‘Sinema Sanatına Giriş’ ve ‘Cadde-i Kebir?de Sinema’ adlı kitaplara dair

Ey ressam, tutalım ki o selviyi (selvi boylu güzeli) resimleyeceksin / yürüyüşündeki edaya gelince ne yapacaksın? (Ali Şir Nevai 1440-1501)
Nijat Özön?ün Sinema Sanatına Giriş kitabının uzun bir öyküsü var. Nijat Özön bizim yazınımızda bir yandan sinema tarihçiliğini, öte yandan toplumbilimden beslenen eleştiriyi, bunların yanında sinema kuramlarına giriş yazılarını yazan ve önemli metinleri çeviren isimdir. Günümüzde Agora Yayınlarından Sinema Sanatına Giriş adıyla çıkan kitap, daha önceleri Gerçek Yayınevinin çok önemli serisi 100 Soruda ? dizisinden çıkmıştı ve 100 Soruda Sinema Sanatı adını taşıyordu. Sinema sanatıyla yeni ilgilenmeye başlayanların bir yandan kavramları, öte yandan tarihini öğrendiği gerçekten giriş kitabı niteliği taşıyordu. Bu açıdan bir yandan meraklısına, öte yandan İletişim Fakültelerine yeni gelen bütün öğrencilerinin el kitabı olma özelliği taşıyordu.
Örneğin yukarıdaki soruyu ele alalım, yürüyüşteki edayı vermek sorunu büyük oranda sinema sanatı ile çözüldü, sözcüklere sığdırılması zor eda sinema sanatının doğrudanlığı ve aracısızlığıyla (directness and immediacy) ile verildi. Aynı sorun temel sinema kuramları tartışmalarında özgün bir yere oturdu: sinema sanatının hammaddesi ve anlatı dilini diğer sanatlardan ayıran nedir sorusunun yanıtı olarak verildiğinde, yeni bir dille birlikte sinemada yeni bir sanat dalı olarak kabul edilmeye başlandı.
Sürekli akış halinde olan hayatı, hareketli bir şekilde verebilmesi, görüntünün gücünden yararlanabilmesi sinema sanatına güçlü anlatım olanakları sunar. Başlangıçta sessiz olan sinemaya 1927 yılında sesin de girmesiyle etkisi daha da güçlenmiştir. Çekildikten sonra kolayca çoğaltılıp dağıtılabilmesi sayesinde, geniş kitlelere seslenebilme olanağı bulmuştur. Günümüzde her evde bulunan televizyonlar, evlerde filmleri oynatmaya yarayan cihazlar sayesinde, sinema artık hayatımızın içindedir ve neredeyse her günümüzü kaplamış durumdadır. Bu durum sanatsal açıdan kuşkusuz ki çok değerlidir; fakat bu gücü nedeniyle hem üreticinin hem de alımlayıcının üzerinde çok büyük sorumluluklar yüklemiştir. Üreticinin sorumluluğu büyüktür; çünkü anlattığı şeyler insanlar üzerinde önemli etkiler yaratacaktır. Alımlayıcının sorumluluğu büyüktür; çünkü sinema sahip olduğu etkileme gücü nedeniyle, ekonomik gücü elinde bulunduranların kullandığı ideolojik bir silah haline gelmiştir.
Özön bir yandan kavramları açıklarken, öte yandan sanatın genel özelliklerini de incelemeye çalışıyor: ?Filmsel gerçek deyimi, doğadan derlenen gereçle filmde yaratılan ve izleyicide uyandırdığı sonuç yönünden gerçek duygusu veren bir durumu anlatır. Aslında sinemanın, doğadaki gerçeği olduğu gibi aktarmaya son derece yatkın bir araç olduğunu biliyoruz. Sinemacının doğadaki gerçeği, hiç olmazsa dış görünüşü yönünden, aktarmakta ayrıca bir çaba harcamasına pek gerek yoktur.? (s. 165).
