Orhan Kemal, “Burdan çıkarken önce beni çiğne, öyle git.” Nazım Hikmet

Kitaplarında yer almayan başka bir anıyı da anlatmak isterim:
Babam, hapishane dışına çalışmaya çıktığı bir gün ne olmuşsa olmuş bir olaya kafası bozulmuş. Bu ruh haliyle çalıştığı mıntıkada ne kadar meyhane varsa hepsine girmiş, körkütük sarhoş oluncaya kadar içmiş. Bu içme faslı akşama kadar sürmüş. Artık ayakta duracak halde değil. Arkadaşları iş dönüşünde karga tulumba sırtta taşıyarak 52. koğuşa getirip yatağına yatırmışlar. Nâzım Hikmet bu durumu görünce başlamış babama kızmaya.

“Sen geleceğin çok büyük bir sanatçısı olacaksın, çok iyi yazıyorsun, çalışman gerekirken kendini içkiyle mahvediyorsun. Bu böyle devam edemez, bir gün tükenirsin, yok olur gidersin,” diyerek çeşitli nasihatlerde bulunmuş. O sırada babam ayılır gibi olmuş, bakmış Nâzım Hikmet sürekli konuşuyor, akıl veriyor, ne yapması gerektiğini anlatıyor. Birden patlamış, “Yeter yahu vır vır vır. Bıktım senin papaz nasihatlerinden, ben buradan gidiyorum,” demiş. Yalpalaya yalpalaya yastığını, yorganını ve döşeğini sırtına vurmuş, tam koğuştan çıkacakken Nâzım Hikmet önünü kesip koğuş kapısının eşiğine yere uzanmış, “Burdan çıkarken önce beni çiğne, öyle git,” demiş. Sanıyorum babam o sırada tamamen ayılmış, çünkü ne yaptığının farkına varmış. Burayı kendisinden duyduğum şekliyle aktarmak isterim: “Koca Nâzım Hikmet’i orda öyle görünce onu çiğneyip gidemezdim. Geri döndüm, yastığı, yorganı, döşeği divanın üzerine bıraktım. Onun nasihatlerini tutmak, ona layık olmak için iki kat daha fazla çalışmaya başladım.”

Orhan Kemal / Sessizlerin Sesi – Işık Öğütçü

Not: Orhan Kemal ‘in biyografisi hakkında bilinmeyenleri öğrenmek istiyorsanız bu kitabı almanızı öneririz.

Yorum yapın

Daha fazla Anlatı
Turgut Uyar ile Mario Levi tanışması “Benim için Zeus gibi bir insan”

- Evet, babamla arası iyiydi, görüşürlerdi. Mario Levi’nin babamla tanışma hikâyesi de çok hoştur. Mario Levi üniversitede ya da lisede...

Kapat