Para ve Dünya Kültürü – Karl Marx

Paranın Çarpıtıcı Gücü
İnsanın duyguları, tutkuları, vb. [daha dar]* anlamda] yalnızca insanbilimsel görüngüler değil de (doğa) varlığının varlıkbilimsel (ontoloğical) olumlanması iseler, ve ancak nes­neleri onlar için duyusal (sensual) bir nesne olarak varoldu­ğu için gerçekten olumlanıyorlarsa, bellidir ki:
Kesinlikle yalnızca bir olumlanma tarzı (mode) ol­mazlar, ama daha çok, onların varlığının, yaşamının belirli karakteri, olumlanmalarının belirli tarzıyla biçimlendirilir. Nesnenin onlar için varolduğu biçim, onların doyumunun karakteristik tarzıdır.

Duyumsal (sensuous) olumlama, her ne zaman, ken­di bağımsız biçimiyle (nesnenin yenmesi, içilmesi, yapılması vb. ile) nesnenin doğrudan doğruya ortadan kaldırılması (ali nulment) ise, bu, nesnenin olumlanmasıdır.

3) İnsan, ve dolayısıyla duygusu, vb. de, insani oldukça, nesnenin başka bir nesneyle olumlanması da insanın kendi özdoyumudur (gratification).
Yalnız gelişmiş sanayi (yani, özel mülkiyet ortamı) iledir ki insani tutkunun varlıkbilimsel özü, bütünlüğü ve de insaniliği ile varolur; insan biliminin kendisi, bundan ötürü, insanın kendi öz pratik etkinliğinin bir ürünüdür.

Özel mülkiyetin anlamı ?yabancılaşmasından ayrı olarak? insan için temel nesnelerin, hem zevk nesneleri hem de etkinlik nesneleri olarak, varlığıdır.

Herşeyi satmalma özelliği olmasıyla, bütün nesneleri edinilebilir kılma özelliği olmasıyla para, üstün sahip olma nesnesidir. Özelliğinin evrenselliği, varlığının sınırsız gücü­dür. Bundan ötürü sınırsız güçlü sayılır…. Para, insanın ge­reksinimi ile nesne arasında, insanın yaşamı ile yaşama araçları arasında pezevenktir. Ama kendi yaşamım ile aramı bulan şey, başka insanların varlığı ile de aramı bulur. Para, benim için, başka kişidir.

Ey insanoğlu! Kuralı bozma! Ellerin ayakların Ve başın kıçın, hepsi senin de Yaşam tatlıyken satın aldığımız şey mi Bizim olmayacakmış?
Diyelim altı aygır beslemeye param yetiyor,
Onların gücü benim özelliğim değil mi?
Ben, gösterişçi mal sahibi, çılgınca koşar geçerim,
Onların bacakları benimmiş gibi.”
Goethe: Faust (Mephistopheles)**

Atinalı Timon’da Shakespeare:
“Altın mı? San, parlak, değerli altın mı? Hayır, Tanrılar,
Kendimi aylaklığa adamadım ben!
Onun şuncası karayı ak, çirkini güzel, yanlışı doğru,
Alçağı soylu, yaşlıyı genç, korkağı yiğit eder.
… neden bu?

Papazlarınızı da koparır sizden uşaklarınızı da. Babayiğitleri umarsız bıraktırır. Bu sarı köle,
İnançlar getirir ve inançlar götürür, lanetliyi kutsar; Azmış cüzamı tapılası kılar; oturtur hırsızları Senatörlerle yanyana, şan ve saygınlık verip: Bu odur ki Geçkin dulu yeniden gelin eder; Miskinhanede etleri dökülmüş olsa da, Aptallar için yemden albeniler. Yeter, ey lanetli maden, Ulusları birbirine düşüren, Sen, insanlığın ortak orospusu!

Ve daha sonra:

“Seni gidi sevimli kral katili, onmaz ayrılık Babayla öz oğul arasında! Sen kurnazca eden Hymen’in tertemiz yatağına! Sen yiğit Mars! Sen hep genç, taze, sevilen ve nazlı yar, Yüzün kızarsa erir
Diana*mn eteğindeki kutsal kar! Sen, görünür Tanrı! Kaynaştırıp Öpüştürürsün bütün olanaksızlıkları, Her dilde konuşursun. Her amaçla! Ey gönüllerin denek taşı! Tut ki kölelerin başkaldırmış. Erdeminle Öyle düşür ki onları birbirine, dünya Hayvanlar dünyası olsun!”***

Shakespeare paranın doğasını yetkinlikle betimliyo|i Onu anlamak için, önce, Goethe’den alman parçayı yorumla­yalım.

