Sevgili Oğul ! Gazeteciler randevu isteyince önce korktum; ola ki senden ‘rahmetli’ diye söz ederler. – Annen Hace Gültekin

Hasret Gültekin’e Annesinin Mektubu
Sevgili Oğul ! Gazeteciler randevu isteyince önce korktum; ola ki senden ‘rahmetli’ diye söz ederler. Meğer bugün Anneler Günü’ymüş. Hani , hep ünlü bir işadamının, ya da milletin anasını ağlatan bir politikacının annesini seçerler ya, bu kez yarışın kulvarını değiştirmişler. Bu yıl Sivas’ta yobazların yaktığı tüm çocukların analarını seçmişler “Yılın Annesi” .

Hasret’im biliyor musun? Sana sormadan bunları anlattım diye bana kızmadın ya? En sevdiğin arkadaşlarından Kadir’le Ali Rıza çok ısrar ettiler. Dayanamadım konuştum.

Bak Oğul! Sana sormadan bir iş daha yaptım. 2 Temmuz’dan bu yana açamadığım odana da girmelerine izin verdim. Ben bakamadım sırtımı döndüm , kardeşin Güler’le Kadir gezdirdiler odanı. Biliyorum sen odana el sürülmesine hatta toplanmasına bile kızardın. Ben görmedim, ama el sürmediler hiçbir şeyine. Kitaplarına ve resimlerine bakmışlar sadece, rahat ol. Fotoğrafta çektiler Hasret’im. Sen gittin gideli üzerimden çıkarmadığım siyah elbiselerimle ‘iyi çıkmam’ dediysem de dinlemediler. Bana kır çiçekleri getirmişler Anneler Günü diye. Sivas’ta senin yanında olan, hani mızıka çalıp eğlendirdiğin çocuklar var ya, onların anaları adına da kabul ettim. Serkan Doğan’ın, Huriye’nin, Yeşim’in, Muammer’in, ınci’nin, şu ufak oğlanın adı neydi? 11 yaşındaydı hani. Hah hatırladım Koray işte. Onun da anasıyım ben bugün. Hepsinin anasıyım. Madımak Otel’inde kim varsa Asaf’ın, Nesim’inin, Muhlis’le Leyla’nın, adını hatırlayamadığım diğerlerinin. Sen kızmazsın biliyorum oğul. Paylaşmayı seversin. Ana Sevgisinide paylaşırsın.

Hasret yavrum, Anneler Günü’nü kutlamazdık değil mi biz? Yanlış hatırlamıyorum, kutlamazdık. Geçen yıl hariç, oda yine senin muzurluğundan. A oğul, a çocuk, bana çamaşır makinesı alacaksın diye, çok kızdığın Parti’nin gecesine çıkmaya değer miydi? Baban ayın başında nasılsa alacaktı. Eskisini de tamir ettirirdik ne olacak. Bir süre daha idare ederdik. Kim bilir sana nasıl zul gelmiştir o gece çalıp söylemek. Anneler Günü’nü bahane edip o parayla çamaşır makinesi almanız için Güler’e gizlice vermişsin parayı.

Canım oğlum,

Senin gibi şelpeyle güzel bağlama çalan biri hala çıkmadı. Sen ‘Rüzgarın Kanatları’na’ binip gittikten sonra türkülerin dilden dile dolaştı. Bütün sanatçılar senin türkülerini okuyor. Ama çok bozuluyorum biliyor musun? Birçoğu bu türkülerin sana ait olduğunu söylemiyor. Bazı büyük bağlama ustaları da senin müziklerini alıp kendileri bulmuş gibi çalıyorlar. Deli Derviş’i senin gibi çalan yok hala. Sivas’a gitmeden önce ‘Enel Hak’ adında yeni çalışmalar yapıyordun. Yarım kaldı diye üzülme. Arkadaşların o kaseti bıraktığın kadarıyla seni sevenlere ulaştıracaklar. Senin şair yönünü bilmeyenler de yakından tanıyacaklar. Çünkü arkadaşların senin adını sonsuza dek taşıyacak bir kültür merkezi kuruyor. Sinema, Tiyatro, Müzik, Edebiyat ve Folklor alanında araştırmalar ve çalışmalar yapacaklar. şiirlerini de bir kitapta topluyorlar.

