Yıldızlara Bakan, Altın Saçlı Küçük Bir Prens

Antoine De Saint-Exupéry’nin 1943 yılında okurlara kazandırdığı Küçük Prens 2015 yılında sinema ekranlarında karşımıza çıkmaya hazırlanıyor. Yazarın kendi sulu boya resimleriyle süslediği bu büyülü kitaptan bir film yaratmanın zorluğu, okurların merakı ve sabırsızlığıyla doğru orantılı olarak artar elbette. Öyle ki kitaba büyüsünü katan her detay yönetmenin omzuna daha ağır bir sorumluluk yükler.

Her ne kadar yazarın sulu boya resimleri, okura Küçük Prens ve dünyası hakkında bir fikir verse de okur zihninde Küçük Prens’in büyülü dünyası farklı renklere ve şekillere bürünür. Edebiyat metinlerinden uyarlanan filmlerde görülen bu temel zorluk, Küçük Prens için çok daha hissedilir olacaktır. Çeşitli opera ve bale gösterimlerine konu olan, film ve tiyatro oyunu olarak birçok kez uyarlanan hikaye 2015 yılında üç boyutlu bir filmle büyük kitleleri tekrar salonlara davet edecek. Vizyon haberleri vesilesiyle aklımıza yeniden düşen Küçük Prens bu yazının misafiri.

Sayfalara düşen bir kaçış öyküsüdür Küçük Prens’in hikayesi. Yabanıl bir kuş sürüsünün peşinden giden prensin kaçtığı ise içindeki çaresizlik duygusudur. Sadece çok sevmeyi başaran insanların içine yerleşebilecek bir duygu çaresizlik. Sevdiği için ne yapacağını bilememe veya bilse de yapamama çaresizliğidir hissedilen. Küçük Prens, küçük kırmızı çiçeği için düşer yollara ve bilir ki çaresi yollardadır. Küçük Prens’in küçük dünyası sayfalara sığmaz. Küçücük bir gezegeni, küçük bir koyunu ve çok sevdiği küçük bir çiçeği vardır ancak sözcükler yetmez her hissedileni anlatmaya. Küçük Prens‘teki anlatıcı, okura karşı mahcuptur. Sözcüklerin yetmediği yerde minik dostunu anlatmak için çizgilerden yardım bekler. İyi olduğuna bir türlü inanmadığı çizim yeteneğiyle Küçük Prens’i, çiçeği ve gezegeni bize resmetmeye çalışır. Anlatıcının elinde kalem, hissettiği çaresizlik, Küçük Prens’in çiçeği için duyumsadığı çaresizlikten farklı değildir. Sevilen kişiye ulaşamama, sevgiyi ifade edememe çaresizliğinde anlatıcının çaresi sözcüklerde, Küçük Prens’inki çizgilerdedir.

Küçük Prens’in dünyasında çizgiler adeta ses kazanır, vücuda bürünür. Boş bir kutudan, beyaz bir koyun çıkar. Küçük Prens’in küçük gezegenine yetecek kadar küçük, Prens’in kırmızı çiçeğine olan sevgisi kadar masum bir koyun. Büyüklerin dünyasından uzakta kalmayı seçen prensin öncelikli işi çiçeğini yaşatmaktır. Her zaman yapacak önemli işleri olduğu için hiç günbatımı izlememiş, çiçek koklamamış, yıldız seyretmemiş büyüklere kıyasla ne kadar da narindir Küçük Prens ve dünyası nasıl da pırıl pırıldır. Küçük Prens’in yüreğindeki korku, çiçeğini kaybetme korkusudur çünkü her ne kadar masum olsa da koyun, hayatta kalabilmesi için belki bir ot belki de bir çiçek yemek zorundadır.

Aslında sevmek en çok korkuyla bir aradadır. Belki de bu yüzden birisini sevince karnı ağrır insanın, yüzü kasılır, nefesi kesilir. Küçük Prens sevgisinin karşısında iyice küçülür. Küçüldükçe daha çok yaklaşır yıldızlara. Ölüm, Küçük Prens’in sevgisinin saflığı karşısında sessizliğe bürünür. Anlatıcı, Prens’in ölümünü yazamaz, sözcükler akmaz kaleminden.

Ayak bileğinin yanında sarı bir parıltı ortaya çıktı. Bir an hareketsiz kaldı. Bağırmadı. Bir ağaç gibi yavaşça devrildi. Kumların üstüne düştüğü için gürültü bile çıkarmadı.

Anlatıcı Küçük Prens’in öyküsünü bitirmez. Prens’in düştüğü yerde kalmadığını, bir yıldız tozu gibi uçup gittiğini yazar. Kırmızı çiçeğe ne olmuştur, koyun karnını nasıl doyurmuştur hiç öğrenemeyiz. Bu hikayede anlatılan, eylemlerden çok duygular, olanlardan çok hissedilenlerdir. Küçük Prens nereye uçup gitmiştir bilinmez. O yüzden her yerde, her çiçeğin kırmızısında, her altın saçlı çocuğun saçının sarısındadır. Onun çiçeğe olan sevgisini anlayanlar için parıldamaktadır hâlâ yıldızlar. Hâlâ yürürken geceleri yıldızları görmeyenler, gün batımını izlemeyenler, çiçekleri ezenler var bizim gezegende. Başka gezegenlerde aramamız gereken, Küçük Prens’in sevgisinin yaşatılabilmesi için cam fanuslara ihtiyaç duyulmayan bir hayat olmalıdır belki de.

Yasemin Yılmaz
21.12.2014, http://www.yalnizlarmektebi.com/

Yorum yapın

Daha fazla Çocuk Kitapları, Makaleler, Sinema
Bitmeyen bir şarkı: Bobby Sands “Evet, bizim de günümüz gelecek!”

Bobby Sands ve yoldaşları, dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca insana ilham veren bir direnişin simgesidir artık: “Evet, bizim de günümüz...

Kapat