Serdar Çekinmez’in yeni romanı “Tayyare” Yitik Ülke Yayınları’ndan çıktı

Fransa’da yaşayan genç yazar Serdar Çekinmez, “Tayyare” adlı ilginç ve sürükleyici romanıyla Yitik Ülke Yayınları’nda. Oldukça neşeli ve sürprizlerle dolu kitaplara imza atan genç yazarın daha önce “Hatice” adlı bir romanı daha aynı yayınevince yayımlanmıştı. Çekinmez’in “Tayyare” adını verdiği yeni kitabında, zengin olma hayalleriyle gittiği Şikago’da, işyerindeki seksi dilberin ayak oyunlarına kurban giden karakter Peyami, kendini kapının önünde buluverir. İşten atıldığı yetmezmiş gibi, bir süre sonra yabancı diyarlarda ırkçı aşağılamalara maruz kalan kahramanımız bu durumu kendine hiç yediremez. Türkiye’ye geri dönmeye karar verir ancak bu uğurda ayırdığı son parasını da bir dolandırıcıya kaptırır. Onun buralara kadar gelmesini sağlayan dahiyane fikirlerine bu kez de memlekete geri dönebilmek için ihtiyaç duyacak, kendi uçağını kendi yapacaktır!

Dimitri, Kostas, Marie Belle ve kaptan pilot Peyami: 1930’lu, 40’lı yıllar Şikago’suna damgasını vurmuş bir avuç İstanbullu… Sizleri “Tayyare”lerine bindirip farklılığın zenginlik olduğu evrenlerine uçuracaklar.

Kitaptan:
“Beni Türkiye’ye taşıyacak uçağı kendim yapacağım. Evet, doğru duydunuz, kendime bir uçak yapacağım! Hooverkente atılmış bir uçak buldum. Atılmış dediğime bakmayın, baştan yapılırsa gökleri fethedecek kadar kanatları var. Pervaneleri hâlâ pırıl pırıl. Derdi nedir, niye hurdaya atılmış bilemedim. Ama onu tamir edebilirim. Onu gene uçurabilirim. Ve dostlar, hepinizi bana destek olmaya çağırıyorum!”

ROMAN ÖZETİ:

TAYYARE

Cumhuriyet’in ilk yıllarıyla birlikte soluğu yurt dışında alan saltanata yakın isimlerden Nevzat, Şikago’da araba galerisi açar. Başarılı bir konsept geliştirmiş, araç satışının yanısıra, satış sonrası destek fikrinin öncülüğünü üstlenerek tamir galerisini de yanına açmıştır. İşleri ilerletince artık araba konusunda teknik detaylardan iyi anlayan ve Türkçe bilen bir elemana ihtiyaç duyar.

Üsküdarlı fakir bir aileye mensup Peyami, böylesi bir görev için biçilmez kaftandır. Mektepli değilse de, teknik hususlara aklı fazlasıyla yatkın, bilim-teknik meraklısı, on parmağında on marifet bir adamdır. Mektupla kendisine gönderilen davete icabet eder, araba satış mümessili ve tamircisi olarak Şikago’ya göç eder. Yıl 1929’dur yani ABD’de büyük ekonomik kriz patlak vermek üzeredir.

Olaylar bundan 10 yıl sonra 1939’larda gelişir:

Şikago’da kendi halinde yaşayan Peyami sık sık Dimitri’nin kafesine takılmaktadır. Burada Anadolu’dan göçmüş farklı etnisitelerden göçmenler bir nevi ?kafe Aman? geleneğini devam ettirmektedirler.

Peyami, bir gün iş yerinde Cindy isimli bir müdüreyle takışır. Gelgelelim, Cindy o mevkiye aklıyla değil, diri göğüsleri sayesinde gelmiştir ve aslında patron Nevzat’ın metresidir. Patronunun uyarılarına rağmen Peyami burnunun dikine gidip, Cindy’le gerginliği tırmandırınca, işten kovulur.

Ekonomik krizin üstüne bir de işini kaybetmek eklenince Peyami için zorlu günler baş gösterir. İşçi bulma kurumuna gittiği bir gün, bir memur tarafından kötü muameleye maruz kalır. Oradan çıkınca da bir fırında ekmek satan kız onu aşağılar. Bu iki olay zaten işsiz gezen adamı derinden etkiler. Peyami için Amerika durulur olmaktan çıkmıştır. Memlekete dönmeye karar verir.

Kendisinin bu kararını biraz da tesadüf eseri öğrenen bir dolandırıcı vardır: Çıngıraklı Nuri. Nuri yeni başlayan Atlantik ötesi uçuşlara bilet kestiğini iddiasıyla Peyami’nin parasını çarpar.

Peyami o andan itibaren işsiz, aşağılanmış ve beş parasız kalmış bir adamdır.

Bir gün Şikago’nun fakir bölgelerini gezerken, Michigan gölü kıyısında kıyısında, hurdaya ayrılmış bir uçağa rastlar. Uçağı tamir edip, Türkiye’ye kendi başına dönma fikri kafasında belirir. Dimitri’nin kahvesinde kararını açıkladığında herkes onun aklını kaybettiğini düşünür. Bir kişi hariç: Kostas… Aslen İstanbullu Rum bir aileye mensup olan Kostas da müterakeyi takiben Amerika’ya göç etmiştir. Biraz tuhaf bir adamdır. Her yere, elinde 1935 yılına ait Rumca bir gazeteyle gitmektedir. Kostas da Selanik’e geri dönmeyi hayal etmektedir. Peyami’nin uçağı tamir etme projesine, kendisini de götürmesi karşılığında yardım etmeyi ister.