Haberin var mı bilmem ? Ankara DGM de görülen Sivas Davası’nı basına kapattılar. İyice unutturmak istiyorlar herhalde. Başkalarının hafızasından silebilirler Madımak Oteli’nde olanları. Peki ya benim yüreğimden, ya diğer çocukların analarının yüreğinden nasıl söküp atacaklar? Gazeteye niye konuştum biliyor musun? Mahkeme o kara yobazlara ne ceza verir bilmem, halkın vicdanında bir kez daha mahkum olsunlar istedim. şimdilik Hoşça kal yavrum.

Annen Hace Gültekin.

Sivas Katliamı veya Sivas Madımak Olayı, 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli’nin kuşatılıp yakılması ve dolayısıyla şehirde bulunan 33 yazar, ozan ve aydının yakılarak katledilmesiyle sonuçlanan olaylar zinciridir.

Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında etkinliklerin bir bölümünün de Pir Sultan Abdal?ın sazının çalındığı Sivas şehir merkezinde yapılması öngörülmüştü. Bu kapsamda pek çok aydının yanı sıra Aziz Nesin bu etkinlik nedeniyle dönemin Sivas valisi Ahmet Karabilgin’in özel davetlisi olarak bu kente gelmişti.

2 Temmuz 1993 günü organize biçimde öğle saatlerinde Paşa ve Meydan camilerinde çıkan gruplar önce etkinliklerin yapıldığı Kültür Merkezi?ne ulaşarak, bir gün önce dikilen anıtı kısmen tahrip etti. Kültür Merkezi içindeki karşıt grupla çıkan taşlı sopalı çatışma, polis tarafından fazla büyümeden, zor kullanılarak önlendi.

Hızını alamayan ve sayısı yaklaşık 10.000’e ulaşan grup, Kültür Merkezi?nden yeniden Hükümet Meydanı?na geldi. Hükümet Konağı?nı taşlamaya ve slogan atmaya başlayan grup ardından Madımak Oteli civarına ulaşarak, slogan atmaya devam etti. Grubun sayısı akşam saatlerinde 20.000’e yaklaştı. Grup önce Madımak Oteli önündeki araçları ateşe verdi ve oteli taşladı bunun sonucunda taşlanarak camları kırılan Madımak oteli tutusturalan perdelerler ve alt kattaki bulunan esyalarla birlikte yakildi otele sığınmış olan aydınlardan, aralarında Asım Bezirci, Nesimi Çimen,Muhlis Akarsu, Metin Altıok ve Hasret Gültekin’in de bulunduğu 35 kişi yanarak veya dumandan boğularak yaşamını yitirdi. Aralarında Aziz Nesin’in de bulunduğu 51 kişi de olaylardan kendi olanaklarıyla, ağır yaralarla kurtuldu. Başından yaralanan Aziz Nesin’i linç edilmekten araya giren polisler kurtardı. Yaralılar, polis arabalarıyla Tıp Fakültesi Hastanesi`ne götürüldü.

Olaylar sonucunda 33 aydın, 2 otel görevlisi ile 2 saldırgan yaşamını yitirdi. Gene olaylar sırasında Atatürk – Kongre ve Etnografya Müzesi önünde bulunan Atatürk büstü tahrip edildi. Akşam saatlerinde valilikçe ilan edilen ?2 günlük sokağa çıkma yasağı? ile birlikte, güvenlik güçleri şehirde tam bir hakimiyet sağlayabildi.

Yargılama
Olaydan bir gün sonra 35 kişi gözaltına alındı. Daha sonra gözaltına alınanların sayısı 190’a çıktı. Gözaltına alınan 190 kişiden 124’ü hakkında “laik anayasal düzeni değiştirip din devleti kurmaya kalkışma” suçlamasıyla dava açıldı,[1] geri kalanlar serbest bırakıldı. Kamuoyunda Sivas Davası olarak bilinen davanın ilk duruşması, Ankara 1 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde 21 Ekim 1993 günü yapıldı. 26 Aralık 1994’te karara bağlanan dava sonucunda, 22 sanık hakkında 15’er yıl, 3 sanık hakkında 10’ar yıl, 54 sanık hakkında 3’er yıl, 6 sanık hakkında 2’şer yıl hapis cezası, 37 sanık hakkında da beraat kararı verildi.

