Mutluluk Paradoksu – Ziyad Marar

Mutluluk bir arayışın sonunda ulaşacağımız bir yer değildir. Hem güvenlikten vazgeçme ve riskli alanlara yönelme, hem de riskten kaçma ve güvenliğe ulaşma durumudur. Mutluluk işte bundan dolayı bir paradoks içerir. Mutlu bir yaşam rüyası Platon?dan bu yana tüm filozofların ve günümüzde de terapistlerin zihnini hep meşgul etti. New Age kültlerinin ve Prozac kullanımının yükselişi Batı kültüründe mutluluk arayışının nasıl bir saplantı haline geldiğini göstermiyor mu? Mutluluk Paradoksu işte bu çağdaş saplantıyı inceliyor. Ziyad Marar bize aradığımız mutluluğun ulaşılmaz olduğunu ve onu arama çabalarımızın çoğunun boşa gittiği, hatta bunun benliğimizi tükettiğini anlatıyor. Bir tarafta maceraya atılma veya kendini ifade etme; diğer tarafta başkaları tarafından onaylanma ve benimsenme ihtiyaçları arasında kapana kısıldığımız için sürekli olarak şu veya bu ölçüde acı çekiyoruz. Kendimizi iyi hissetme, ama aynı zamanda iyi bir insan olma arasındaki çelişki benliğimizde bir yarık açıyor. Kendimizi özgür hissetmek için kuralları çiğnemek istiyoruz ama başkalarının bizi onaylaması için kurallara uymamız gerek. Ne onaylanma arzusundan vazgeçebiliyoruz, ne de özgürlük arayışından. Bu gerilimler Freud?un mutlu bir yaşamın iki yüzü olarak tanımladığı iş ve aşk yaşamına da nüfuz ediyor. Ziyad Marar birçok filozof, sosyolog, psikolog, şair, yazar ve film yönetmeninden, Freud, Tolstoy, Rousseau, Nietzsche, Neruda, Dickens, Adam Smith, Sartre, Marx, Engels, Shakespeare?den alıntılarla seküler bir kültür içinde yaşamına bir anlam kazandırmak isteyenlere yeni ufuklar açıyor ve bize geleneksel yollarla mutluluğu aramak yerine çağımızın temel paradokslarından biriyle yaşama cesaretini öneriyor. Londra?da yaşayan Ziyad Marar Sage Publications?ın baş editörü.
Tanıtım Yazısı