İkili o günden sonra bir yandan ?Tayyare?yi tamir etmekle meşgullerken, öte yandan ister istemez istemedikleri olaylara bulaşırlar. Sözgelimi, paraları oladığı için tamirat malzemelerini çalmak gibi. Hatta uçağın motorunu bile eski iş yerinden çalarlar.

O günlerde Dimitri’nin kahvesine yeni düşmüş güzeller güzeli bir bayana rast gelirler: Marie Belle. Marie Belle kendini Fransız zanneden bir Türk’tür. Biraz kaçıktır. Şikago müzikhollerinde dans ederek hayatını kazanmaktadır. İkili, bu kadına sırıksıklam aşık olacaktır.

Uçağı tamir etme ve günlük hayatlarını idame ettirme kaygısı içinde çırpınan Peyami ve Kostas, önce bir inşaat şirketinde çalışırlar. Daha sonrada, o dönemler meşhur olan Şikago mafyasına karşı bir mahalleyi koruma hizmetine girerler. Tabii ki bu işleri icra ederlerken tayyarenin yapımı ve Marie Belle’in aşkıyla da uğraşmak zorundadırlar. Traji komik aksilikler başlarını terk etmez.

En sonunda uçak yapılır. Çıngıraklı Nuri’nin en son kurbanı, eski patronu Nevzat, aşkları Marie Belle, Kostas ve Peyami memlekete dönüş yoluna geçerler.

Romanın bölüm başlıklarını, 1939’ların dünyasını kısaca özetleyen haber programlarıyla Ted Turner yapacaktır. Turner başta Peyami ve Kostas olmak üzere dönemin ünlü bir radyo programcısıdır. Onun sayesinde okuyucu, hem dönemin önemli olaylarını anımsar hem de bu makro olayların kahramanlarımızın mikro dünyalarına nasıl etki ettiğine dair ip uçları sunar.

Fikri alt yapı ve üslup üzerine:

Tayyare bir sloganla özetlenebilseydi bu ?Farklılık Zenginliktir? olurdu. ?Hoşgörü, tahammül, bir arada yaşayabilme? değerlerini yaşayarak gösteren bu eserin ikinci bir mesajı da ortak hedeflerin insani birliktelikleri güçlendirmesidir. Kitabın bütünü, ihtiyaçların hayalleri nasıl beslediğine ilişkin başlı başına bir mesajdır.

Tayyare, günlük bir dille yazıldı. Zaman zaman dönemin eskiliğine binaen bazı mecburi ağırlaştırmaları saymazsak, dili komik ve anlaşılır bir romandır. Zaten kitaptaki genel hava bir komedidir. Zaman zaman hüzünlü sahneler varsa da bu, kitabın, okuyucuyu eğlendirerek mesajını iletmek istemesine engel değildir.

Anlatım tarzı film kareleri ve hatta tiyatro perdeleri gibidir. Olay örgüsü bir hayli tempoludur. Çok uzun karakter tahlillerine rastlanmaz. Ancak kitabın bütününde istenilen tüm karakter tahlilleri için yeterli malzeme verilmiştir.

Hiç şüphesiz Tayyare’yi özgün kılan başlıca özelliği Ted Turner’ın radyo yayınlarıyla ayrılmış bölümleridir. Klasik bölüm başlıkları yerine, tıpkı Ahmet Ümit’in İstanbul Hatırası’ndaki stili gibi, bölümleri bilgilendirici bir sunuş konuşması hazırlar. Bu konuşma okuyucuya bilgi verir. Okuyucunun doğru zaman ve mekana oturmasına imkan verir. En güzel yanı ise Ted Turner’ın programcılığı sadece konu başlığı olmakla kalmaz, sonlara doğru bizzat hikayenin akışını değiştirecek kadar romana müdahil olur. Kapanışı da yine o yapar.

Serdar ÇEKİNMEZ

BİYOGRAFİM

Üsküdar , 27 Mayıs 1974
1997 yılı Mülkiye Uluslar arası İlişkiler Mezunuyum. Türkiye’de bankalarda, ihracatçı firmlarda çalıştıktan sonra, 2002 yılında evlenip Fransa’ya geldim. 3 çocuk babasıyım.

Yazarlık serüvenim çok genç yaşlarımda şiirle başladı. Sonra kısa öyküyle devam etti. Şu an en çok fantastik kısa öykü yazmaktayım. Konularını Osmanlı döneminden ya da Cumhuriyetin ilk yıllarından alan bu öyküleri çe?itli bloglarda yayınlıyorum. Notos’da Salacak Sarhoşları, Yitik Ülke?de ? ?Batiskaf? aslı öykülerim yayınlandı. Anı-anlatı türünde 80’li yıllar kitabında ?Taverna? ve 90’lı yıllar kitabında ?Hepimiz Aynı Gemideyiz?i örnek verebilirim.

2010 yılında yayınlanan ?Hatice? adlı bir romanım da bulunmaktadır.

Kitabın Künyesi
Tayyare,
Serdar Çekinmez,
Roman,
Yitik Ülke Yayınları
Mayıs 2013
221 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Romanlar
Zamanıdır, Zamanı gelmenin… – Tomris Sakman, Tayfun Topraktepe

"Yeni biz söz dizimi lazım Cüneyt bana. Sıkıldım öznenin her zamanki yerinden, gizlenmesinden, saklanmasından. Varlığından ayrı, yokluğundan ayrı. Yüklemler özne...

Kapat