Şiirler – Cesare Pavese

Cesare Pavese (1908-1950) çağdaş İtalyan edebiyatında öykü ve romanlarıyla önemli bir yer tutmaktadır. Bizde ve dünya edebiyatında da usta bir öykücü ve romancı olarak tanınır. Pavese’nin şair kimliği uzun bir süre göz ardı edildikten sonra yavaş yavaş ortaya çıkmaktadır.

Bu kitapta, şair Pavese’nin bütün yönlerini ortaya koyan en geniş derlemeyi sunuyoruz. Şair Pavese nihayet hak ettiği bütünlüğe kavuşmuş oluyor. (Tanıtım Bülteninden)

Kitaptan Bir Bölüm
Yeni Bir Anlayışa Doğru
Pavese, 1935?te hâlâ öykü-şiir üzerine düşünüyor ve Yaşama Uğraşı?na şu notu düşüyordu: ?Olay örgüsünü nesnel bir yöntem yerine, imgeleme yetisinin ayarlı, ama gene de düşe dayanan kurallarına göre kurduğum doğru, amacım da bu zaten. Gelgelelim, ayarlamanın sınırı nedir, düşe dayanan kurallara ne ölçüde önem vermeli, imgeleme yetisi nerede biter, mantık nerede başlar: küçük, şaşırtıcı sorunlar bunlar? (10 Ekim 1935). Gene, günlüğünde: ?Ama imgelerden yararlanmayan bir betimleme tasarlanabilse de (böyle bir şeyi aslında dilin doğası yadsır), mantıksal düşüncenin ötesinde bir betimleme olabilir mi? Bir ağacın yeşil olduğunu söylemek bile, bir yargı değil mi?? (1 Kasım 1935) sorusunu soruyor; birkaç gün önce, şiirde imge ile yargı üzerine düşündükleri, onu şu sonuca ulaştırıyordu: ?Şiir, bir budalanın denize bakıp, ?Tıpkı yağ gibi!? demesiyle başlar. Düz bir yüzeyin en iyi betimlenişi değildir bu elbette, ama aradaki benzerliği bulmuş olması bu sözü söyleyenin hoşuna gitmiş, bu gizli bağ onu heyecanlandırmış, bu gözlemini herkese duyurma isteğini vermiştir ona. Ne var ki, bu noktada kalmak da aynı ölçüde budalalık olur. Şiire böylece başlandı mı, ana düşünceyi sayısız çağrışımla zenginleştirip bir değer yargısına vararak ustaca bitirmeli? (28 Ekim 1935). Ve aynı yılın sonuna doğru şu gerçeği kabul etmek zorunda kalıyordu: ?İmge-anlatının şiirime ilişkin teknik bir yorum girişiminden başka bir şey olmadığı açıkça görülüyor; bel kibu da bir eğretileme; her durumda, güncel bir program olmadığı kesin. ?Birbirinin yerine geçen ve bir birini aydınlatan? çeşitli imgelerin her şiire özgü süreç olduğu kesin bir gerçek; bu da, şiirin imgeler anlatısı mı, yoksa daha çok etik ve ritmik önemi olan bir ilksel çekirdeğe hizmet eden imgeler oyunu mu olduğu sorununu çözümsüz bırakıyor? (16 Aralık 1935).

Şiirlerinden Örnekler :

GECE

Ama rüzgarlı gece, berrak gece
belleğin belli belirsiz anımsadığı, uzaktır
bir anıdır. Yitmiş şaşkın bir sakinlik
o da yapraklardan ve hiçlikten oluşmuş. Hiçbir şey
kalmıyor
anıların ötesindeki o zamandan, belli belirsiz
bir anımsama dışında

Kimi zaman geri dönüyor güne
yaz gününün kıpırtısız ışığına
o uzak şaşkınlık

Boş pencereden
çocuk diri ve koyu tepelerdeki geceye bakardı
ve şaşırırdı tepeleri üst üste yığılmış görmekten
belirsiz ve berrak devinimsizlik. Karanlıkta hışırdayan
yapraklar arasında, tepeler belirdi
orada güne ait her şey, kıyılar
ve ağaçlar ve üzümbağları apaçık ölüydü
ve yaşam bir başka yaşamdı, rüzgardan, gökyüzünden
yapraklardan ve hiçlikten

Kimi zaman geri dönüyor
günün kıpırtısız sakinliğinde anısı
o yoğun yaşamın, şaşın ışıkta

Çeviri: Kemal Atakay

ANNE OLMAK
GECE ZEVKLERİ

Biz de duruyoruz geceyi duymak için
rüzgarın en çıplak olduğu anda, yollarda
rüzgarın soğuğu, her koku sönmüş
burun deliklerimiz pırıltılı ışıklara kalkıyor

Hepimizin karanlıkta bizi bekleyen bir evi var
döndüğümüz, bir kadın karanlıkta bizi bekliyor
uykuya dalmış, odada kokuların sıcaklığı.
Rüzgarla ilgili hiçbir şey bilmiyor uyuyan
soluk alan kadın, bedeninin sıcaklığı
bizde fısıldayan kanla aynı.