Müdahil avukatlar, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin kararını “taraflı, hukuka ve adalete aykırı” olarak niteleyerek, ayrıntılı bir savunmayla temyize gittiler. Yargıtay 9. Ceza Dairesi katlıamın “Cumhuriyete, Laikliğe ve Demokrasiye yönelik olduğunu” belirterek Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin kararını esastan bozdu. Ankara 1 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi, Yargıtay’ın bozma kararına uyarak yargılamayı yeniden başlattı.

28 Kasım 1997’de açıklanan kararda, 33 sanık Türk Ceza Yasası’nın 146/1 maddesine göre idama[2] ve 14 sanık 15 yıla kadar değişen hapis cezasına[1] mahkûm edildi. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 24 Aralık 1998’de hapis cezalarını onadı, 33 idam cezasını ise usül noksanlıkları nedeniyle bozdu. Şubat 1999 tarihinde usül eksikliklerinin giderilmesi için başlayan yargılama sonucunda 16 Haziran 2000’de 33 sanık Devlet Güvenlik Mahkemesi’nce yeniden idam cezasına çarptırıldı. 2002 yılında idam cezasının yürürlükten kaldırılmasıyla idam cezası hükümlülerinin cezaları müebbet ağır hapis cezasına çevrildi.[1]

Sanıkların avukatlığını Refahyol iktidarının Adalet Bakanı Şevket Kazan üstlendi ve bakanlığı sırasında onları hapisanede ziyaret etti.[3]

Geçen bu zaman zarfı içerisinde sanık sayısı tahliyelerle 33’e düştü.[3] Olayın kilit ismi olarak nitelendirilen, dönemin Sivas Belediye Meclisi üyesi Cafer Erçakmak[1] ve Yargıtay’ın 1997’deki bozma kararından sonra firar eden 8 sanık ise halen yakalanamamıştır.[3]

Sivas Davası İstiklal Mahkemeleri sonrasinda, tek bir davada, bu kadar çok idam cezasinin verildiği ilk davadır.

Katledilen Aydınlar
* Muhibe Akarsu – 35 yaşında, Muhlis Akarsu’nun eşi
* Muhlis Akarsu – 45 yaşında, sanatçı
* Gülender Akça – 25 yaşında
* Metin Altıok – 52 yaşında, şair, yazar
* Ahmet Alan – 22 yaşında
* Mehmet Atay – 25 yaşında, gazeteci
* Sehergül Ateş – 30 yaşında
* Behçet Aysan – 44 yaşında, şair
* Erdal Ayrancı – 35 yaşında
* Asım Bezirci – 66 yaşında araştırmacı, yazar
* Belkıs Çakır- 18 yaşında
* Serpil Canik – 19 yaşında
* Muammer Çiçek – 26 yaşında, aktör
* Nesimi Çimen – 67 yaşında, şair, sanatçı, üç telli curanın son ustası
* Carina Cuanna – 23 yaşında, Hollandalı gazeteci
* Serkan Doğan – 19 yaşında
* Hasret Gültekin – 23 yaşında şair, sanatçı, şelpe tekniğinin önderi
* Murat Güneş,Murat Gündüz – 22 yaşında
* Gülsüm Karababa -22 yaşında
* Uğur Kaynar – 37 yaşında, şair
* Asaf Koçak – 35 yaşında, karikatürist
* Koray Kaya – 12 yaşında
* Menekşe Kaya – 17 yaşında
* Handan Metin – 20 yaşında
* Sait Metin – 23 yaşında
* Huriye Özkan – 22 yaşında
* Yeşim Özkan – 20 yaşında
* Ahmet Öztürk – 21 yaşında
* Ahmet Özyurt – 21 yaşında
* Nurcan Şahin – 18 yaşında
* Özlem Şahin – 17 yaşında
* Asuman Sivri – 16 yaşında
* Yasemin Sivri – 19 yaşında
* Edibe Sulari – 40 yaşında, sanatçı
* İnci Türk – 22 yaşında
* Kenan Yılmaz – 21 yaşında

