Nazım Hikmet ‘in Tavşan Hikayesi

Zaman zaman zararsız mahkûmlar hapisten jandarma eşliğinde çıkarılarak devletin inşaat, yol, temizlik gibi işlerinde çalıştırılır. Babam da, Nâzım Hikmet de bu şekilde dışarı çıkar, hem çalışır hem de hapishane ortamından uzaklaşmış olurlardı. Böyle günlerden bir gün babam küçük bir çocuğun elinde tavşan yavrusu tuttuğunu görmüş. Çocuk satmak istiyor fakat diğer mahkûmlar sadece oynuyor, alıcı olmuyorlar. Babam elli kuruşa tavşanı satın alır. Hapishaneye getirir. Nâzım Hikmet’in yanına kadar sokulur. Hayvanı fark eden Nâzım Hikmet onu elinden kapar. Yavruyu koynuna sokar, öper, sorular sorarak koğuş koğuş dolaşmaya başlar.

Sonunda hayvanı bir kutuya yerleştirip önüne süt, yonca, su koyar. Hayvan bunları yemeyince üzülür. Nâzım Hikmet’in bu coşkulu davranışı diğer mahkûmları güldürür. Bu arada adını “Mercan” koyar. Sonra tavşan yavrusunun erkek mi, dişi mi olduğunu merak eder. Bu işten anlayanları bulup getirtir, sonunda hayvanın erkek olduğu meydana çıkar. Bu seferde “Buna karı lazım,” diyerek başka bir mahkûma fikir sorar. O da, “İlahi üstadım. Elimde olsa karıyı kendime bulurdum ilkönce,” diye cevap verir.
Gel zaman git zaman Mercan büyür, Piraye Hanım Bursa’ya bir gelişinde tavşanı alıp götürür.

Piraye Hanım ve tavşan Mercan, 1945

Orhan Kemal / Sessizlerin Sesi – Işık Öğütçü

Not: Orhan Kemal ‘in biyografisi hakkında bilinmeyenleri öğrenmek istiyorsanız bu kitabı almanızı öneririz.

Yorum yapın

Daha fazla Anlatı
Orhan Kemal ‘in şiir yazmayı bırakmasında Nazım Hikmet ‘in belirleyici rolü

Hayatın tesadüfü müdür, bir sanatçının yıldızının parladığı ânın gelmesi midir, kader dediğimiz alınyazısının yazıldığı gün müdür bilinmez, tarihler 5 Aralık...

Kapat