Kadınlar İçin Söylenmiştir / Anadolu?da Kadınların Şiirli Tarihi – Gülsüm Cengiz

Anadolu çağlar boyu acılı kadın yaşamlarına tanıklık etti. Şairlerin kıvrak, usta dilleri katıldı bu tanıklığa? 20 yıl süren bu çalışmanın amacı; insanlık tarihinin başından bu yana Ege?den Mezopotamya?ya, Karadeniz?den Akdeniz?e kadar yaşadığımız coğrafyada çeşitli evrimlerden geçmiş kadın yaşamlarına şiirli bir tanıklık sunmaktır? Şiirlerin yazıldığı dönemlerdeki toplumsal ilişkilere, değer yargılarına, kadının toplumsal yaşam içindeki yerine, kadın erkek ilişkilerine, kadın yaşamlarına ışık tutabilmek? Kadınların yaşam koşullarını ortaya koyarken; değişme istek ve çabalarına, bu uğurda verilen mücadeleye, direnç ve umuda tanıklık etmek ve bir kaynak oluşturabilmek? Kadının cins olarak da emekçi olarak da sömürülmediği bir dünya kurma ve insanın özgürleşme mücadelesine küçük bir katkı sunabilmek için…(Tanıtım yazısından)

O, memnu elma ? Elif Kutlu
(13/04/2012 tarihli Radikal Kitap Eki)
Önce kadın vardı. Kadın her şeydi. Doğurganlığı, bereketi simgeliyordu. Bu nedenle doğaya, toprağa ?ana? diye seslendiler. Yaşamın devam ettirilmesinde kadın önemliydi. Çünkü o mucizeyi gerçekleştiriyordu: Yaratıyordu/ doğuruyordu. Sonra ise her şey değişti. Sınıflı toplumlarla birlikte kadının yeri ve değeri yerle bir edildi. Kadın erkeğe ait bir meta, bir köle oldu. ?Ana? yerini ?ata?ya bıraktı. Tahakküm sadece ?ve artık her zaman- erkek ile özdeşleşti. Bundan sonra kadın tüm ?kötülüklerin anası? sayıldı. Çünkü erkeği yoldan/baştan çıkaran da, cennetten kovulmaya sebep olan da oydu: O, memnu elma.
Bundan sonra her kadın ?kadın? olmasının cefasını çeker. Çünkü kadındır o. Ona göre davranmak zorundadır. Toplum içinde yeri belirlense de, ana/evlat/bacı olarak karşımıza çıksa da, kuma olup erkek aklın tahakkümüne girse de, berdelle başkaları uğruna satılsa da, ?namus cinayetleri? adına pisipisine yitip gitse de, cehaletle, kör inançlarla, baskıyla daha çocuk yaşta evlendirilse de kadındır; ?kadınlığını bilmek zorundadır.? Kimi kez tarlada, kimi kez evinde, kimi kez sokakta, kimi kez bir otel odasında ya da para kazanmak için bedenlerini satmak zorunda oldukları yerlerde; kadındır onlar. Bir kere ?kadın? diye ?yaftalanmışlar?. Bu nedenle ?atalarımız? ?ki ne yazık ki onlar da erkek aklın ürünleri- şunları söylüyorlar: ?Kızını dövmeyen dizini döver?, ?Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı??, ?Kadın erkeğin şeytanıdır? vs. Bu ne onların öngörüsünden kaynaklanıyor ne de durumun gerçekliğinden. Ne yazık ki, atasözleri, reklamlar, masallar ve etrafta olup biten her şey cinsiyetçi!

Kadın Anadolu
Oysa kadınlar için söylenen başka sözler de var. Cinsiyetçi söylemin dışına çıkmaya çalışan, kadına kadın olduğu için değer biçen mısralar var. Gülsüm Cengiz tarafından hazırlanan ?Kadınlar İçin Söylenmiştir? adlı antolojide bunu görmek mümkün. Çünkü Anadolu ?ki adını kadın olandan alıyor- kadının tarihini içeriyor ve yazılmış her mısra kadını, ezilmişliğini, görünmezliğini, uğradığı şiddetti anlatır. ?Kadın olanın türküsü? kadınların sesini yükseltmeye çalışan, kadından bahseden, kadına tanıklık edenlerin sözlerini biriktirir. Sonra bir türkü halinde tüm kadınların dilinden dökülüverir: ?Erkek sel, kadın göl/ Erkek akar gider, coşgun/ Kadın derin sessiz, durgun/ ?/ biri insan,/ öbürü değil sanki.? Her mısra bir sitem. Ama erkek ama kadın? Cinsiyetçiliğin sınırlarına mahkûm olmayan herkes bunu açıkça görür. Ne yazık ki hâlâ ?sanki hiç yaşamamış gibi ölen/ ve soframızdaki yeri/ öküzümüzden sonra gelen/ ?? Bir kere bu ?belanın? ta dibine saplanmış kadın. Ataerkilliğin hüküm sürmeye başladığı günden beri ?ne kadar kurtulmaya çalışsa da- bu tahakkümün içinde yer alır. Özgürlüğe doğru sağlam adımlarla ilerlese de bu girdabın içinden kurtulmakta zorlanır.

Toplumsal cinsiyet belası
Törelerle, gelenekle/görenekle, baskıyla/devletin baskısıyla, yasalarla ?kadın? olduğu vurgulanır. Sanki kadınlık kötü bir şeymiş gibi! Bedenini satmak zorunda olması, tecavüze uğraması, çeşitli baskılar sonucu intihar etmesi, toplumsal koşullar tarafından örselenmesi onun suçuymuş gibi suçlanır. Yaşadığı her şeyin sorumlusu kendi sayılır. Erkek akla göre ?ikinci cinstir? ya kadın? Oysa bunların hepsinin birer safsata olduğunu bilen sözler yok değildir: ?saatlerle ve her akşam/ kendi kendini/ çıkmıyorsa/ başka bir dünyadan/ tadılmamışlığını unutuvermek için?.
Neyse ki günümüzde soran, sorgulayan, özgürlüğünü savunan, kendine biçilen ?kadın rollerinden?/ toplumsal cinsiyet belasından kendini sıyırabilen bir kadın da var. Ancak ne yazık ki kimi cezaevinde, kimi susturulmak istenmekte, kimi öldürülmüş, kimi kaybedilmiş? Neyse ki bazıları hâlâ avaz avaz bağırabiliyor. Kadının mücadele etme gücünün simgesi olan bu kadınlar, kadınların sömürülmesine, ezilmesine, şiddet görmesine, yok edilmesine, sindirilmesine karşı ayakta duruyorlar: ?Sözleri çiçeğidir bir ağacın/ Yürekleri koruyucu yapraklar/ Bir sevdanın çeperinde dolanıp/ Birbirine kitleniyor.? ve inatla bağırıyorlar: Kadınlar vardır.

Kitabın Künyesi
Kadınlar İçin Söylenmiştir / Anadolu?da Kadınların Şiirli Tarihi
Gülsüm Cengiz
Evrensel Basım Yayın
2011
648 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla İnceleme, Sosyoloji
Hoca’nın İlmi (F-Tipi Bilim) – Derleme

Fethullah Gülen'in düşünce dünyası, ruhlar, cinler, periler, melekler, mucizeler, medyumlar, yogiler, büyüler, fallar, muskalar dünyasıdır. Hoca'nın "ilmi"nde matematik, fizik, kimya,...

Kapat