Sait Faik Abasıyanık’ta Tamamlanmamış İnsan: Kurtuluşun ve Dönüşümün Bilinçli Reddi
Sait Faik Abasıyanık’ın öykü evreni, klasik anlatı yapılarının temel beklentilerinden biri olan karakterin dönüşümü ilkesini sistematik biçimde askıya alır. Onun öykülerinde kahramanlar çoğu zaman kurtulmaz, “bilinç kazanmaz”, ahlaki ya da toplumsal bir ilerleme göstermez. Bu durum, estetik bir eksiklikten ziyade, Sait Faik’in insan anlayışı, etik tavrı ve modern anlatı bilinciyle yakından ilişkilidir.
1. Anlatı Poetikası: Olaydan Çok Hâl
Klasik realist anlatıda karakter, olaylar aracılığıyla dönüşür; anlatı, bir “başlangıç–gelişme–sonuç” çizgisi izler. Sait Faik ise bu yapıyı bilinçli biçimde kırar. Onun öykülerinde olay, karakteri dönüştüren bir araç olmaktan çıkar; yerini anı, duygu ve geçici bir hâl alır.
Sait Faik bu yaklaşımını doğrudan ifade eder:
“Ben hikâye yazmıyorum, insan yazıyorum.”
(Sait Faik, Mahalle Kahvesi)
Bu ifade, karakterin bir anlatı işlevi olarak değil, kendi başına bir varoluş kesiti olarak ele alındığını gösterir. Böyle bir poetikada karakterin “tamamlanması”, anlatının doğasına aykırıdır; çünkü amaç bir sonuca ulaşmak değil, bir anı muhafaza etmektir.
2. Etik Tutum: Yargılamayan ve Kurtarmayan Merhamet
Sait Faik’in karakterlerini kurtarmamasının en önemli nedenlerinden biri, onun etik pozisyonudur. Sait Faik, insanı düzeltilecek, eğitilecek ya da dönüştürülecek bir nesne olarak görmez. Bu noktada klasik ahlakçı ya da toplumcu edebiyattan ayrılır.
“Kimseyi kurtarmaya kalkmadım. İnsanları sevdim, o kadar.”
(Sait Faik, Haritada Bir Nokta)
Bu cümle, Sait Faik’in merhamet anlayışını açıkça ortaya koyar. Onun merhameti, müdahaleci değildir. Karakterleri kurtarmamak, onları kaderine terk etmek değil; aksine, onların kırılgan varoluşuna saygı duymaktır. Kurtarma edimi, Sait Faik için örtük bir tahakküm içerir: kurtaran özne, kurtarılanı eksik kabul eder. Sait Faik bu hiyerarşiyi reddeder.
3. Modernlik ve Parçalanmış Öznelik
Sait Faik’in öykü kişileri, modern dünyanın bütünlüklü öznesi değildir. Onlar:
- kararsız,
- dağınık,
- çoğu zaman yalnız ve yönsüzdür.
Bu durum, bireysel bir başarısızlık değil, modern varoluşun ontolojik koşuludur. Sait Faik, karakterlerini dönüştürmeyerek, modern öznenin bu parçalanmışlığını gizlemez.
“Dünyayı değiştirecek hâlim yoktu; ben de bir balıkçıyla konuşmayı seçtim.”
(Sait Faik, Alemdağ’da Var Bir Yılan)
Bu ifade, büyük dönüşüm anlatılarından bilinçli bir çekilişi gösterir. Sait Faik, karakterlerini “tamamlamaz” çünkü modern dünyada tamamlanmış bir özne fikrine inanmaz. Bu yönüyle onun öyküleri, erken bir modernist bilinç taşır.
4. Zaman Anlayışı: Süreklilik Değil An
Sait Faik’te zaman çizgisel değildir; öykü, bir hayatı değil, hayattan koparılmış bir ânı anlatır. Böyle bir zaman anlayışında karakter gelişimi mümkün değildir; çünkü gelişim, süreklilik gerektirir.
“Bir anı anlatmak istedim. Sonrasını bilmiyorum.”
(Sait Faik, Son Kuşlar)
Bu bilinçli “sonrasızlık”, karakterlerin tamamlanmamasının yapısal nedenlerinden biridir. Sait Faik, karakterlerini bir geleceğe taşımak yerine, onları şimdiye sabitler.
Özetle
Sait Faik’in karakterlerini kurtarmaması, dönüştürmemesi ya da tamamlamaması; estetik bir yetersizlik değil, çok katmanlı bir bilinçli tercihtir. Bu tercih:
- Anlatıyı olaydan hâle kaydıran bir poetika,
- Müdahaleci olmayan bir etik merhamet,
- Modern öznenin parçalanmışlığını kabul eden bir varoluş anlayışı
üzerine kuruludur.
Bu nedenle Sait Faik’te karakterler “eksik” değil, bilinçli olarak açık bırakılmıştır. Onlar kurtarılmadıkları için değil, kurtarılmaya ihtiyaçları olmadığı varsayıldığı için tamamlanmazlar.
Kaynakça
Sait Faik Abasıyanık. Mahalle Kahvesi. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
Sait Faik Abasıyanık. Haritada Bir Nokta. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
Sait Faik Abasıyanık. Alemdağ’da Var Bir Yılan. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
Sait Faik Abasıyanık. Son Kuşlar. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
Moran, Berna. Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış. İstanbul: İletişim Yayınları.