Mütereddid Hitlerci: Said-i Nursi

Said-i NursiBediüzzaman Efsanesi ve Saidi Nursi Gerçeği (Patika Yayınları 2015) adlı önemli kitabın yazarı Emrah Cilasun’dan öğrendiğime göre, İkinci Dünya Savaşı başladığında Kastamonu’da mecburi ikamette olan, 1943-1944’te Denizli Hapishanesi’nde yatan ve savaşın sonunu Emirdağ’da karşılayan Said-i Nursi, “Milli Şef’in 1941’den 1944’e kadar İkinci Dünya Savaşı’nda izlediği politikayla Nursî’nin aynı yıllarda aldığı pozisyon arasında muazzam benzerlikler söz konusuydu.

Bugüne değin üzerinde durulmamış olan bu konuya biraz daha yakından bakıldığında, kuşkusuz ‘Milli Şef’ reel politik kaygılar ve çıkarlardan hareketle, Said Nursî ise ideolojik nedenlerden ötürü pozisyon almışlardı. Ancak her iki pozisyonda neticede Nazi Almanya’sının yanına düşmekteydi. (…) Berlin-Ankara-Kafkasya hattında 1941 yılında bu ve buna benzer gelişmeler yaşanırken, Kastamonu’da, karakolun karşısındaki ahşap evde Said Nursî, ‘İslam milletine büyük darbeler vuran İngiliz ve Rusların, Alman ordusu karşısında mağlubiyetlerini büyük sevinçle’ karşılamaktaydı. Hatta bir ara Alman ordusunun muvaffakiyeti için dua etmeye başlamıştı.”

Cilasun bu iddiasını Said-i Nursi’nin en has talebelerinden, eserlerinin yayımcısı Abdülkadir Badıllı’ya dayandırıyor. Badıllı da iddiasını Said-i Nusri’nin bir başka has talebesi Tahiri Mutlu’ya dayandırıyor.

Cilasun şöyle devam ediyor: “Öte yandan Nursî’nin Alman yanlılığı hep var olmakla birlikte, savaşın başlarında ‘ya kazanamazlarsa’” diye düşünüldüğünü gösteren bir temkinliliğin de var olduğu belirtilmelidir. Muhtemelen SSCB’ye saldırı öncesinde veya esnasında kaleme aldığı bir yazıda şöyle demektedir: “Amma öteki galip cereyan [Almanya] ise, ne vakit Kur’ân’a ve Risale-i Nur’a ve bize ve İslamlara yardım etse ve Kur’ân’ın hakikatına hizmete bilfiil teşebbüs eylese, siz de o vakit Kur’ân ve Risale-i Nur hesabına onun hareketine merakla bakabilirsiniz. Yoksa şimdiden tarafgirane bakmak ile tahribatındaki zulümlere hissedar olmak ihtimali var.’ (…)” Cilasun “Bu konuya ilişkin Badıllı, Tahirî Mutlu’dan duyduklarını şöyle anlatmaktadır: ‘…Bir müddet sonra, Almanların çok acayip zulümlere başladığını ve masum çoluk çocuk demeden bombalarla imha ettiğini işitince, dua defterinden onların ismini sildi ve sırt çevirdi. Hatta Tahirî ağabey Alman mağlubiyetinin Üstad’ın duasını kesmesinden sonra başladığını söylüyordu.’ Tabii ki tamamen hurafe olan bu sözlerin bizi ilgilendiren boyutu, içerdiği siyasi muhtevadır. Alman mağlubiyeti ne zaman başlamıştır? 1943’te Stalingrad kuşat-masının yarılmasıyla mı? 1944’te başlayan Normandiya çıkartmasıyla mı? Yoksa Kızıl Ordu’nun 16 Nisan 1945’te Berlin’i kuşatmasıyla mı? Badıllı’nın aktarımlarından bunu anlamak mümkün değil. Öte yandan burada mutlaka sorulması gereken bir soru daha var. ‘Üstad’ın duasını kesmesinden’ evvel acaba Nazi Almanya’sı, ‘çok acayip zulümlere” başlamamış mıydı? Ya da ‘masum çoluk çocuk demeden bombalarla imha’ etmiyor muydu?”

Ayşe Hür
03/01/2016 http://www.radikal.com.tr/

MÜTEREDDİD: Kararsız, teredüdde kalan, karar veremeyen, cesaretsiz

Yorum yapın

Daha fazla Biyografiler, Politika
“Her türden kişi putlaştırmasına tiksinti duyuyorum” Karl Marx

MARX’tan HAMBURG’daki W. BLOS’a Londra, 10 Kasım 1877. Bizler, her ikimiz de, tanınmışlığa zerrece önem vermeyiz. Bunun örneğin bir kanıtı,...

Kapat