Soğuk Savaş Yıllarında Kültür Sanat ve CIA – Serdar Türkmen

İkinci Emperyalistler Arası Paylaşım Savaşı’ndan Sovyetler Birliği’nin çöktüğü yıllara kadar süren ve hala da izlerine sıklıkla rastladığımız soğuk savaş yıllarının kültür ve sanat üzerinde de önemli etkileri oldu. Kültür-sanat alanının, siyasi propagandanın en etkili üretimini barındırabileceğini Emperyalist blok da Komünist Blok da biliyordu ve bu alana dair özel stratejiler geliştirdiler.

Bu yazının konusu, CIA’nın bu dönemde kültür-sanat alanına müdahalesi. Bu konunun bugünün sanatına daha ‘ayık’ bakılabilmesi için incelenmesi önemli görünüyor. Şimdilik bir dizi nacizane soru-cevap.

ABD için kültür-sanat ortamına etkilemek neden  önemliydi?

Soğuk savaşın en önemli ayaklarından biri kültür-sanat propagandası idi. Sovyetler devrimin ilk yıllarından beri kültür-sanat propagandasının gücüyle Avrupalı ve hatta Amerikalı yazarları, sanat insanlarını etkisi altına almıştı.

Kültür-sanat propagandasının, aynı zamanda ideolojik bir propaganda olduğunu ve aynı zamanda soğuk savaşın gereklerinin başında geldiğini anlayan ABD, savaşın bu kısmına da asılmaya başladı.

ABD?nin bu kültür propagandası programını hangi güç yönlendiriyordu?

Asıl olarak CIA merkezdeydi. Doğrudan CIA?dan maaşlı ajanlar ?Kültürel Özgürlük Kongresi? adı verilen bir birlik kurdular. Birlik, CIA tarafından, paravan vakıf (Ford Vakfı, Rockfeller Vakfı, Rothschild Vakfı gibi 170 tane örgüt) ve kurumlar aracılığıyla finanse ediliyordu. CIA, bu birlikteliğe (kongreye) ve ilgili projelere 10 milyonlarca dolar pompaladı.

Kültürel Özgürlük Kongresi?nin işlevi neydi?

Kültürel Özgürlük Kongresi (KÖK), ABD?nin soğuk savaş dönemindeki kültürel propaganda programının planlayıcısı ve uygulayıcısıydı.

Doruğa ulaştığında

35 ülkede bürosu vardı
20?nin üzerinde saygın dergi yayımlıyor
Resim sergileri açıyor
Haber ve film servisi var
Konserler düzenliyor
Ödüller dağıtıyor
Ünlü kişilerin katıldığı uluslar arası toplantılar düzenliyordu

ABD, ideolojik ve kültürel propagandasının temel taşlarından birini, ?Stalin ve Hitler?in diktatör olduğu ve totaliter rejimlere karşı ?özgürlük?ün savunulması gerektiği? oluşturuyordu. Bu özgürlük elbette liberal bir özgürlüktü ve nesnel bakılmaya kalkışıldığında aslında, insanın insanı sömürebilme özgürlüğünden başka bir şey değildi.

Kongrede kimler vardı?
Saunders?in iddiasına göre, Avrupa?da KÖK ile bilerek ya da bilmeyerek, isteyerek ya da istemeyerek temas etmeyen pek az sanatçı, bilim insanı var. En berbatı ise herhalde ‘bilmiyormuş gibi yapanlar’ olsa gerek.

Kongre, ifade edilmeyen bir konsorsiyumu temsil ediyordu. Bu anti-stalinist bir zemindi. CIA?nın ‘Komünist Olmayan Solu destekleme’ taktiğinin kontenjanından bir sürü inancını yitirmiş komünist, özellikle de bazı Troçkistler bu oluşumun içindeydi.

Bu aydınların bu alana savrulmalarının maddi ya da psikolojik boyutları olduğu gibi elbette ideolojik bir boyutu ?ya da kılıfı mı?- da vardı.