Benim için para aracılığıyla, olan şey ?karşılığını ödeyebileceğim şey (yani, paranın satın alabileceği şey)? benim kendimdir, paranın sahibidir..Para gücünün büyüklüğü, be­nim gücümün büyüklüğüdür. Paranın özellikleri benim ? para sahibi olarak benim? özelliklerim ve özsel güçlerimdili Nitekim, benim ne olduğumu ve neye yetenekli olduğumu benim bireyselliğim belirler. Çirkinim, ama kadınların en güze­lini kendim için satın alabilirim. Bundan ötürü çirkin deği-vlim; çünkü çirkinliğin etkisi ?itici, uzaklaştırıcı gücü? pa­rayla ortadan kaldırılır. Ben, bireysel karakteristiklerime göre, topalım, ama para beni yirmidört ayakla donatır. Topal değilimdir. Kötü, onursuz, vicdansız, aptalım; ama para ve dolayısıyla sahibi onurlandırılır. Para en yüce iyidir, dolayı­sıyla sahibi iyidir. Üstelik, para beni onursuz olmanın sıkın­tısından kurtarır. Bundan ötürü onurluyumdur. Beyinsizim, ama para herşeyin gerçek beynidir. Öyleyse, sahibi nasıl be-I yinsiz olabilir? Ayrıca, para sahibi kendisi için zeki insanlar satın alabilir, ve zeki kişi üzerinde gücü olan**** kişi, zekiden daha zeki değil midir? Para sayesinde insanların yapmaya can attıkları herşeyi yapabilen ben, bütün insani yeteneklere sahip değil miyim? Bundan ötürü, param, bütün yeteneksiz­liklerimi kendi karşıtlarına dönüştürmez mi?

Para beni insani yaşama bağlayan, toplumu bana bağla­yan, beni doğaya ve insana bağlayan bağ ise, para bütün bağların bağı değil midir? Bütün düğümleri çözemez ve ata­maz mı? Onun için de evrensel ayırma aracı değil midir? Gerçekten ayıran para, gerçek bağlama aracı da ?toplumun […]***** kimyasal gücü de? değil midir?

Shakespeare özellikle paranın iki özelliğini vurguluyor:
1) Para, görünür tanrısallıktır (divinity) insani ve doğal bütün özelliklerin kendi karşıtlarına dönüştürülmesi, şeylerin evrensel bozulması ve çarpıtılmasıdır: olanaksızlıklar parayla birbirine lehimlenir.
2) Para ortak fahişedir, halkın ve ulusların ortak pezevengidir.
İnsani ve doğal bütün niteliklerin çarpıtılması ve bozulması, olanaksızlıkların kardeşleştirilmesi (fraternisation) ? paranm tanrısal gücü? insanın sapmış, yabancılaştıran ve kendi kendini kandıran tür-doğası {species-nature) olarak paranın kendi karakter indedir. Para, insan soyunun yaban­cılaşmış yeteneğidir.

Bir insan olarak yapamadığım, dolayısıyla bireysel ve öz-sel bütün güçlerimin yapmaya yetmediği şeyi para ile yapa­bilirim. Para böylece bu güçlerin her birini kendisi olmayan bir şeye döndürür; yani, her birini kendi karşıtına döndürür.

Belirli bir şey yemek ya da yaya gitmeye gücüm yetmedi­ği için posta arabasına binmek istiyorsam, para o yiyeceği ve posta arabasmı ayağıma getirir: demek ki, benim isteklerimi imgelem alanındaki bir şeyden değiştirir; düşünülmüş, imge­lenmiş ve arzulanmış varlığından duyumsal, gerçek varlığı­na çevirir; imgelemden yaşama, imgelenmiş varlıktan gerçek varlığa çevirir. Bu aracılığı yaparken [para] gerçekten yaratı­cı güçtür.

Kuşkusuz, parası olmayan bir kimsenin de para istemi vardır, ama onun istemi benim için, bir üçüncü kişi için, [başkaları] için etkisi ya da varlığı olmaksızın yalnız imge gücünde bulunan bir şeydir ve bundan ötürü de benim için gerçeksiz {unreal) ve nesnesiz kalır. Paraya dayanan etkili istem ile benim gereksinimime, tutkuma, dileğime, vb. dayanan etkisiz istem arasındaki fark, olmak ile dü­şünmek, yalnızca bende varolan düşünce ile benim dışım­da gerçek ve nesne olarak varolan düşünce arasındaki farktır.