Serol Teber’in 20/08/2004 Tarihinde Radikal Gazetesi Kitap Eki’nde Yayınlanan Yazısı
Kedi amblemli Kitap Yayınevi’nden çıkan ‘Mutluluk Paradoksu’, bildiğimizi sandığımız ya da dilimizin ucunda olduğunu duyumsayıp da bir türlü söyleyemediğimiz pek çok şeyi, neredeyse Freud’un ‘serbest çağrışım’ yöntemine benzer şekilde, rahat ama adım adım sonuç almaya yönelik bir üslupla dile getiriyor.
Antikçağdan günümüze değin mutluluk üzerine yazılmış ya da anlatılagelmiş en önemli noktalar, insanı heyecanlandıran bir bilgi donanımıyla gözler önüne seriliyor. Mutsuzluğumuza tam da alışır gibi olduğumuz günlerde böylesine bir konunun böylesine bir üslupla yeniden gündeme gelmesi, insanın aklına Can Yücel’in “Bir sen eksiktin ay ışığı” dizesini getiriyor.
Kanımca anamızdan emdiğimiz sütün son mutluluk damlasını da burnumuzdan getireceği için okumadan vazgeçilemeyecek kitaplardan biri ‘Mutluluk Paradoksu’.
Kitabın çok zarif bir diyalektik salınım içinde sürekli sorduğu soru şu: Düşüncelerimizi, duygularımızı ve ilkelerimizi dayandıracağımız mutlak bir yargı mercii ya da norm sistemlerinin olmadığı kültür dünyasında, mutluluğu neye dayanarak (ve de güvenerek) tartışabiliriz?
Bu zarif diyalektik diyaloğa kendimizi (çok mutlu bir mutsuzluk içinde) kaptırdığımız zaman, değil mutluluğa ulaşmanın, ne menem bir şey olduğunu anlamanın bile olanaksız olduğunu anlıyoruz.
Fakat bu konuda ne yazar fazla bir ipucu verebiliyor bize, ne de biz (korkudan) sorgulamamızı biraz daha ileri götürebiliyoruz.
Ziyad Marar, çok ustaca bir söylemle, bağımsızlık, özgürlük ve onaylanma isteğinin birbirleriyle ilişkisini, birbirlerini bir yandan destekleyip öte yandan baltalamalarını ve çekilen bunca benzer acılardan sonra nerede ve ne zaman haz alınabileceğini, mutlu olunabileceğini sürekli sorguluyor. Ama en kritik noktalarda kendisi aradan çekilip yanıtı hep bize verdirmek istiyor.
Şiirsel mutluluk rotası
Doğada mutluluk diye bir ‘bölümün’, bir ‘yaşam diliminin’ bulunmadığını söyleyen Freud’un uyarıları kulağımdayken (Marar’ın uzun alıntılar yaptığı Thelma ve Louise filmi örneğini anımsayarak) soruyorum: Bir an da olsa mutlu olmanın (ya da olamamanın) ya da hiç olmazsa bunu denemenin, bari bu dünyadan tüymenin hazzını yaşayabilmenin tek seçeneği arabayı Grand Canyon’dan aşağı sürmek midir? Yoksa sonuna kadar mutlu yaşamak diye bir şey olmadığını bilmemize rağmen, bu olanağı bile kullanmadan, bir kerecik olsun denemeden hiçbir şey yapmamak mı?
Tolstoy’un en mutlu olduğu zaman dilimi, doksan yaşında olmasına rağmen evinden kaçıp sığındığı barakada tek başına yaşadığı son birkaç gün değil miydi? Hiç olmazsa o kendi yöntemiyle arabasını uçuruma sürmemiş miydi?
O zaman ne duruyoruz mu diyelim, ya da ‘takma kafana’ deyip ‘mükemmel denge’nin ölümcül sessizliği içinde yavaş yavaş oksijen moleküllerinin azalmasını, soluğumuzun kesilmesini mi bekleyelim?
‘Mutluluk Paradoksu’ bu tür düşünmeleri aşmaya yönelik bir girişim; ama sunduğu şiirsel mutluluk rotası (düşmanlar hep erkek olduğu için), sonunda, iki kadının birbirlerine sarılarak arabalarını uçuruma sürdüklerinde, uçurumun derinliği boyunca duydukları hazzın bile göz ardı edilmeyecek bir seçenek olduğunu düşündürüyor bize.
Burada insanın aklına Franz Kafka’nın otobiyografik nitelikteki ‘Yargı’ öyküsünde, ‘babanın’ verdiği yargıya uyan ‘oğul’un koşup kendini köprüden atarken, o kısacık zaman diliminde, hem otoritenin emrine uymamanın, hem de bu dünyadan ebediyen tüymenin keyfiyle boşalması geliyor.
Ziyad Marar’ın da vurguladığı gibi mutluluk her zaman siyasal bir konu oldu, mutluluğu arayanlar da hep potansiyel bir günahkâr ya da suçlu olarak tanımlandı. Ortaçağda mutlu değilim diyenler günahkâr diye yakıldı, Aydınlanma Çağı’nda ise akla inanmayan ‘zavallı deliler’ olarak psikiyatri kliniklerine kapatıldı.
Oysa şimdilerde artık bunlarla ilgilenmek gereksiz; bütün toplum psiko-farmokolojinin güvenli ellerine teslim edildi. Deli gömleği yerine kimyasal tişört ‘giyiyoruz’ ve bu sayede serbest piyasa ekonomimizi çok daha kışkırtıcı ve çekici buluyoruz.
Ama ister ‘mükemmel dengeler’ içinde kıvranalım, ister arabalarımızı uçuruma sürelim, Ziyad Marar’ın ‘Mutluluk Paradoksu’ yaşamamızın anlamını (ya da anlamsızlığını) bir kez daha sorgulamak ya da en azından üzerinde düşünmek için okunmadan geçilmeyecek kadar güzel bir kitap. Meraklısına önerilir.

Kitabın Künyesi
Mutluluk Paradoksu
Ziyad Marar
Kitap Yayınevi / Edebiyat Dizisi
Çeviren: Serpil Çağlayan
194 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Derleme, İnceleme
Küresel Krizin Anatomisi – Hayri Kozanoğlu

?Küresel Krizin Anatomisi?, Hayri Kozanoğlu?nun BirGün gazetesinde yayımlanan köşe yazılarını bir araya getiriyor. Kitabın ?Sunuş? kısmında, küresel krizin genel bir...

Kapat