Saramago?nun kilit taşı – Mert Tanaydın

Belki de Nobel?li yazarlar arasında ülkemizde son yılların en çok sevilenlerinden biri José Saramago. Márquez bir adım öndedir belki, Orhan Pamuk?u saymıyorum; okur onun üslubuna, mantığına ve temalarına olabildiğince alışmış durumda. Bugün bakınca, Türkiye?deki kitabevi raflarında üçüncü kez arzı endamına şahit oluyoruz, José Saramago?nun ilk başyapıtı Baltasar ile Blimunda?nın çevirisinin. İsmi, arada Manastır Güncesi de olmuştu (Portekizce orijinali Memorial do Convento?dan esinle; ilk ve şimdiki ismi İngilizce baskısından esinle konulmuş); çevirmeni, Saramago konusunda kıdemli Işık Ergüden. Sarı kapaklarıyla rafları dolduran Saramago yapıtları, okurların zihinlerini de destansı uzunlukta cümlelere yedirilmiş mizahi bir mantıkla dolduruyor, hem okuma keyfi hem de düşünme imkânı sağlıyor.

Portekiz, Salazar tarafından yönetilen faşist bir ülkeyken, yıllar boyunca sosyalist basında görev yapan Saramago, 1974-75?teki Karanfil Devrimi?nin ardından kurulan modern düzende kendini gerçekleştirmeye, edebiyatını geliştirmeye ve romana odaklanmaya niyetlenmiş yaşı ilerlemiş ama alelade bir yazardır. İlk yapıtlarında kişisel deneyimlerini romanlaştırırken, Latin dillerinin (özellikle Portekizce ve İspanyolca) cümleciklerle genişletilebilen, sayfalar boyunca uzayan cümle kalıbını geliştirmeye başlamıştır. Devrim sonrasında özgürleşen ülkede seyahat hakkını da rahatlıkla kullanan yazar, ülkeyi karış karış dolaşır ve 1981?de Portekiz Yolculuğu adını taşıyan kitabını da yayımlar. Tüm bu süreç, bir yazarın memleketini, tarihini ve kendi olanaklarını değerlendirerek, ilk başyapıtını yazmasına imkân tanır.

Tarihten bir karakter
Portekiz tarihindeki gerçek olaylardan harekete geçer Saramago: 18. yüzyılda, saltanatın ve dini kurumların (engizisyon) ülkeyi yönettiği bir dönemde, kraliyet ailesinin veliahtları doğduğunda Lizbon?un 28 kilometre ötesinde Mafra Manastırı?nı inşa ettirme kararı vermeleriyle başlatır romanını; aynı dönemde uçma meraklısı bir rahip olan Bartolomoeu Lourenço de Gusmau?nun tasarladığı tarihin ilk uçuş aletlerinden Passarola?nın inşa sürecini, denemeleri ve sonunda engizisyonla yargılanmasını katarak kurguyu fantastik bir boyuta çıkartır (gerçektir Peder Bartolomoeu?nun hikâyesi, Jules Verne yapıtlarından çıkmış gizi gözüken bu karakteri Saramago uydurmamıştır, tarihten almıştır); ve Saramago?nun imzası haline gelecek olan, tutku dolu aşklarıyla tüm zorlukları yenecek ve bu esnada biz okurlara masalsı gelecek tüm olayları anlatacak bir çiftin eklenmesiyle tablo tamamlanır: genç ve çolak bir asker olan Baltasar, kör ama sezgileri güçlü (yıllar sonra yazılacak olan Körlük?te tek kör olmayan Doktor?un karısıyla güzel bir zıtlık sağlanmış), annesi cadı olarak engizisyon tarafından yakılmış Blimunda?yla Saramago yazınının en güzel aşklarından birini okuruz.