Yolculuk için param yoksa, yolculuğa hiçbir gereksini­mim ?yani, gerçek ve gerçekleştirilebilir hiçbir gereksini­mim? yoktur. Yapacak işim var da o iş için param yoksa, hiçbir işim ?yani, etkili, gerçek hiçbir işim? yoktur. Öte yandan, yapacak hiçbir işim gerçekten yoksa, ama iş için is­teğim ve param varsa, param için etkili bir işim vardır. Bir imgeyi gerçeğe ve gerçekliği salt imgeye döndürmek için (in­sandan insan olarak ve insan toplumundan toplum olarak doğmayan) dış, evrensel araç ve yetenek olarak para, gerçek’ öçsel insan ve doğa güçlerini yalnızca soyut kavramlara ve, dolayısıyla yetkinsizliklere (imperfection) ve cansıkıcı kurun­tulara döndürür; tıpkı gerçek yetkinsizlikleri ve kuruntuları ?gerçekten etkisiz, yalnız bireyin imge gücünde varolan öz-sel güçleri? gerçek özsel güçlere ve yeteneklere döndürdüğü gibi. Yalnız bu karakteristiğin ışığında, para bu yüzden bi­reyselliklerin genel bozucusudur ve bireysellikleri kendileri­nin karşıtlarına döndürür ve onların özniteliklerine {attribu­te) çelişkili öznitelikler verir. İşte o zaman, para, kendilerin­de kendiliğindenlik (entity) olmak isteyen bireye de toplum bağlarına da, vb. karşı bu bozucu güç olarak belirir. Vefayı vefasızhğa, sevgiyi tiksinmeye, tiksinmeyi sevgiye, erdemi kusura, kusuru erdeme, uşağı efendiye, efendiyi uşağa, ap­tallığı zekaya ve zekayı aptallığa dönüştürür.

Varolan ve etkin değer kavramı olarak para, herşeyi boz­duğu ve karıştırdığı için, herşeyin genel bozucusu ve karıştı-rıcısıdır ?dünyayı tepetaklak edendir? doğal ve insani bü­tün niteliklerin bozucusu ve karıştırıcısıdır.

Yiğitlik satın alabilen kişi, bir alçak da olsa, yiğittir. Para, özgül herhangi bir nitelikle, özgül herhangi bir şeyle ya da belirli herhangi bir insani özsel güçle değil de insanın ve doğanın bütün nesnel dünyasıyla değişikliği için, sahibi bakımından her niteliği başka her nitelikle, hatta çelişkili nitelik ve nesne ile değiş tokuş etmeye yarar: para, olanak­sızlıkların kardeşleştirilmesidir. Para, çelişkileri kucaklaştı-rır.
İnsanı insan olarak, dünya ile ilişkilerini insani bir dün­ya ile ilişkileri olarak düşününüz: o zaman sevgiyi ancak sevgiyle, güveni güvenle, vb. değişebilirsiniz. Sanattan tat almak isterseniz, sanatsal bakımdan eğitilmiş bir kişi olma­nız gerekir; başka insanlara söz geçirmek isterseniz, başka insanlar üzerinde uyarıcı ve yüreklendirici etkisi olan bir kişi olmanız gerekir. İnsanla ve doğayla ilişkilerinizin her biri, isteğinizin nesnesine, kendi gerçek bireysel yaşamınıza Uygun gelen, özgül bir dışavurum olmak gerekir. Karşılığın­da sevgi uyandırmadan severseniz, yani sevginiz sevgi ola­rak karşılıklı sevgi yaratmıyorsa; seven bir insan olarak, kendi canlı dışavurumunuz ile kendinizi sevilen bir insan kılmıyorsanız, sevginiz güçsüzdür, kutsuzluktur (talihsizlik­tir).

Notlar
* Elyazmasında bu sözcük açıkça okunamıyor. -Ed.
** Goethe, Faust, Part I, Faust’s Study; (ingilizce çeviri Philip Wayne’nin çevirisinden alınmıştır. Goethe, Faust, Part I, Penguin, 1949, p. 91) ?Ed.
*** W. Shakespeare, Timon of Athens, Act IV, Scene 3. (Marx, Schlegel» Tieck çevirisinden almtılamıştır.) ?Ed.
**** Elyazmasmda: “is”. -Ed. [İngilizce çeviride “has”. Editör, böylece, Al-I manca elyazmasmda “hat” yerine “ist” kullanılmıştır diyor. Türkçe çeviri ba­kı mından bu şu anlama geliyor: Marx, elyazmasmda “güç olan” demiştir. Kdilör, bunu “gücü olan” diye değiştirmiştir, -ç.]
***** Elyazmasmda bir sözcük okunamıyor. -Ed.

Kaynak: Karl Marx, Economic and Philosophical Manuscripts of 1844. Marx and Engels, Collected Works, vol. 3, Moscow, 1975, pp. 322-26.
Marx, 1844 Elyazmalari, s. 205-210.

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
Tanpınar’a nasıl “huzur” verilir?

Tanpınar bir anlamda ne sağa ne de sola yaranamamış (bunu da istememiş) bir yazardır: “Gariptir ki eserimi sathî (yüzeysel) okuyorlar...

Kapat