Öğretmenlik ve Kutsallık – Özcan Yolcu

“Dünyada her şeye değer biçilebilir, ama öğretmenin eserine değer biçilemez. Çünkü, onun eseri her şeydir ve hem de hiçbir şeydir”. Sokrates
Meslekler üzerine çeşitli klişe ifadeleri sıkça duyarız. En yaygın olanlarından biri de öğretmenlik için söylenen “kutsal” bir meslek olduğudur. Peki öğretmenlik bu kutsallığın neresinde? Öğretmenler için kutsanmak yeterli midir?

Öncelikle bilinmelidir ki kutsallık erişilmeyenin, sorgulanmayanın üzerine giydirilen en önemli kılıflardan biridir. Bu kılıf, kutsalı daha bir korunaklı yapar; çünkü sorgulanmayan şey kutsallık kılıfıyla zihinde yerini git gide sağlamlaştırır. Sorgulamadıklarımız arttıkça sınırlar da artar ve zihnimiz, duvarı andıran sınırlarla kaplanır. Zihni sınırlanan kişi özgür düşünceler üretemez. Özgür düşünemeyen kişi ise bireysel olarak kendini özgür kılamaz; çünkü zihindeki kalıplar ona yön verir. Bu noktada kutsallaştırdıklarımız “biz”im önümüze geçerler. Öğretmenlik ise açık ve özgür bir zihni gerektirir. Onlarca öğrencinin hayatına yön veren öğretmenler, öğrencilerini de kalıplar içine sıkıştırmamalıdırlar. Eğer bir öğrenci için-özellikle ilk yıllarda- en önemli modelin öğretmenler olduğunu düşünecek olursak bir öğretmen için açık ve özgür zihnin gerekliliğini daha iyi kavrarız.

Halkın belki de öğretmene verilen değeri anlatmak için (yanlış da olsa) kullandığı bu klişe ifade devlet adamlarının dillerinde kuru bir ifadeden öteye gidememektedir. Devlet adamlarının ekranlar karşısında öğretmenliğin en temel meslek olduğunu ve bu bakımdan çok ciddi bir değer taşıdığını ifade etmeleri yaraları sarmaya yetmez. Aynı devlet adamları ekranların gerisinde nasıl daha az öğretmen alımı yapılabileceğini, öğretmenlerin tam bir emek sömürüsü olan ücretli öğretmenliğe(ücretli köleliğe) nasıl zorlanabileceklerini ve bu sayede kendi giderlerini nasıl azaltabileceklerini düşünürler. Onlar bunu düşünürken o değeri ölçülemeyen öğretmenlik mesleği acılar içinde kıvranmaktadır fakat hiç bir “kutsal” bu duruma düşmez.

Dünyanın hiç bir ülkesinde bu kadar yüceltilip bu kadar değersizleştirilen bir meslek yoktur! Bir sürü sınavı atlatarak bu noktalara gelen öğretmenler şimdi de bir başka sınavla boğuşmaktadırlar. Öğretmenlere çözümü sunmak yerine çözümsüzlüğü dayatan bu sınavdan dolayı okullarından büyük bir hevesle mezun olan genç öğretmenlerin atanamadıkları yıllar süresince tüm hevesleri kaybolmaktadır. Bu süre zarfında kendi alanına yabancılaşan öğretmenler, birer “KPSS yarış atı” na dönüştü(rüldük)klerinden dolayı atandıkları zaman dahi bekleneni bir türlü verememektedirler. Eğitimin cehalete karşı bir kılıç, aydınlanmaya karşı bir fener olduğu düşünülürse alanına yabancılaşan öğretmenlerin veriminin önemi kat be kat artacaktır.

Devlet adamlarının yaklaşımı öğretmenliği ticarileştirmekten başka bir işe yaramamaktadır. Hayatımız için bu kadar kilit rol oynayan bir meslek ekonomi politikalarına , kar-zarar ilişkilerine indirgenemeyecek kadar önemlidir! İşte tam da bu noktada devlet adamları ya ekranlarda kutsadıkları bu mesleğe gereken önemi verirler ya da sahte sözlerine bir son verirler. Öğretmenlik kutsal değil bilimsel bir meslektir ve atama bekleyen binlerce öğretmen kuru sözler değil hakkı olan atanmayı beklemektedir!

Özcan YOLCU

insanokur.org Yayın Kurulu’nun üzüntü verici notu:
“5 Haziran 2007 yılında Nurcan Uca adlı resim iş öğretmeninin hayatına son vermesiyle başlayan intiharlar zinciri, 5 Nisan 2012 tarihinde biri Trabzon’da, diğeri Diyarbakır’da olmak üzere 2 ataması yapılmayan öğretmenin intiharıyla devam etmiştir. Biyoloji Öğretmeni Hilal Uzunkaya, Trabzon’da yaşadığı apartmanın 8’inci katından atladı ve olay yerinde hayatını kaybetti. Diyarbakır’da ise merkeze bağlı İncehıdır Köyünde Mustafa Kaya, kravatıyla kendini tavana asarak intihar etti. 5 Haziran 2007 tarihinden, günümüze kadar olan süreçte hayatında son veren öğretmen sayısı 30’a yaklaşmıştır.”

Öğretmenlik ve Kutsallık – Özcan Yolcu” üzerine 2 yorum

  1. Sevgili insanokur.org Yayın Kurulu yazıma yaptığınız katkıdan dolayı teşekkür ederim.Çok bütünleyici olmuş.

  2. Öğretmenlerimizin Durumu Bundan Daha Kapsamlı Biçimde Açıklanamazdı..
    Tüm Öğretmenlerimize SAYGIYLA..
    Emekleri İçin…

Yorum yapın

Daha fazla Eğitim, Makaleler
Nazım Hikmet ve Sanat

Cezaevi denetimine Adalet Bakanlığı'ndan bir müfettiş gelir. Bir kaç gün denetim yaptıktan sonra müdüre: "- Nazım da buradaymış, çağır da...

Kapat