hırslı vatanseverlerin kendi topraklarında, gönülsüz, subay kadrosu yeteneksiz, sıla hasreti çeken toplama istilâ ordusu karşısındaki etkililik derecesi, ona karşı birdi. Oysa İngiltere, Yunanlıları desteklerken, Mustafa Kemalcilerin bu derece etkili olabileceklerini hiç bilmiyordu.

Düşmanı yenmiş Mustafa Kemalci askerler arasında Fransız etkisi, şimdi en yüksek düzeyine erişmiş durumda. Bu etkinin doruğuna ulaştığını ve Mustafa Kemal’in Sovyet Rusya’ya olan yakınlığı dolayısıyle bundan böyle düşmeye başlayacağını sanıyorum. Ergeç bu onu Fransızlarla çatışmaya götürecek, İslâm ve Hristiyan dünyaları arasındaki anlaşmazlık, dünya barışını tehdit eden en büyük tehlike halini alacaktır.

Rusya, Türkiye üzerinde etkili ikinci güç olursa, — bütün belirtiler bunun böyle olacağını göstermektedir— temelini Sovyet Gürcü Cumhuriyeti ile Güney Rusya’nın meydana getirdiği, Karadeniz’i içine alan, Boğazları aşıp hedefi Bulgaristan olmak üzere Balkanlar’ın göbeğine kadar uzanan Sovyetler taraftarı büyük bir kıskaç yaratılacaktır; Yugoslavya ile Romanya arasında bir köşe doğacaktır.

İkinci tehlike de, Boğazlar. Karadeniz’le Ege arasındaki Boğazlar, Rusya’nın en büyük tabii çıkış yollarıdır. Hatırlayacaksınız; geçen savaşta İstanbul, Ruslara vaadedilmişti. Bir zamanlar bir savaş olmuştu ve bugün bu savaştan geriye kalan, sadece bir İngiliz süvari alayının saldırısı ile, bir hemşirenin çabalarıdır. Doğrusu Boğazlara egemen bir Rusya ile, Rusya’nın egemenliği altında Boğazlara sahip bir Mustafa Kemal arasında pek büyük bir fark da yoktur.

Bu şartlar altında, Mustafa Kemal, Boğazların serbestliği prensibini tanıdığına dair ne kadar demeç verirse versin; İngilizler, Boğazları kendi kontrolları altında tutamazlarsa, ergeç, bu geçidin yüzlerine kapandığını görecekler. O zaman da mutlaka Gelibolu’da yeniden döğüşmemiz gerekecektir.

ERNEST HEMINGWAY
İŞGAL İSTANBULU ve iki dünya savaşından mektuplar
Türkçesi : M. Ali KAYABAL
Milliyet Yayınları

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here