Moskova Duruşmaları, Hitler-Stalin anlaşması, Sovyetler?in pek çoğunun ana vatanı olan Polonya?yı işgali ve son olarak İsrail?e karşı tavrı, geçmişin Sovyet yanlısı yazar ve sanatçılarının ?keskin birer anti-komünist? olmasında rol oynamıştı.

Bu kongrenin (KÖK) örgütleyicileri:
Nabokov (Kompozitör)
Josselson (Soyut Dışavurumcu Ressam)
Hemingway (Yazar)
Andre Malraux (Yazar)
Melvin Lasky (Yazar)
Sidney Hook (Felsefeci)
Frank Wisner

CIA hangi kültür-sanat ürünlerine müdahale etti?

CIA?nın kültürel propaganda programındaki esneklik, eylemde iki yol sunuyordu. Birinci yol, kültürel propaganda içerikli kültür-sanat ürünlerinin yaratılması, ikincisi de ?ideolojik olarak paralel? ürünlerin desteklenmesi.

Kongre her ikisine de el attı.

Sovyet rejimini yerden yere vuran kitaplar yazdırdılar ve basıp, dağıttılar (Başarısızlığa uğrayan tanrı, Winter in Moscow gibi)

Çaktırmadan ABD propagandası yapacak dergiler çıkardılar ve Anti-stalinist zeminde buluşabileceği her türlü dergiyi finanse ettiler ve yayınlara gerek ajan-editörlerle gerekse ?öneri?lerle yön verdiler (Partisan Review, Encounter gibi)

?Hollywood?dan komünizmin kökünü kazımak için? film şirketlerine ajanlar soktular ve filmlerde dezenformasyonlar yaratma, dublajlarda replikleri değiştirmeler yaptılar

Gerçekçi olmayışı, ?bireysel özgürlük? ile uyuşması ve seçkinleri etrafta toplayabilir olması sebebiyle Soyut Dışavurumculuğu ?resmi sanat? haline getirdiler

Kültür-Sanat birliklerinin iç işlerine müdahale ettikleri de oldu (PEN?in seçimlerine müdahale ettiler)

Kendi aleyhinde yazan dergileri bitirmeye çalışmak (Ramparts, CIA?nın sanat sponsorluğunu ortaya çıkarınca, maddi ve manevi bir sürü şantaj ve komplo ile dergi bitirilmeye çalışıldı.

Elbette CIA sadece kültür-sanat alanıyla sınırlı bir ?müdahale? peşinde değildi. Hatta şu rahatça söylenebilir ki, ideoloji ile ilişkisini çıkarırsak sanatın ve kültürün CIA?yı cezp edecek herhangi bir yönü kalmaz.