1982 yılında, 60?ına gelmiş ortakarar bir yazar olarak Baltasar ile Blimunda?yı yayımlatan Saramago, beklenmedik bir başarı elde eder: Sadece kendi ülkesinde fenomen olmakla kalmaz, Portekiz?in Avrupa Ekonomik Topluluğu?na alınmasının ertesinde İngilizce olarak 1987?de ilk yayımlanan Saramago romanı olur; tarihin fantastik bir kurguyla ele alındığı romanların en önemli örneklerinden biri haline gelir; hatta kanımca zamanla pek çok ülkedeki yazarı doğrudan ya da dolaylı olarak etkiler (etkilenimin nasıl geliştiğini bilemeyiz ama romanlarını çok sevdiğim İhsan Oktay Anar?ın üslubunda ve seçtiği konularda, misal yeni romanı Yedinci Gün, Portekizli ustanın kitabından izler bulmak mümkün); 1998?de Saramago?nun Nobel?i kazanarak edebiyatın Olimpos?una yerleşmesine sebep olacak yolun en önemli taşlarından birini oluşturur. Ekonomik başarısı sonradan yazdığı romanları daha rahat hazırlamasını sağlar, tarihi gerçekleri yeniden farklı bakışla ele aldığı üslubunu sonraki romanlarında da kullanır, José Saramago okurların en sevdiği anlatı çığlarından biri haline gelir böylece.

?Ağzımı tıkadılar ama gözlerimi değil…?
?Tanrı?ya meydan okuyorum ben, kâfirim ben, sapkın, korkusuzum, cüretim, sapkınlıklarım ve küfürlerim işitilmesin diye ağzıma tıkaç sokuldu, herkesin önünde kırbaçlanmaya ve Angola Krallığı?nda sekiz yıl sürgüne mahkûm edildim, verilen hükümleri dinlerken benimkini ve bu tören alayı içinde bana eşlik edenlerin hükmünü dinlerken, kızımın adını işitmedim, onun adı Blimunda, nerede o, nerdesin Blimunda, benden sonra seni de yakalamadılarsa eğer, buraya gelip annenin başına gelenleri görmek istemiş olmalısın, ve eğer bu kalabalığın ortasındaysan seni fark ederim, çünkü artık gözlerim yalnızca seni görmek için gerekli, ağzımı tıkadılar ama gözlerimi değil, seni göremeyen bu gözler, kalbim, hisseden ve hissetmiş olan, ah kalbim, eğer Blimunda buradaysa çırpınır kalbim, yüzüme tüküren ve bana karpuz kabuğu ve çerçöp fırlatan bu kalabalık arasındaysa, heyhat, nasıl da yanılıyorlar, eğer isterlerse hepsinin de aziz olabileceğini bilen bir tek benim, ama bunu duyuramam, beklenen işaret nihayet yüreğime doğdu, kalbimden derin bir inleme yükseldi, Blimunda?yı göreceğim, onu göreceğim, heyhat, işte burada, Blimunda, Blimunda, Blimunda, kızım benim, beni gördü ama benimle konuşamıyor, beni tanımamış gibi ya da bana aldırmıyormuş gibi davranmak zorunda, ben onun annesiyim, cadıyım ve zorla Hıristiyanlaştırılmışım, birazcık zaman, işte beni fark etti, onun yanında Peder Bartolomeu Lourenço duruyor, sus Blimunda, bakmakla yetin, her şeyi görmeyi bilen gözlerinle bak bana, şu upuzun boylu adam, Blimunda?nın yanında duran, kim o, kim olduğunu bilmiyor, heyhat, hayır, yanındakinin kim olduğunu bilmiyor, nereden geldiğini de bilmiyor, başlarına neler geleceğini bilmiyor, vay benim gücüme, giysilerine bakılırsa bir asker o, yorgun yüzüne bakılırsa, kesik bileğine bakılırsa, elveda Blimunda, seni bir daha göremeyeceğim, ve Blimunda rahibe söyledi, İşte benim annem, orada, ve yanında duran uzun boylu adama dönere sordu, Adın ne senin, adam doğallıkla cevap vererek bu kadının ona sorular sorma hakkını kabul etmiş oldu, Baltasar Mateus, bana Yedi-Güneş de derler.
(Kitaptan)

Mert Tanaydın
(24.09.2013, http://kitap.radikal.com.tr/)

Kitabın Künyesi
Baltasar ile Blimunda
Orjinal isim: Memorial do Convento
Jose Saramago
Kırmızı Kedi Yayınevi / Çağdaş Dünya Edebiyatı Dizisi
Çeviren: Işık Ergüden
2013,
364 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Romanlar
Ormanda Ölüm Yokmuş – Latife Tekin

"Yataktan zihin ve yürek yorgunluğuyla kalkmak yaşama katılma isteğini köreltiyordu. Kaçınılmaz bir biçimde yalnızlaşmıştı, ama buna karşılık, gündelik karmaşanın uğultusundan...

Kapat