“Ölüm gelecek ve senin gözlerinle bakacak”

Verimli bir yazar olarak kısacık ömrüne ?Yaşama Uğraş?ı adıyla yayımlanan günlüğünün dışında ?Senin Köylerin?, ?Tepedeki Ev?, ?Yoldaş?, ?Güzel Yaz?, ?Ay ve Şenlik Ateşleri?, ?Yalnız Kadınlar Arasında?, ?Ağustosta Tatil, ?Leuko İle Söyleşiler? adlı kitaplarını ve şiirlerini sığdırmış olan Cesare Pavese?nin ölümünün ardından 64 yıl geçti.

Torino’nun Santa Stefano Belbo köyünde, 9 Eylül 1908?de doğan Cesare Pavese, Torino Üniversitesi’nde edebiyat okur. İngiliz ve Amerikan edebiyatına duyduğu ilgi nedeniyle bitirme tezini Walt Whitman şiirleri üzerine yazar. Öğrenimini bitirdikten sonra Liceo d’Azaglio’da edebiyat ve dil dersleri verir.Bu dönemde İngiliz ve Amerikan yazarları ile ilgili yazılarını La Cultura dergisinde yayınlar. Daha sonra bir arkadaşının kurduğu Einaudi Yayınevi’nde çalışmaya başlayan Pavese, 1935’te faşizm karşıtı çalışmaları nedeniyle tutuklanır, Brancaleone Hapishanesi’nde geçirdiği bir yılından esinlenerek Carcera (Hapis) romanını kaleme alır. 1950’de ?Yalnız Kadınlar Arasında? romanı ile İtalya’nın önemli edebiyat ödüllerinden Strega Ödülü’ne layık görülür, edebi kariyerinin zirvesinde olmasına rağmen özel hayatı ve en önemlisi iç dünyası karışıktır. 27 Ağustos 1950?de Torino’daki bir otel odasında günlükleri dışında bütün özel kağıtlarını yok edip, yaşamına son verir.

42 yaşında intihar eden Pavese, verimli bir yazar olarak kısacık ömrüne ?Yaşama Uğraş?ı adıyla yayımlanan günlüğünün dışında ?Senin Köylerin?, ?Tepedeki Ev?, ?Yoldaş?, ?Güzel Yaz?, ?Ay ve Şenlik Ateşleri?, ?Yalnız Kadınlar Arasında?, ?Ağustosta Tatil, ?Leuko İle Söyleşiler? adlı kitaplarını ve şiirlerini sığdırmış. Muazzam bir betimleme yeteneğine sahip olan yazar, eserlerinde her daim umutsuzdur ve mutsuzluğa, yalnızlığa saplantılı bir portre çizer. ?Toprağa, sulara vuran pırıl pırıl güneşiyle Roma?yı hatırlatan ılık bir sabah. Şimdiye kadar hiç böyle bir yıl başlangıcı görmedim. Önümüzde korkunç bir yıl mı var acaba?? diyerek mutlu olma ihtimallerinden bile işkillenir durur.

Cevat Çapan?ın çevirisiyle belleğimizde yer edinen ve ?Ölüm gelecek ve senin gözlerinle bakacak ? / sabahtan akşama dek, uykusuz, / sağır, eski bir pişmanlık / ya da anlamsız bir ayıp gibi / ardını bırakmayan bu ölüm.? dizeleriyle başlayan ?Ölüm Gelecek ve Senin Gözlerinle Bakacak? şiiriyle, Tezer Özlü?nün ?Yaşamın Ucuna Yolculuk? adlı anlatısıyla, ?Yaşama Uğraşı? başlığıyla yayımlanan günlüklerindeki yazılarıyla daha bir içselleştirdiğimiz Pavese, iliklerinde duyduğu acıyı yazdığı satırlara, dizelere aktarır; ?Yalnız kalmamak için bütün gece aynaya bakan?, kalabalıklar arasındaki yalnızlığını umutsuzluk içinde anlatan, ömrü boyunca intihar düşleri kuran, karamsar Pavese; kendi kendisine bile açık yüreklilikle ?Açık konuşalım. Cesare Pavese karşına çıksa, seninle konuşsa, seninle dostluk kurmaya kalksa, onu çekilmez bir insan bulmayacağından emin misin?? diye sorar.

83 Eylül?ünün 9. gününde, doğum gününde, kendisiyle aynı gün doğmuş Pavese?ye doğru yaptığı yolcululuğunu anlattığı, ?Yaşamın Ucuna Yolculuk? adlı anlatısıyla gönüllere taht kuran Tezer Özlü; bu anlatısında sıradan bir yolculukta değildir, bir intiharın izini sürer. Pavese?nin mezarına gider, mezarı başında onunla konuşur. Onun bir romanının kahramanı Nuto?yu bulur Torino?da, onun geçtiği sokakları dolaşır. Zamanı hiçe sayarak heyecanla okura Pavese tutkusundan bahseder. “On üç yaşımda derin bir susamışlıkla Dostoyevski ve Gogol’ü okumaya başladığım çocukluğumu anımsıyorum. Rus yazınından sonra karşılaştığım Goethe ve Schiller’de, aynı doyumu hiçbir zaman bulamadım. Hölderlin’e Rilke’ye hayran kaldım. Sonra Kafka’nın dünyasının sonsuz boyutlarıyla karşılaştım. Ama susuzluğumu asıl gideren, istediğimi bütünleyen, babasının ve Cesare Pavese’nin kitapları oldu.”

Pavese’nin intihar ettiği otel odasına giden Tezer Özlü, onun intihar etmeden önceki ruh halini anlamaya çalışır. Yaşam ile ölüm arasındaki ince çizgide durarak Pavese üzerinden mutsuzluk ve yalnızlık hisleriyle boğuşur durur. “Ve korku, korku ile örülmüş kent, Otel Roma’nın üçüncü katında bitiyor. O kata, bugünde, onun ölmeye çıktığı asansör çalışıyor. Asansörden inince, koridorun hiç ışık sızmayan uzantısında, o odaya varılıyor. Kapıyı açıyorsun. Geniş odanın içindeki gizi, intihar odası, aynı karyola bekliyor. Onun intiharını yaşamak için mi bu koridordasın. Aynı asansörle inip çıkıyorsun.?

Son ve hatta belki de tek sığınağı ölüm olan Pavese?nin “Ve yaşam yalnız rüzgâr, yalnız gökyüzü, yalnız yapraklar ve yalnız hiç değil mi?” sorusunu sorup bizi zihnimizi yoran düşüncelerle bırakarak çekip gitmesinin ardından 64 sene geçmiş. Ben bu sorunun olası cevaplarını hâlâ düşünüp duruyorum. Ne de olsa hepimiz bir gün ?O derin burgaca ineceğiz sessizce.?

Öznur Özkaya
http://ilerihaber.org/, 27-08-2014

Yorum yapın

Daha fazla Biyografiler
Julio F. Cortazar yüz yaşında!

26 Ağustos 1914?te doğan Julio Florencio Cortazar, 70?li yıllarda gerçekleşen ?Latin Amerika Boom?u, (patlaması) içerisindeki en önemli isimlerden biridir. Latin...

Kapat