Musa Hawamdeh ‘in Hayatı.

“Yazmak benim için bu acıları bir şekilde paylaşma biçimi. İçimdekileri dışarı çıkarma biçimi. Zaten yazılarımda bunun etkisi her zaman vardır. Belki de köyümüze gelen İsrail askerilerinin o gün bizlere yaşattıklarından dolayı bir eziklik var, belki de bir acizlik. Aslında tüm çocuklar orada aynı şartları yaşıyor ve benzer duyguları hissediyor. Zaten 10 yaşımdan itibaren de hep gösterilerin içindeydim. Galiba kalem ve kâğıt benim bir anlamda kaçış alanı oldu. Ama sanmayın ki çok büyük hayallerim var bu anlamda. Ben, kalem ve kâğıtla mucizeler, özgürlükler oluşturabileceğimizi sanmıyorum.”
Türkiye Yazarlar Sendikası Antakya Temsilciliği ve Harbiye Kültür ve Sanat Çalışmaları Derneği’nin ortaklaşa düzenlediği söyleşide konuşan Filistinli Gazeteci-Yazar, Musa Hawamdeh, dağılmış bir Filistin’in dağılmış Filistinli şairleri olduklarını söyledi. Bir gün özgür bir Filistin düşlediğini de hatırlatan şair Musa Hawamdeh, Özellikle Arap Dünyası Filistinli şairleri görmezden geldiğini söyledi.
Musa Hawamdeh, Filistin topraklarının birleşmesiyle Filistin edebiyatının da büyük çıkışlar yapacağını söyledi.
(Antakya/DİHA)

1959 Filistin doğumlu, Hawamdeh Ürdün Üniversitesi Arap Dili ve Edebiyat Bölümü’nden mezun oldu. Amman’da gazetecilik yapıyor. Kitaplarından bazıları: “Halk”, “Gökte Büyüyen İki Bahçe”, “Yüksek Ağaçlarım”, “Musa’nın Yolculuğu” ve “Denizin Yüzü”.

YÜKSEKTEKİ KARANLIK

Muhammed Ali Şemseldin’e

Ev olduğu gibi uzaklaşmadan
Umutsuz bir tanıklıkla
Boşlukta toplanan öksüzlerle
Karanlıkta kovulan.

Kapı
Ölen onca soyunun kapısını açmadan
Saklı anahtar son olmayacak
Veya onların isteğiyle
Ancak bugün uygun bir mekân yaratırız
Aile mezarlığında.

Pencereler
Maviye uzanır
Ölen onca koca hayatın
Yıl 1978 idi
Maviye açılan pencerelere uzandığımız
Saldırıyı hesaplamadan
Kapılardan üstümüze kapanan Tankların.

Yatak
Çok aşklar sığdı
Çok dostluklar
Ancak hepsi perişan oldu
Karanlığın vahşetinde.

Anneler
Tökezleyip düşmeden önce bedenleri
Sinekler üşüştü seraba
Kanın müziği duyuldu
Ortak dinlerin
Geleceğe toplayarak.

Müzik
Gece okunan müzikle yüzleşmeden
Ne nida
Ne uğultu
Ne de gençler vardı
Haşereler yalnızdı
Bozguna uğrayanların bedenine üşüşen.

Babam
Suskunluğun gölgesinde
Düşünüyordu belki de
Erkekliğiyle kandırmaya çalışıyordu annemi
Tüfeği teslim ettikten sonra yalnızlığıyla
Askere yazıldı.

Devrim
Hatırla
Devrimi düşlerdi insanlar
Fırsatı yakalamışken
İki anının fotoğrafı daha bir düzelmişti
Adam beyaz görüşünü gözlerinden kaldırdıktan sonra.

Düşman Uçakları
Üstümüzde uçan şeylerle karşılaşıyoruz
Kafalarımızı gizliyoruz
Uçmasın diye bedenlerimizi terk ettik …
Bütün şeyler patlamadan
Bombaların fiyatı yükselmeye başlar!

(Savaş Meydanı)
Teyzemin oğlunun şehit düştüğü savaş meydanı
Ona bir ödüldü gerçekten (Orduyu savundu) bütün bedeniyle Teyzemin oğlu yalnızdı Çatışma yolunda!

Fotoğraf
67 yılında bozguna uğradık
Azıcık geri adım attık
Oysa düşman gerçeklerle bekliyordu!

Merhaba
Şehirde yapayalnız bir cadde
Daraldıkça daraldı özgür insanlar bile geçemez oldu
Kalplerimiz genişledi
Her hoş geldin / de!

Sala
Annem
Gece namaza durduğunda
Belki de anmıştır
Bizlerden ayrı (…) uzaktan olanı da!

