Reclaim the night* – Öznur Özkaya

Esra Birkan tarafından çevrilen, takıntılı bir erkekten kaçmaya çalışan bir kadının, Clarissa?nın yaşadığı psikolojik gerilimin öyküsünü anlatan Claire Kendal?in enfes romanı ?Senin Kitabın?, kadınların ve erkeklerin eşit şartlarda yargılandığı bir hukuk sisteminin ve kadına gerçek anlamda değer veren bir dünyanın elbet bir gün geleceğine inananlara ve yıkılmadan bu uğurda mücadele edenlere bir armağan niteliğinde.

Ne yazık ki, ülkemizdeki ve dünyadaki kadına karşı şiddet olayları artmaya devam ediyor. Mahkemelerin adil kararlar verememesinden ötürü kadınlar biçare durumlarda kalıyor,İstanbul?da Hasret?e 43 kez tornavida saplayan Y. K. serbest bırakılıyor, Irak?ta gencecik kızlar cariye olarak metalaştırılıyor, evine gitmek için tenha bir yerden geçmek zorunda kalan bir kadına ?yollu? gözüyle bakılıyor, seks işçilerinin tecavüze uğradığını belirtip polise başvurmaları durumunda ise böyle bir iddiaya gülünüp geçiliyor, kayıtlara erkekler mağdur sıfatıyla kaydediliyor, tecavüze uğrayan bakire değilse, kadının kaybının anlaşılır yanı olmuyor, içinde yaşadığımız toplum, namuslu eş isteyip bacılarını namus uğruna gözünü kırpmadan öldüren, ancak her fırsatta başka bir kadının eteğinin altındakini düşleyen erkeklerle gün be gün örülüyor, 10 yaşındaki bir kıza tecavüz edenler ?rızası vardı? deyince, serbest bırakılıyor. Kadınları suçlarken kullandıkları çok basit bir koz var erkeklerin ellerinde: Tahrik edilmek. Daha da ilginci mahkemeler bunu doğrudan hafifletici neden olarak görüyor. Bu yüzden güvenlik güçlerine ve adalete ne kadar güvenebiliriz sorusu akla geliyor.

THE ACCUSED (SANIK) DA SARAH’IN SAVAŞI

Esra Birkan?ın berrak Türkçesiyle okuduğum, takıntılı bir erkekten kaçmaya çalışan bir kadının, Clarissa?nın yaşadığı psikolojik gerilimin öyküsünü anlatan Claire Kendal?in enfes romanı ?Senin Kitabın? bana yıllar önce izlediğim 1988 yapımı The Accused (Sanık) filmini anımsattı. Filmin başrol oyuncusu Sarah Tobias (Jodie Foster) eğlenmek için gittiği bir barda toplu tecavüze uğrayınca polise başvuruyor, yapılan tespitler sonunda Sarah?ın savunulması için Kathryn Murphy adlı bir avukat atanıyor. Murphy, ilk etapta tecavüze uğrayan kadının pek de matah olmayan geçmişi sebebiyle davayı önemsemiyor ve tecavüzcüler en hafif cezayı alarak bu işten sıyrılıyor, ancak Sarah durumu kabullenmeyip Murphy?ye öfkesini kusarak yeni bir dava açtırıyor.

Amerika?da her 6 dakikada bir kadın tecavüze ya da tacize uğruyor, İngiltere?de her ay 8 kadın evdeki şiddet nedeniyle ölüyor. Bizdeki istatistiklere bakmaya bile korkuyorum. The Accused (Sanık) adlı filmde, gerçeğin ortaya çıkması için uğraşan kadın karakterler erkek hegemonyasına karşı savaşırken, Sarah?ın alkol ve uyuşturucu bağımlısı, ailesi tarafından bir köşeye atılmış, karavandan çatma bir evde yaşayan bir kadın olması dava sürecinde aleyhine işletiliyor, lakin hayatın acı çemberi içinde kıvrılıp kalmış bu kadın erkeklerin seks oyuncağı olmadığını kanıtlıyor.

CLAIRE KENDAL’IN KAHRAMANI, POLİSE, ADALETE GÜVENMEYEN CLARİSSA

Gelelim romanımızın kahramanı Clarissa?ya. Clarissa kendisiyle aynı üniversitede görevli akademisyen ve çocuk kitapları yazarı (bu da oldukça irdelenmesi gereken bir noktadır aslında) Rafe?in bitmek tükenmek bilmeyen tacizleri karşısında korku dolu günler geçirir ve tüm olan biteni kaydeder, Rafe?in yolladığı paket ve mektupları kanıt toplama amacıyla saklar; çünkü 999?u arayan Clarissa?ya görevli polis ?999 sadece ölüm kalım durumlarıyla ilgilenir.(?) Belki stres içindesiniz. Doktorunuza danışmayı düşündünüz mü? (?) Hayatınız tehlikede değil, bu şartlar altında oraya polisi gönderemem.? (s. 37 ? 38) diye yanıt verir.