Sivas Katliamı üzerine bestelenen şarkı ve türküler
* Edip Akbayram, Türküler Yanmaz
* Emekçi, Sivas Ağıdı
* Grup Yorum, Sivas (Gün Tutuşur)
* Mahzuni Şerif, Sivas Dramı
* Zülfü Livaneli, Yangın Yeri
* Almora, Güneşin Ozanları
* Radical Noise, Çığlık
* Akın Eldes, Madımak
* Moğollar, Issızlığın Ortasında
* Antisilence, Died On 2nd Of July
* Aşık Gülabi, Sivas Madımakta Canlar
* Metin – Kemal Kahraman, Renklerde Yaşamak
* Ferhat Tunç, Kızılırmak Boylarında Bir Şehir

Literatürde Sivas Katliamı
* Zeki Büyüktanır, Madımak Çığlığı, Can Yayınları (Ali Adil Atalay), İstanbul, Ekim 2006
* Hikmet Çetinkaya, Zambak Sana da Bulaştı Kan, Çağdaş Yayınları, İstanbul, Şubat 1997
* Soner Doğan, Sivas: 2 Temmuz 1993, Ekim Yayınları, İstanbul, Mart 2007,
* Aziz Nesin, Sivas Acısı, Adam Yayınları, İstanbul, Temmuz 1995,
* Öner Yağcı, Sivas’ı Unutmak, İleri Yayınları, İstanbul, Mayıs 2006,
* Lütfi Kaleli, Sivas Katliamı ve Şeriat, Alev Yayınları, İstanbul, Ağustos 1995

Sahnede Sivas Katliamı
Genco Erkal’ın yazıp yönettiği Sivas ’93 adlı belgesel tiyatro oyunu, 11 Ocak 2008’de yoğun güvenlik altında Muammer Karaca Tiyarosu’nda sahnelendi.[4] Belgelerden yararlanarak yazılan oyunun anlatıcıları arasında Genco Erkal’la beraber Meral Çetinkaya, Yiğit Tuncay, Nilgün Karababa, Murat Tüzün, Çağatay Mıdıkhan ve Şirvan Akan yer aldı. Oyunun müziğini Fazıl Say besteledi.[5]

Kaynakça
1. ^ a b c d “Sivas’ta 14 yıl sonra Madımak sıcağı”, Radikal, 03 Temmuz 2007
2. ^ “Sivas’ta idam kesinleşiyor”, Radikal, 18 Ekim 1998
3. ^ a b c “Madımak!”, Yıldırım Türker, Radikal, 3 Temmuz 2006
4. ^ “Sivas ’93’e polis korumalı gala”, Abdullah Malkoç, 13 Ocak 2008, Milliyet URL son erişim tarihi: 21 Ocak 2007
5. ^ “Geç de olsa Sivas’la hesaplaşılmalı”, Efnan Atmaca, 17 Ocak 2008, Radikal URL son erişim tarihi: 21 Ocak 2007

Sevgili Oğul ! Gazeteciler randevu isteyince önce korktum; ola ki senden ‘rahmetli’ diye söz ederler. – Annen Hace Gültekin” üzerine bir yorum

  1. Yasaların Yıllar Üzerinde Verdiği kararla ZAMAN AŞIMI!! tezini savunan,
    HİÇBİR VİCADINI MUHAKEMEDE GEÇERLİ OLAMAYAN…
    Kaybedilen aydınlarımıza, saygı şükran rahmetle…

Yorum yapın

Daha fazla Mektup
Behice Boran’ın Mektupları 1 – 2 (1932-1986)

"...ben hapis yatmakla ayrı bir çile, meşakkat çekiyor da değilim, bir kahramanlık da değil mahpus yatmak. Bir 'acıma duvarı'nın duvarı...

Kapat