Karanlıkta açılmış yolların dibinden
ulaşan rüzgar bizi yakıyor, pırıltılı
ışıklarla gerilmiş burun deliklerimiz
çıplak yüz yüze geliyor. Her koku bir anı
Uzaktan karanlık çıkageldi şehirde çırpınan
bu rüzgar, orada çayırlarla tepelerde
güneşin ısıttığı bir otun
nemlerle kararmış bir toprağın bulunduğu. Anımız
keskin bir koku, kışa
diplerin kokusunu yayan deşilmiş toprağın
küçük tatlılığı. Sönmüş her koku
karanlık boyunca ve şehirde bize rüzgar erişiyor yalnızca

Bu gece uyuyan kadına döneceğiz
donmuş parmaklarla bedenini aramaya
ve bir ısı kanımızı sarsacak, nemlerden kararmış
bir toprağın ısısı, bir yaşam soluğu.
O da güneşte ısınmış ve keşfediyor
çıplaklığında en tatlı yaşamını
sabahları yok olan ve onda toprağı tadı var.

Çeviri: Kemal Atakay

TO C. FROM C.

Sen
alacalı gülümseyiş
donmuş karlar üzerinde –
Mart rüzgarı
karda uç veren
dalların dansı
inleyerek ve ışıltarak
küçük “oh”larını –
ak bacaklı geyik
zarif
keşke
bilseydim yine
her gününün
akıp giden zarifliğini
her davranışının
köpüksü ağını –
yarın donmuş
aşağıdaki ovada –
sen, alacalı gülümseyiş
sen, ışıltılı gülüş

Çeviri: Kemal Atakay

ÇALIŞMAK YORAR

Evden kaçmak için yolu geçmeyi
yapsa yapsa bir çocuk yapar,
çocuk değil ki artık
bütün gün sokaklarda sürten bu adam
üstelik evden de kaçmıyor.

Hani yaz ikindileri vardır
meydanlar bomboş uzanır batan gün altında,
geçip gereksiz ağaçlarla bir bulvardan
durur yalnız adam.
Değer mi bunca yalnızlık, gittikçe daha yalnız olmak için?
Boştur yollar meydanlar yalnız gezildiğinde.
Oysa bir kadın durdurmalı
konuşup da birlikte yaşamaya inandırmalı,
yoksa hep kendisiyle konuşur insan. Bunun için de
kimi vakit körkütük olur geceleri
ve anlatır durmadan, anlatır yapıp edeceklerini.

Böyle ıssız meydanda bekleyerek
rastlanmaz elbette kimseye, ama dolaşırken sokakları
durduğu olur insanın şöyle bir.
Olsalardı iki kişi, başka olurdu ev
sokaklarda bile. Kadın olurdu, değerdi dolaşmaya.
Gece kimsecikler kalmaz meydanda.
Oradan geçen bu adam görmez
yararsız ışıklar içinden evleri
kaldırmaz artık gözlerini.
Kaldırımları dinler yalnızca
kendininkiler gibi nasırlı ellerin döşediği.
Doğru değil ıssız meydanda kalmak.
Mutlaka yolda olmalı o kadın
yalvarsan eve çeki düzen verecek.

ÖLÜM GELECEK VE SENİN GÖZLERİNLE BAKACAK

Ölüm gelecek ve senin gözlerinle bakacak-
sabahtan akşama dek,uykusuz,
sağır,eski bir pişmanlık
ya da anlamsız bir ayıp gibi
ardını bırakmayan bu ölüm.
Bir boş söz,bir kesik çığlık,
bir sessizlik olacak gözlerin:
Böyle görünür her sabah
yalnız senin üzerinde
kıvrımlar yansıtırken aynada.
Hangi gün, ey sevgili umut,
bizlerde öğreneceğiz senin
yaşam olduğunu,hiçlik olduğunu.

Herkese bir bakışı var ölümün.
Ölüm gelecek ve senin gözlerinle bakacak.
Bir ayıba son verir gibi olacak.
belirmesini görür gibi
aynada ölü bir yüzün,
dinler gibi dudakları kapalı bir ağzı.
O derin burgaca ineceğiz sessizce.

Kitabın Künyesi
Şiirler / Cesare Pavese
Cesare Pavese
Yapı Kredi Yayınları / KÂZIM TAŞKENT KLASİK YAPITLAR
Çeviri : Kemal Atakay
İstanbul, 2009, 1. Basım
416 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Şiir Kitapları
Necmi Otçu’nun Masası / “son-öteki” – Ayşe Kaygusuz

Zamansız, mekansız ve özgün insan ilişkilerinin adamı olan Necmi Otçu; şimdilerde zamanı ve mekanı belli, özgün ve özgür bir paylaşımın...

Kapat