CIA?nın siyasi komploları derken?
Aşağıdaki derlemenin kaynağı: Kasım CİNDEMİR – Hürriyet, 21/06/2007
-İtalya, 1948 – Komünist Parti seçimleri kazanacak. CIA devreye girdi. Oylar için para verildi, yayınla propaganda yapıldı, örgütlere sızıldı, tehdit ve baskı uygulandı. Komünistler seçimi kaybetti.
-İran, 1953 – İran Başbakanı Muhammed Musaddık petrolü millileştirmek istiyor. Bu durum Batılı petrol şirketlerini kaygılandırdı. CIA, askeri darbe ile Musaddık’ın devrilmesini sağladı. Şah rejimi kuruldu. Şah’ın gizli polisi SAVAK’ın Gestapo’dan farksız olduğu çok kısa bir sürede ortaya çıktı.
-Guatemala, 1954 – Seçimle işbaşına gelen Jacobo Arbenz askeri darbeyle gitti. Arbenz, Amerikan “United Fruit” Şirketi’ni millileştirme tehdidinde bulunmuştu. Ülkede sağcı dikta rejimleri birbirini izledi. 100 bin insan bu rejimlerin kurbanı oldu. -Laos, 1957 – CIA, solcu Pathet Lao’ya karşı neredeyse 20 yıl boyunca ve sık sık darbelerin düzenleticisi oldu.
-Haiti, 1959 – CIA destekli “Papa Doc” Duvalier ülkenin diktatörü oldu. Duvalier, dehşet veren “Tonton Makut” adlı bir polis gücü yarattı. Bu polis gücü 100 bin kişiyi katletti.
-Dominik Cumhuriyeti, 1961 – CIA, iktidarını desteklediği Rafael Trujillo’yu bir suikast sonucu saf dışı bıraktı. Diktatör Trujillo o kadar güçlenmişti ki ülke ekonomisinin yüzde 60’ına hükmediyordu. Trujillo’nun çıkarları ABD şirketlerinin çıkarları ile çelişmeye başlamıştı.
-Ekvador, 1961 – CIA destekli askeri güçler seçimle işbaşına gelen Başkan Jose Velasco’yu istifaya zorladı.
-Kongo, 1961 – Seçimle göreve gelen Patrice Lumumba CIA tarafından öldürüldü. Ülke dört yıl siyasi çalkantıyla sarsıldı.
-Dominik Cumhuriyeti, 1963 – Seçimle gelen Devlet Başkanı Juan Mosch devrildi. CIA askeri bir yönetim kurdurdu.
-Ekvador, 1963 – CIA destekli askeri darbe. Başkan Arosemana devrildi.
-Brezilya, 1964 – Seçimle gelen Joaoa Goulart Hükümeti askeri darbeyle gitti. CIA darbecileri destekledi.
-Endonezya, 1965 – Seçimle gelen Sukarno askeri darbeyle gitti. CIA yıllardır bunun için çalışıyordu. Yerine gelen General Suharto en az 500 bin kişiyi katletti.
-Yunanistan, 1967 – Seçimlerden iki gün önce CIA destekli askeri darbe gerçekleşti. “Albaylar Cuntası” altı yıl ve Türkiye’nin Kıbrıs Barış Harekatı ile devrildi.
-Vietnam, 1967 – “Operation Phoenix” ile Güney Vietnam köylüleri arasındaki “Viet Kong” mensupları ve sempatizanları arandı. Bu operasyon 20 bin kişinin ölümüyle sonuçlandı.

-Uruguay, 1969 – “CIA işkencecisi” olarak bilinen Dan Mitrione ile işkence yaşamın “rutin” bir uygulaması haline geldi.
-Kamboçya, 1970 – CIA, Prens Sihanuk’u devirdi.
-Bolivya, 1971 – CIA kurgulu askeri darbe. Solcu başkan Juan Torres devrildi.
-Şili, 1973 – CIA destekli askeri darbe Şili’yi tam bir karanlığa gömdü. Seçimle işbaşına gelen Sosyalist Başkan Salvador Allende öldürüldü ve yerini General Augusto Pinochet aldı. Şili toplumu hala bu yıllarca süren ve binlerce kişinin yok olduğu kanlı ve acılı dönemin yaralarını tam sarabilmiş değil.
-Avustralya, 1975 – Sol eğilimli Başbakan Edward Whitham’ın devrilmesinde CIA parmağı vardı. CIA, İngiltere Kraliçesi’nin atadığı Vali John Kerr’i kullanarak bu değişimi gerçekleştirdi.
İran Şahı’nın 1979’da devrileceğini göremeyen CIA, 80’li yıllarda Orta Amerika’da özellikle El Salvador ve Nikaragua’da rejim değişiklikleri için çalıştı. Skandallar patlak verdi. 1989’da ve “Baba Bush” döneminde Panama işgal edildi ve yıllarca CIA’dan destek alan uyuşturucu kaçakçısı diktatör General Noriega yakalanarak ABD’ye getirildi.

Serdar Türkmen
Mersin,
31 Ekim 2011

Alıntı: http://www.halksanat.org/2011/11/soguk-savas-yillarinda-kultur-sanat-ve.html

Yorum yapın

Daha fazla Edebiyat Haberleri, Makaleler
“Jar” adlı kitaba dair – Tahir Ürper

Issız bir kasabanın ortasında yaşayan insanların hikâyelerini anlatmak, yaratıcı yazar olmayı seven yazarların işi olması beklenir. Birde düşle beslenilmiş hikâyelerin...

Kapat