Orhan Kemal ‘in şiir yazmayı bırakmasında Nazım Hikmet ‘in belirleyici rolü

Hayatın tesadüfü müdür, bir sanatçının yıldızının parladığı ânın gelmesi midir, kader dediğimiz alınyazısının yazıldığı gün müdür bilinmez, tarihler 5 Aralık 1940 Perşembe gününü gösterdiğinde Nâzım Hikmet Çankırı Cezaevi’nden, sağlık nedeniyle Bursa Cezaevi’ne nakledilmiştir.

Orhan Kemal, Nâzım Hikmet’le hapishane dostluğunu Nâzım Hikmet’le 3,5 Yıl kitabında çok sevecen, insani boyutlarıyla anlatır. İlk karşılaşmalarında Nâzım Hikmet elini uzatarak kendini, “Ben Nâzım Hikmet,” diye tanıtır. Yalnız kalmayı sevmediği için babamla birlikte 52. koğuşta karşılıklı ranzalarda kalmaya başlarlar. Ortak arkadaşları, Raşit’in şiir yazdığını söyler. Şiirlerini dinlemek isteyen Nâzım Hikmet, ilk şiirin sonunda “Yeter kardeşim, yeter,” der. Raşit İkinciyi okur, “Berbat,” der. Bir başka şiirini okur, “Rezalet,” tepkisini alır. Artık iyice ümidi kırılan babam son bir gayretle bir şiirini daha okur, Nâzım Hikmet, “Peki kardeşim, bütün bu laf ebeliklerine, hokkabazlıklara, affedin tabirimi, ne lüzum var? Samimiyetle duymadığınız şeyleri niçin yazıyorsunuz? Bakın, aklı başında bir insansınız. Duyduklarınızı, hiçbir zaman duyamayacağınız tarzda yazıp komikleştirmeme kendi kendinize iftira ettiğinizin farkında değil misiniz?” Bu eleştiriler karşısında babamın morali bozulur, şiir yazmamaya karar verir.

Burada Nâzım Hikmet’in beğenmediği şiirlerinden örnek vermek istiyorum.

KIZIMA
Bir parçacık et gibi dünyaya gelen kızım,
Yaşamışsın, ölmüşsün ne kadar kayıtsızım.
Çünkü baban bilir ki ölmek de yaşamaktır,
Bu ilahi eserde kopup parçalanmaktır.
Ben sana bu sahnede acıklı bir rol verdim.
Ve *kızım al çöz…” diye bir kördüğüm gösterdim.
Nasıl çözerim diye yüzüme bakma yavrum,
Ben de her aktör gibi bu sırrı bilmiyorum.
Sen gelmesen babanın günahı daha azdı,
Şayet varsa o melek bir sayfa daha yazdı.
Çünkü baban bu türlü günahı çok severdi.
Yaradan seni bana zaten o yüzden verdi.
Onun için korkma kızım sen mutlaka yaşarsın,
Merak edip geldiğin bu yolları aşarsın.
Hem bil ki yaşayanlar günahı sevenlerdir,
Her gün biten yaprağı çevirebilenlerdir.
10 Mayıs 1940, Bursa

BİR CEVAP
Kim sakladı kalbinde ebediyen bu kuşu,
Kim tırmandı sonuna kadar bu dik yokuşu?
Ezellerden uzayıp ebetlere gidiyor,
Ey yolcu, senin gibi ben neler gördüm, diyor.
Bir gün sende kalbimin kapısını açarak,
Yıllardır sakladığın kuşunu alacaksın..
Amma o gün hayatın manasını anlayıp,
Kafanı taştan taşa vurup ağlayacaksın.
4 Haziran 1940, Bursa

Orhan Kemal / Sessizlerin Sesi – Işık Öğütçü

Not: Orhan Kemal ‘in biyografisi hakkında bilinmeyenleri öğrenmek istiyorsanız bu kitabı almanızı öneririz.

Yorum yapın

Daha fazla Anlatı
Oktay Akbal’a Mektuplar

Akbal’a arkadaşı, dostu, tanıdığı 40 yazarın gönderdiği ve 70 yıllık bir dönemi yansıtan 138 mektup yer alıyor Oktay Akbal’a Mektuplar’da....

Kapat