Bu arada bir dava jürisine seçilen Clarissa, mahkeme salonunun güvenilir bir yer olacağını düşündüğünden rahat bir nefes alır, fakat dava konusunun kaçırma ve taciz olduğunu öğrenince tanık sandalyesinde oturan ve tecavüze uğrayan bir fahişe olan Carlotta Lockyer ile kendi durumu arasında benzeşim kurar. Bir kitap tanıtım kokteylinde tacizci Rafe?in ikram ettiği ve içine ilaç karıştırdığı şarabı içen Clarissa ?hatırlamak istemediği bir kâbustan silik imgelerle? hayatına devam etmeye çalışır. Polis tarafından gerekli addedilen tüm delilleri toplayıp bu korkunç kâbusa son vermek için Rafe?in yargılanmasını sağlayabilmek adına nihayet polise başvurur. Fakat polise, adalete güvenemez. Her ne kadar polis oldukça ilgili görünse de, Clarissa?ya koruma atasa da, Clarissa ?İçimden bir ses, polisin, şayet beni öldürecek olursan, gereken her şeyi yaptıklarını söyleyerek suçlanmaktan kurtulmak için, bütün bunları yaptığını söylüyor.? (s.274) diyerek kuşkularını dile getirir. Sonuçta ?Nazik ve yardımsever polisler ona yalan söylemişti, ona güvende olmadığı halde güvende olmadığını söyleyerek boş yere ölümcül bir umut vermişlerdi, oysa güvende olmaktan çok uzaktaydı. Polisin yaptıkları bir işe yaramamıştı.? (s.331) Sonunda derin acılar hissetse de, Clarissa zafere ulaşacaktır.

MÜCADELEYE DEVAM AMA BİLİN Kİ “HER DEĞİŞİM, DÖNÜŞÜM DEĞİLDİR”

Sarahlar ve Clarissalar yeryüzünün her köşesinde nefes almaya çalışıyor. Kadının bedenine, yeteneklerine, cinsiyetine, duygusal bütünlüğüne ve dokunulmaz saydığı tüm bireysel alanlarına istemediği kişilerce yapılan sözel, görsel, fiziksel, cinsel müdahalelerin hepsi tacizdir. Onarımı olmayan yahut çok zor olan cinsel taciz, hoşlanmasak da üzerinde bolca konuşmamız gereken bir konu. Sarah?ın savaşı şiddet uygulayan erkeklere mutlaka izletilmeli, Clarissa?nın öyküsü okunmalı, anlatılmalı. Gerçi izleseler veya okusalar ne olacak? Odun her zaman odundur. Ne kadar dönüştürülebilirler? Ahmet Cemal?in bir yazısındaki ?Her değişim, dönüşüm değildir.? cümlesi çınlasa da kulaklarımda, en azından 5-10?luk ölçüye sahip kalaslığa terfi edebilirler, çünkü sinema ve edebiyat ne kadar gerçekleri gösterse de, insanlar algılarını kapattıklarında eğitimli olanları bile gerçekleri görmezden gelebiliyor. O halde öncelikle kadınların ve erkeklerin eşit şartlarda yargılandığı bir hukuk sisteminin ve kadına gerçek anlamda değer veren bir dünyanın elbet bir gün geleceğine inananlara ve yıkılmadan bu uğurda mücadele edenlere gelsin bu film ve bu roman.

Kitabın Künyesi: Senin Kitabın, Claire Kendal, Çev: Esra Birkan, Can Yayınları, Temmuz 2014.

( * ) RECLAIM THE NIGHT! (GECEYİ GERİ AL!) Tecavüzü ve diğer cinsel tacizleri protesto etmek ve doğrudan eyleme geçmek amacıyla her yıl otuz ülkede düzenlenen uluslararası bir gösteri yürüyüşüdür. (Y.N.) (s.103)

Öznur Özkaya
http://ilerihaber.org/, 28-08-2014

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler, Yazarlarımızın son çalışmaları
?Kırmızı Pelerinli Kent? Rio? – Fuat Sevimay

?Kırmızı Pelerinli Kent?i okuyun. Dilerseniz bir roman gibi, arzu ederseniz öykü tadında, dilerseniz gezi kitabı okurmuşçasına, dilerseniz Aslı Erdoğan?ın otobiyografisi...

Kapat