Roman ve Hikâye Üzerine Birkaç Not – Faiz Cebiroğlu

Eski Toplumsal Kurtuluş dergisinden arkadaşım Alper Yalman?ın son çıkan romanı ?Maktul ve Maktule?(*) beraberinde, ?roman nedir? nasıl yazılır?? tartışmasını da getirmiş bulunmaktadır. Yapılan tartışmalara ?katkı? sağlamak ümidiyle, roman ve hikayeyi birbiriyle kıyaslayarak notlarımı yazmak istiyorum. Daha önceleri yazmış olduğum bu notlara, yeni notlar ekliyorum.

Evet, gerçekten roman nedir? Hikâye nedir? Roman ile hikâye arasındaki fark ne? Bu sorulara yanıt vermek, artık bir zorunluluk olmuştur. Edebiyat dünyasında, biliniyor gibi görünen birçok kavram, aslında bilinmiyor oldukları gerçeğidir.

Bazen alfabeden başlamak, güzel. Başlıyorum.

Hikâye; ya da ?novella? (İtalyanca) ; Türkçe olarak da, ?yeni?, ?yenilik?, ?yeni çıkmış haber? anlamına geliyor.

Hikâyenin tanımı; az insanlardan oluşan, sınırlı bir zamanda geçen, sınırlı bir çevrede cereyan eden, kısa bir kurgusal edebiyat anlatımıdır.

Hikâyelerin, genellikle, ?sürpriz?, ama ?mantıksız? bir sonuçları yoktur.

Hikâyelerin konusu, tipik olarak, tekyönlüdür. Kronolojik zaman dilimi, hızlı bir şekilde ilerler ve çok kısadır. Hem kişi sayısı, hem de ?çevre?, sınırlıdır.

Roman; ?lingua romana?dan ( eski Fransızca) gelme ve ?halk dili? anlamına geliyor. Genelde, ?destan? türlerine girer. Roman sözcüğünü açıklamaya çalıştığımız zaman aklımıza – hikayeye kıyasla – hep büyük bir literatür eseri gelir. Hikayeye kıyasla roman, cereyan ettiği çevreyi derinlemesine, derin kişi tahlilleri, kişilerin yaşamış oldukları çelişkiler ve bu sürecin yarattığı gelişim ve zaman akla gelir. Bu bağlamda roman, okuyucuyla bir nevi ?empatik? durumun yaratılmasına vesile olur.

Değişik romanlar vardır, bazıları; tarihsel romanlar, gelişim romanları, gezi romanları, aşk romanları, gençlik romanları, ?anahtar romanlar? vardır. Burada bir parentez açıyor, ?anahtar roman? olarak adını verdiğim bu roman çeşidi üzerine bir not düşmek istiyorum: Bu roman türünde yer alan ?kişiler?, ?gerçek? kişilerden oluşuyor. Ama isimler romanda genellikle başka bir isim altında kendilerini gösterirler.

Bu temel açıklamalardan sonra roman şu oluyor:

Roman, geniş hacimli, en azından bir, ama genellikle birden fazla kişiyi ihtiva eden, uzun zaman dilimini içeren, bir uzun kurgusal edebiyat metinidir. Birey gelişimi üzerinedir.

Romandaki kişiler, genellikle aynı ve dar bir çevreden değil, değişik çevredendir.

Roman, temel bir merkez, ama birçok eylem varyantını kapsıyor.

Bu tanımlar ışığında:

Bir: Hikâye, nicelik olarak, nispeten, kısadır.

İki: Roman, nicelik olarak, nispeten, uzundur.

Üç: Hikâyede zaman hareketi, genellikle ileriye doğru yol alır.

Dört: Romanda zaman hareketi, ileri, geri ve zaman fırlaması vardır.

Beş: Hikâyede kişi sayısı, nispeten, az.

Altı: Romanda kişi sayısı çok.

Yedi: Hikâyede, yer, çevre, nispeten, az.

Sekiz: Romanda yer ve çevre, nispeten, çoktur.

Evet; roman ve hikâye üzerindeki notlarım, şimdilik bu kadardır. Bu notlarım, roman yazımı ve tahlili konusunda, tüm yazar ve okuyuculara yardımcı olacağını umuyorum.

Faiz Cebiroğlu

(*) Maktul İle Maktule, Kibele Yayın Evi, Ağustos 2009

Yorum yapın

Daha fazla Edebiyat Haberleri, Makaleler
Karl Liebknecht ve Rosa Luxemburg – Lev Troçki (Ocak 1919)

Bizi çok büyük bir acı içinde bırakan iki ağır kaybı aynı anda yaşadık. Adları proleter devrimin büyük kitabında sonsuza kadar...

Kapat