Lağım Çukuru
Sineklerin lağım çukurunda
Savaştan önce kazılmıştı
Çocukların etrafında
Övülecek bir mekân olarak!

Anlam
Nesneler yalnız
Gölgeler yüksek
Baş aşağı sarkan kafaların arasında
Gökte bile!

Hikmet
Komşumuz dedi: Yahudilerden korkmayın
Onlar yanımızdalar
İsteklerini gerçekleştiriyorlar
Batının devrimini yaparak!

Zafer!
Araplar nerede?
Kör şehirler feryat içinde
İmam fetva verdi:”Müslümanlar nerde” dedi
Ey kâfirler!

FİLİSTİNLİLER

Çan yüksekten vurdu
Tepesiyle sürtünerek bulutlara
Bozguncuların üstüne gürleyerek

Filistinliler… ve ben onlardan
Zeytini terk ettiler
Çavdar ekmeğini unuttular
Davet edildiler ve ben onlarla
Kameranın ışıklarında
Başları dikİşte Filistinliler!

Çan yüksekten vurdu
Tepesiyle yıldızları kaldırdı
Seyretmenin keyfini engelledi

Filistinliler barbardır
Ancak bu dünyada varlar çaresiz
Sahnede dost bilirler
Biletleri keserler
Şevvalin gölgesinde
Çakırkeyif

Çan yüksekten vurdu
Tepesiyle bulutları dağıttı
Ve menzilleri tuttu

Filistinliler
Kıtlık içindeydi
Araplarda apaçık ancak
Soylu

Çan yüksekten vurdu
Akşamın göğünü avuçlayarak
Keyifleri kaçırır

Filistinliler Sorumludur Asılan Mesih’ten
Ve geri dönen savaşlardan
Ve Tani Bin El Hatab’tan
Ve kafası kesilmiş Hüseyin’den Fitnenin küçüğünden
Büyüğünden
Cennetten inen kanı elleriyle
Toplarlar…

Çan yüksekten vurdu
Çiçekleriyle rüzgârı avladı
Bülbülü sarhoş edip

Filistinliler
Muhtaç olanlara yoldaş
Mallarına yeminli
Devlet yolunda
Sütunların temelini attılar
Barışı ördüler
İtibarlarını geri aldılar
Göçten ve Sadom’dan

Çan yüksekten vurdu
Burnuyla bulutları uyardı
Besmeleyi armağan ederek

Filistinliler
En güzel dönemlerinde hüzünlü
Ancak seviliyorlar
Ramallah’ta dikilen
Nergis iki bedene Atılmak için koparıldı: (Tanrının yarattığı)

Çan yüksekten vurdu
Toprak titredi dibinde
Ve uğraşanlar mutlu oldu

Filistinliler
Yahudi değil
Ancak seviliyorlar
Musa peygamberden yana
Yarılan temellerde

Çan yüksekten vurdu
Toprak ayakları altında ezildi
Ayaktakiler yığıldı yere

Bozgun yüksekten vurdu
Başından saldı düşmanı
Vurmayı hak etti. 19/1/1999

Yıl 1948
Gemimin güvertesinde ağlıyorum
yolculuğun bedelini ödüyorum
Vatanımızdan kovulan onca kişiyle
Rüzgârın sürüklediği oluverdik
Ve su
Çatlamış toprağın bedenine akıyor.

LANET

İki aç doğduk
İki göçmen doğduk
İki ölü doğduk
Bebekliğimizin beşiğinde kaybolduk
Ve dedelerimizin mezarlarında
Düşen boyunlarımızla çocuklarımız kayboldu
Onların çocukları
Lanetlendi; Harbert Samuael’in mekânında tarafsız bir mekân olsa da.
1-12-1998

YIL 2000

İlk dokuza kıydı
sonra ikincisineve üçüncüsüne
parmak uçlarına başlarını göğe doğruuzakmış onca toplanan bu kalabalık
üç çemberi keşfetti.

Gün
Güneşin başı büyüdükçe
günü içine aldı, akşambedenini ufka teslim etti
karanlıkta hayatı bükülerek!

Son Gün

Caddeler yokuşlarda değişir
binalar aynı akan kanlar da hayatımızda değişir mi?
Bugün de geçti
güneşe ayak uydurarak
dikili iki feleğin sütununa konmuş …
şaşalı bilgisayar.

Cumhuriyet Kitap, 22 Haziran 2006

Yorum yapın

Daha fazla Biyografiler
Ece Temelkuran ‘ın Hayatı

"İnsanın bir duruşu olmalı, yaşama ve yaşanılanlara karşı... Hayata nerden ve nasıl bakacağını kendi belirlemeli ve sakınmadan rengini belli etmeli....

Kapat