Giovanni Scognamillo?nun Cadde-i Kebir?de Sinema kitabı ise ilk kez 1990?larda yayınlandığında İstanbul?da neredeyse sürekli olarak Beyoğlu tartışmaları vardı. Beyoğlu önemli gündem maddelerinden birisi haline gelmişti. Scognamillo?nun kendisi ise, Beyoğlu Kontu olarak anılır. Hayatı Beyoğlu?nda geçmiştir, aileden sinemacı olan bir Levanten ailenin oğludur. İlkokul öncesinden sinemaya merakı başlamış, sektörün hemen her dalında çalışmıştır. Bir de buna Türkiye?de sinemanın kalbinin İstanbul, yapım açısından ise Beyoğlu olduğunu eklediğinizde, iki kesişim noktasından tümüyle özgün bir kitap çıkmıştı. Belki de dönemin ünlü tartışma konusu hakkında yazılan en temel eser haline geldi Cadde-i Kebir?de Sinema.
Bir yandan Beyoğlu?nda sinema kültürü, öte yandan Beyoğlu?nda gösterilen filmler üzerinden yürütülen tartışmalar, halkın kültüründeki değişmeler, sinema adamlarımızın tavırları, düşünceleri derken gerçek bir antropolojik çalışma hüviyetine bürünen kitap gerçekten eğlendirici anlarda içeriyor.
Cadde-i Kebir Beyoğlu?nun Osmanlıca adıdır, Beyoğlu bugün eski kimliğine göre çok değişmiştir. Eskiden kültürün ön planda olduğu bir eğlence merkezi idi. Bu kültürün içinde tiyatroların ve sinemaların önemli bir ağırlığı vardı. Tiyatroya ve sinemaya gitmek ise, oyunu seyredip gelmek değil, Beyoğlu?na büyük oranda o gününüzü adamanız anlamına gelirdi. Pastaneleri, çıkan dergi ve gazeteleri, çok dilli halkları, bu insanların işletmelerinde geçirilen zaman ve kozmopolit yapısı ile Beyoğlu yalnızca İstanbul?un değil, bütün Türkiye?de benzersiz bir yöresiydi sanki. Bir anlamda Batıya açılan kapıydı, kültür çok sesliydi.
Öte yandan Osmanlıdan itibaren Beyoğlu Batıdaki bütün yeniliklerin ilk kez Türkiye?de getirildiği merkezdi aynı zamanda.
Dolayısıyla Cadde-i Kebir?de Sinemayı okursanız, sinemanın ilk geliş yılları, ilk halka açık gösterimleri, Beyoğlu?nda yabancı işletmelerin ofislerinin kurulması, büyük ve lüks sinemaların açılması, şirketler arasında yapılan antlaşmalar, o yıllarda gösterilen filmler, elbette o yıllarda varolan sinema yayıncılığı, artistlerin halk içinde gezinmeleri ve bitmeyen havaları, tarih içinde sinema yasalarının değişmesi ve bunların sektöre etkileri gibi inanılmaz değişik konularda pek çok veriye rastlarsınız. Bir yandan sinema, öte yandan ?belki de daha çok- bir kültürün incelenmesine dönüşmüş bir eser olarak, iki anlamda da temel kitaplardan birisidir Scognamillo?nun eseri.
Örneğin 1930?ları anlatırken: ?Avrupa yapımları arasında bol sayıda müzikli filmin bulunması, ister Alman Sinemasının duygusal müzikalleri, özyaşamsal dramları, ister Avusturya Sinemasının o dönemde dillere destan olan operetleri (Franz Lehar?dan Robert Stoltz?a kadar) bol valsli Viyana öyküleri olsun ? başta Beyoğlu seyircisi olmak üzere beğenilerini, eğilimlerini yansıtıyor, bir yaşam tarzının esintilerini taşıyor? (s. 71) satırlarında dururken, bugün bize çok uzak olan bir kültürün satırbaşlarında mola verip tarihimiz üzerine düşünmekte yarar var.
(BirGün Gazetesi Kitap Eki, 12.05.2010)

Kitabın Künyesi
Sinema Sanatına Giriş
Yazar: Nijat Özön
Yayınevi: Agora Kitaplığı
Sayfa Sayısı: 323 sayfa

Kitabın Künyesi
Cadde-i Kebir’de Sinema
Giovanni Scognamillo
Agora Kitaplığı / Sinema Dizisi
Baskı Tarihi: Mayıs 2008
211 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Sinema
William Indick ‘in “Senaryo Yazarları İçin Psikoloji” Kitabına Dair – Okan Özkartal

Sinema senaryoları ilginç bir şekilde sinema yayınları içerisinde ciddi bir yer kaplıyor, hem sinema tarihinin önemli filmlerinin hem de son...

Kapat